El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Abdülmuttalîb'in, Oğlu Abdullah'ı, Vehb Ez-Zührî'nin Kızı Amine İle Evlendirmesi

îbn îshak dedi ki: Anlatıldığına göre daha sonra Abdülmuttalib, oğlu Abdullah'ın elinden tutarak oradan ayrıldı. Önce Esed b. Abdiluzza b. Kusayy oğulları olan Beni Esed kabilesinden, Ümmü Kattal künyesiyle bilinen bir …

îbn îshak dedi ki: Anlatıldığına göre daha sonra Abdülmuttalib, oğlu Abdullah'ın elinden tutarak oradan ayrıldı. Önce Esed b. Abdiluzza b. Kusayy oğulları olan Beni Esed kabilesinden, Ümmü Kattal künyesiyle bilinen bir kadının yanma uğradı. Kabe'nin yanında duran bu kadın, Varaka b. Nevfel'in kız kardeşiydi. Abdullah'ın yüzüne bakarak: "Abdullah, nereye gidiyorsun?" diye sordu. O da: "Babamla gidiyorum." deyince kadın: "Senin kurtulman için yüz deve kurban edildi. Eğer şu anda benimle yatıp birleşirsen, ben de sana yüz deve veririm!" dediyse de Abdullah: "Ben, babamla beraberim. Ona karşı gelemem ve ondan ayrılamam!" deyip kadının isteğini reddetti.

Abdülmuttalib, daha sonra Abdullah'ı Vehb b. Abdu Menaf b. Zühre b. Fihr'in yanına götürdü. Vehb, o zaman Beni Zühre kabilesinin yaşça ve şerefçe büyüğü idi. Abdülmuttalib, oğlunu, onun kızı Amine ile evlendirdi. Amine, o zaman kavmindeki kadınların en üstünü idi.

Anlatıldığına göre Abdullah, kendi mekanını ona mülk olarak verdiğinde Amine ile gerdeğe girdi. O gece Amine, Rasûlullah (s.a.v.)'a hamile kaldı. Bundan sonra Abdullah, Amine'nin yanından çıkıp dün kendini ona sunan kadının yanma gitti. Ona: "Sana ne oldu böyle? Dün benimle olmak isterken o isteği bu gün sende göremiyorum?" diye sordu. Kadın: "Dün gördüğüm nuru bu gün sende göremiyorum. Artık sana ihtiyacım yok!" dedi.

Bu kadın, Hristiyanlığı seçip dini kitapları araştıran kardeşi Vara-ka'dan, bu ümmetten bir peygamber çıkacağını duymuş ve o peygamberin de kendisinden doğmasını arzulamıştı. Yüce Allah, o peygamberi en şerefli unsurdan, en yüksek kökten ve en güzel kaynaktan çıkardı. Nitekim bir ayet-i kerimede şöyle Duyurulmaktadır:

"Allah peygamberliğini nereye koyacağını daha iyi bilir." (d-En'âm,i24.) Hz. Peygamber'in doğumunu, ileride detaylı olarak anlatacağız. Beyhakî'nin, Muhammed b. îshak'tan rivayetine göre Ümmü Kat-tal, elden kaçırdığı nrsata yanarak şöyle bir şiir terennüm etmiştir:

"Her nerede olurlarsa, Zühre ailesine dikkat et, Çocuğa hamile olan Amine'den de gözünü ayırma. Gerdeğe girince hidayet rehberi ve nur, Doğup onun önüne geçti... Bütün halk, O hidayet rehberinin gelişim beklemektedir, kılavuz, Olarak O, bütün insanlığa hakim olacaktır, Allah, Onu saf bir nurdan yarattı, onun nuru, üzerimizdeki, Karanlıkları giderdi, bu, Rabbimizin sanatıdır. Onu seçip üstün kıldı, bir gün yürüse de, dursa da, Küfürlerinden sonra Mekkelilere doğru yolu gösterir. Bundan sonra da size orucu farz kılar"

Ebu Bekr Muhammed b. Cafer b. Sehl el-Haraitî, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet eder: Abdühnuttalib, evlendirmek gayesiyle oğlu Abdullah'ı alıp yola koyuldu. Tebale halkından kahin bir kadına uğradı. Bu kadın, Yahudiliğe geçmiş olup kitaplarını okumuştu. Adı, Fatıma binti Mürr el-Has'emiye idi. Abdullah'ın yüzündeki nübüvvet nurunu görünce ona: "Ey delikanlı! Sana 100 deve verirsem benimle hemen şu anda yatıp beraber olur musun?" dedi. Abdullah, bu isteğini kabul etmeyip şöyle dedi: "Harama girmektense ölürüm daha iyi. Helala gelince onu görmüyorum ki inceliyeyim. İstediğin işi nasıl yapabilirim?"

