Bu senenin rebiyülahir ayının ondokuzunda cumartesi günü postacılardan bir grup Dımaşk'a geldiler. Bunlar, Sultan Melik Mansur Laçin ile naibi Seyfeddin Mengütemir'in öldürüldüğünü haber verdiler. Bunlar ayın onbirinde cuma gecesi Gürcü Emir Seyfeddin el-Eşrefî ve yandaşı olan ümera tarafından Öldürülmüşlerdi. Öldürüldüğü esnada Kadı Hüsameddin el-Hanefî onun yanında idi ve onunla sohbet halinde olup satranç oynamaktaydı. Bu halde iken farkında olmaksızın aniden sui-kastçiler içeri girip süratle cuma gecesi sultanı öldürmüşler, ertesi gün yani cuma sabahında da naibini eli kolu bağlı vaziyette öldürerek çöplüğe atmışlardı. Bundan sonra emirler üstadlarının oğlu Melik Nasır Muhammed b. Kalavun'u tahta geçirme hususunda ittifak etmişler, Mısır'a gelmesi için haber göndermişlerdi. O zaman kendisi Kerek'te bulunuyordu. Kahire'ye gelmesini istemişlerdi. Gelmesinden önce Mısır'da minberler üzerinde adına hutbe okutulmuştu. Şam naibi Kıpçak'a mektup geldi. Onun, Laçin'in korkusundan kaçıp gittiğini gördüler. Postacılar peşine düştüler. Ancak onu yakalayamadılar. Mardin'in kazası Ra'sülayn'deki Moğolların yanına gitmişti. İş büyüdü. Durum zorlaştı. La havle vela kuvvete illa billah (Güç ve kuvvet ancak Allah'ındır.)
Kaçanları, geri getirtme işini Emir Seyfeddin Balaban, şehrin ida-esini de kale naibi Alemüddin Ercüvaş ile Emir Seyfeddin Cahan üst-1 erimişlerdi. Bunlar, devletteki yetkili kişileri göz altına aldılar. Göz altına almanlar arasında şehrin muhtesibi Cemaleddin Yusuf er-Rumî ile hastahane nazırı da vardı. Bir süre sonra bunlar serbest bırakılarak görevlerine iade edildiler. Seyfeddin Câan ile Berr Valisi1 Hüsameddin Laçin de yakalandılar. Kaleye götürüldüler. Mısır'da Emir Seyfeddin Tuğcu öldürüldü. Bu, Nâsır'm yerine dört gün süreyle naiblik yapmıştı. Laçin'i öldüren Gürcü de bununla birlikte Öldürülmüş ve cesetleri çöplüğe atılmıştı. Yakışıklı bir insan olan Tuğcu'nun cesedine halk bakıp ibret alıyordu. Nazlı bir hayattan, mal ve mülk sahibi olduktan sonra onları mezarlar örtmüştü. Sultan Laçin mezara defnedildi. Ayak tarafına naibi Mengütemir defnedildi. Diğer emirler de mezarlarına defnedildiler.
Bu senenin cemaziyelevvel ayının dördünde cumartesi günü Melik
Nâsır'm Mısır'a girdiğine dair müjde geldi. O gün görülmeğe değer muazzam bir gündü. Bunun üzerine sevinç davulları çalındı: Kadılar ve devlet büyükleri kaleye gittiler. Alemüddin Ercüvaş'm huzurunda Melik Nâsır'a bey'at ettiler. Dımaşk'ta ve diğer beldelerde büyük alimlerin, kadıların ve emirlerin huzurunda onun adına hutbe okutuldu. Kendisinin de merasim alayıyla Kahire'yi dolaştığına dair haber geldi. Üzerinde halife hil'atı bulunduğu halde askerler de önü sıra yürüyerek Kahire'yi dolaşmış, bu sebeple sevinç ve müjde davulları çalınmıştı. Fermanı geldi. Ferman, saray kapısında okundu. Fermanında halka yumuşak davranılması, onlara merhamet edilmesi, iyilik ve ihsanda bulunulması emrediliyordu. Halk bu fermanı sebebiyle ona dua etti. Emir Cemaleddin Akkuş el-Efrem, naib olarak Dımaşk'a geldi.
