El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Sultan Muhammed B. Melik Emir Hacı B. Melik Muhammed B. Melik Kalavun'un Askerleri Ve Emirleriyle Birlikte Dımaşk'a Girişi

Ramazanın yirmidokuzunda pazartesi sabahı kadılar, Otağ-ı Şerife döndüler. Beraberlerinde kaledeki emirler de vardı. Sultan bunlara ve beraberlerinde bulunan maiyetlerine ve yakınlarına aman vermişti. Kadılar otağa …

Ramazanın yirmidokuzunda pazartesi sabahı kadılar, Otağ-ı Şerife döndüler. Beraberlerinde kaledeki emirler de vardı. Sultan bunlara ve beraberlerinde bulunan maiyetlerine ve yakınlarına aman vermişti. Kadılar otağa girdiler. Diğer emirlerse başka bir tarafa alındılar. Dört kadıya hil'at giydirildi ve bunlar mecburen geri döndüler. Mezkur emirlere gelince onlar, zayıf atlara bindirildiler. Her birinin arkasında kendisini kemerinden tutmuş ve elinde kınından sıyrılmış bir hançer tutan birer hamal vardı. Bu hamallar, vatandaşlardan herhangi biri bu emirleri kurtarmaya kalkışacak olursa o kişiyi hançerle Öldürecekti. Bunlar, onların içinde bulundukları zillet ve meskeneti herkes müşahede etsin diye aşikâr bir vaziyette halkın arasına girdiler. İnsanlar yol boyunca bunları her taraftan onları kuşatma altına alıp seyrettiler.

Bir çok kimse de bunları kurtarmak üzere harekete geçmişti. Bunların sayısı ise 100.000 kişiden fazlaydı. İnsanlar bu feci manzarayı gördüler. Hamallar bu emirleri, sarayın Bulunduğu Meydan-ı Ahdar'a kadar götürdüler ve onları oturttular. Bunlar altı kişiydiler. Üçü naib, biri Cibril, biri İstedmür'ün oğlu, altıncısı da adı bilinmeyen biriydi. Bunlar başlarına bir bela ve musibet geldiğini, dolayısıyla öldürüleceklerini zannetmişlerdi, înnâ lülâhi ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.) Askerler, grup grup Dımaşk'a gönderildiler ve büyük bir debdebe ve alayişle Dımaşk'a girdiler. Savaş vuku bulmamıştı. Atlar, silahlar ve mızraklar, Nasır Nehrinin yanında duruyordu. Sultan ikindiden sonra şehre girdi. Üzerinde Buhara kumaşından yapılmış elbiseler vardı. Eski Trablus naibi Emir Seyfeddin Tornan Timur, sultanın başının üzerinde Şemsiyeyi ve teber silahını taşımakta, emirler de önünde yaya yürümekteydiler.

Sultanın atının ayaklarının altına halılar serilmişti. Ardı sıra bando ve sevinç davulları çalınmaktaydı. Bu vaziyette Bedriye kalesine değil de Mansuriye'deki Mansure kalesine girdi. Orada hazırlanmış olan mancınıkları ve silâhları görünce, Baydemir'e ve adamlarına olan öfkesi daha da şiddetlendi. Tarime Sarayına indi. Orada memleket tahtına oturdu. Emirler ve naibler huzurunda durdular. Hak yerini buldu. Bir rivayette anlatıldığına göre amcası Salih, Dı-maşk'a ramazanın ilk gününde girdi. Kendisi ise yirmidokuzunda Dı-maşk'a girdi. Girişi nedeniyle insanlar şehri süslemeye başladılar.

Ramazanın bitiminde salı sabahı kurdukları tuzakları boşa çıkmış olan emirler, gazaba uğramış olarak kaleye nakledildiler. Bunlar müs-lümanlara kötü niyetle tuzak kurmuşlar, fakat tuzakları sonuçsuz kalmıştı. Horlanıp hakir kılınmak suretiyle ayrı ayrı kale burçlarına hapsedildiler. Daha önce orada hâkim olup güvende iken şimdi korkulu ve horlanmış vaziyette tutuklanmışlardı İdarecilikten hapse düştüler, aziz iken zelil oldular. Bunların kaçıp gizlenen adamları ise, şehirde araştırılmaya başlandı. Her hangi birinin yerini gösteren kimseye bol miktarda para veya devlet görevi ve emirlik verileceği vaad edildi. Aynı gün sır katibi Reis Eminüddin b. Kalanisî de göz altına alınarak kendisinden 1.000.000 dirhem istendi ve kale naibi Emir Zeyneddin Zübale'ye teslim edildi. Emir Zeyneddin Zübale yeniden kale naibliğine atanmış ve îbn Kara Sungur'un komutasındaki askerler ve yetkiler kendisine verilmişti.

