El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Kadilkudat Îzzeddin Abdülaziz B. Hatim Eş-Şafiî'nin Vefatı

Şaban ayının biri ile onu arasında Mısır diyarından bir mektup geldi. Bu mektupta Kadilkudat Bedreddin Muhammed b. Cemâa'nın Mek-ke-i Mükerreme'de vefat ettiği anlatılıyordu. Mezkur zat, cemaziyelâhir ayının onunda vefat …

Şaban ayının biri ile onu arasında Mısır diyarından bir mektup geldi. Bu mektupta Kadilkudat Bedreddin Muhammed b. Cemâa'nın Mek-ke-i Mükerreme'de vefat ettiği anlatılıyordu. Mezkur zat, cemaziyelâhir ayının onunda vefat etmiş, onbirinde de Bab-ı Muâlla Mezarlığı'na defnedilmişdi. Sahip Şeyh Muhiddin er-Rahabî'nin bana anlattığına göre merhum Kadilkudat İzzeddin Abdüiaziz, şu sözü çok tekrarlarmış: "Keşke ben azledildikten sonra Mekke'de veya Medine'de ölsem." Cenâb-ı Allah onun bu isteğini böylece yerine getirmişti. Kendisi geçen sene istifa edip Mekke-i Mükerreme'ye hicret etmiş, sonra Rasûlullah (s.a.v.)'i ziyaret etmek için Medine-i Münevvere'ye gitmişti. Kadilkudat İzzeddin Abdülaziz, hicretin 694. senesinde doğmuş ve bu sene yetmişüç yaşında Mekke-i Mükerreme'de Kur'ân okurken vefat etmişti. Dünyada çok yüksek makamlara yükselmiş ve şeref sahibi olmuştu. Bir çok mansıplara atanmış, büyük medreselerde müderrislik görevi ifa etmiş, sonra da istifa ederek kendinidDadete vermiş, Haremeyn-i Şerifeyn'de mücavir olarak yaşamıştı. Allah, kendisine rahmet etsin. Onun için benim bazı mersiyelerde söylediğim şu sözü söylemek uygun düşer:

"Sanki ölümün, sana önceden bildirilmişti.

Sen de onun için en hayırlı azığı hazırlamıştın."

Şevval ayının dokuzunda salı günü Mihail lakaplı Patrik Beşşâre yanıma geldi. Şam'daki baş piskoposlann kendisini Antakya Patriğinin yerine Dımaşk'a patrik yapmak istediklerini, bu hususta kendisine bey'atlerini sunduklannı bildirdi. Ben de bunun kendi dinlerine göre bid'at bir şey olduğunu, patriklerin biri İskenderiye'de, biri Kudüs'te, biri Antakya'da, biri de Rûmiye'de olmak üzere dört tane olduğunu, Rûmiye Patrikliğinin Kostantiniyye'ye nakledildiğini, ama o zamanlar bunu bir çok Hristiyanm porotesto ettiğini, bu zamanda kendilerinin yapacakları bu icadın daha büyük bir bid'at olacağını kendisine ifade ettim. Ancak o bunun gerçekten Antakya Patrikliğine mukabil olacağım, Şam-ı Şerifte ikametine izin verildiğini söyleyerek kendini savundu. Çünkü saltanat naibi ona, kendigi ve dindaşları adına Kıbrıs sahibine bir mektup yazmasını, bu mektubunda, Kıbrıs sahibinin İskenderiye şehrine tecavüzü sebebiyle başlarına büyük musibetlerin, cinayetlerin, rüsvayhkların ve felaketlerin çöktüğünü anlatmasını emretmişti. Kıbrıs sahibine ve İstanbul melikine yazmış olduğu mektupları bana gösterdi ve okudu. Allah ona da mektupların kendilerine yazıldığı kimselere de lanet etsin! Dinleri, Meliki, Yakubî ve Nasturî Hrisuyanlarının inançları üzerine onunla biraz konuştum. Franklar ve Kiptiler de Yakubîlere bağlı idiler. Onun bu konulardan biraz anladığını gördüm. Ama neticede o, Allah'ın lanetlediği en büyük kafirlerden biriydi.

Bu ayda Irak'ın ve Horasan'ın meliki Sultan Üveys b. Şeyh Hasan, Bağdat şehrini kendisine isyan eden naibi Tavaşî Mercan'dan geri aldı. Üzerine büyük bir askerî birlik ile hücuma geçince Mercan kaçtı. Üveys de debdebeli ve alayişli bir şekilde Bağdat'a girdi. O gün görülmeye değer muazzam bir gündü.