Şehre girişi cemaziyelevvel ayının yirmiikisinde çarşamba günü ikindiden önce idi. Adet gereği Darüssaâde Sarayına indi. İnsanlar onun gelişine sevindiler. Onun için mum yaktılar. Aynı şekilde cuma günü de namaza gelip namazını maksurede (mahfelde) kıldığı esnada da mum yakıldı. Birkaç gün sonra Câan ile Berr Valisi Laçin serbest bırakılarak görevlerine iade edildiler. Saray üstadı Emir Hüsameddin Mısır askerlerinin ata-beylıği görevinde, Emir Seyfeddin Salar da Mısır naibliğinde kaldı, ürrur A'ser, ramazan ayında hapisten çıkarılarak Mısır vezirliğine atandı. Kara Sungur el-Mansurî de hapisten çıkarılarak Sabibe naibligme atandı. Sonra Hama meliki Sahip Muzaffer vefat edince Kara Sungur, Hama melikliğine atandı.
vıpçak'm, Dımaşk'tan çıkmasından sonra Laçin'in iktidarının son amanlarında Şeyh Takiyyüddin b. Teymiye bir mihnete uğradı. Fakih-
Grr Valısi: Dımaşk'm dış taraflarım idare eden vali.
lerden bir topluluk ona karşı harekete geçerek onu Kadı Celaleddin el-Hanefî'nin meclisine davet ettiler. O, bu meclise gitmedi. Kamalıların Akidetu 1-Hameviye adı verilen -e kendisinden istedikleri akide kitabının aleyhinde şehirde duyuru yapıldı. Ancak Emir Seyfeddin Caan ondan taraf olunca, aleyhinde bulunanları aratmaya başladı. Çoğu gizlendi. Onun akide kitabının aleyhinde bulunanlardan bir kısmı dövüldü diğerleri de sustular. Cuma günü olunca Şeyh Takiyyüddin normal olarak camide vaaz vermeye başladı ve "Şüphesiz sen büyük bir ahlâk üzeresin.." (ei-Kalem, 4} mealindeki âyet-i kerimeyi tefsir etti. Sonra cumartesi günü Kadı İmamüddin'le bir araya geldi. Faziletli kimselerden oluşan bir cemaat de orada hazır bulundu. Akidetü'l-Hameviye adlı kitabı incelemeye başladılar. Bazı noktalarını tartıştılar. İbn Teymiye de geniş açıklamalar yaparak onları susturucu cevaplar verdi. Sonra Dı-maşk'tan ayrılıp gitti. İşler yoluna girdi. Durumlar sakinleşti. Kadı İmamüddin'in itikadı güzel, niyeti halisti.
Bu senede Alemüddin Sencer ed-Düveyderî, Babül-Ferec dahilindeki revakmı medrese v© DarülHadis olarak vakfetti. Buranın hocalığına da Şeyh Alaaddin b. Attar'ı tayin etti. O esnada kadılar ve ayandan olan kimseler d© yanında hazır bulundular. Onlara bir ziyafet verdi ve Kara Sungur'u da hapisten çıkardı. Şevval ayının onbirinde cumartesi günü Emevi Camii'nin nazırı Nasirüddin b. Abdüsselam'ın tamir ettirdiği Meşhed-i Osmanî'nin açılışı yapıldı. Oraya şimalindeki Maksure-tü'l Hadem kısmı da eklendi. Oraya maaşlı bir imam atandı ve buraya Meşhed-i Ali b. Hüseyin Zeynelabidin adı verildi. Zilhicce ayının ilk on gününde Kadı Hüsameddin er-Razî, Şam kadılığına döndü. Mısır kadılığından azledildi. Oğlu da Şam kadılığından azledilmişti. Zilkade ayında Tatarların, Şam'a hücumları yüzünden bir çok tedirginlik meydana gelmiş, işler bozulmuştu. Yardımına başvurulacak olan zât, yüce Allah'tır.

