Yüce Allah buyurdu ki:
«Ey Muhammedi Onlara, deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Cumartesi yasaklarına tecavüz ediyorlardı. Cumartesileri balıklar sürüyle geliyor, başka günler gelmiyordu. Biz onları, yoldan çıkmaları sebebiyle böylece deniyorduk. Aralarından bir topluluk: «Allah'ın yok edeceği veya şiddetli azaba uğratacağı bir millete niçin öğüt veriyorsunuz?» dediler. Öğüt verenler: «Rabbinize, hiç değilse bir Özür beyan edebilmemiz içindir, belki Allah'a karşı gelmekten sakınırlar.» dediler.
Kendilerine yapılan öğütleri unutunca, biz fenalıktan men edenleri kurtardık ve zalimleri, Allah'a karşı gelmelerinden Ötürü şiddetli azaba uğrattık. Kendilerine edilen yasakları aşınca, onlara: «Aşağılık birer maymun olun.» dedik.» (el-AVaf, 163-166.)
«İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara, «Aşağılık birer maymun olunuz.» dedik. Bunu, çağdaşlarına ve sonradan geleceklere bir ceza örneği ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara öğüt olsun diye yaptık.» {cl-Bakara, 65-66.)
«Yahut cumartesi ehlini lanetlediğimiz gibi lanetlemeden önce, elinizdeki kitabı tasdik ederek indirdiğimiz Kur'ân'a inanın; Allah'ın emri daima yapılagelmiştir.» (en-Niaâ, 47.)
İbn Abbas, Mücahid, İklime, Katade, Süddî ve diğerleri, ayet-i kerimede geçen cumartesi ehlinin Eyleliler olduklarını söylemişlerdir. İbn Abbas, bu sözüne ek olarak da Eyle'nin Medyen ile Tur dağı arasında bir yer olduğunu söylemiştir. Anlatıldığına göre Eyleliler, cumartesi günü avlanmayı yasaklayan Tevrat'a bağlı kimselerdiler. Cumartesi günü bir iş yapmadıkları ve avlanmadıkları için balıklar, o günde korkusuzca onların bulundukları şehrin kıyısına geliyorlardı. Cumartesi günü avlanmaları haram olduğu gibi sanat, ticaret ve diğer kazanç getirici işlerle de uğraşmaları haramdı. İşte cumartesi günleri balıklar güven ve huzur içinde Eyle şehrinin kıyılarına sürüler halinde geliyorlardı. Hiçbir kimse, o balıklara hücum etmiyor, rahatsız etmiyor ve ürkütmüyordu. Cumartesi günleri dışında ise balıklar o kıyılara gelmiyorlar di.
Çünkü cumartesi günü dışında Eyleliler avlanabiliyorlardı. Yüce Allah buyurdu ki: İşte cumartesi gününde çok miktarda balıkları onların şehirlerinin kıyısına göndererek önceden işledikleri günahlar yüzünden onları imtihan ediyorduk. Onlar, balıkların sürü halinde kıyılarına geldiklerini görünce cumartesi gününde de suya olta ve ağ atarak, çukurlar kazarak balıkları avlamaya yöneldiler. Bu tuzakları cuma gününden suya bırakıyorlar ve cumartesi günü gelen balıklar tuzaklara yakalanıp artık kur tul amıyorl ardı. Artık cumartesi günü geçtikten sonra Eyleliler, tuzaklara yakalanmış balıkları çıkarıp alıyorlardı. Bunun üzerine Cenâb-ı Allah, onlara gazab etti ve onları lanetledi. Çünkü onlar, Allah'ın emrinin dışına çıkmış, muhalefet etmiş, çeşitli hilelerle onun yasaklarını çiğnemişlerdi. Onların bu davranışı görünürde bir hile, hakikatte de bir muhalefet idi.
Onlar böyle yapınca onların bu yasak tanımazlığından uzak duran ve haram işlemeyen diğer Eyleliler iki gruba ayrıldılar. Bir grub, Allah'ın o zamandaki şeriatına muhalefet eden ve hilekarlık yapanları protesto ettiler. Diğer grub ise haramları hiçe sayanları bu muhalefetlerinden men etmediler. Hatta onları protesto edenleri kınayıp şöyle dediler: «Allah'ın yok edeceği veya şiddetli azaba uğratacağı bir millete niçin öğüt veriyorsunuz?» Yani bunlar azaba müstahak oldukları ve azaptan kurtulmaları imkansız olduğu için artık bunları kötülükten ve haram irtikab etmekten men etmenizin ne faydası vardır? dediler. Haram işleyenleri protesto edenler-
se onlara şu cevabı verdiler: «Rabbinize, hiç değilse bir Özür beyan edebilmemiz içindir.» Yani iyiliği emretme ve kötülükten men etme hususunda bize verilen emirle ilgili olarak görevimizi yaptığımızı Rabbinize bildirip artık sorumluluğumuzun gereğini yaptık diyebilmemiz ve O'nun azabından korktuğumuz için, onları protesto ettiğimizi söyleyebilmemiz için onları bu kötülükten men ettik. «Belki Allah'a karşı gelmekten sakınırlar.» Belki bunlar, işledikleri kötülükten vazgeçerler de Cenâb=ı Allah, bunları azabından korur ve - kötülükten vazgeçip emri dinledikleri zaman- günahlarını affeder.