Şaban ayının yirmiyedisinde cumartesi günü Emir Seyfeddin Bay-demir, 1.000 askerin emiri ve Yelboğa'nm elinde bulunan Dımaşk di-vanlarinın ve diğer görevlerin başkanı, amiral ve tersane amiri gibi görevleri uhdesine almış olarak Mısır diyanndan Dımaşk'a geldi. Hemen demircilerin ve marangozlann toplatılarak ağaç kesmek üzere Beyrut'a gönderilmelerini emretti. Bu sanatkarlar ramazanın ikisinde çarşamba günü Beyrut'a gitmek üzere yola çıktılar. Kendisi de peşlerinden gitti. Beyrut'ta onlarla buluşmak niyetindeydi. Sonra bunlann ardı sıra başka marangoz, demirci, hamal ve diğer zenaatkârlar da Beyrut'a gönderildiler. Merkebe binen her kimi buldularsa onu merkebinden indirip Bika tarafına şevkettiler. Zenaatkârlan ve diğer işçileri başka işlerde çalıştırdılar. Bu yüzden büyük bir musibet meydana geldi. Bu insanla-nn aileleri ve çocuklan ağlaşmaya başladılar. Kendilerine peşin ücret de ödenmedi. Oysa âdet gereği ailelerine ve çocuklanna harçlık olarak bırakabilmeleri için kendilerine bir miktar ücretin peşin olarak ödenmesi gerekiyordu.

Ramazanın dördünde cuma günü sultanın fermanı ve Sıfd naibi, aynı zamanda Yelboğa'nın kardeşi İstedmür'ün kararnamesi gereği Ta-kiyyüddin b. Kadilkudat Şerefüddin el-Küfrî'nin yerine Yelboğa Ca-mii'nde Burhaneddin el-Makdisî el-Hanefî hutbe irâd etti. Bu husus Ta-kiyyüddin'in kendisine, dedesine ve bağlılarına çok zor geldi. Hutbeyi çok sayıda insan dinledi.

Ramazanın yirmidördünde perşembe günü Kadilkudat Şerefüddin b. Kadil Cebel'in, Kadilkudat Cemaleddin el-Merdavî'nin azledilmesi üzerine Hanbelî kadılığına atandığına dair ferman okundu. Kadilkudat Cemaleddin el-Merdavî ile birlikte Malikî kadilkudatı da, önceleri cereyan etmiş ve kendilerine nisbet edilen bazı suçlar nedeniyle görevlerinden azledilmişlerdi. Kadilkudat Şerefüddin'in atanma fermanı okunurken yanında Şafiî ve Hanefî kadıları da hazır bulundular. Malikî kadısı ise o sırada itikafa girdiği için onîann yanma gelemedi. Zaten o da Hama kadısının görüşüne dayanılarak görevden azledilmişti. Salihiye mahallesinde ve diğer yerlerde bir çok serler ve kanşıklıklar meydana geldi.

Ramazan ayının otuzunda çarşamba günü sabahleyin Kadilkudat Siriyyüddin İsmail el-Malikî'ye hil'at giydirildi. Bu zat Hama'dan Dımaşk'a gelerek Kadilkudat Cemaleddin el-Meslatî'nin azledilmesi üzerine Malikî kadılığına atanmıştı. Atanma fermanı Emevî Camii'nin Malikîler mahfelinde okundu, yanında kadılar ve ayan tabakasına mensup kimseler de hazır bulundular.

Şevval ayının yedisinde çarşamba günü sabahleyin Emir Hıyar b. Mühennâ, kendisiyle askerler arasında uzun süren savaşlardan sonra artık emir dinleyip itaat etmek üzere Dımaşk'a geldi. Bütün bunlar saray basamaklarına ayak basmak içindi. Yalnız tutuklanıp hapse atılmaktan ve öldürülmekten korkuyordu. Bütün bu olanlardan sonra şevvalin yedisinde Emirü'l-Kebir Yelboğa ile banşmak üzere Mısır diyan-na gitmekteyken Dımaşk'a da uğradı. Kendisini hacibler, mihmandar-, lar ve halk karşıladı. İnsanlar onu görmek için âdeta birbirleriyle yanşıyorlardı. Hama naibi Ömer Şah ile birlikte Ablak Sarayına geldi. İkinci gün Mısır diyanna birlikte gittiler. Beytü'1-mal vekili Kadı Veliyyüddin Abdullah, Mısır diyanmn Şafiî kadilkudatı olan babası Bahaeddin b. Ebü'lBekâ'nm bir mektubunu bana okudu. Bu mektupta anlatıldığına göre Emirü'l-Kebir, İbn Tolon Camii'nde Hanefîier için yedi müderrisin görev yaptığı bir medreseyi onarıp yenilemişti. Bu medreselerde okuyan fakihlerden her birine aylık, kırk dirhem para ile bir ölçek buğday tahsis etmişti. Hanefîlerden başka bir cemaat da bu dersleri dinlemek amacıyla Hanefî Mezhebine geçmişlerdi.