Bundan sonra Abdullah, babasıyla birlikte yola devam etti. Babası onu, Zühre oğullarından Abdu Menaf oğlu Vehb'in kızı Amine ile evlendirdi.

Amine rnin yanında üç gün kaldı. Sonra, o kahin kadınla birlikte olmak istedi. Yanına gitti. Kadın: "Benden sonra neler yaptın? diye sordu. Abdullah da evlendiğini söyledi, Kahin kadın "Vallahi, ben fahişe değilim. Ancak senin yüzünde bir nur görmüş ve o nurun bana geçmesini ar-zulamıştım. Fakat Allah, buna razı olmadı. Onu dilediği yere bıraktı." dedikten sonra şöyle bir şiir okudu:

"Parlayan bir şimşek gördüm, kara bulutları aydınlattı. Dolunay gibi çevresini ışıklandırdı, övüncün bana gelmesi, İçin onu arzuladım, çakmağı çakan herkes, ateş çıkaramaz. Allah için Zühre oğullarının kızı, senin elbiselerini, Soydu, ama senin bundan haberin olmadı."

Kahin Fatıma, bundan sonra da şöyle bir şiir okudu:

"Ey Haşim oğulları! Amine, kardeşiniz Abdullah'ın gücünü aldı.

Gerdekte onunla mücadele etti, tıpkı sönmekte olan kandil gibi,

Yağa bulanmış bir fitili geride bıraktı.

Her genç, her doğurduğunu akıllılıkla meydana getirmez, Her,

Kaybettiğini de ağır davranma nedeniyle kaybetmez.

Bir şeyi elde etmek istediğinde güzellikle iste, bununla,

Uğraşan iki güç, bu iş için sana yeter, ya sıkılmış bir el,

Ya da parmakları açık bir el, bu iş için sana yeter.

Amine, Abdullah'tan hamile kaldı, rahmine düşen,

Dünyada benzeri görülmeyen bir övünç vesilesi idi."

Ebu Nuaym el-Hafız, "Delailü'n-Nübüvve" adlı kitabında, İbn Ab-bas'ın şöyle dediğini rivayet eder: Abdülmuttalib, kışın bir kervanla Ye-men'e gelerek'bir Yahudi bilginine uğradı ve ona şunları anlattı:

"Ehl-i Kitap'tan bir adam bana dedi ki: "Ey Abdülmuttalib! Senin vücudunun bir kısmına bakmama izin verir misin?" Ben de: "Bakacağın kısım, eğer mahrem yerlerden değilse, bakabilirsin." dedim. Bunun üzerine adam, burun deliklerimden birini açarak içine baktı. Sonra da diğerine baktı ve şöyle dedi: "Tanıklık ederim ki, senin bir elinde hükümdarlık, diğer elinde peygamberlik vardır. Oysa biz, bu ikisinin Zühre oğullarında olduğunu biliyorduk. Bu nasıl olur?"

Ben dedim ki:

- Bilmem.

- Evli misin?

- Hayır. Şimdilik bekarım.

- Bu sefer dönüşünde, Zühre oğullarından bir kadınla evlen.

Abdülmuttalib, Yemen seferinden dönünce, Zühre oğullarından Abdu Menaf oğlu Vehb'in kızı Hale ile evlendi. Bu evlilikten Hamza ve Sa-fiyye doğdu.

Daha sonra Abdülmuttalib oğlu Abdullah, Vehb'in kızı Amine ile evlendi. Bu evlilikten de Rasûlullah (s.a.v.) doğdu. Abdullah, Amine ile evlendiğinde Kureyşliler: "Abdullah, babası Abdülmuttalib'i yendi ve ona üstün geldi." demişlerdi.