Sultan, Emir Zeyneddin Zübale'ye, Eminüddin b. Kalanisî'yi 1.000.000 dirhemi ödeyinceye kadar işkence altında tutmasını emretmişti. Sultan ve emirleri, bayram namazını Meydan-ı Ahdar'da kıldılar. Orada sultan için büyük bir çadır kurulmuştu. Namazdan sonra Kadı Taceddin es-Savî eş-Şafiî hutbe irâd etti. Bu zat Asakir-i Mansure'deki Şafıîlerin kadılık görevini yapmaktaydı. Emirler de sultanla birlikte medrese kapısından kaleye gittiler. Kendileri için orada büyük bir sofra kuruldu. Yemekten sonra konaklarına ve köşklerine döndüler. O gün sultanın yanı başında muhafaza amacıyla bir teber (baltayı andıran bir silah) taşıyan Dımaşk naibi Emir Ali'ye, muazzam bir hil'at giydirildi. Aynı gün eski Trablus naibi Emir Tornan Timur, tutuklanarak Emir Baydemir'in yanına götürüldü. Onunla beraber oldu.

Daha sonra Mısırlıların yanına döndü. Onlardan özür diledi. Onlar da halk arasında zahiren kendisinin özrünü kabul ettiler. Kendisi, sultanın geliş gününde ekmekçi ile birlikte sultanın yanıbaşında ekmek taşımıştı. Daha sonra onu horlayıp tahkir ederek Humus naibliğine atadılar. Humus'a gitmek üzere yola çıktığında Kabon'a varır varmaz onu yakalatıp geri getirdiler. Baydemir'den aldığı 100.000 dirhemi kendisinden talep ettiler.

Sonra onu Humus'a yine naib olarak gönderdiler.

Perşembe günü bir grup tevaşî (hadım) ile hasekilerden oluşan Mısır askerlerinin, Hüseyin Nasır'ı başlarına sultan yaptıkları, daha sonra kendi aralarında anlaşmazlığa düşüp çatıştıkları, sonra çatışmanın sona erip Hüseyin Nasır'm daha önce tutuklu bulunduğu yere götürüldüğü ve nihayet Cenâb-ı Allah'ın bu âsi grubun şer ateşini söndürdüğü haberi etrafa yayıldı. Hamd ve minnet Allah'adır.

Bu günün akşamında Kadı Nasirüddin b. Yakup, Sır katipliği görevine getirildi ve kendisine hil'at giydirildi. Bunun yanı sıra medresenin müderrisliği ile azledilip malı müsadere edilen Reis Alaeddin b. Kalanisî'nin yerine şeyhü'ş-şüyuhluk görevi de kendisine verildi. İnsanlar yeniden vazifeye getirilmesi nedeniyle Kadı Nasirüddin b. Ya-kub'u tebrike gittiler. Şevval ayının üçünde cuma günü sabahleyin bir grup Şam ümerası tutuklandı. Bunlar arasında Hacib Selahaddin ile Hacibü'l-Kebir'in kardeşinin oğlu Mihmandar Hacib Hüsameddin, Timur, Nasirüddin b. Melik Selahaddin b. Kâmil, İbn Hamza, Turhanî, iki kardeş emir olan Tâyboğa Züfer ile Belcat da vardı. Bunların tümü tabılhanede (saltanat orkestrasında) görevliydiler.

Şevval ayının yedisinde salı günü Mansure kalesindeki Arap emirlerinden onaltısı tutuklandı. Tutuklananlar arasında bir zamanlar Arap emirliği yapan Ömer b. Musa b. Mühenna el-Musamma ile Muay-kıl b. Fadl b. Mühenna ve diğerleri de vardı. Anlatıldığına göre bunların tutuklanma sebebi şuydu: Fadl ailesinden bir grup, Haleb'e sevkedilen Emir Seyfeddin el-Ahmedî'nin yoluna çıkarak onun bazı eşyalarını gas-betmişler, bu yüzden az daha aralarında savaş çıkacaktı. Şevval ayının dokuzunda perşembe gecesi akşam namazından sonra, Türklerden ve Araplardan ondokuz emir zincire vurulmuş olarak posta vasıtasıyla Mısır diyarına gönderildi. Gönderilenler arasında Baydemir, Mencük, İs-tedmür, Cibril, Selahaddin el-Hacip, Hüsameddin el-Hacip, Belcek ve diğerleri de vardı. Bunları yaklaşık 200 silahlı süvari koruyordu. Mısır'a götürülmek üzere yola sevkedildiler. Aralarında Lakuş'un çocuklarının da bulunduğu bir grup bahadır, bunları muhafaza etmekle emrolun-muşlardı.

Kendisinden talep edilen paraların bir kısmını Ödemesi nedeniyle Eminüddin b. Kalanisî, Kale'deki nezarethaneden salıverildi ve kalan para cezası da affedildi. Evine döndü. İnsanlar kurtuluşu nedeniyle kendisini tebrik ettiler.