El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Davud Peygamberin Ömrü Ve Vefat Şekli

Adem peygamberin yaratılışına dair hadisleri naklederken demiştik ki, Adem'in zürriyeti, belinden çıkarıldığı zaman aralarında peygamberleri gördü. Peygamberler arasında parlak şimali bir adam gördü ve: "Ey Rabbim! Bu …

Adem peygamberin yaratılışına dair hadisleri naklederken demiştik ki, Adem'in zürriyeti, belinden çıkarıldığı zaman aralarında peygamberleri gördü. Peygamberler arasında parlak şimali bir adam gördü ve: "Ey Rabbim! Bu kimdir?" diye sordu. Cenâb-ı Allah da, "Bu, senin oğlun Davud'tur." diye cevap verdi.

Adem dedi ki: 'ya Rab, bunun Ömrü ne kadar olacaktır?".

Cenâb-ı Allah buyurdu ki: "Altmış yıl olacaktır?".

Adem dedi ki: "Ya Rab, bunun ömrünü artır".

Cenâb-ı Allah buyurdu ki: "Hayır, olmaz. Ancak senin ömründen alıp onunkine katarım".

Adem peygamberin ömrü 1000 sene idi. Cenâb-ı Allah, onun ömründen kırk yılı alıp Davud'unkine ekledi. Bu hesaba göre Adem'in ömrü nihayete erdiğinde Ölüm meleği, ruhunu teslim almak için yanma geldi. Adem: "Daha benim kırk yılım var." dedi. Ve kendi ömründen kırk yılı Davud'a bağışlamış olduğunu unuttu. Bunun üzerine Cenâb-ı Allah, Adem'm ömrünü yine 1000 seneye, Davud'unkini de 100 seneye tamamladı.

Bunu, İbn Abbas'dan Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.

İbn Cerir dedi ki: Ehl-i Kitabın iddiasına göre Davud peygamberin ömrü, yetmiş yedi senedir. Ben derim İd bu, onlara geri çevrilen bir yanlışlıktır. Onlar, Davud'un hükümdarlık süresinin de kırkyıl olduğunu söylemişlerdir. Bu, kabul edilebilir. Çünkü bizim nezdimizde buna aykırı düşecek bir nakil mevcut değildir. Aynca bunu doğrulayacak bir dayanağımız da yoktur.

Davud peygamberin-vefatına gelince bununla ilgili olarak "Müsned' adlı eserinde İmam Ahmed şöyle demiştir: Kubeyse, Ebu Hüreyre'den rivayet ederek Rasûlullah(s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu söylemiştir: «Davud peygamberde aşırı derecede bir namus gayreti ve kıskançlık vardı. Evden çıkarken bütün kapıları kilitler, dönünceye kadar ailesinin yanına kimseler giremezdi. Yine günün birinde evden çıkıp kapıları kilitledi. O esnada hanımı çıkıp evin odalarını kontrol etti. Bir de baktı ki evin tam orta yerinde bir adam duruyor. Evdekilere hitaben şöyle dedi: "Kapılar kilitli olduğu halde bu adam evin içine'nereden geldi. Vallahi Davud'u utandıracağız. Bilahare Davud eve gelince adamın hâlâ evin ortasında durmakta olduğunu gördü. Ona, "Sen kimsin?" diye sordu. Adam şu karşılığı verdi: "Ben, hükümdarlardan korkmayan ve engellerden etkilenmeyen kimseyim". Davud ona şöyle dedi: "Öyle ise vallahi sen, ölüm meleğisin. Allah'ın emri başımız üzerinedir". Daha bir süre bekledikten sonra ölüm meleği onun ruhunu teslim aldı. Cenazesi yıkanıp kefenlendikten ve teçhiz işlemleri tamamlandıktan sonra güneş doğdu. Oğlu Süleyman, kuşlara: "Davud'un cesedini gölgelendirin." diye buyruk verdi. Akşama kadar kuşlar, onu gölgelendirdiler. Bunun üzerine Süleyman, kuşlara: "Kanatlarınızı artık toplayın." diye emir verdi.»

