El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Melik Mansur Laçin E S-Silahtarı'nin Sultanlığı

Laçin es-Silahtarî hazineyi yanma alıp askerlerle birlikte Mısır'a gitti. Büyük bir debdebe ve alayişle Mısır'a girdi. Ümerânın büyükleü-mn çoğunluğu kendisiyle ittifak etmişler, ona be/atlerini sunmuşlar ve onu …

Laçin es-Silahtarî hazineyi yanma alıp askerlerle birlikte Mısır'a gitti. Büyük bir debdebe ve alayişle Mısır'a girdi. Ümerânın büyükleü-mn çoğunluğu kendisiyle ittifak etmişler, ona be/atlerini sunmuşlar ve onu başlarına hükümdar etmişlerdi. Laçin, safer ayının onunda cuma günü memleket tahtına oturdu. Mısır'da müjde davulları çalındı. Şehir riH* Minberlerde onun adına hutbe okundu. Kudüs ve Halil kentle-tak u Aadma ^tbeler okundu ve kendisine Melikü'l-Mansur lakabı ged h 1 ŞekiIde Kerek> Nablus ve Sifd şehirlerinde de onun Tahta Ç1Ş1 sebebıyle müjde ve sevinç davulları çalındı. Dımaşk ümerasından bir grup da yanına geldiler. Rahbe şehrinden bir süvari birliği Emir Sey-feddin Geçkin komutasında Mısır'a geldi. Ancak şehre girmediler. Mey-dan-ı Hısm'da ordugah kurdular. Sultan Kutboğa'ya muhalefetlerini açığa vurdular.

Mısır sahibi Mansur Laçin'in itaatinde olduklarını bildirdiler. Bundan sonra ümerâ grup grup, bölük bölük, taife taife Sultan Laçin'in yanma gitti. Sultan Kutboğa'nm durumu cidden zayıfladı. O da durumunun kötüleştiğini ve sarsıldığım görünce ümeraya «Laçin benim hoşdaşımdır ben ve o, aynı şeyiz. Onun emrini dinler ve ona itaat ederim. Kalesinin neresinde oturmamı istiyorsa orada otururum» dedi. Nihayet ümera, Sultan Laçin'e mektup yazdılar. Onun cevabını beklediler. Sonunda Sultan Kutboğa'nm kalede muhafaza altında tutulmasına dair emri posta vasıtasıyla gitti. İnsanlar hercümerc içine girdiler. Çeşitli sözler söylendi, Kale kapıları kilitlendi. Şehrin, Nasr ve Huha kapıları dışındaki bütün kapıları kilitlendi. Halk kale etrafında izdiham meydana getirmiş, hatta bir kısmı hendeğe düşerek ölmüştü.

Cumartesi akşamı insanlar Melik Mansur Laçin'in adının sultan olarak ilan edildiğini duydular. İkindiden sonra bu yüzden sevinç davulları çalındı. Pazar gecesi seher vakti Dımaşk Camii'nde müezzinler onun için dua ettiler ve şu ayet-i kerimeyi okudular:

«Ey Muhammed, de ki: "Mülkün sahibi olan Allah'ım! Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden çekip alırsın; dilediğini aziz kılar, dilediğini

alçaltirsm."» (Âli İmrân, 26).

Pazar günü kadılar ve emirler toplandılar. Aralarında Gurlu el-Âdilî de vardı. Toplantı yeri Dârüssaade Sarayı idi. Mansur Laçin'in sultanlığına be/atlerini yeminle sunmaya devam ettiler ve bu husus şehirde ilan edildi. Halkın dükkanlarını açmaları emredildi. Sahip Şihabud-din ve kardeşi Muhtesip Zeyneddin gizlendiler. Vali İbn Neşşabî, şehrin muhtesipliği görevini üstlendi. Sonra Muhtesip Zeyneddin ortaya çıktı ve normal olarak görevine başladı. Aynı şekilde kardeşi Şihabuddin de ortaya çıktı. Beldenin naibi Gurlu ile Emir Caan, Mısır'a giderek Sultan Laçin'e, emri üzerine Dımaşk'ta kendisine bey'at edildiğini bildirdiler. Sultan'dan Dımaşk'a bir mektup, safer ayının onunda cuma günü geldi. Mektupta sultanın memleket tahtına oturduğu ve aynı ayın onaltısmda hükümdarlık debdebesiyle Kahire'de dolaştığı, dolaşırken üzerinde halifenin verdiği hil'atin bulunduğu, ümerânın da Önünde yürümekte oldukları bildirildi.

