Şam'da ve diğer beldelerde Şafiîlerin şeyhliğini yapmıştır. Ders vermek, fetva vermek ve münazara yapmak bakımından Şafiî Mezhebinin reisliği kendisine verilmişti. Anlatıldığına göre Ebu Dücane Simâk
b.
Hareşe'nin
soyundan
geldiği
için
nesebinden
bahsedilirken
Simâkî-nisbeti kullanılmaktadır. Doğrusunu Allah bilir. Hicretin 666. senesinde şevval ayının sekizinde pazartesi gecesi doğdu. Çok hadis dinledi. Şeyh Taceddin el-Fezarî'den ders aldı. Usûlde Kadı Bahaeddin b. Zekî'den, nahivde Bedreddin b. Melik'ten ve diğerlerinden istifade etti. İlimde yükseldi. Mezhebinden olan akranlarının fevkine çıktı. İlim tah-silindeki keskin ve parlak zekâsı ile yarışı kazandı. İbaresi alışıla gelmiş bütün ibarelerden daha cazibeli idi. Yazısı da bahçelerdeki çiçeklerin en parlağından daha parlaktı. Dımaşk'm bir kaç medresesinde ders verdi. Hazine ve Nuriye Hastahanesi'nin nazırlığı, Divan-ı Meliküssaid başkanlığı ve Beytü'1-mal vekilliği gibi görevlerde bulundu. Faydalı talikleri, sadra şifâ veren, boşluğu dolduran kavilleri ve insana mutluluk veren münazaraları vardı.
Taliklerinin büyük bir kısmını Nevevî'nin Minhac şerhi üzerine yapmıştır. Şeyh Takiyyüddin b. Teymiye'nin talak meselesine ve diğer meselelere dair verdiği fetvalar üzerine yaptığı reddiyesi de bir ciltte toplanmıştır. Toplantılarda verdiği derslere gelince şimdiye kadar deliller tatlı ibareler ve güzel takrirler bakımından onun kadar güzel ders^veren bir'başkasını duymadım. Zihninin sıhhati, Öneri ve tekliflerinin güçlü oluşu, nazmının güzelliği bakımından da onun kadar güzel ders veren birini görmedim. Şamiyetü'l-Berraniye, Azraviye Zahiriyetü'lCevvaniye, Revaniye ve Mesruriye medreselerinde ders vermiştir. Öyle ki bu derslerden her biri, güzelliği ve fesahati bakımından yazıp çoğaltılsa yeridir. Derslerin çokluğu, öğrencilerin fazlalığı, dinleyici insanların yüksek tabakadan oluşu onu hiç ürkütmezdi.
Aksine dinleyiciler fazlalaştıkça dersi daha göz alıcı, daha tatlı, daha fasih, daha parlak ve daha faydalı olurdu. Haleb kadılığına nakledilince orada da aynı faaliyetlerde bulundu. Haleblilere çok yararı dokundu. Onlar da, o zamana kadar duymamış oldukları bilgileri kendisinden öğrendiler. Sonra Şam'daki Darüssünnetin Nebeviye Darü'l-Hadisi'nin şeyhliğine atanmak üzere Mısır'a çağrıldı. Mısır'a gitmek üzere yola çıktı. Yolda hastalandı, dokuz gün hasta yattı. Vücudu ateşler içinde yanıyordu. Bütün lezzetleri kesip yok eden ölüm onu Mısır'a ulaşmadan yakaladı. Onunla arzu ve emellerinin arasına girdi. Ameller niyetlere göredir. Bir kimsenin hicreti, yöneldiği o şeyedir. Onun pis niyeti; Şam'a mütevelli olarak döndüğü taktirde Şeyhu'l-İslâm İbn Teymiye'ye eziyette bulunmaktı. Şeyhu'l-İslâm İbn Teymiye ona beddua etti.
O da arzu ve emeline kavuşamadı. Ramazan ayının onaltısmda çarşamba günü seher vakti Belbis şehrinde vefat etti. Cenazesi Kahire'ye götürüldü. Perşembe gecesi Kurafe Mezarhğı'nda Şafiî Kubbesi'nin civarına defnedildi. Allah onu rahmetiyle örtsün.

