El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Zamanın Acaip Hallerinden Biri

İki taraf geceyi karşı karşıya gelerek geçirdi. İki ordu arasında sadece iki veya üç millik bir mesafe vardı. Gece yağmur yağmıştı. Sabah olunca Tanboğa'nın askerlerinden çoğu Kutluboğa el-Fahrî'nin tarafına geçti. …

İki taraf geceyi karşı karşıya gelerek geçirdi. İki ordu arasında sadece iki veya üç millik bir mesafe vardı. Gece yağmur yağmıştı. Sabah olunca Tanboğa'nın askerlerinden çoğu Kutluboğa el-Fahrî'nin tarafına geçti. Yeminli askerler, emirler, ayan tabakasına mensup kimseler de karşı tarafa geçmişlerdi. Güneş doğmuş, biraz yükselmişti ki Tanboğa, kadıları ve bazı emirleri, Kutluboğa elFahrî'ye göndererek onu tehdit etmiş, korkutmuş ve kendisinin ona karşı güçlü olduğunu bildirmişti. Çok geçmeden merkez ile sağ ve sol cenahlarda bulunan askerler harekete geçerek Kutluboğa'nın emri altına girmeye başladılar. Sıkıntı içinde idiler. Gıda maddeleri ve bineklerinin yemi azalmıştı. Bu durumun uzayacağını gördükleri için hallerine üzüldüler ve Kutluboğa'nın tarafına geçmeleri nedeniyle hem kendileri, hem de şehir halkı biraz olsun rahatlamıştı.

Tanboğa'dan da hoşlanmıyorlardı. Kendilerine şahsına yarar vermeyecek bir işe girişmişti. Bunun üzerine emirler kendi aralarında Tanboğa'ya isyan etme hususunda anlaştılar. Sadece Tanboğa'nın yakın çevresindeki adamlar itaate devam ettiler. Bu olup bitenler bir saatten kısa bir zaman içinde gerçekleşmişti. Tanboğa, durumun bu hale geldiğini görünce geldiği yere geri döndü. Beraberinde Trablus naibi Emir Seyfeddin Raktuba ve iki emir daha vardı. Askerler ve emirler kar-, şı karşjya geldiler. Öğleder^önce bu haber Dımaşk'a müjdelendi. İnsanlar bu duruma çok sevindiler;0\Iansure kalesinde sevinç ve müjde davulları çalındı. Kaçanları aramaya başladılar. Kutluboğa el-Fahrî, günün geri kalan kısmında orada kaldı. Emirlere kendisine itaat etmeleri için yemin verdirdi. Onlar da yemin ettiler. Perşembe akşamı büyük bir alâyiş ve saygınlık içinde Dımaşk'a girdi.

Kasr-ı Ablak'a yerleşti. Emir Tuğurdemir de Meydan-ı Kebîr'e geldi. Ammarî de Dârüssaâde'ye konuk oldu. Kalede tutuklu bulunan Musevî'yi zindandan çıkardılar. Onu Tanboğa'nın malını, mülkünü kontrol altında tutmakla görevlendirdiler. Kutluboğa el-Fahrî, bir grup ümerâya çok kızmıştı. Kızdığı kimseler arasında Emir Hacip de vardı. Çünkü Emir Hacip, Alaeddin Tanboğa'nın sahibiydi. Olup bitenleri görünce kaçanlarla birlikte kendisi de kaçmış, ama Fahrî'nin yanma gitmemişti. Aksine şehre girmiş, ne bundan, ne de ondan taraf olmuştu. Yani ne Alaeddin Tanboğa ile gitmiş, ne de Kutluboğa el-Fahrî ile birlikte gelmişti. Sonra kusurunu telafi etmek istedi. Ertesi gün Kutuboğa el-Fahrî'nin yanına döndü. Başka bir rivayette anlatıldığına göre geldiğinde çok kederliydi. Sonra Kutluboğa ona aman mendili verdi.

Yani canını bağışladı. Beraberlerinde Sır kâtibi Kadı Şihabüddin b. Fadlullah da vardı. Sonra Kutluboğa el-Fahrî, gazap-landığı bu emirleri serbest bıraktı. Aralarında Seyfeddin Haftiye de vardı. Kutluboğa buna çok öfkelenmişti. Ama aynı günde onu da salıverdi ve haciblik görevine iade etti. Büyük bir alicenaplık gösterdi. Böylece büyük bir reis olduğunu da ispatladı.

