El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Melîkü'l-Ümera Baydemirin Dımaşk'tan Çıkıp Gazze Yoluna Koyulması

Saltanat naibi ile Trablus naibi, ramazanın onikisind© Emevî Ca» mii'nd© hutb© dinlsyip cuma namazı kıldılar. Sonra saltanat naibi, Dârüssaâde Sarayına gitti. İkindiden sonra devriyeleri ile birlikte saraydan çıktı, …

Saltanat naibi ile Trablus naibi, ramazanın onikisind© Emevî Ca» mii'nd© hutb© dinlsyip cuma namazı kıldılar. Sonra saltanat naibi, Dârüssaâde Sarayına gitti. İkindiden sonra devriyeleri ile birlikte saraydan çıktı, onlara resmi geçit yaptırdıktan sonra tekrar Dârüssaâde Sarayına döndü ve geceyi orada geçirdi sabah namazını kılınca askerlerinin peşi sıra Trablus naibiyle birlikte yola koyuldu. Geride kalan bütün askerler, emirler, devriyeler ve muhafızlar da tümüyle yola çıktılar. Allah onları korusun. Aynı şekilde kadılar, sır kâtibi, Beytü'1-mal vekili ve diğer meclis katipleri de sefere çıktılar. Cumartesi sabahı olunca insanlar Dımaşk'ta hiç bir asker göremediler. Sadece geçici naib Emir Seyfeddin b. Hamza et-Türkmanî ile onun yakını olan Berr Valisi (yani Dımaşk'ın dış kısmıyla ilgilenen yönetici), şehir mütevellisi, Emir Bed-reddin Sadaka b. Evhad, şehrin muhtesibi, kadıların naibleri, kale naibi görevlerinin başında duruyorlardı. Mancınıklar da eski halleriyle yerlerinde durmaktaydı.

Pazar sabahı olunca kadılar erkenden Dımaşk'a gittiler. Melikü'l-Ümera ve Tornan Timur ise birlikte daha sonra Dımaşk'a döndüler. Hepsi de üniformalı ve silahlıydı. Her biri diğerinin kendisini tutuklamasından korkuyordu. Saltanat naibi, Dârüssaâde Sarayına, Tornan Timur ise Ablak Sarayına gitti. İkindiden sonra Mencük ile Dımaşk'ın eski saltanat naibi İstedmür, zincire vurulmuş olarak Dımaşk'a getirildi. Bunları, Baydemir tarafından Mencük'ün üzerine gönderilen askerler bozguna uğratıp mağlup etmişlerdi. Bu işleri hacibül-hüccap Mihmandar Emir Seyfeddin Timur organize etmiş, Baydemir de, Mısırlılara destek vermek için Mencük'ün üzerine hücum etmişti. Emir Seyfeddin Timur, Mencük'e, "Hepimiz Mısır Sultanının hizmetindeyiz. Bayde-mire destek vermek için sana itaat etmeyiz" demiş, karşılıklı atışmışlar, sonra da savaşmaya başlamışlardı.

Mencük hezimete uğramış, Timur ile Mencük ve beraberlerindeki İbn Sübh ile Taydemir gibi komutanlar Dımaşk'a gelmişlerdi. Ayın onbeşinde pazartesi sabahı Tornan Timur ile Tayberof ve Dımaşk'taki diğer emirlerin izi ve eseri kalmamaştı. Hepsi Mısır Sultanına itaatlerini arzetmek üzere Mısır'a gitmişlerdi. Dımaşk emirlerinden sadece eski ümeradan İbn Kara Sungur, Baydemir, Mencük ve İstedmür kalmıştı. Kale herhangi bir saldırı için hazır olup mancınıklar da eskiden olduğu gibi kurulu vaziyette duruyordu. İnsanlar Baydemir'in kaleye girmesinden ötürü çok korkmuşlardı. Mısır askerlerinin gelişi esnasında Dımaşk'ta ve kalede, kuşatma esnasında yorgunluk ve sıkıntı meydana gelmiş, insanlar meşakkate maruz kalmışlardı. Allah bu işin sonunu hayreylesin. Ramazanın onaltısmda pazartesi günü kalede sevinç davulları çalındı.

Yelboğa Hasekî'nin sultan tarafından Şam'a sürgün edildiği halka duyuruldu. Salı günü yatsıdan sonra sevinç davulları yine çalındı. Bütün bunlar olurken Mencük, Baydemir ve İstedmür adındaki üç komutan silahlanıp şehir dışına çıkıp geri geldiler. İnsanlar, bu anlatılanları doğrulayanlar ve yalanlayanlar olmak üzere iki kısma ayrılmışlardı. Ama gerçek olan kuşatma hazırlıklarının yapılmasıydı. înnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz). Sonra bu sevinç davullarının çalmışının hiç bir gerçek temele dayanmadığı anlaşıldı. Kaleyi muhafaza etmek için gerekli tedbirler alındı. Taşlar, davarlar ve eşyalar oraya taşındı. Bu arada sultanın, Yelboğa ve Mısır askerleriyle birlikte Gazze taraflarına geldiği haberi Dımaşk'a ulaştı. İşte o esnada sahip, sır kâtibi, Şafiî kadısı, ordu nazırı, ordu nakipleri, şehir mütevellisi, Dımaşk'a naib olarak atanma fermanı gelmiş olan emiri karşılamak üzere Hama taraflarına gitmek üzere yola çıktılar.

