El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Meliküssalîh İsmail'in Vefatı

Bu senenin rebiyülâhir ayının üçünde çarşamba günü Sultan Meli-kü's-Salih îmadüddin İsmail b. Nasır b. Mansur'un akşama doğru vefat haberi açıklandı. O, vefat etmeden önce ana baba bir kardeşi Melikü'i Kâmil Seyfeddin …

Bu senenin rebiyülâhir ayının üçünde çarşamba günü Sultan Meli-kü's-Salih îmadüddin İsmail b. Nasır b. Mansur'un akşama doğru vefat haberi açıklandı. O, vefat etmeden önce ana baba bir kardeşi Melikü'i Kâmil Seyfeddin Ebü'l Fütuh Şaban'ı veliahd tayin etmişti. Bu sebeple Seyfeddin Ebü'l Pütuh rebiyülâhir ayının dördünde perşembe günü memleket tahtına oturdu. O gün cidden görülmeğe değer muazzam bir gündü. Sonra bu haber rebiyülâhir ayının ikinci cuma gecesinde Dımaşk'a ulaştı. Posta yirmi günden beri Şam'a gelmemekteydi. Çünkü sultanın hastalığıyla meşgul olunmuştu. Emir Seyfeddin, Melik Kâmil'e be^at etmek için geldi. Bey'afc etti ve baş sağlığı, dileklerini sun-

du. Askerler onu karşılamaya çıkmışlardı. Cuma sabahı olunca naibten, önde gelen kumandanlardan, emirlerden, askerlerden Melik Kamil adına Dârüssaâde'de bey'at aldı. Sevinç davulları çalındı. Şehir süslendi. Hatipler o günde Melik Kâmil adına hutbe irad ettiler. Cenâb-ı Allah, Melikü'i Kâmil'i Müslümanlar için mübarek bir yüz kılsın.

Rebiyülâhir ayının yirmiikisinde pazartesi sabahı babası tarafından kendisine devredilen Şamiyetü'1-Berraniye Medresesi'nde Kadı Ce-maleddin Hüseyin b. Kadilkudat Takiyyüddin esSübkî eş-Şafiî ders verdi. Bu göreve atandığına dair sultan fermanı çıktı. Dersinde kadılar, ayan tabakasına mensup kimseler, emirlerden ve fakihlerden bir topluluk hazır bulundular. Ders verirken babasının ve Hanefî kadısının önünde oturdu. Derse şu ayet-i kerimeden bahsederek başladı.

"And olsun ki, Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. İkisi "Bizi mü'min kullarının çoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun" dediler." {en-Nemi, 15). Ve müteakip ayet-i kerimelerden de bahsetti.

Kelamcılardan Şerif Mecdüddin bu derste çok çirkin sözler sarfetti. Dinleyiciler kendisini kınadılar. Dersin bitiminden sonra kendisinden tevbe edilmesi istenildi. Tevbe ettikten sonra Müslümanlığına hükmedildi.

Hasta halde bulunan ve hastalığı sebebiyle defalarca cuma namazına gelemeyen Dımaşk naibi Emir Seyfeddin Tuğurdemir, Mısır diyarına çağırıldı. Bu arada posta, Haleb'e giderek Haleb naibi Emir Seyfeddin Yelboğayı Dımaşk naibliğine çağıracaktı. Hacı Oriktiye'nin Haleb naibliğine atandığını da bildirecekti.

Cemaziyelevvel ayının dördünde cuma günü Emir Seyfeddin Tu-ğurdemir'in yükleri şehir dışına çıkarıldı. Atları, develeri, köleleri, eşyaları, tabılhanesi, çocukları da büyük bir alâyiş ve debdebeyle şehir dışına çıktılar. Kendisinin tahtırevanı, kadınlarının ve kızlarının hülasa bütün aile efradının mahfeleri de acaip bir heybet ve debdebeybe yola koyuldu. Bütün bu hazırlıklar cereyan ederken kendisi Dârüssaâde konağında bulunuyordu. Cemaziyelevvel ayının beşinde cumartesi günü seher vakti olunca Emir Seyfeddin Tuğurdemir hasta olduğundan tah-tırevanıyla Kesve taraflarına doğru yola koyuldu. Aslında biraz iyileşmişti. Aynı gün güneş doğunca saray üstadı Emir Seyfeddin Yelboğa el-Bahnavî, Dımaşk'a gelip Darüssaade'de görevi devir aldı. İnsanlar buna sevindiler. Onu tebrik etmeye sevgi ve saygılarım sunmaya gittiler.