Bu olayda Hanbelîlerin Kadilkudatı Alaeddin b. Mencâ'nm büyük ve şükranla karşılanacak çabaları olmuştu. Alaeddin Tanboğa'yla görüşmüş, onu korkutmuştu. Onunla birlikte kendini de tehlikeye atmıştı. Ama Cenab-ı Allah onu amacına ulaştırdı ve zararlardan kurtardı. Düşmanını bastırdı. Hamd ve minnet Allah'adır.

Receb ayının yirmialtısında cumartesi günü Asakir-i Mansure kadılığına Şeyh Fahreddin b. Saiğ atandı. Daha Önce bu görevde Hanefî kadısı bulunuyordu. Hanefî kadısı, Alaeddin Tanboğa'ya, Kutluboğa el-Fahrî ile savaşmasının gerekli olduğuna dair fetva verdiğinden ötürü Kutluboğa elFahrî ve taraftarları kendisinden böylece öç almış oldular. Bu göreve Fahreddin b. Saiğ atanınca Takiyyüddin b. Teymiye merhumun taraftarları çok sevindiler. Çünkü Şeyh Fahreddin b. Saiğ, İbn Tey-miye'nin çok eski dostuydu. İbn Teymiye'den çok faydalı bilgiler ve ilimler tahsil etmişti.

Receb ayının bitiminde çarşamba günü akşamleyin Emir Kumarî, Kerek'te bulunan Melik Nasır b. Nasır'ın yanından Dımaşk'a geldi. Kutluboğa el-Fahrî ile Alaeddin Tanboğa arasında geçen hadiseleri Melik Nasır b. Nasır'a haber vermişti. Melik Nasır b. Nasır da bu duruma çok sevinmişti. Dımaşk'a gelen Kumarî, sultanın gelmekte olduğu haberini verince insanlar bu duruma çok sevindiler. Devletin törenlerinde kullanılan aletleri, onu karşılamak için hazırladılar. Kumarî, mal ve para sahibi kimselerden çok vergi istedi. Zimmîlerin de cizyelerini artırdı.

Bu sene şaban ayı başında Kutluboğa el-Fahrî, niyabet meclisinde karar aldırarak saltanat merasimi ile selâm alayı düzenledi. Bu alayı dûmnhym ilk kişiydi. Yân tarafında muazmm bir hil'&t giyen Kumarî duruyordu. Ö gün İnsanlar Kutluboğa el-Fahrî'yı çok dua ettiler. O gün görülmeyi değer muazzam bir gündü.

Aynı gün ende getefl LÜOÖ'leree kişi Itegk'© fitti, Olup bitimleri iultamn oğluna haber vermgk istiyorlardı: Gidenler arasında Tuğurd§= mir, Akböğa Abdüîvahid es-Saki, Mengliböğâ ve diğerleri ds vardı.

Şaban ayının üçünde cumartesi gtinti Kutlubeğa el Ahrî, Şafiî kâ= dışını huzuruna çağırdı. Calaleddin el-Kagvlrif nin .zamanında Manaurt kalesinde tutuklu bulunan Şeyh Takiyyüddin b. Teymiye'dan alınan hüküm sepetindeki kitapların getirilmesini istedi. Çok karşı koymalara ve direnmelere rağmen nihayet kadı bu kitapları Kutîuboğa el-Fahrfye getirdi. Çünkü basma geleceklerden korkmuştu. Kutluboğa el-Fahrî bu kitapları sarayda ondan teslim adıktan sonra gidebileceğini söyledi, ama ona çok kızmıştı. Hatta kitapları teslim etmeye yanaşmadığından ötürü bir ara onu azletmeye bile niyetlenmişti. Büyük bir ihtimal Kutluboğa, İbn Teymiye'nin kabir ziyareti meselesiyle ilgili düşüncesini öğrenmek için bu kitapları ondan istemişti. Hatta bir ara, "Şeyh İbn Teymiye, Allah ve Rasûlü'nün hükmünü sizden daha iyi bilir" demişti. Şeyh Zeyneddin Abdurrahman ile Şeyh Şemseddin Abdurrah-man b. Kayyım el-Cevziye'yi de huzuruna çağırmıştı. Şeyh Şemseddin Abdurrahman'ın bu işte şükranla karşılanacak çabaları olmuştu. Kitapları getirdiklerinden ötürü bu iki şeyhi tebrik etmişti. Sonra bu kitapların o gece saray kütüphanesinde kalmasını istemişti. Akşam namazını sarayda Şeyh Zeyneddin kıldırmış, Kutluboğa da ona tâbi olmuştu. Kutluboğa el-Fahrî, o gün Şeyh Takiyyüddin İbn Teymiye'yi çok sevdiğinden ötürü kardeşi Şeyh Zeyneddin'e aşırı derecede saygı gösterip ikramda bulunmuştu.