Yüce Allah buyurdu ki: «Kendilerine yapılan öğütleri unutunca» kendilerini bu çirkin ve ayıp işten vazgeçirmeye çalışanlara iltifat etmedikleri zaman «Biz fenalıktan men edenleri kurtardık.» Bunlar da iyiliği emredip kötülükten men eden kimselerdi. «Ve zalimleri (günah irtikab edenleri), Allah'a karşı gelmelerinden ötürü şiddetli azaba uğrattık.» Elem verici şiddetli bir azaba çarptırdık. «Kendilerine edilen yasakları aşınca, onlara: «Aşağılık birer maymun olun.» dedik.»
Özetle diyeceğimiz şudur ki, Cenâb-ı Allah, zalimleri mahvettiğini ve onların haram işleyişlerini protesto eden inanmışları kurtardığını haber veriyor. Onlara karşı ses çıkarmayanlardansa bahsetmiyor. Onlara karşı ses çıkarmayanlarla ilgili olarak âlimler ihtilaf etmişlerdir. Kimisi, ses çıkarmayanların da kurtulduklarını söylerken kimisi de onların da haram işleyenler gibi helak olduklarını söylemişlerdir ki, doğru olan görüş birincisidir. Yani onlar da kurtulmuşlardır. Muhakkik âlimler, bu görüştedirler. Tefsircilerin Önderi İbn Abbas da bu görüşe meyletmiştir. Hatta İbn Abbas, bu konuda azadhsı İkrime ile tartışmış ve neticede bu görüşe meyletmiş, çünkü bu hususta azadlısı îkrime onu mağlub etmişti. Bu sebeple de İkrime'ye ikram olsun diye kıymetli bir elbise giydirmişti.
Ben derim ki: Kötülük işleyen ve haram irtikab edenlere ses çıkarmayan grub, kurtuluşa erenlerle birlikte anılmamışlar dır. Çünkü onlar, haram işleyenlerden her ne kadar kalben hoşnutsuz olmuşlarsa da görevlerini tam olarak ifa etmemişlerdir. Zira onların da günah işleyen ve haram irtikab edenleri, mertebelerin ortancası olan sözlü protesto ile günahtan men etmeye çalışmaları gerekirdi. Mertebelerin en üstünü ise günah işleyenleri kuvvet kullanarak günahtan men etmektir. Ortancası ise dil ile menetmektir. Üçüncü mertebe ise kalben buğz etmektir. Günah işleyenlere karşı ses çıkarmayanların da kurtuluşa erenlerle birlikte kurtul duldan, Kur'ân'da söylenmemiştir. Ancak kurtuldukları muhakkaktır. Çünkü bunlar, günah işlememişler, aksine günahı kalben protesto etmişlerdir.
Abdürrezzak, îbn Cüreyc kanalı ile Katade ile Atâ el-Horasanî'nin şöyle dediklerini rivayet etmiştir: Cumartesi günlerinde haramın sınırlarını aşıp günah irtikab edenleri, şehir halkı günahtan men edip protesto ettiklerinde günahkarlar onların nasihatlerine kulak vermediler. Bunun üzerine nasihat verenler, onlardan ayrıldılar. Ayrı yerlerde yattılar. Kapılarım üzerlerine kilitlediler. Çünkü onların helak olacaklarını bekliyorlardı. Bir gün sabahladıklarında günahkarların kapılarının açılmamış olduğunu, hâlâ kilitli bulunduğunu gördüler. Oysa güneş epey yükselmiş, kuşluk vaktine gelinmiş, hava iyiden iyiye ısınmıştı. Şehir halkının geride kalanları bir adama dediler ki, bir merdivene çık da bunların evlerinin damından içeriye bak.
Adam merdivene tırmanıp dama çıktığında onların maymuna dönüşmüş olduklarını, kuyrukları bulunduğunu, ulumakta ve birbirlerinin üzerine sıçramakta olduklarını gördü. Kapılarını açtılar, maymunlar dışarı çıktılar. Yakınlarını tamdılar, ama yakınları onlan tanımıyorlardı. Maymunlar yakınlarına sığındılar. Onları kötülükten men etmiş olanlar: «Sizi işlediğiniz günahlardan men etmedik mi?» dediklerinde maymunlar, evet anlamına gelecek şekilde başlarıyla işaret ettiler.
Abdullah b. Abbas daha sonra ağladı ve şöyle dedi: "Biz bir çok kötülükleri görüyor, ama protesto etmiyor ve bu konuda hiç birşey de söylemiyoruz." Avfî, İbn Abbas'ın bu konuda şöyle dediğini rivayet etmiştir: "O kasabanın gençleri maymunlara, ihtiyarları da domuzlara dönüştüler." İbn Ebi Hatim, Mücahid kanalı ile İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Maymuna dönüşen Eyleliler, çok uzun süre yaşamadılar. Ancak bir hayvanın iki sağımı arasında geçen süre kadar kısa bir müddet yaşadılar, sonra helak oldular. Onların nesilleri ve zürriyetleri de olmadı."
Dahhak, îbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Hayvana dönüşen hiçbir kimse, üç günden fazla yaşamadı. Bunlar yemediler, içmediler, zürriyetleri de olmadı."
Bu konudaki bilgileri, el-Bakara ve el-A'râf sûrelerinin tefsirlerini yaparken detaylı olarak naklettik. Hamd ve minnet Allah'adır.
İbn Ebi Hatim ve İbn Cerir, Mücahid'in şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: Eylelilerin kalpleri mesh edildi. Yoksa onlar hakikatte domuzlara ve maymunlara dönüşmediler. Bu, Cenâb-ı Allah'ın vermiş olduğu bir misaldir. «Sırtına kitap yüklenmiş merkebin durumu gibi.» İşte bu da bir misaldir. Bu cidden garip bir rivayet olup Kur'ân'm zahirine ve selef ile halef ulemasından bir çoklarının kesin ifadelerine aykırıdır. Doğrusunu Allah bilir.