Ayrıca Emir Seyfeddin Sungur el-Mansu-rî'nin de Mısır naibliğine tayin edildiği bildirildi. Dımaşk'ta rebiyülevvel ayının ilk gününde Sultan Laçin için hutbe okundu. Kadılar, Şemseddin el-A'ser ile Geçkin mahfelde hazır bulundular. Ayrıca Dımaşk ümerasından bir grup da oraya geldiler. Kadı İmamüddin el-Kazvinî ile Hüsameddin el-Hanefî ve Cemaleddin el-Malikî Mısır diyarına çağırıldılar. Sultan sarayının üstadı Emir Hüsameddin ile Seyfeddin Caan, sultan tarafından görevlendirilerek gelip ümeraya ikinci kez bey'at yemini verdiler. Beraberlerinde Kadı Bedreddin b. Cemaa ile Geçkin de bulunduğu halde kalede bulunan eski Sultan Adil Kutboğa'nm yanına girdiler. Aralarında uzunca Türkçe bir konuşma cereyan ettikten sonra onu pekiştirilmiş yeminle Sultan Laçin'e bey'at ettirdiler. Bey'atı esnasında onun herhangi bir beldede ikamete razı olduğuna dair Türkçe beyamnı aldılar.

Bundan sonra Kutboğa'nm Serhat kalesine gitmesi kesinlik kazandı. Takiyyüd-din Tevbe'nin vezirliğe atandığına dair ferman geldi. Şihabuddin el-Hanefî görevden azledildi. Muhtesipliğe Şemseddin el-Eykî'nin sahibi Eminüddin Yusuf el-Ermenî er-Rumî atandı. Bu görevde önceleri Zeyneddin el-Hanefî bulunuyordu. O, azledilmişti.

Emir Seyfeddin Kıpçak el-Mansurî rebiyülevvel ayının onaltısmda cumartesi sabahı Şam naibi olarak Dımaşk'a geldi. Bu görevde daha önce Gurlu el-Âdilî bulunuyordu. Darüssaade'ye gidip yerleşti. Askerlerin tamamı onu karşılamaya çıkmışlardı. Cuma günü Maksure'ye (vali mahfeline) gidip orada namazını kıldı. Cumadan sonra Sultan Laçin'in imzasıyla gönderilen ferman okundu. Bu fermanda sahiplerinin rızası alınmadan vakıf mallarının ve şahsi emlâkin devlet tarafından tazminat Ödenmeksizin de alınabileceği bildiriliyordu. Bu fermanı Kadı Muh-yiddin b. Fadlullah okudu ki, o inşa divanının başkanıydı. Ayrıca şehirde duyuru yaptırılarak haksızlığa uğrayan kimselerin salı günü adalet sarayına uğramaları bildirildi. Ümeraya, önde gelen zevata, mansıp sahibi kadı ve katiplere hil'at giydirildi. Bedreddin b. Cemaa'ya ise biri kadılık biri de hatiplik için olmak üzere iki hil'at giydirildi.