Şaban ayının dördünde pazar günü, Koson'un Mısır diyarında tutuklanma haberi Dımaşk'a ulaşınca kalede ve meydan kapısında sevinç davulları çalındı. İnsanlar bu münasebetle sevinç içinde toplandılar. Ümeradan bir grup da Nasır b. Nasır'a itaatlerini arzetmek için Kerek'e gidip orada Şamlı emirlerle bir araya geldiler. Nasır b. Nasır'dan yanlarına gelmesini talep ettiler. Ancak o bunu kabul etmedi. Bütün bunların, kendisini tutuklayıp Koson'a teslim etmek amacıyla kurulan bir tuzak olduğunu zannetti. Onlardan bu hususta kendisine düşünme süresi vermelerini istedi ve onları Dımaşk'a geri çevirdi.

Kutluboğa el-Fahrî, o günlerde pazarlarda ve diğer yerlerde tüccarların bir grubundan 107.OÖQ dinar civarında bir yıllık zekât topladı. Zımmîlerden de üç senelik cizyeleri peşin olarak tahsil edildi. O da yaklaşık bu kadardı. Sonra şaban ayının yirmibirinde pazartesi günü Kutluboğa el-Fahrî tarafından şehirde bir duyuru yaptırılarak halka haksızlıkların, müsaderelerin kaldırıldığına, geride kalan zekat ve müsa-dgr© ödsmglgrinin affidîldiğing dâir bilgi verildi, Yalnız hasa has ©mlak» lan satın almak için yaya oiarak yola çıkmış bir grup varlıklı kimie göü altına âlındı. Burhan b, Beşşari el-Hanefi de müsadirs ve işkendi altında tutuluyer, bulduğu bir gömüyü yetkililer© teslim etmesi iötâniyördu, trusunu Allah bilir,

ari ayının yirmidördtinde cuma günü namazdan sonra altı emir |k'a geldi. Bunlar sultanla görüşüp onun Dınıaşk'a gelmesini iste* , aneak sultan bu iş için başka bir zaman tayin etmişti Kutluboğa elFahrî onları karşılamak için şehir dışına çıktı, önlan Kubeybatülks* rimi Camisinin kıble tarafında bekledi. Hepsi Türklerden oluşan bu grup, Dımaşk'a girdi. Ancak sultan gelmediğinden ötürü mahcup haldeydiler. Pazar günü Kumarî'nin peşisıra posta Dımaşk'a geldi. Bu emirleri Kerek'e davet etti. Sultan'ın rüyasında Rasûlullah (s.a.v.)'i gördüğü, Rasûlullah (s.a.v.)'ın ona Kerek'ten inip memleket tahtının başına geçmesini emrettiği haberi etrafa yayıldı. İnsanlar bu duruma çok sevinip rahatladılar.

Şaban ayının yirmi dokuzunda çarşamba günü Şeyh Ömer b. EbuJ

Bekir b. Yüsmî el-Beştî vefat etti. Çok Kur'an okuyan, zikir ve hadis meclislerine katılan, bol bol sadaka dağıtan yüksek himmet sahibi salih bir kimseydi. Şeyh Fahreddin b. Buharî'den ve diğerlerinden hadis dinledi. Ben de Buharî'nin oğlundan naklen aldığı Muhtasarü'l-Meşiha adlı eseri onun yanında okudum. Kendisi Şeyh Takiyyüddin İbn Teymi-ye'nin meclislerine devam etmiş, ondan yaralanmıştı. Babü's-Sağîr Me-zarlığı'na defnedildi.