Ebu Hüreyre der ki: Bu hadisi anlatırken Rasûlullah (s.a.v.), kuşların Davud'un cesedi üzerinde nasıl kanat açıp yumduklarını göstermek için ellerini birbirine vurdu. Sonra ellerini yumdu. O gün, üzerinde uzun kanatlı doğanlar gölge yapmışlardı.

Süddî, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Davud (a.s.), ansızın öldü. Ölümü, cumartesi günü olmuştu. Kuşlar, onun cesedini gölgelendirmişlerdi".

İshak b, Bişr, Hasen'in şöyle dediğini rivayet eder: "Davud (a.s.), 100 yaşında iken bir çarşamba günü ansızın ölmüştür".

Ebu's-Seken el-Hicrî ise şöyle demiştir: "İbrahim Halil, ansızın vefat etmiştir. Davud, ansızın vefat etmiştir. Oğlu Süleyman da ansızın vefat etmiştir. Allah'ın salat-ü selâmı hepsinin üzerine olsun."

Bazılarından rivayet edildiğine göre ölüm meleği, mihraptan inmekte iken Davud'a gelmişti. Davud ona şöyle demişti: "Bırak beni, ya mihraptan ineyim ya da mihraba tekrar çıkayım". Ölüm meleği ona şöyle demişti: "Ey Allah'ın peygamberi! Seneler, aylar, eserler ve rızıklar tükendi. Artık ecelin geldi". Bunun üzerine Davud peygamber, mihrabın merdivenleri üzerinde iken secdeye kapandı. Ölüm meleği de secde halinde onun ruhunu teslim aldı.

İshak b. Bişr, Vehb b. Münebbih'in şöyle dediğini rivayet eder: İnsanlar, Davud peygamberin cenazesinde hazır bulundular, bir yaz gününde güneşin altında oturup bekleştiler. O gün Davud'un cenazesine 40.000 rahip katılmıştı. Ayrıca diğer insanlar da hazır bulunmuşlardı. Rahiplerin üzerlerinde bornozları vardı. İsrailoğulları, Musa ve Harun'dan başka hiç kimseye Davud kadar yanmamıştı. Onun ölümü nedeniyle şiddetli bir teessüre kapılmışlardı. Cenaze merasimine katılanlar güneşin hararetinden çok eziyet görmüşlerdi. Davud'un oğlu Süleyman peygambere, sıcağa karşı kendilerine bir siper yapmasını rica et-SSayman da çıkıp kuşlara seslendi. Kuşlar onun emnne icabet ederek gelip insanları gölgelendirdiler. Semanın her tarafmda saf tutaS bulut grbi bir sürü meydana getirerek insanları guneşm sıcaksı korudular. Öyleki, her taraftan rüzgar esintileri durdurul-^^ Bunun üzerine insanlar sıkıntıdan ölecek hale geldiler. Süleyman peygambere , kendilerine biraz rüzgar estirmesi için rica ettiler.Süleyman da kuşlara emir vererek rüzgarın geleceği tarafı açmalarını ve sadece güneş ışığının

gelmekte olduğu tarafı kapatmalarını söyledi. Kuşlarda emri yerine getirdiler ve insanlar esintli bir gölge altında kaldılar Böylece orada bulunan halk ilk olarak Süleyman'ın saltanatını görmüş oldular.

Hafız Ebu Yala, Ebu Derda'dan rivayet ederek Rasûlullah (s.a.v.)ın Sb-ıSŞahabı arasından kab.edip aldı. Onlar da fitneye düşmediler ve din değiştirmediler. Mesih'in (Isa nın) ashabı da 200 sene müddetle onun yolundan yürüyerek şeriatını tatbik ettiler». Bu garip bir hadistir. Doğrusunu Allah bilir.