İbn İshak dedi ki: Rasûlullah, on yaşındayken Ficar savaşı patlak verdi. Kinane ve Kays-ı Aylan kabileleri savaşırlarken haramları ve yasakları hiçe saydıkları için bu savaşa, "günah" anlamına gelen Ficar savaşı denmiştir.
Bu savaşta, Kureyşlilerle Kinanelilerin komutam Harb b. Ümeyye b. Abdü's-Şems idi. Savaşın başladığı gün ilk zamanlar Kays kabilesi, Kinane kabilesi karşısında üstünlük sağladı. Öğle vakti Kinane kabilesi, Kays kabilesi karşısında üstünlük sağladı.
îbn Hişam dedi ki: Hz. Peygamber ondört veya onbeş yaşma geldiğinde Kureyşliler ve müttefikleri Kinaneliler ile Kays-ı Aylan kabileleri arasında Ficar savaşı patlak verdi.
Bu savaş aşağıdaki sebepten başlamıştır: Urvetü'r-Rehhal, kendi topraklarında ticaret yapması için Numan b. Münzir'e izin vermişti. Berrad b. Kays, onun bu iznine karşı çıkarak; "Kinanelilere nisbet olsun, diye mi Numan'a izin veriyorsun?" dedi. O da; "Evet.. Bütün âleme nisbet olsun, diye ona izin verdim." diyerek kesin kararını açıkladı.
Urve dışarı çıktı. Berrad da onu dalgın bir halde yakalamak için nr-sat kollayarak peşine düştü. Aliye'deki Teymen Zî Tellal mevkiinde Urve, dalgın bir haldeyken Berrad onun üzerine atıldı. Haram ayda onu öldürdü. Bu sebeple bu savaşa Ficar savaşı dendi. Berrad bununla ilgili olarak bir şiirinde şöyle der:
"Bir bela ki, benden önce insanları hep düşündürürdü. Onun üzerine vücudumun bir parçası olan Bekr oğullarım saldım. Onların eliyle Kilab oğullarının evlerini yıktım. Kölelere de süt içirdim. Zî Tellal denen yerde elimi, kaldırıp ona vurdum. O da tıpkı bir dal gibi yere düşüp
uzandı."
Lebid b. Rebia b. Malik b. Ca'fer b. Kilab da bu konuda şöyle der:
"Eğer rastlarsan Kilab oğulları ve Amir'e, tebliğ edip duyur ki Talib-linin köleleri vardır.Eğer rastlarsan Nümeyr oğullarına ve öldürülen Beni Hilalin dayılarına tebliğ edip duyur ki, gelmekte olan Rahhal, Teymen Zi Tellal mevkiine yerleşti (onu Öldürdüğüm için) orada kaldı."
İbn Hişam dedi ki: Adamın birisi Kureyşlilere gelerek haram ayda, Ukaz mevkiinde Berrad'ın, Urve'yi öldürdüğünü söyledi. Kureyşliler, savaş hazırlığı yaparak yola çıktılar. Hevazinlilerin onlardan haberleri yoktu. Sonra durumdan haberdar olunca, Kureyşlileri takibe çıktılar. Harem'e girmeden onlara ulaştılar. O gün akşama kadar savaştılar. Kureyşliler Harem'e girdiler. Hevazinliler de çarpışmayı durdurarak onlara dokunmadılar.. O günden sonra günlerce savaştılar. Cephelerden birinde ağırlığı Kureyş kabilesi teşkil ediyordu. Kmanelilerse reis durumundaydılar. Diğer cephedeyse ağırlığı Kays kabileleri teşkil ediyordu.
Rasûlullah (s.a.v.), bazı günler savaş alanına geliyordu. Amcaları onu getiriyorlardı. O: "Amcalarıma ok toplayıp götürüyordum." demiştir. Düşmanların attıkları okları yerden toplayıp amcalarına götürürmüş...
İbn Hişam der ki: Ficar savaşı, benim bu anlattığımdan çok daha uzundur. Rasûlullah'm siretinin anlatımını keser endişesiyle bu savaşı bütün detayları ile anlatmak istemedim.
Süheylî der ki: Ficar, (fa) harfinin kesresiyle, kital vezninde okunan bir kelimedir.Arapların Ficar savaşları dörttür. Bunları, Mesudî anlatmıştır. Sonuncusu, şu anlattığımız ve Berrad'ın Urve'yi öldürmesi yüzünden başlayan savaştır. Bu savaş, dört gün sürmüştür. Şamta ve abla günleri. Bu iki günlük safha, Ukaz mevkiinde cereyan etmiştir. Savaşın en önemli günü şürb günüdür ki, o gün, Rasûlullah (s.a.v.) da cephede hazır bulunmuştur. O gün kaçmasınlar, diye Kureyşlilerle Kinanelilerin reisi Harb b. Ümeyye ile kardeşi Süfyan zincire vurulmuşlardı. O gün Kayslılar hezimete uğramışlar, ancak onlar sebat etmişlerdi. Ficar savaşının dördüncü günü ise, harîre günüdür. O gün savaş, Nahle mevkiinde cereyan etmiştir. Sonra ateşkes yapıp ertesi sene, Ukaz mevkiinde karşılaşmak üzere sözleştiler. Ertesi sene orada karşılaştıklarında Utbe b.
Rebia, devesine binerek: "Ey Mudar topluluğu! Ne diye savaşıyorsunuz?" diyerek yüksek sesle hitapta bulundu. Hevazinliler de: "Bizi neye çağırıyorsun?" diye sormaları üzerine: "Barışa çağırıyorum." dedi. Onlar da: "Bu nasıl olacak? diye sordular. Dedi ki: "Ölülerinizin diyetini verelim. Diyetleri ödeyinceye kadar size rehineler bırakalım. Biz de kendi ölülerimizin diyetlerini istemekten vazgeçiyoruz." "Bunu, bize kim garanti eder?" diye sordular, O da; "Ben" deyince, "Sen kimsin?" diye sordular. "Ben Utbe b. Rebia'yım." dedi. Bunun üzerine barış anlaşması yapıldı. Aralarında Hakim b. Hüzzamın da bulunduğu kırk adamlarını Hevazinlilere rehin olarak gönderdiler. Amir b. Sa'saa oğulları (Hevazinliler), rehineleri de alınca, diyet istemekten vazgeçip onlan da salıverdiler. Böylece Ficar savaşı sona ermiş oldu.