Mübarek ramazanın ilk günü olan cuma gününde orduda şöyle bir duyuru yapıldı: "Ramazan ayının yedisinde sultan karşılanacaktır." Daha sonra bu karşılama ramazanın onundan sonraya ertelendi. Sultan yazdığı bir mektupta bayramdan sonra Dımaşk'a geleceğini bildirdi. Ramazanın onunda Alaeddin b. Takiyyüddin el-Hanefî Dımaşk'a geldi. Nuriye hastahanesinin nazırlığına, Rabve Medresesi'nin şeyhliğine ve sultanî cihetler vazifesine atandığına dair fermanı da Sultan Nasır'dan alıp beraberinde getirmişti. Daha önce de Kadı Şihabüddin b. Barizi, Humus kadılığına atandığına dair fermanı sultandan alıp Dımaşk'a gelmişti. Allah sultana güç versin. İnsanlar bu duruma çok sevindiler. Artık sultan memleket işleri konusunda konuşmaya başlamış, idareye el koymuş, emirler vermiş, atamalar yapmış, fermanlar imzalamıştı. Allah'a hamd olsun.

Ramazanın onüçunde çarşamba günü Emir Seyfeddin Taşdemir el-Humusu'i-Ahdar, Haleb'ten Dımaşk'a geldi. Onu, Kutluboğa el-Fahrî, emirler ve askerler karşıladı. O da büyük bir alâyişle şehre girdi, insanlar ona dua ettiler. Tanboğa'dan kaçıp muhtelif beldelere gitmiş, düzeni dağılmıştı. Halk gelişine çok sevindi.

Ramazan ayının ondördünde perşembe günü askerler, Kerek-i Sa-id'den çıkan sultanı karşılamak için Dımaşk'tan Gazze'ye gittiler. O gün bu askerlerin başında Tuğurdemir ile Akboğa Abdülhamid, komutan olarak bulunuyorlardı. Kesve'ye gittiler. Cumartesi günü olunca Kutluboğa el-Fahrî, beraberinde Taşdemir ve ümeranın çoğunluğu olmak üzere yola çıktı. Dımaşk'ta sadece memleket idaresini yürütmek hususunda kalması zorunlu olan idareciler kalmışlardı. Diğerleri Kutlubo-ğa'yla birlikte sultanı karşılamaya gitmişlerdi. Kutluboğa'yla birlikte dört mezhebin kadıları, kadıasker, tevki divanının üyeleri, muhasip, ordu katibi ve bir çok kimse vardı.

Ramazan ayının yirmi d ördün d e pazar gecesi şeyh, salih, abid, nâsık Ahmed el-Kasîde vefat etti. Cenaze namazı Şükür Camii'nde kılındı. Sufîye Mezarlığında Şeyh Cemaleddin el-Mizzî'nin mezarının yakınma defnedildi. Allah ikisine de rahmet etsin. Şeyh Ahmed el-Kasîde, çok salih bir insandı. Namazları cemaatle kılmaya devam eder, buna itina gösterir ve iyiliği emreder, kötülüğü yasaklardı. İnsanlar nezdinde hayırlı bir kimse olup şükranla anılırdı. Hastahanedeki hastalara çokça hizmet ederdi. Başka yerlerde bulunan hastalara da hizmetini esirgemezdi. Başkalarının menfaatini kendi şahsının menfaatine tercih eder, kanaatli davranırdı. Çok zahid bir kimseydi. Meşhur halleri vardır. Allah ona da, bize de rahmet etsin.

