İbn İshak dedi ki: Hüveylid kızı Hatice, kölesi Meysere'nin, rahibin söyledikleri ve iki meleğin Rasûlullah'ı gölgelendirmesi gibi bizzat gördüğü şeylerle ilgili olarak kendisine anlattıklarını, Varaka b. Nevfel b. Esed b. Abdüluzza b. Kusayy'a nakletti. Varaka, Hz. Hatice'nin amcası oğlu olup Hristiyandı. Kitapları araştırmış, insanla ilgili ilimleri öğrenmişti. Hatice'nin kendisine bu şeyleri anlatması üzerine Varaka şöyle demişti: "Ey.Hatice! Eğer bu söylediklerin gerçekse, Muhammed bu ümmetin peygamberi olacaktır. Bu ümmete yakın zamanda bir peygamber geleceğini zaten biliyordum." Varaka, bu işin geciktiğini görerek; "Bu hal, ne zamana kadar böyle sürüp gidecek?" diyor ve şöyle bir şiir söylüyordu:
"İnad ettim. Ben hatıralara dalmıştım. Kederden ötürü inad ettim. O keder, uzun uzadıya ağlattı beni. Hatice'nin evsaf üzerine vermesinden sonra ey Hatice, bekleyişim uzun sürdü. Mekke'nin iki yamacı arasında, senin sözlerin üzerine umuda kapılarak, bu dar geçitten çıkıp yeri bulacağımı umdum. Çünkü bana, rahiplerden birinin söylediklerini aktarmıştın. O sözlerin, eğri olmasını istemem. Rahip demiş ki: Muhammed, bir gün başa geçecek. Kendisine karşı duranları mağlup edecek. Beldelerde, nur zuhur edecek. Bütün halk, o nur sayesinde doğrulacak. Kendisiyle savaşanlar, kayba uğrayacak. Onunla banş içinde yaşa-yanlarsa, başarı ve zaferi bulacak. Bütün bunlar olurken keşke ben de hazır bulunsam. Ve Kureyşlilerin hoşlanmadığı İslâm'a, -bütün Mekke-lüer karşı çıkıp gürültü, patırtı etseler de- insanların ilk gireni ben olsam. Onların hoşlanmadıkları İslâm'ın, kendileri alçalıp kafirlikte kalmaları halinde- Arş'm sahibi Allah'ın katma yükseleceğini umarım. Kureyşlilerin sefalet diye adlandırdıkları şeyi (İslâmiyeti) seçip burçlara yükselen kimsenin durumu kafirlik midir? Hayır, değildir. Onlar yaşarken ben de yaşarsambir şeyler olacaktır ki; kafirler, o şeyler karşısında gürültü koparacaklardır. Ama ölen her genç ve yiğit kişi, kaderindeki sıkıntı ve kayıpları görecektir."
İbn İshak'a göre Yunus b. Bükeyr'den yapılan rivayette Varaka b. Nevfel, başka bir şiirinde de şöyle demiştir:
"Sabah erkenden mi, yoksa akşamleyin mi gideceksin? Gönlünde gizlediğin hüzün ateş çakıyor. Çünkü ayrılmam istemediğim bir kavimden ayrılıyorsun. İki gün sonra onlardan uzaklaşacak gibisin. Doğru haberciler, Muhammed'den haber veriyor. Nasihatçılar, kaybolduğunda onu anlatıyor, İki yolu bulunan düzlükte, taşlık olan çukurda, Mekke'nin en hayırlı adamı, kervanla birlikte Busra pazarına yönelip sana geldi. Develeri yüklü ve ağır yürüyüşlüydü. Bilgisine dayanarak her hayrı bize anlatıyordu. Hakkın anahtarlı kapıları vardır. Haberci diyordu ki; Abdullah oğlu Ahmed, peygamber olarak gönderiliyor, Batha ki o; Hud ile Salih, Musa ile İbrahim gibi kulların, elçi olarak gönderildikleri gibi, doğru sözlü bir elçi olarak gönderiliyor. Öyleki onun kıymeti görülecek ve şanı, açık-seçik bir şekilde yayılacaktır. Lüeyy ve Galib kabilelerinin şerefli ihtiyarları ve gençleri, ona tabi olacaktır. İnsanlar, onun peygamberlik dönemine ulaşıncaya kadar yaşarsam, ben ona sevgi gösterir, onunla ferahlanırım. Yoksa ey Hatice, bilesin ki ben, senin şu diyarından daha geniş ve büyük bir diyara seyehat ederim!" ,
el-Ümevî, yukarıdaki şiire şu mısraları da ekler:
"Binaları kuranın dinine tabi olanlar. Bilin ki; bu dinin sahibi, insanlardan daha faziletli ve üstündür. Mekke'de sabit binalar kurmuştur. Karanlıkta, o binalarda kandiller parıldar. O binalar, bilinen ve bilinmeyen bütün kabilelerin toplanma yeridir. Oraya asil, yüksek, seçkin ve mızrak gibi boylu, ama yorgun olan develer hızla koşup giderler. Bileklerine, yırtık elbise parçaları takılıdır."
Ebu'l-Kasım es-Süheylî'nin, "Ravz" adlı eserinde naklettiği, şu aşağıdaki şiirler de Varaka'ya aittir: "Bazı kavimlere Öğüt verdim. Onlara dedim ki: Ben uyarıcıyım. Hiç kimse, sizi aldatmasın. Siz, yaratandan başka bir ilaha tapmayın. Eğer başka ilaha tapmaya sizi davet ederlerse; "Aramızda düşmanlık var." deyin. Arşın sahibi her zaman yüce ve münezzehtir. Bizden önce Cudî dağı da, Buz dağı da O'nu teşbih etmiştir. Gök kubbenin altındaki her şey, O'nun buyruğundadır. Mülk ve hükümranlığında hiç kimse, O'nun-la övünme yarışına giremez. Gördüğüm şeylerden hiçbiri, tazeliğini koruyamaz. Yalnız Allah kalır. Mal ve evlat yok olup gider. Hürmüz'ün hazineleri kendisine yarar sağlamadı. O'nu, ebedi kılmadı. Ad kavmi de edebi yaşamaya çabaiadıysa da başaramadı. Süleyman da ölümsüzlüğe eremedi. Oysaki rüzgarlar, onun buyruğuyla eserlerdi. Aralarında ifritler de olmak üzere cinler ve insanlar onun buyruğundaydılar. Onurlu ve güçlü oldukları için her taraftan heyetlerin gelip ziyaret ettiği hükümdarlar nerede? Burada uğranılması gereken bir havuz vardır. Bunda yalan yoktur. O hükümdarlara gidildiği gibi, her gün buraya da gelinmesi gerekir."
Emiru'l-Mü'minin Hattab oğlu Ömer (r.a.)'de bazan bu şiirleri bir takım meselelerde delil olarak ileri sürüp okurdu. Doğrusunu Allah bilir.

