El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hadr Valisi Satıron

ve faziletli kimseler arasında hak ve adaleti uygulayacak olan bir peygamber tarafından sona erdirilecektir. Onu (Ümmeti) milleti, kıyamete kadar hükümran olacaktır." sözüyle Kahin Şıkkın kasdettiği de budur. İbn İshak …

ve faziletli kimseler arasında hak ve adaleti uygulayacak olan bir peygamber tarafından sona erdirilecektir. Onu (Ümmeti) milleti, kıyamete kadar hükümran olacaktır." sözüyle Kahin Şıkkın kasdettiği de budur.

İbn İshak dedi ki: Anlatıldığına göre Yemen'de bir taş üzerinde Zebur'dan şu ibareler yazılıymış: "Zemar (Harem)ın mülkü kime aittir? Seçkin Himyerlilere aittir. Zemar'm mülkiyeti kime aittir? Şerli Habeş-lilere aittir. Zemar'm mülkü kime aittir? Hür Farshlara aittir. Zemar'm mülkü kime aittir? Tüccar Kureyşlilere aittir."

Mesudî'nin anlattığına göre bazı şairler, bu anlamda şiirler söylemişlerdir. Şöyle ki:

"Harem yapılıp sıvanınca kendisine soruldu:

Sen kime aitsin? Seçkin Himyere aidim, dedi.

Sonra kendisine yine soruldu:

Kime aitsin? Murdarhlarm en kötüsü Habeşlilere aidim, dedi.

Sonra kendisine yine soruldu:

Kime aitsin? Hür Farslılar a aidim, dedi.

Sonra kendisine yine soruldu:

Kime aitsin? Tüccar Kureyşlilere aidim, dedi."

Muhammed b. îshak'm sözünü ettiği bu kitabe, Yemen'de rüzgarın toprağı savurması neticesinde meydana çıkan Hud (a.s.) mezarı yanında bulunmuştur. Bu kitabenin bulunması, Amr zi'1-Ez'ar'm kardeşi Malik b. zi'1-Menar zamanında, yani Belkıs'm döneminden az bir zaman önce olmuştur. Kitabedeki yazıların Hud peygamberin mezarı üzerinde de yazılı oluduğu söylenir ki, bu kitabedeki yazı,Hz. Hud'uri sözlerin-

dendir.

Evet, Süheylî'nin bu konuda söyledikleri bunlardır. Doğrusunu Allah bilir.

Hadr Valisi Satıron

Bazı soybilinıcilermin dediklerine göre Seyf b. Zi Yezen'in, Yemen'i geri almak için yardım istemek üzere yanma gittiği Hire valisi Numan b. Münzir, Hadr valisi Satıron'un sülalesindendir. Numan b. Münzir'le ilgisi bulunduğu için burada Satıron'dan bahsediyoruz. Daha önce İbn İshak'dan yaptığımız nakillere göre Numan b. Münzir, Rebia b. Nasr'm soyundandır. Cübeyr b. Mut'im'den rivayet olunduğuna göre Kanas b. Maad b. Adnan'ın soyundandır.

Numan'm soyu hakkında ileri sürülen bu üç görüşü, Hadr valisinden bahsederken İbn Hişam nakletmiştir.

Hadr, Fırat kıyısında büyük bir kale olup vali Satıron tarafından inşa edilmiştir. Yüksek ve geniş bir kale olup, içinde büyük bir şehirdeki kadar evler vardır. Son derece sağlam,heybetli ve güzel bir yapısı vardır. Çevredeki şehir ve kasabalardan ürünler, hep oraya gelir.

Satıron'un asıl adı, Dayzen b. Muâviye b. Ubeyd b. Ecrem b. Selih b. Hülvan b. Haf b. Kudaa'dır. Kelbî de, onun soy kütüğünü böyle yazar. Diğerleri ise, onun, Caramika kabilesine mensub olduğunu ve şehir devletlerinden (site) birinin reisi olduğunu söylerler. Başkalarıyla savaşıl-dığında, şehir devletleri reislerinden olan diğer beylerin önüne geçerdi. Kalesi, Fırat ile Dicle arasındaydı. İbn Hişam'm ifadesine göre Kisra Sa-bur Zü'1-Ektaf, Hadr Valisi Satıron ile savaşmıştır. îbn Hişam1 dan başkalarının ifadesine göre ise, Satıron'la savaşan hükümdar, Sasanîlerin ilk hükümdarı Sabur b. Erdeşir b. Babek'tir. Bu zat, şehir devletleri beylerini itaat altına almış ve hakimiyeti kisralara iade etmiştir. Sabur Zü'1-Ektaf b. Hürmüz ise, Sabur b. Erdeşir'den çok sonraları yaşamıştır. Doğrusunu Allah bilir. Süheylî'nin anlattıkları budur.