Ramazan ayı sonlarında Sultan Melik Nasır Şihabüddin Ahmed'in Araplar ve Türklerden oluşan bir cemaatle birlikte Kerek'ten ayrılıp Mısır'a yöneldiği haberi etrafa yayıldı. Kerek'ten ayrılış tarihinin kesin olarak ramazanın onsekizi, pazartesi günü olduğu bildirildi ve bundan bir kaç gün sonra da Mısır diyarına girdi. Bütün askerler ondan yana olup yekvücut hale geldiler. Mısır diyarının başkentine doğru gitmesi için onu teşvik ettiler. Emir Seyfeddin Kutluboğa el-Fahrî, maiyetindeki Dımaşklı ve Şamlı komutanlar gelmeden sultan memleket tahtına oturmadı. Bu yüzden de Şam'da ve diğer yerlerde o esnada sevinç ve müjde davulları henüz çalınmamıştı. Şevval ayının onunda pazartesi günü Sultan Melik Nasır Şihabüddin Ahmed'in memleket tahtına cülus ettiğine dair mektuplar ve haberler Dımaşk'a ulaştı.

Sultanın kendisi ve halife Hakim Biemrillah Ebü'l-Abbas Ahmed b. Müstekfî, siyah elbiseler giyinerek minberin üstüne çıkmışlar, dört mezhebin kadıları da mertebelerine göre minberin basamaklarında durmuşlardı. Halife, hutbe irâd etmiş, Eşref Küçük'e hil'at/giydirmiş ve Nasır*! da yönetime geçirmişti. O gün cidden görülmeye ^eğer muazzam bir gündü. Taşdemir'i Mısır naibliğine, Kutluboğa el-Fâhrl'yi Dımaşk naibliğine, Aydoğmuş'u da Haleb naibliğine atadı. Doğrusunu Allah bilir. Şevval ayının yirmibi-rinde cuma gecesi bu münasebetle Dımaşk'ta sevinç davulları çalındı ve zilkade ayı başına, pazartesi gününe kadar da çalınmaya devam etti. Şehir, şevval ayının yirmiüçünde pazar günü süslendi. İnsanlar bu süsleme işine çok ilgi gösterip eğlendiler.

Perşembe günü Mısır'daki meşhur reislerden biri olan Emir Seyfeddin el-Melik, Hama naibliği talebiyle Dımaşk'a geldi. Cuma günü namazdan sonra Mısır'dan gelen posta, Taşdemir el-Humus elAhdar'ın tutuklandığı haberini verdi. İnsanlar bu olaya çok şaşırdılar. Dımaşk'ta önde gelen emirlerden hac emiri ve diğerleri şehir dışına çıktılar, Vat'ay-ı Berze'de ordugah kurdular. Bu arada hac kafilesi başka bir emir idaresinde yola çıkmak için şehir dışına gitti. Durum bu emire anlatıldı ve kendisinden sultanın fermanı gereğince hac emirliğine atanacak biri belirleninceye kadar Dımaşk'ta naib olarak görev yapmasını istediler. O da bu duruma muvafakat etti. Zilkade ayının altısı olan cumartesi gününe kadar kafilede kaldı.

Kutluboğa el-Fahrî, bu haberi araştırdı. Za'kade durumun anlatıldığı gibi olduğunu kesin olarak tesbit etti. Kölelerinden altmış kadarını harekete geçirdi. Etrafı yakıp yıktı. Sonra Tanboğa elMardanî ile Yelboğa et-Tahnavî komutasında 1.000 kadar süvari Mısır'dan gelerek onu takibe başladı. Kendisi onlardan Önce hareket ederek yola çıktı. Gazze naibi askerleriyle birlikte onun yolunu kesti, fakat onu ele geçiremedi. Aşiretleri ona musallat ederek malını, mülkünü yağmalatmak istediler, ancak ona da güç yetiremediler. Sadece bir kısım malını ele geçirdiler, adamlarının da bir kısmını öldürdüler. Kendisi iddia edildiğine göre sahibi Emir Seyfeddin Aydoğmuş'un yardımını ümid ederek, naibi olduğu Haleb'e doğru yola çıktı. Haleb'e vardığında Aydoğmuş ona ikramda bulundu, konuk etti, geceyi onun yanında geçirdi. Sabah olunca Kutlu-boğa yakalanıp zincire vuruldu ve posta vasıtasıyla Mısır'a sevk edildi. Beraberinde emirler de vardı.

