Şevval ayının onunda cuma günü sabahleyin Yelboğa el-Hase-kî'nin birliği büyük bir debdebeyle yola çıktı. İnsanlar o zamana kadar asil atlardan, kölelerden ve muazzam teçhizattan oluşan böylesine güçlü bir askerî birlik görmemişlerdi. Askerî kıtaların çoğu ondan bir gün önce yola çıkmışlardı. Sultan da öğle ezanından önce Emevî Camii'ne gelmiş, beraberindeki Mısır ümerası ve Şam naibiyle birlikte Meşhed-i Osman'da namaz kılmış, namazdan hemen sonra Babü'n-Nasır'dan şehir dışına çıkıp Kesve yolundan Mısır'a hareket etmişti. İnsanlar âdet üzere yollarda ve damlarda toplanıp onu seyre başlamışlardı. Bu nedenle her taraf süslenmişti. Süslemelerin çoğu Kuyumcular ve Havvasin çarşısında hâlâ duruyordu. Babü'l-Beriddeki süslemelerde on gün kadar yerlerinde kaldı.
Şevvalin onbirinde cumartesi günü yemden muhtesipliğe iade edilen Şeyh Alaeddin el-Emsarî'ye hil'at giydirildi. İmadüddin b. Şeyrecî ise bu görevden azledildi. Şevvalin onaltısında perşembe günü âdet üzere Emir Mustafa el-Birî nezaretindeki tahtırevan saraydan çıktı. Perşembe ve cuma günleri Dımaşk'ta dört emir vefat etti. Bunlar Taşdemir Vefer, Tayboğa el-Febel, 1.000 askerin komutanı olan Nevruz ile Timur el-Mihmandardı. Bu da 1.000 askerin komutanı, Hacibü'l-Hüccap ve bir zamanların Gazze naibi idi. Sonra Mısırlılar kendisine karşı harekete geçtiler ve onu emirlikten azlettiler. Hastalandı, hastalığı bu cuma günü vefat edinceye kadar sürdü. Cumartesi günü Suriye'de yaptırmış olduğu türbesine defnedildi. Ancak türbenin içine değil de kapısının önüne defnedildi. Sanki oraya emaneten bıkarılmış, veya orayı yaptırdığına pişman olmuştu. Çünkü orası Müslümanların mezarlarının üst tarafin-daydı. Allah kendisine rahmet etsin.
Şevval ayının yirmisinde pazartesi günü Emir Nasirüddin b. Lakuş vefat etti ve Kubeybat Mezarlığı'na defnedildi. Daha önce Baalbek'te ve Humus'ta naiblik yapmıştı. Daha sonra kendisi ve kardeşi Kehlan'dan haber alınamamış, bunlar çeşitli beldelere sürgün edilmişlerdi. Sonra Emir Yelboğa onları affetmiş, onları tabılhane emirliklerine iade etmişti. Çok geçmeden Nasirüddin ellialtı yaşında vefat etmiş, Allah'ın rahmetine kavuşmuştu. Geride çok güzel eserler bırakmıştı. Akabetürrüm-mane yanında bir han yaptırmıştı. Baalbek'te de bir camisi, bir hamamı, bir hanı ve daha başka eserleri vardı.
Ayın yirmialtısmda pazartesi günü Kadı Nureddin Muhammed b. Kadilkudat Bahaeddin b. Ebi'1Bekâ eş-Şafiî, Atabekiye Medresesi'nde ders verdi. Bu görevi sultanın fermanıyla kendisine babası devretmişti. Dersinde kadılar ve ayan tabakasına mensup kimseler de hazır bulundular. Derste şu ayet-i kerimeyi ele aldı: "Hac, bilinen aylardadır." (ei-Bakara, 197).
Aynı gün Kadı Necmeddin Ahmed b. Osman en-Nablusî eş-Şafiî İbn Cabî ise Asraniye Medresesi'nde ders verdi. Bu görevi, müsadere altına alınan Kadı Eminüddin b. Kalanisî, ona devretti.