İbn Hişam'ın ifadesine göre Sabur b. Erdeşir, Hadr valisi Satıron'u iki yıl süreyle; diğerlerinin ifadesine göre ise, dört yıl süreyle kuşatma altında tutmuştur. Bu da şöyle olmuştur: Irak seferinde iken Sabur, vali Satıron'un hüküm sürdüğü Hadr şehrinin kapılarına gelip dayanmış. Satıron'un Nadire adındaki kızı onu görmüş. Üzerinde ipek elbiseler, başında da; Zeberced, inci ve yakutla süslenmiş çok güzel altın bir tac varmış. Sabur, çok yakışıklıymış. Nadire, Sabur'a şöyle bir plan teklif etmiş: "Hadr şehrinin kapısmı sana açarsam, benimle evlenir misin?" O da "evet" diyerek bu planı kabul etmiş. Plan, şöyle uygulanmış: Akşam olunca Satıron, sarhoş oluncaya kadar içki içmiş. Çünkü o, her gece mutlaka içip sarhoş olduktan sonra, uyumak üzere yatağa girermiş. Kızı Nadire, Hadr şehrinin giriş-kapılarının anahtarım, uykuya dalan babasının yastığı altından çıkarıp bir kölesiyle kale çıkışma göndermiş ve köle de kapıyı açmış.

Başka bir rivayete göre Nadire, şehre giren bir nehrin kaleye giriş yeri olan bir boşluğu göstermiş; Sabur ve askerleri de o açık yerden şehre girmişler.

Diğer bir rivayete göre ise Nadire, Hadr şehrindeki bir tılsımı, onlara anlatmış ve onu uyguladıkları takdirde şehre girebileceklerini söylemiş. Buna göre yeşilimsi bir güvercin yakalanıp ayaklarına mavi gözlü, bakire bir kızın adet kanından sürülmen", sonra da salıverilmeli imiş, salıverilen bu güvercin, şayet Hadr kalesinin surları üzerine konarsa, tılsım düşer ve kalenin kapıları da açıhrmış. Böyle yapmışlar ve kalenin kapıları da açılmış.

Sabur, şehre girip Vali Satıron'u öldürmüş, şehri yağmalayıp tahrib etmiş ve Satıron'un kızıyla evlenip beraberinde götürmüş.

Nadire, geceleyin bir ara yatakta uyuyamayıp debelenmeye başlamış. Kocası Sabur, hizmetçilere, mum getirmeleri için seslenmiş. Getirilen mumun ışığında yatağın içini araştırmaya başlamış, nihayet bir fesleğen yaprağı bulmuş ve: "Uykunu kaçıran bu muydu?" diye sorunca o da "evet" demiş. Sabur sormuş:

- Baban sana ne yapardı, nasıl davranırdı?

- Bana atlas yatak serer, ipek elbise giydirir, beyin yedirir ve içki içirirdi.

- Sana yaptığı bu kadar iyiliğin karşılığı olarak mı babana böyle yaptın? Ona bu tuzağı kurduğuna göre benim için de kısa zamanda böyle bir tuzak kurarsın!..

Kocası böyle dedikten sonra onu saçlarından bir atın kuyruğuna bağladı. Daha sonra atı koşturmaya başladı ve böylece onu öldürdü. A'şa b. Kays b. Salebe bununla ilgili bir şiirinde şöyle demiştir:

"Görmedin mi ki, Hadr halkı refah içindeydi? Ama bilmeli ki, refah hali devamlı olmaz. İki yıl süreyle orada kösler çaldırdı da, Nihayet yerleşti oraya orduların serdarı, Şol vakit ki, Rabbine yalvarıp yakardı. Allah'a yöneldi, intikam almadı. Rabbi, onun gücünü artırmadı mı? Ona, komşuluk yapabilen biri olmadı.

