Mencük, cemaziyelâhir ayının yirmidördünde perşembe sabahı Haleb tarafından Dımaşk'a girdi. Önünde emirler ve askerler üzere yürümekteydiler. Mumlar yakıldı. İnsanlar onu karşılamaya çıktılar, kimi de geceyi damlarının üzerinde geçirmişlerdi. O gün çok muazzam bir gündü.
Bu senenin receb ayının sonlarında saltanat naibi Rabveye gitti. Kadılar ve yöneticiler de orada hazır bulundular. Müftülerin de oraya gelmeleri emredildi. O gün ben Rabve'ye çağırılanlar arasmdaydım. Ben de oraya gittim. Saltanat naibi o gün Rabve'de yapılan evlerin yıkılmasını, bu amaçla hamamların kilitlenmesini emretti. Anlatıldığına göre bu binalar oranın imar durumunu bozacak şekilde yapılmışlardı. Bu hamamın pislikleri, insanların su içmekte oldukları nehre akıtılmaktaydı. Neticede oradaki meskenlerin yerinde bırakılmasına ama Nevre ve Nas ırmaklarına artıkları akıtılan tesislerinin yıkılmasına ama Barada Irmağı'na artıkları akıtılan kolaylık tesislerinin yerlerinde bırakılmasına ittifakla karar verildi. İnsanlar da Radve'ye gitmekten tamamıyla vazgeçtiler. Aym günde kadınların yenlerinin daraltılmasına, nakliye ve kira işinde kullanılan merkeplerin boyunlarındaki çanların çıkarılmasına karar verildi.
Bu senenin şaban ayının ilk günlerinde cuma günü ikindiden sonra saltanat naibi Rahbiye'deki Rumî surlarının üzerine gitmek ve kontrol etmek amacıyla saraydan dışarı çıktı. Pazar halkı bu durumdan korkarak dükkanlarım tamamıyla kapattılar. Bunu saltanat naibinin emrettiğini zannederek yapmışlardı. Ancak saltanat naibi öfkelenerek bununla kendisinin alakasının olmadığını bildirdi. Sonra Mezkur surun yıkılmasının ve taşlarının Babü'n-Nasır dışında adalet sarayının bitişiğinde yapılmakta olan sanat evine nakledilmesini, buranın yanında bir de han yapılmasını emretti. Emri gereğince taşlar oraya taşındı.
Bu konuda anlatacaklarımız burada sona ermektedir. Doğrusunu Allah bilir.