Şevvalin yirmidokuzunda pazartesi günü sabahleyin Kadı Veliy-yüddin Abdullah b. Kadı Bahaeddin Ebü'1-Bekâ, Revaniye ve Kaymeri-ye Medreselerinde ders verdi. Bu medreselerdeki görevi sultanın fermanı üzerine kendisine babası devretti. Dersinde kadılar ve ayan tabakasına mensup kimseler de hazır bulundular.
Şevval ayının bitiminde perşembe günü sabahleyin Şeyh Esed b. Şeyh el-Kürdî, bir deveye bindirilerek Dımaşk şehrinde ve banliyölerinde dolaştırılıp teşhir edildi ve, "İşte sultana karşı aleyhte haraketlerde bulunan ve sultanın naiblerini yoldan çıkaran kimsenin cezası budur!" diye duyuru yapıldı. Sonra deveden indirilerek bir merkebe bindirildi. Yine merkep üzerinde şehirde dolaştırılıp teşhir edildi ve aynı duyuru tekrarlandı. Daha sonra zindana atılarak kendisinden bol miktarda para cezası talep edildi. Kendisi, Baydemir'in ve adamlarının avanesinden idi. Baydemir'in hakimiyeti zamanında Dımaşk kalesini teslim alan kişiydi.
Zilkade ayının onbirinde pazartesi günü sabahleyin Kadilkudat Bedreddin b. Ebü'l-Feth'e kadıaskerük nil'ati giydirildi. Bu makam Alaeddin b. Şimirnuh'tan boşalmıştı. İnsanlar kendisini tebrik ettiler. O da elinde bulunan hâkimlik ve müderrislik görevlerine ek olarak bu görevi de yürütmeye başladı. Zünnari mıntıkasında katıra binip göreve gitti.
Zilkade ayının onsekizinde pazartesi günü Salihiye'deki Rükniye Medresesi'nin müderrisliği yeniden Kadilkudat Şerefüddin el-Küfrî el-Hanefî'ye verildi. Sultanın bu husustaki fermanı gereğince kendisi bu görevi Kadı İmadüddin b. İz'den devraldı. Kendisine hil'at giydirildi. İnsanlar mezkur medresede gidip kendisini tebrik ettiler.
Zilhicce ayında Aclon taraflarındaki çiftçiler arasında kargaşa çıktığı, bunların çatıştıkları, Yemenlilerden ve Kaysîlerden bir grup insanın öldürüldüğü, Aclon'un doğusundaki Ayn-ı Hitâ'mn tahrip edilip yıkıldığı, bu mıntıkadaki ağaçların kesildiği ve burasının tamamen harabeye döndüğü haberi etrafa yayıldı.
Zilhiccenin yirmiikisinde cumartesi günü Dımaşk şehrinin kapıları öğleye kadar kilitli kaldı. İnsanlar bu durumu protesto ettiler. Bunun sebebi de, Şark illerine kaçmak isteyen Kesboğa adındaki bir emirin göz altına alınmış olmasıydı. Kendisi için ihtiyatî tedbir karan alınıp aranmaya başlanmıştı. Nihayet onu yakalayıp tutukladılar.
Zilhiccenin yirmi altısında çarşamba gecesi Emir Seyfeddin Taz, Kudüs'ten Dımaşk'a geldi ve Ablak Sarayına yerleşti. İskenderiye ha-pishanesindeyken gözlerine mil çekilmiş, bu yüzden görmez olmuş, sonra da -önceki sayfalarda da değindiğimiz gibi- hapishaneden salıverilmiş, oradan ayrılıp Beyt-i Makdis'e gitmiş, ve bir süre orada kalmıştı. Daha sonra kendisine Turhanlık (reslik) payesi verildiğine, Mısır dışında sultanın dilediği beldesine gidip yerleşebileceğine dair bir ferman gönderildi. O da Dmıaşk'a gelerek Ablak Sarayına yerleşti. Saltanat naibi, yardımcıları ve sınıflarına göre insanlar yanına gidip kendisine selâm verdiler. Ama o hiç kimseyi göremiyordu. Şahsı için Dımaşk'ta bir ev satın almak veya kiralamak niyetindeydi.

