El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Davud Ve Süleyman Peygamberden Sonra Gelmiş Olan Beni İsrail Peygamberleri

Bunlardan birisi, Şa'ya b. Emsiya'dır. Muhammed b. îshak'ın anlattığına göre Şa'ya, Zekeriyya ile Yahya peygamberden öncedir. Ona, kendisinden sonra İsa ve Muhammed adında iki peygamberin geleceği müj-delenmiştir. Onun …

Bunlardan birisi, Şa'ya b. Emsiya'dır. Muhammed b. îshak'ın anlattığına göre Şa'ya, Zekeriyya ile Yahya peygamberden öncedir. Ona, kendisinden sonra İsa ve Muhammed adında iki peygamberin geleceği müj-delenmiştir. Onun zamanında İsrailoğullanna, Kudüs taraflarında Hazkıya adındaki bir hükümdar hükmedermiş. Bu hükümdar, Şa'ya'ya itaat eder, emri dışına çıkmaz, yasaklarına riayet edermiş. O zaman İsrailoğullanna büyük felaketler gelmiş. Nihayet Hazkıya adındaki hükümdar hastalanmış, ayağında büyük bir çıban baş göstermişti. O zaman Senharib adındaki Babil hükümdarı, Beyt-i Makdis'e hücum etmişti, îbn İshak'm anlattığına göre Senharib'in emri altında 1000 sancak vardı.

Senharib'in saldırısı karşısında insanlar şiddetli bir paniğe kapıldılar. Hazkıya adındaki hükümdar, Şa'ya'ya müracaat ederek; "Senharib'in durumu hakkında Allah sana ne vahyetti?" diye sordu. Şa'ya'da şöyle cevap verdi. "Onlar hakkında bana henüz bir vahiy gelmedi."

Sonra Şa'ya'ya vahiy gelerek şöyle buyruk verildi: "Hükümdar Hazkıya, vasiyetini yapsın ve hükümdarlığa dilediği birini halef tayin etsin. Çünkü onun eceli yaklaşmıştır!"

Hazkıya, bu vahyi haber aldığında kıbleye yönelerek namaza durdu. Teşbih ve duada bulundu. Aziz ve Celil Allah'a tazarruda bulunarak halis bir kalble tevekkül ve sabırla ağlayarak şöyle dedi: "Ey rablerin rabbi ve ilahların ilahı olan Allah'ım. Ey Rahman ve Rahîm olan Rab-bim. Ey kendisine uyku ve dalgınlık gelmeyen Allah'ım, İsrailoğullanna yaptığın iyilikler ve güzel yargılannla beni hatırla. Mutlaka bütün bunlar senden olmuştur. Benim nefsimi, sen benden daha iyi bilirsin. Gizlimi de açığımı da bilirsin."

Cenâb-ı Allah, onun bu duasına icabet edip kendisine merhamette bulundu ve Şa'ya'ya şöyle vahyetti: "Ona müjde ver ki; Cenâb-ı Allah, ağlamasından dolayı merhamete gelmiş ve ecelini de onbeş sene süreyle te'hir etmiştir. Onu, düşmanı olan Senharib'den kurtarmıştır." Şa'ya peygamber bu müjdeyi ona verince, Hazkıya'daki acılar gitti. Hüzünden kurtuldu ve secdeye kapanarak şöyle dedi: "Allah'ım, sensin mülkü' dilediğine veren. Yine sensin dilediğinden alan. Dilediğini aziz kılar, dilediğini zelil edersin. Sen görüneni de görünmeyeni de bilirsin. Evvel sensin, âhir sensin. Zahir sensin, bâtın sensin. Darda kalmışların duasına icabet eden ve onlara merhamette bulunan yine sensin."

Başını kaldırdığında Cenâb-ı Allah, Şa'ya'ya şöyle vahyetti: Hazkı-ya'ya de ki; İncir suyunu alıp yarasının üzerine koysun. Böyle yaparsa yarası iyileşir.

Hazkıya, bu emri yerine getirdi. Yarası iyileşti ve şifa buldu.

Cenâb-ı Allah, Senharib'in askerlerine ölüm gönderdi. Hepsi helak oldular. Sadece Senharib ile beş arkadaşı sağ kaldılar. Bunlardan biri de Buhtunasr (Nabokodo Nasser) idi. Israiloğullarının hükümdarı, adam göndererek onlan yakalatıp zincire vurdurdu. Hepsini rezil-rüs-vay etmek maksadıyla ülkede zincirler ve bukağılar içinde dolaştırdı. Onlan tahkir etti. Bu işkenceleri yetmiş gün devam etti. Bunlardan herbirine günlük olarak iki arpa ekmeği veriyor, sonra da onları zindana bırakıyordu. Cenâb-ı Allah, Şa'ya'ya vahiy göndererek îsrailoğulla-nnın hükümdanna şu emri vermesini buyurdu: Onlan ülkelerine göndersin ki kavimlerim, başlarına gelen musibet karşısında uyanp korkutsunlar.

Bunlar serbest bırakılıp memleketlerine geri döndüklerinde Senharib, kavmini toplayarak başlarına gelen musibeti onlara haber verdi. Büyücülerle kahinler, ona şöyle dediler: Biz sana onlann rableri ile peygamberleri hakkında bilgi vermiştik, ama sen bize itaat etmedin. Onlar öyle bir ümmettirler kî, rablerinin sayesinde hiç kimse onlarla başedemez.

Senharib, kendilerine Allah'ın daha önce bildirdiği eziyetleri yaptı.

Sonra da yedi yıl daha yaşayarak öldü.

îbn İshak der ki: İsrailoğullannın hüküm dan Hazkıya vefat edince işleri karıştı, kötülükleri çoğaldı. Cenâb-ı Allah, Şa'ya'ya vahiy gönderdi.

O da bu vahiy üzerine kalkıp kendilerine nasihatta bulundu. Layıkı veçhiyle Allah hakkında kendilerine bilgi verip onlan, Allah'ın azap ve ikabına karşı uyardı. Muhalefet edip yalanladıklan takdirde Allah tarafından azaplandırılacaklannı onlara bildirdi. Va'z-u nasihatim tamamladıktan sonra îsrailoğulları, onu öldürmek maksadıyla üzerine saldırdılar. Onlardan kaçarak bir ağacın arkasına saklandı. Ağaç yarılıp içine girdi. Fakat Şeytan kavuşarak elbisesinin ucunu tutuverdi. Sonra da onu çekerek halka gösterdi. Bunu gören îsrailoğulları, bir testere getirerek tepe noktasından başlayıp ağacı biçmeye başladılar. Tabii ki bu arada ağacın içinde bulunan Şa'ya peygamberi de biçtiler. «Doğrusu, hepimiz Allah'a aidiz ve ona geri döneceğiz.»1 (1) îslamî kaynaklarda bu olayın mesnedi yoktur. Bu, israiliyattandır.