Mîlletine şöyle bir çağrıda bulundu: İşinizin başına geçin, artık iş kesinleşti. Kılıç sallayarak şerefle ölün! Seçkinlerin, ölümü yeğlediklerini gördüm."

Satıron'un kızı Nadire'nin babasına ihanetini anlatan Adiyy b. Zeyd de bir şiirinde şöyle der:

"Hadr şehrinin üzerine geldi ya! Yukarılardan korkunç bir bela, Valinin kızı, ölüm haberini söylemedi. Babasına, çünkü murakıbı yoktu. Akşamleyin babasına bir kase saf içkiyi, İçirdi. İçki vehimdir, içen susamaya başlar. O kız, halkını geceleyin teslim etti. Düşman komutanının kendisini isteyeceğini sandı. Gün doğarken gelinin payına düşmüştü.Kaküllerinden sızıp akan kanlar, Hadr şehri yıkılıp yakıldıydı. Duvarlardaki askılar bile yağmalandı."

Yine Adiyy b. Zeyd, bir başka şiirinde şöyle der:

"Ey zamana sövüp ayıplayan kişi!

Sanki sen, suçsuz ve iyi halli misin?

Hayır, tam tersi, sen cahilsin ve aldanmışsın!

Ölümden kurtulup ebedî kalanı gördün mü hiç?

İnsanın kendi koruyucusunu kahrettiği olur muymuş?

Nerede, şahlar şahı Kisra Enuşirvan?

Nerede, ondan önce krallık yapan Sabur?

Bizans imparatorluğu yapanlar nereye gitti?

Esfer oğullarından adı anılan var mı hiç?

Hadr şehrini kuran hükümdar nerede?

Orada, Dicle ile Habur ırmakları akardı.

Mermerle inşa etti, kireçle sıvadıydı.

Kuşların sığınabileceği pencereleri vardı.

Ölüm kuşkusu, onu ürkütmemiş ti.

Mülk ondan ayrıldı, kapısı açık bırakıldı.

'Havernek'in Sahibi'ni an, şerefli biriydi o.

Bir gün tefekküre dalıp hidayeti buldu.

Mal ve mülkünün çokluğu, onu sevirdirmişti.

Denizler genişliğince, ırmaklar uzunluğunca malı vardı.

Kalbi, kötülükten döndü ve dedi ki: Hiç bir canlı ölüme imrenmiyor. Sonra kurumuş yaprağa dönüyor. Saba ve Sam rüzgarı, alıp götürüyor."

Şiirde adı geçen 'Havernek'in Sahibi', eski zaman hükümdarlarından biridir. Aşın gidip taşkınlık yapınca, günah işleyip keyfine göre hareket edince, Rabbi tarafından gözetildiğim unutup önceki hükümdarların

ve

milletlerin

durumlannı,

nasıl

mahvolduklannı,

onlardan

hiçbirinin kurtulamadığını, ibret alması için kendisine anlattılar. Eline geçen hükümdarlık tahtının mutlaka kendisinden sonrakilere intikal edeceğim söyleyip öğüt verdiler.

O, verilen bu öğütlerden etkilendi, ibret aldı, kendine çeki düzen verdi, düşünmeye başladı, gece gündüz tefekkür etti, mezannın darala-cağmdan korktu, tevbe edip Allah'a yöneldi, her şeyden el çekti, hükümdarlıktan feragat etti, yoksul elbisesi giydi, çöllere düştü, tenhalarda haz duydu, diğer insanlardan farklı olarak şehvete uymaktan ve Rabbi-ne asi olmaktan uzak durdu.

'Havernek'in Sahibi' ile ilgili kıssa, "Tevvabüı" adlı kitapta Şeyh îmam Muvaffak b. Kudame elMakdisî (r.a.) tarafından uzun uzadıya anlatılmıştır. Hafız Ebu'l-Kasım es-Süheylî de bu kıssayı, "Ravzü'l-Ünf' adlı eserde sağlam bir senetle nakletmiştir.