El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Başka Bir Hadîs

Buharî, Ali b. Abdullah kanalı ile Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.), sabah namazını kıldı, sonra halka dönüp şöyle dedi: «Bir ara adamın biri, bir sığın önüne katmış, götürüyordu. …

Buharî, Ali b. Abdullah kanalı ile Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

Rasûlullah (s.a.v.), sabah namazını kıldı, sonra halka dönüp şöyle dedi: «Bir ara adamın biri, bir sığın önüne katmış, götürüyordu. Sonra ona bindi ve ona vurmaya başlayınca sığır: «Biz bu iş için yaratılmadık. Biz tarla sürmek için yaratıldık.» dedi. İnsanlar: «Sübhanallah, bir sığır konuşuyor ha!» deyince, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle karşılık verdi: «Ben buna inanıyorum. Ebu Bekir ile Ömer de burada bulunmadıkları halde buna inanırlar.. Sonra bir ara adamın biri, koyun sürüsünü otlatmakta iken kurdun biri sürüye saldırdı ve bir koyunu yakalayıp götürdü. Adam peşine düştü. Koyunu kurdun ağzından kurtarır gibi oldu. Kurt ona şöyle dedi: «Sen bunu ağzımdan kurtardın. Ama benden başka çobanın bulunmadığı canavar gününde kim bunu benden kurtaracak!» İnsanlar dediler ki: «Sübhanallah, bir kurt konuşuyor ha!» Rasûlullah (s.a.v.) onlara cevaben şöyle buyurdu:

«Ben buna inanıyorum. Ebu Bekir ile Ömer de burada olmadıkları halde buna inanırlar.»

Buharı, Ebu Hüreyre'den rivayet etti ki, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

«Doğrusu, sizden önce geçen ümmetlerde muhaddisler vardı. Benim bu ümmetimde de onlardan kimseler vardır. Şüphesiz o, Ömer b. Hattab'tır.»

Buharı, Abdullah b. Mesleme tariki ile Humeyd b. Abdurrahman'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: Muaviye b. Ebi Süfyan'm hac ettiği senede minber üzerinde bir tutam saçı elinde tutup şöyle dediğini işittim: "Ey Medine halkı! Âlimleriniz nerede? Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m böyle yapmaktan (yani takma saç takmaktan) menettiğini işittim. İsrail oğullarının kadınları, takma saç taktıklarından ötürü helak oldular."

Buharî, Said b. Müseyyeb'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Muaviye b. Ebi Süfyan, son gelişinde Medine'de bize hutbe irad etti. Hutbe esnasında bir tutam saç gösterip şöyle dedi: "Ben, Yahudilerden başkasının böyle yaptıklarını (takma saç taktıklarını) görmedim. Çünkü Peygamber (s.a.v.), takma saç takmayı yalancılık sayardı."

Buharî, Ebu Hüreyre'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

«Bir ara, köpeğin biri, bir kuyunun etrafında dolaşıyordu. Susuzluktan ölmek üzereydi. Onu, İsrail oğullarının fahişelerinden biri gördü. Ayağındaki ayakkab^a çıkarıp onunla su çekti ve köpeğe içirdi. Bu yüzden günahı bağışlandı.»

Buharî, Abdullah b. Ömer'den rivayet etti ki, Rasûîullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

«Kadının biri, bir kediyi yakalayıp hapsetti ve ölünceye kadar hapiste tuttu. Bu sebeble Cehennem'e girdi. Ne ona yedirdi, ne de içirdi. Çünkü hapsetmişti onu. Yemek yemesi için de onu hiçbir yere bırakmamıştı.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Osman b. Ömer kanalı ile Ebu Said'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: «İsrail oğullarında kısa boylu bir kadın vardı. Tahtadan iki ayak yaptırdı. Bunları ayağına geçirerek kısa boylu iki kadın arasında yürümeye başladı. Altından bir yüzük yaptırdı. Kaşının altına, kokuların en güzelini ve miski yerleştirdi. Bir meclise uğradığında yüzüğünü oynatır, böylece kokusunu yayardı.»

Buharî, Adem kanalı ile İbn Mes'ud'dan rivayet etti ki, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

«İnsanların ilk nübüvvet kelamından ulaştıkları sözlerden biri sudur: «Utanmadığın takdirde dilediğin şeyi yap.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Hüreyre'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: «Geçmiş ümmetlerde bir erkekle karısı vardı. Bunlar hiçbir şeye sahip değillerdi. Adam seferinden dönüp geldiğinde aç olarak karısının yanma vardı. Çok acıkmıştı. Karısına:

- Yanında birşey var mı? diye sordu: Karısı da:

. - Evet, müjdeler olsun sana. Allah'ın rızkı geldi, diye cevap verdi. Adam karısını sık boğaz ederek: - Yazıklar olsun sana! Yanında yiyecek birşey varsa ben onu istiyorum, deyince karısı:

- Evet, sana mübarek olsun. Allah'ın rahmetini ümid ediyoruz, dedi. Adam bir süre daha bekledi, işin uzadığını görünce yine karısına:

- Yazıklar olsun sana. Yanında yiyecek bir şey varsa istiyorum, getir bana, çünkü yoruldum, bitkin düştüm ve acıktım, dedi. Karısı da:

- Evet, var. İşte şimdi tandır neredeyse yemeği pişirecek, acele etme, dedi. Adam bir müddet daha bekledi, işin uzadığım görünce karısına tekrar soracağı'esnada karısı: "Kalkıp ta şu tandırıma baksam." dedi. Kalktı, tandıra gitti. İçinde bir koyun gövdesi gördü. Değirmeni de çalışmaktaydı. Gidip değirmeni temizledi. İçindeki unu çıkardı. Sonra tandırdaki koyun gövdesini de çıkardı. Nefsim kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, eğer değirmenin içindeki unu çıkarmakla yetinseydi ve değirmenin içini tamamen temizlemeseydi, o değirmen kıyamet gününe kadar çalışıp un öğütecekti.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Amir kanalı ile Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

Adamın biri, karısının yanma vardı. Çoluk çocuğunun muhtaç olduklarını görünce çöle çıktı. Karısı, başlarına gelen yoksulluğu görünce kalkıp değirmeninin yanına vardı. Onu kurdu. Sonra tandıra gidip ateş yaktı ve: "Allah'ım, bize nzık ver." diye dua etti. Bir de baktı M değirmenin teknesi unla dolmuş. Tandıra gidip baktı, onun da dolu olduğunu gördü. Sonra kocası eve döndü. Karısına: "Size birşey geldi mi?" diye sordu. Karısı da: "Evet, Rabbimizden bize birşeyler geldi." dedi. Kocasını alıp değirmenin yanma götürdü. Sonra da kalkıp Peygamber (s.a.v.)'in yanma vardı. Durumu ona anlattı. Peygamber (s.a.v.) de şöyle buyurdu: "Ama karın değirmeni kaldırmasaydı o, kıyamet gününe kadar size un öğütecekti.»

Ebu Hüreyre diyor ki: Ben Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu işittim: «Allah'a yemin ederim ki sizden biri, bir demet odun alıp çarşıya götürse, onu satsa ve iffetli olup dilencilik yapmazsa, odun taşıyıp satması, bir adama gidip dilencilik yapmasından kendisi için daha hayırlıdır.»