Zilkade ayının sonunda pazartesi günü, Sultan Melikü'n-Nasır Şi-habüddin Ahmed b. Nasır Muhammed b. Mansur bir grup askerle birlikte Kerek'e gitmek üzere Mısır'dan ayrıldı. Yanında çok miktarda mal ve eşya da vardı. Zilhicce ayının ilk salı gününde Kerek'e girdi, beraberinde hasta halde bir mahfede bulunan Emir Taşdemir de vardı. Kutlu-boğa el-Fahrî ise zincire vurulmuştu. Bu ikisi Kerek'te zindana atıldılar. Sultan, Kerek'teki bazı önemli yerleri tamir etmek amacıyla kereste getirtti. Demircileri ve sanatkârları toplattı. Dımaşk'tan da birçok şeyin getirilmesini taleb etti. İstediği şeyler getirildi. Zilhicce ayının yirmiye-disinde pazar günü Emir Rükneddin Baybars elAhmedî'nin; köleleri, hizmetçileri, kendisine itaat eden adamlarıyla birlikte naibi bulunduğu Suğd şehrinden harekete geçtiği haberi geldi.

Yakalanmaktan korktuğu için kaçmıştı. Anlatıldığına göre Gazze naibi, sultanın fermam üzerine onu tutuklamak için peşine takılmış, Ahmedî de bu sebeple kaçmıştı. Bu haber, naibi bulunmayan Dımaşk'a ulaşınca emirler tedirgin oldular, Dârüüaâdi'di toplandılar, Bu hugusta bir m§şv§r©t meclisi kurdu-lar. Sonra Ahnıedfyi çöl© gitmekten caydırmak için bir emir komutasındaki âtlı birliğini Baalbik tarafinâ şevkettiler, P&mtîmi fünti iahahte' yin Ahmadfflin Kesvg taraflarında olduğuna, önün kurtultaamnâ dâ bir mani bulunmadığına dâir hâbir plinei hepsi d# hareketi giftiler-Münadî di, "Ordunun bu seferine katılmayan kişi idam ediliri" diyg duyuru yaptı, Hepsi rfer§ çıkma hususunda yemin ettiler ve K&$v® taraflarına yöntldiltr. Ayrıca Âhmedî'ye elçiler da göötedüer, Ö da kaçmakta ve isyan §tm§kt© hakh olduğunu ifada itti vg onlardan kaçıp kurtulmak istediğini bildirdi, Ö gün böyle geçti.

Ric'ate başladılar. Çok sıcak bir günle karşılaşmışlardı. Sadece on gün için kendilerine yetecek azıkları vardı. Salı gecesi olunca emirler, Seniyetü'1-Ukap tarafından onu kovalamaya başladılar. İkinci gün de onu. yakalayıp yanlarına alarak geri döndüler. Onu merhum Tengiz'in 3'aptırmış olduğu konağa yerleştirdiler. Bu konak, Darıya yolu üzerindeydi. Ahmedî orada ikamet etti. Kendisinin ve yanındakilerin ihtiyacını karşılayacak miktarda arpa ve koyun verdiler, yanında köleleri ve hizmetçileri de vardı. Muharrem ayının altısında sah günü sultanın bir mektubu Dımaşk'a geldi. Mektup, Dârüssaâde'de emirlere okundu. Mektup'ta daha Önce Sultan Meli-kü'n-Nasır'a ve oğlu Melikü'l-Mansur'a hizmette bulunduğundan ötürü kendisin© ikramda bulunulması, saygı gösterilmesi ve bağışlanması emrediliyordu,

Muharrem aymm yedisinde çarşamba günü Dımaşk'm naib vtkili İbn Haeib'e bir miktup geldi, Mektupta Ataedfnin tutuklamam emri-diliyordu, Perşembe glinü askerler hareket© geçtiler ve Bûkü'l-Hayl'de sefer düzeni aldılar. Ona da haber gönderdiler, O da kökleri, silahlan ve teçhizatıyla birlikti hareketi geçti. Bu emri şiddetli karşı koydu vs "Bin aneak Mısır diyarına hükmeden sultana itaat ©der, onu dinlerim. Kerek'te bulunana va onun yaptıklarına ise asla itaat etmem" dedi. Emirler bu esvabı ahnea şaşırdılar. Ona n§ yapacaklarını bilemediler. Yerlerinde çakılıp kaldılar. Sonra da menzillerine geri döndüler, Ahmedî de kendi ikametgahına gitti.