Cemaziyelevvel ayının onikisinde cumartesi günü bütün askerler, saltanat naibi Emir Seyfeddin Yelboğa'yı karşılamaya gittiler. O da büyük bir merasimle şehre girdi. Babüssırr yanında indi. Adet üzere eşiği öptükten sonra yaya olarak Dârüssaâde Sarayına gitti.

Cemaziyelevvel ayının ondördünde pazartesi günü akşam saltanat naibi Emir Seyfeddin Yelboğa, hapiste bulunan ve ellerinin ya da ayaklannın kesilmesi hükme bağlanmış olan onüç adamın ellerini ve ayaklarım kesti. Aslında sadece ellerinin kesilmesine hükmedilmiş iken bunların mükerreren suç işlediklerini duyduğu için ek olarak ayaklarım da kesti. Öldürülmeleri vacip olan üçünü de çivileyerek çarmıha gerdi. Fesatçıları, şerli kimseleri ve bozguncuları cezalandırıp köklerini kazıdığına, insanlar çok sevindiler.

Cemaziyelâhir ayının onu ile yirmisi arasında Mısır diyarına kavuştuktan bir kaç gün sonra Emir Seyfeddin Tuğtırdenıir'in vefat ettiği haberi yayıldı. Aslında o cemaziyelâhir ayının başında perşembe gecesi vefat etmişti. Oğlunun ve saray üstadının tutuklanmalarına, onlardan bol miktarda para talep edildiğine dair ferman çıktığı anlatılıyordu. Doğrusunu Allah bilir.

Cemaziyelâhir ayının onikisinde pazartesi günü Kadı Alaeddin b. İzz el-Hanefî, Dımaşk'm Salihiye mahallesindeki bahçesinde vefat etti ve oraya defnedildi. Bu zat, hakim naibliği yapmaktaydı. Zahiriye Med-resesi'nin müderrisliği, amcası Kadı İmadüddin İsmail'den alınıp kendisine verildikten ve hasta olduğu için orada sadece bir gün ders verdikten sonra Saîihiye mahallesine dönmüş, hastalığı devam etmiş, nihayet vefat etmişti. Allah kendisine rahmet etsin.

Şevval ayının onbirinde cumartesi günü Şamlıların hac kafilesi Hicaz yoluna koyuldu. Şehirden bir çok kimse çıkıp bunları uğurlamıştı. Cidden çok yağmur yağmıştı. Ramazan ayında yağmurların çok az olması sebebiyle korkuya kapılan insanlar, o gün de çok yağmur yağmış olmasına sevindiler. Aylardan da ocak ayı idi. İnsanlar bir taraftan yağmurun yağmasına sevindiler, ama Öte taraftan da hacılara yolda zarar vermesinden ötürü korktular. Sonra yağmur peşpeşe yağmaya devam etti. Hamd ve minnet Allah'adır. Ama hacılar çok çamurlardan, kaygan yollardan geçmek zorunda kaldılar. Çamura battılar. Kurtaran, yardım eden ve koruyan Allah'tır. Hacılar yola koyulduktan sonra Samin ile Zer' mıntıkası arasında şiddetli yağmurlara tutuldular. Günlerce yol gidemez oldular. Daha sonra Zer' mıntıkasına ulaşmaya kendilerini zorladılar.

Çok zahmetlerden ve sıkıntılardan sonra ancak oraya ulaşabildiler. Çoğu da geri döndü. Yağmurların şiddetinden ve sıkıntılardan çamurların engelleyici oluşundan ötürü büyük sıkıntılara maruz kaldıklarını anlattılar. Kimi de Busrâ taraflarına doğru ilerlemişti. Böylece onlar kolaylığa kavuşmuşlardı. Yardımına baş vurulacak olan zat yüce Allah'tır. Anlatıldığına göre örtülü ve peçeli kadınların çoğu Zer' ile Samin mıntıkası arasında ve oradan sonraki yollarda yalın ayak yürümek mecburiyetinde kalmışlardı. Kafilenin hac emiri, Seyfeddin Melek As idi. Kadısı da Şihabüddin b. Şecereydi. Bu zat Baalbek şehrinin hakimiydi o zamanlarda. Yardımına baş vurulacak olan zat yüce Allah'tır. Bu konuda anlatılacak olanlar burada sona ermiştir.