Şehirde sadece muhtesip ve kadılar kalmıştı. Başka bir yönetici ve hakim yoktu. İnsanlar tıpkı çobansız bir sürüye dönmüşlerdi. Bununla beraber işler yolunda yürümekteydi. Kimsenin kimseye saldırdığı yoktu. Bu arada Baydemir, Mencük ve İstedmür, kaleyi tahkim etme, teçhizat ve azık hazırlama işiyle meşgul idiler. Allah, emrini mutlaka yerine getirecektir. Nerede olursanız olun, sütreleri sağlam, burçları mükemmel ve müstahkem kalelerde olsanız bile ölüm sizi yakalar!

Ramazanın ondokuzun4a cuma günü Emir Baydemir, Meşhed-i Osman'ın Kemali penceresinin önünde cuma namazım kıldı. Mencük de onun yanında ve kadıların yerinde namazını edâ etti. Orada haciblerden ve nakiplerden hiç kimse yoktu. Sadece bir kaç asker bırakılmıştı. Hepsi de sultam karşılamaya gitmişlerdi. Diğer görevliler ise yeni Şam naibi Emir Ali'yi karşılamak üzere Hama taraflarına gitmişlerdi. Namazı kıldıktan sonra Mencük, kaleye döndü. İstedmür, namaza gelmemişti. Çünkü kendisinin o esnada ayağının sakatlandığı söyleniyordu. Yahut da namazını kalede kılmıştı.

Ramazanın yirmisinde cumartesi günü aynı zamanda Seyyid olan ve sultan tarafından gönderilen bir elçi, Dımaşk naibinin yanına gelerek ona sultana muti mi, yoksa muhalif mi olduğunu sordu. Dımaşk naibi de güvendiği bir adamı; kaleyi istilâ etmek, orada hutbe irâd etmek, savaş aletlerini ve gıda maddelerini biriktirip stok etmek üzere kaleye gönderdi. Kalede mancınıklar ve sütreler yok edilmişti. Sultanın elçisi, Dımaşk naibine sultanî paraların nasıl kullanıldığını da sordu. Meli-kü'1Ümera bütün sorulan cevaplandırdı, bu işlerle alâkası olmadığım söyledi. Kalede askerlerini, etrafı gözetlemek için bulundurduğunu ama kendisinin kaleye girmediğim ve kalenin kapılarının açık tutulduğu, kalenin mülkiyetinin sultana ait olduğunu, kendisinin sadece sultana karşı sorumlu olduğunu ifade etti. Cevabım yazıp postacı Ketkeldi ile Mısır'a gönderdi. Ketkeldi, Kutbeddin Deveddar'm kölesiydi. Onunla birlikte aynı günde on askerin emiri olan Sarimüddin'i de Mısır'a gönderdi.

Ramazan ayının yirmiikisinde pazartesi günü şehrin kapıları sabahtan, Öğleye kadar kilitli kaldı. O esnada sadece Babü'n-Nasır ile Ba-bü'1-Ferec açık tutulmaktaydı. İnsanlar şiddetli bir sıkıntı ve panik içindeydiler. İnnâ liîlâh ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.) Ama sultanın ve Asakir'i Mansure'nin Dımaşk'a gelmelerinin vakti yakın idi. Çarşamba sabahı, durum eskisi gibi, hatta daha kötü idi. Emir Seyfeddin Yelboğa el-Hasekî, Yelboğa kubbesinin yanına gitti. Askerlerinin bir ucu Seyf-i Dariya'da, diğer ucu ise Yelboğa kubbesinin yanındaydı. Büyük bir debdebe ve gösteriş içindeydi. Sultanın tahtırevanı o gün gecikti, gelmedi. Aynı gün Baydemir kaleye girdi ve orayı tahkim etti. Ramazanın yirmibeşinde perşembe günü Babü'n-Nasır ve Babü'l-Ferec dışındaki tüm şehir kapılan kilitli kalmakta devam etti.

İnsanlar sıkıntı içinde ve muhasara altında kalmışlardı. Mısırlılar Bunyas Nehrini, oraya akan bir ırmağı ve Dârüssaâde Sarayına kadar uzanan su kanallaraıı kesmişlerdi. Onlar Banyas Nehrine akan ırmağın doldurulması için diğer kanallan kesmek mecburiyetinde kalmışlardı. Dımaşk halkı bu durumdan tedirgin oldu. Evlerindeki ve medreselerdeki sarnıçlan suyla doldurdular. Bir kırba su bir dirheme, bir tulum su yanm dirheme satılır oldu. Sonra aynı gün ikindi vakti kanallara su verildi. Hamd ve minnet Allah'adır. İnsanlar biraz rahatlayıp ferahladılar. Cuma sabahı şehrin kapılan hala kilitliydi. Babü'nNasır ile Babü'l-Ferec güneş doğduğu halde henüz açılmamıştı. Yelboğa kendi yanındaki şu dört emiri; kale naibi Zeyneddin Zübaleyi, Melik Selahad-din b. Kâmili, Baydemir tarafından Rahbe naibliğine atanmış olan Şeyh Ali'yi ve başka bir emiri bu iş için Dımaşk'a gönderdi.

Bunlar Dımaşk'a gelip şehrin kapılarının kilitlerini kırıp içeri girdiler. Baydemir bu durumu görünce şehrin anahtarlarını kendilerine gönderdi.