Cemaziyelahir ayında posta geldi. İmamüddin Kazvinî'nin Şam kadılığına atandığı ve bu görevde bulunan Bedreddin b. Cemaa'nm kadılıktan azledilerek sadece hatiplik görevinde bırakıldığı; ayrıca İma-müddin'in elinde bulunan Kaymeriye Medresesi'nin müderrisliğinin ona verildiği bildiriliyordu. Sultanın gönderdiği özel mektupta ise Bedreddin b. Cemaa'ya saygı ve ikramla hitap ediliyordu. O da receb ayının ikisinde perşembe günü Kaymıriye Medresesi'nde ders vermeye başladı. İmamüddin ise receb ayının sekizinde çarşamba günü öğle namazından sonra Dımaşk'a geldi. Adliyede oturdu. Halk arasında hüküm verdi.

şairler onu kasidelerle övdüler. Onu övenlerin kasidelerinden biri şuydu:

«Sıkıntıdan sonra kolaylık getiren günler geldi. Şam sınırları müjde pırıltılarıyla aydınlandı.»

İmamüddin gelirken üzerinde sultanın hil'ati vardı. Yanında Kadı leddin ez-Zevavî de bulunuyordu. Malikîlerin kadilkudatı olan 1 ı!?v? ez-Zevavî'nin de üzerinde hil'at vardı. İmamüddin'in yolcuakı halinin çok iyi olduğu, ahlakının güzel, terbiyeli, nezaketli, hoş r lnsan olduğunu bildirdi.

İmamüddin ez-Zevavî, receb ayının ortasında çarşamba sabahı Âdiliye'de ders verdi. Dersten sonra kardeşi Celaleddin'in hakim naibli-ğine atandığını bildirdi. Hil'ati üzerinde olarak küçük divanda oturdu. İnsanlar onu tebrike geldiler, atanma fermanı cuma günü namazdan sonra saltanat naibi ile diğer kadıların huzurunda Emevî Camii'nin Kemali penceresinin yanında okundu. Okuyan kişi de Şerefüddin el-Fezarî idi.

Bu senenin şaban ayında Şemseddin el-A'ser'm Mısır'da divan nazırlığına ve vezirliğe atandığına, bu iki göreve başladığına; Dımaşk divanlarının nazırlığına ise Zeyneddin b. Saserî'nin yerine Fahreddin b. Şeyrecî'nin atanıp göreve başladığına, bundan bir ay, ya da daha kısa bir süre sonra Fahreddin'in de azledilip yerine Eminüddin b. Hilal'in atandığına; Şâmiyetü'l-Berraniye müderrisliğinin, Kemaleddin b. Şerişî'nin Kahire'de kaybolması sebebiyle Nasıriye Medresesi müderrisliğiyle birlikte yine Şeyh Zeyneddin el-Fankî'ye verildiğine dair haber geldi.

Bu senenin zilkade ayının ondördünde, Sultan Laçin, Mısır diyarının naibi Emir Şemseddin Kara Sungur el-Mansurî ile bir grup ümerayı tutuklayarak Mısır ve Şam'daki mallarına mülklerine el koydu. Mısır naibliğine Emir Seyfeddin Mengütemir el-Hüsamî'yi atadı. Tutukladığı emirler, Kutboğa'ya karşı Sultan Laçin'e, önceleri yardım etmiş kimselerdi.

Şeyh Kemaleddin eş-Şerişî Dımaşk'a geldi. Gelirken beraberinde Şâmiyetü'l-Berraniye Medresesi yerine Nasıriye Medresesi'ne atandığına dair fermanı da getirmişti.

Mısır veziri ve divanlarının nazırı Emir Şemseddin Sungur el-A'ser, zilhicce ayının yirmiüçünde cumartesi günü tutuklandı. Mısır ve Şam'daki malına, mülküne el konuldu.

Zilhicce ayında Mısır'da bir duyuru yapılarak zimmilerin ata ve katıra binmemeleri gerektiği; bunlardan birinin sözü edilen bineklerden birine bindiğinin görülmesi halinde, bineklerinin ellerinden alınacağı bildirildi.

Bu senede Sultan Melik Müeyyed Hezberüddin Davud b. Melik Muzaffer, Yemen'i ele geçirdi.

Hicretin Altıyüzdoksanaltıncı Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler