El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Tengizin Şam'a Naib Olması

Rebiyülahir ayının yirmisinde perşembe günü Emir Seyfeddin Tengiz b. Abdullah el-Malik enNasırî, Kerek naibi ve beraberindeki bir grup sultan kölesinin Baybars el-Alaî taraftarlığı yüzünden tutuklanmalarından sonra …

Rebiyülahir ayının yirmisinde perşembe günü Emir Seyfeddin Tengiz b. Abdullah el-Malik enNasırî, Kerek naibi ve beraberindeki bir grup sultan kölesinin Baybars el-Alaî taraftarlığı yüzünden tutuklanmalarından sonra Dımaşk'a naib olarak geldi. Tutuklananlar arasında Hacı Aruktay da bulunuyordu. Tengizi karşılamak için halk şehir dışına çıkmıştı. Onun gelişine çok sevinmişlerdi. Tengiz, Dârüssaade'ye yerleşti. Şehre gelişi esnasında halk çok sevindi. Günlerden de ağustosun yirmi dördüncü günüydü. Cuma günü Maksure'de hutbeyi dinledi. Halk, onun için geçtiği yolda mumlar yaktı. Bu arada İbn Saserî'nin ka-dıaskerliğe yeniden atandığına dair ferman da geldi. Bu fermanda onun vakıflara da nezaret etmesi, önceki Şafiî kadıların adetleri üzere Şam beldelerinde, naiblikte kimsenin ona ortak olmaması da emrediliyordu. Şemseddin Ebu Talib b. Hamid'in, Mısır'da ikamet etmesinden dolayı görevden alman İbn Şeyh Sülamiye'nin yerine ordu nazırlığına atandığına dair ferman da geldi. Birkaç gün sonra ordu nazırı Sadr Muineddin Hibetullah b. Haşiş Dımaşk'a geldi ve İbn Hamid de İbn Bedir'in vazifesine başladı. İbn Bedir, Trablus ordu komutanlığına atanıp bu göreve gitti. Ergun ise Mısır naibliğine atandı. Kâtibül-Memalik Fahreddin de vazifesinin başına döndü, Kutbeddin b. Şeyhü's-Sülamiye de onunla beraber bu görevi yürütmeye devam edecekti.

Aynı ayda Şeyh Muhammed b. Kavvam ve beraberindeki bir grup iyi insan, Kilase'de vaaz veren, konuşmalar yapan İbn Zühre el-Mağribî aleyhinde harekete geçtiler. Onun Mushaf-ı Şerifi tahkir ettiğini, ilim ehlinin aleyhinde konuştuğunu ispatlayan bir tutanak hazırladılar. Bunun üzerine adalet meclisine çağırıldı. Teslim oldu. Cam bağışlandı. Ama çok ağır bir şekilde tazir edilip cezalandırıldı. Şehrin içinde, dışında, her tarafında, başı açık, sırtı kırbaçlanarak ve merkebe ters bindirilerek dolaştırıldı. Dolaştırılırken "Bilgisizce ilim ehlinin aleyhinde konuşanın cezası işte budur." diy© yüksek sesle duyuru yapılıyordu. Bundan sonra hapsedildi bir sûra hapiite kaldıktan sonra salıverildi. O da sonra Kahir©'y§ kaçtı. Şaban ayında ise posta vasıtasıyla geri gelerek eski görsvinin başına döndü.

Bu ayda Suğd naibi Bahadır As, Dımaşk'a geldi. Dımaşk'a naib olmasından dolayı insanlar onu tebrik ettiler.

Yine bu ayda sultanın Dımaşk'a gönderdiği mektup geldi. Bu mektupta kimsenin para ve rüşvet karşılığında göreve atanmaması emrediliyordu. Aksi takdirde bu görevlere layık olmayan insanların atanmalarına yol açılacağı anlatılıyordu. Bu mektubu sarayın kapısında îbn Zemlekanî okudu ve okuduğu cümleleri de müezzin İbn Habib halka yüksek sesle tekrarladı. Bu mektubun sultan tarafından yazılıp gönderilmesine Şeyh Takiyyüddin İbn Teymiye sebep olmuştu. Allah ona rahmet etsin.

Receb ve şaban aylarında Tatarların Şam'a gelmek üzere harekete geçtiklerini duymaları sebebiyle Dımaşk'taki insanlar çok korktular paniğe kapıldılar. Tedirgin oldular. Çokları başka beldelere göçtüler. Şehrin kapılarında izhidanı meydana geldi. Bu hadise ramazan ayında vuku bulmuştu. Her taraf alt üst olmuş, adeta sarsıntı meydana gelmişti. Tatarların Rahbe'ye ulaştıklarını duyunca daha çok sarsılır olmuşlardı. Bu hareketlerinin de kendilerine sığman Kara Sungur ve adamlarının önerisi üzerine gerçekleştiği her tarafta anlatılıyordu. Doğrusunu Allah bilir.

Ramazan ayında sultan bir mektup gönderdi. Bu mektupta şöyle deniyordu: "Bir adam öldürülürse faili meçhul ise onun öldürülmesi yüzünden insanlar rastgele Öldürülmesin. Aksine katil araştırılıp takip edilsin ve bulunduktan sonra Şer'i Şerifin hükmü gereğince ona kısas tatbik edilsin."

İbn Zemlekanî bu mektubu saltanat naibi İbn Tengiz'in huzurunda saray kapısında okudu bu mektubun yazılmasına da İbn Teymiye sebep olmuştu. Hem bu mektubun hem de önceki mektubun yazılmasının sebebi, İbn Teymiye idi.

Ramazan ayı başında Tatarlar Rahbe'ye ulaştılar. Yirmi gün süreyle orayı kuşatma altında tuttular. Rahbe naibi Emir Bedreddin Musa Ozdekçi onlarla beş gün süreyle şiddetlice savaştı. Onların Rahbe'ye girmelerine engel oldu. Reşidü'd-Devle, Rahbelilere Tatar hanı Sultan Harbenda'ya itaat etmelerini, onun hükmüne boyun eğmelerini, ona hediyeler sunup af dilemelerini Önerdi. Bunun üzerine Kadı Necmeddin Ishak, Tatar hanı Harbenda'nın yanına gitti. Heyetiyle birlikte onunla görüştü. Ona beş at ve on çuval şeker hediye olarak takdim etti. Harbenda bu hediyeleri kabul edip ülkesine döndü. Haleb, Hama ve Humus halkının büyük bir çoğunluğu ülkelerini terkedip kaçmışlar, şehirlerin büyük bir kısmı tahrip olmuştu. Ama Tatarların Rahbe'den geri döndüklerini kesin olarak duymaları üzerine Şehirlerine geri döndüler. Haberler güzelleşti. Kalpler sakinleşti. Müjde davulları çalındı. İmamlar kunut okumaktan vazgeçtiler. Hatip, bayram gününde hutbe irad etti ve insanlara bu nimeti anlattı. Tatarlar bineklerinin, yemlerinin azlığı, fiyatların yüksek olması ve çoklarının da ölmesi üzerine geri dönmüşlerdi. Geri dönmelerini Tatar hanı Harbenda'ya Reşidü'd-Devle ile Çoban önermişlerdi.

Şevval ayının sekizinde sultanın, Tatarlarla savaşmak üzere Mısır'dan ayrılması üzerine Dımaşk'ta müjde ve sevinç davulları çalındı. Şevval ayının ortasında Berr valisi Emir Hüsameddin Küçük Laçin komutasında kafile yola çıktı. Mısır askerleri de kıta, kıta gelmeye başladılar. Sultan, şevval ayının yirmiüçünde Dımaşk'a geldi. Şehre girişi üzerine insanlar büyük tören hazırladılar. Kaleye indi. Şehir süslendi. Sevinç ve müjde davulları çalındı. Bir gece sonra saraya intikal etti. Cuma günü Emevi Camii'nin sultan mahfelinde namaz kıldı. Hatibe hil'at giydirdi. Pazartesi günü adalet sarayında oturdu. Şevvalin yirmisinde salı günü veziri Emimi'1-Mülk geldi. Zilkade ayının başında çarşamba günü sultanla birlikte şeyh, imam, allame Takiyyüddin Ebu'l-Abbas Ahmed b. Teymiye de yedi seneden beri görmediği Dımaşk'a gelmişti.

Beraberinde iki kardeşi ve bir grup arkadaşı da vardı. Dımaşk'a sağlıkla gelişinden dolayı onu birçok insan karşılamaya çıkmıştı. Gelişine çok sevinmişlerdi. Hatta onu görmek için bir grup kadiri da karşılamaya gelmişti. Sultan onu beraberinde Mısır'dan getirmişti. Gaza niyetiyle sultanla birlikte gelmişti. Ama gaza yapılmayacağı kesinlik kazanınca Tatarların kendi ülkelerine döndüğü anlaşılınca Gazze'de ordudan ayrılıp Kudüsü ziyarete gitti ve orada birkaç gün kaldı. Sonra Aclun Sevad ve Zer'e uğradı. Zilkade ayı başında Dımaşk'a vasıl oldu. Dımaşk'a girdiğinde sultanın zilkade ayının ikisinde perşembe günü kırk kadar has emiri ile Hicaz'a yönelmiş olduğunu öğrendi. Şeyh İbn Teymiye Dımaşk'a ulaştıktan, oraya yerleştikten sonra çeşitli ilimleri insanlara öğretmeye, ilim yaymaya, kitap tasnif etmeye, şer'i hükümler hususunda ictihad yapmaya, insanlara şifahi veya yazılı fetvalar vermeye başladı.

Bazı hükümlerde dört mezhebe muvafık şekilde kendi içtihadına dayanarak fetva veriyordu. Bazı hükümlerde ise onlara muhalif ve de mez-heplerindeki meşhur görüşlere aykırı olarak fetva veriyordu. İçtihadı neticesinde verdiği çok sayıdaki fetvayı birçok ciltte toplamıştı. Bu fetvalarına kitaptan, sünnetten, sahabilerin ve selef-i salihinin kavillerinden deliller bulmuştu.

Sultan, hacca gidince askerleri Şam'da dağıttı. Ergun'u da Dımaşk'ta bıraktı. Cuma günü Şeyh Kemaleddin ez-Zemlekanî, İbn Şe-riş'in yerine Beytu'1-mal vekilliğine atanması münasebetiyle hil'at giydi. Sultanın veziri şehirde bir konuşma yaptı. Halktan çok miktarda para talebinde bulundu. Bazılarına para cezası vererek mallarını müsadere etti. Zorluk çıkaranları tokmaklarla dövdürdü. Reislerden bir kısmını tahkir etti. Eziyet ve hakaret ettiği reisler arasında İbn Fadlullah Muhyiddin de vardı. Bu ayda Şihabeddin b. Cehbel, Necmeddin Davud el-Kürdî'nin vefat etmesi üzerine Kudüs'teki Salahiye Medresesinin müderrisliğine tayin edildi. Vefat eden Necmeddin Davud eiKürdî otuz seneden beri orada müderrislik yapmaktaydı. O, vefat edince İbn Cehbel, Kurban bayramından sonra Kudüs'teki bu medreseye gidip göreve başladı.

Bu senede Tuğtay han adını taşıyan Kıpçak hükümdarı vefat etti. Bu, yirmiüç seneden beri hükümdarlık yapmaktaydı. Vefat ederken otuzsekiz yaşındaydı. Şehametli ve şecaatli bir kimse idi. Putlara ve yıldızlara tapma hususunda Tatarların dinine mensuptu. Mücessimeyi, filozofları, tabipleri tazim eder, Müslümanlara da bütün taifelerden daha fazla ikramda bulunurdu. Muazzam bir ordusu vardı. Askerlerinin çokluğu, kuvvetli oluşu, teçhizatlarının eksiksizliği sebebiyle onunla savaşmaya hiç kimse cesaret edemiyordu. Anlatıldığına göre o bir defasında her on askerinden bir taneyi seçerek bir askerî birlik teşkil etmiş ve bu birliğin askerlerinin sayısı 250.000'i bulmuştu.

Tuğtay han bu senenin ramazan ayında öldü. Ölümünden sonra yerine kardeşinin oğlu Özbekhan geçti. Özbekhan Müslümandı. Ülkesinde İslamiyeti izhar etti. Güçlendirdi. Bir grup kâfir emiri öldürdü. Orada Hz. Muhammed (s.a.v.)'in dini, diğer dinlere üstün oldu. İslâm'a ve sünnete verdiği bu imkânlardan Ötürü hamd ve minnet Allah'adır.

Hicretin Yediyüzonikînci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler