İbn İshak; "Hüveylid kızı Hatice, şerefli, varlıklı bir kadın olup ticaretle uğraşırdı. Malının ticaretini yapmaları için, kar ve zararda ortaklık usulüyle adam tutup çalıştırırdı." demektedir. Rasûlullah(s.a.v.)'ın doğru sözlü, güzel ahlaklı ve son derece güvenilir bir insan olduğunu duyunca, kendisine haber gönderdi. Ticaret yapmak üzere kölesi Meysere ile birlikte malını Şam'a götürmesini teklif ile diğer ticaretçüere verdiğinden daha fazla ücret vereceğini de bildirdi. Rasûlullah (s.a.v.), bu teklifi kabul etti. Hatice'nin malını alıp kölesi Meysere'yle birlikte Şam'a vardı. Bir manastır yakınındaki bir ağacın gölgesi altında mola verdi. Manastırın rahibi onları görünce, Meysere'ye yaklaşıp; "Ağacın altında oturan şu adam Mm?" diye sordu. Meysere de; "Kureyşlidir, Harem halkındandır." deyince rahip, "Bu ağacın altına şimdiye kadar peygamberlerden başkası oturmamıştır." dedi.
Sonra Rasûlullah (s.a.v.), getirdiği malları satıp parasıyla da, almak istediği şeyleri satın aldı. Bundan sonra Meysere'yle birlikte Mekke'ye dönmek üzere yola çıktı.
Öğle vakti hava iyice ısındığında Meysere, iki meleğin, devesi üzerinde gitmekte olan Rasûlullah'ı gölgelendirip güneşten koruduklarını
görmüştü.
Rasûlullah (s.a.v.), Mekke'ye gelip mallarını Hatice'ye teslim etti. Hatice de o malları sattı. Önceki seferlerin bir misli veya bir misline yakın miktarda fazla kar elde etti. Meysere de, rahibin söylediklerini ve Rasûlullah'ı gölgelendiren melekleri gördüğünü Hatice'ye anlattı. Hatice, akıllı, şerefli ve düşünceli bir kadındı. Ayrıca Cenâh-ı Allah da onu yüceltmek istemişti. Meysere'nin bu haberleri kendisine anlatması üzerine rivayete göre Rasûlulîah'a şu mesajı göndermişti: "Ey amcaoğlu! Akrabalığın, kavmin içindeki asaletin, güzel ahlakın, güvenilirliğin ve doğruluğun için sana rağbetim vardır." Daha sonra da onunla evlenmek istediğini Rasûruliah'a açmıştı. Hatice, Kureyşlilerin en asil, en şerefli ve en varlıklı kadınıydı. Kavminin bütün erkekleri, bu yüzden -şayet ya-pabilseler- onunla evlenmek istiyor ve buna can atıyorlardı.
Hatice'nin mesajını alan Rasûlullah (s.a.v.), durumu amcalarına açtı. Bunun üzerine amcası Hamza, onu yanına alıp Hüveylid b. Esed'in yanına götürdü. Hatice'yi, Rasûlullah'a istedi. Böylece evlenmiş oldular. .
İbn Hişam'm anlattığına göre Rasûlullah (s.a.v.), Hz. Hatice'ye me-hir olarak yirmi deve vermiştir. Böylece evliliğe ilk adımını, Hatice'yle atmış, o vefat edinceye kadar da başka bir kadınla evlenmemişti.
İbn îshak der ki: Rasûlullah(s.a.v.)rm İbrahim'den başka bütün çocukları Hz.Hatice'den doğmuştur. Çocukları şunlardı:
1- Kasım. Rasûlullah (s.a.v.), Ebu'l-Kasım künyesini onun adından almıştır.
2- Tayyib .
3- Tahir
4- Zeynep
5- Rukiyye
6- Ümmü Gülsüm
7- Fatıma
İbn Hişam'm anlattığına göre Rasûlullah'ın oğullarının yaş sırasına göre adları şöyledir:
1- Kasım, 2- Tayyib, 3- Tahir.
Kızlarının da yaş sırasına göre olan adları şöyledir:
1- Rukiyye, 2- Zeynep, 3- Ümmü Gülsüm, 4- Fatıma.
Beyhakî, Mus'ab b. Abdullah ez-Zübeyrî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah(s.a.v.)'ın, çocuklarının yaş sırasına göre adları şöyledir: 1- Kasım, 2- Zeynep, 3- Abdullah, 4- Ümmü Gülsüm, 5- Fatıma, 6- Rukiyye.
İlk olarak oğlu Kasım, sonra da Abdullah ölmüştür. Hatice de vefat ederken altmışbeş yaşındaydı. Elli yaşında olduğunu söyleyenler de vardır.
Diğer siyerciler dediler ki: Kasım, bineğe ve deveye binecek yaşa varmış, babası peygamber olduktan sonra ölmüştür. Annesinden süt emmekteyken öldüğünü söyleyenler de vardır. Öldüğünde Rasûlullah (s.a.v.); "Onun için Cennet'te bir emzirici vardır. Onu emzirme işini tamamlayacaktır." demişti. Meşhur görüşe göre Rasûlullah (s.a.v.), bu sözü, İbrahim hakkında söylemiştir.
Yunus b. Bükeyrjbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder: Hatice, Rasûlullah'a; iki erkek, dört de kız çocuk doğurdu: Kasım, Abdullah, Fatıma, Ümmü Gülsüm, Zeynep ve Rukiyye.
Zübeyr b. Bekkar dedi M: Abdullah'ın bir adı Tayyip.diğer adı da Tahir idi. Babasının, peygamber oluşundan sonra doğduğu için ona bu ad verilmiştir. Diğerleriyse, bisetten önce ölmüşlerdir.
Rasûlullah'ın kızlarına gelince onlar, biset dönemine ulaşmış, İslâm'a girmiş ve babaları (s.a.v.) ile birlikte hicret etmişlerdir.
İbn Hişam dedi ki: İbrahim, İskenderiye Sahibi Mukavkis'in, Kûret-ü Enda şehrinden alıp Rasûlullah (s.a.v.)'a hediye ettiği Mariyetü'l-Kıbtiye'den doğmuştur.
Allah izin verirse ayrı bir bölümde, Hz. Peygamber'in zevcelerinden de bahsedeceğiz. Güvencimiz Allah'adır.
İbn Hişam, Rasûlullah'ın, Hz. Hatice'yle evlendiği sırada yirmibeş yaşında olduğunu söyler. Aralarında Ebu Amr el-Medenî'nin de bulunduğu birçok ilim adamı, bunu bana böyle anlattılar.
Yakub b. Süfyan dedi ki: Bir çok kimsenin bana anlattığına göre Hz. Peygamber yirmibeş yaşındayken, Amr b. Esed, Hatice'yi onunla evlen-dirmiştir. O esnada Kureyşliler de Ka'be'yi yapıyorlardı.
Yine aynı şekilde Beyhakî'nin, Hakim'den naklettiğine göre birbirleriyle evlendiklerinde Hz. Peygamber yirmibeş yaşında, Hz. Hatice ise otuzbeş yaşında bazılarına göre de yirmibeş yaşındaydı.
Beyhakî, eserinin, "Hatice ile evlenmeden önce Rasûlullah'ın uğraştığı işler" bölümünde şöyle bir rivayette bulunur:
Ebu Abdillah el-Hafiz, Ebu Hüreyre'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Allah'ın, peygamber olarak gönderdiği her insan, mutlaka koyun çobanıdır." Sahabeleri; "Sen de mi ya Rasûlallah?" diye sorunca buyurmuş ki:
"Ben de Mekkelilerin davarını birkaç kırat (tahıl) karşılığında otlatıyordum."
Beyhakî'nin, Cabir'den rivayet ettiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Bir deve karşılığında Hatice'ye kendimi iki kez kiraya verdim (işinde ücretle çalıştım)."
Beyhakî, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder: "Babası sarhoşken, kızı Hatice'yi Rasûlullah'la evlendirdi."
Beyhakî, Abdullah b. Haris'in şöyle dediğini rivayet eder: Ammar b. Yasir, Rasûlullah'la Hatice'nin evlenmesi hakkında insanların çok konuştuklarını duyunca şöyle derdi: Rasûlullah'ın Hatice'yle evlenmesini, başkalarından çok ben bilirim. Çünkü ben, Rasûlullah'ın yaşıtı, dostu ve arkadaşıydım. Günün birinde onunla birlikte yürüyüşe çıktık. Haru-re mevkiine geldiğimizde, Hatice'nin bacısının yanından geçtik. O, kendine ait bir deve derisi üzerinde oturmaktaydı. Bana seslendi. Ben de dönüp yanına gittim. Rasûlullah (s.a.v.) da durup beni bekledi. Hatice'nin kızkardeşi bana: "Senin arkadaşın, Hatice'yle evlenmek istemez mi?" diye sordu. Ben de dönüp Rasûlullah(s.a.v.)'m yanına vardım. Durumu kendisine anlattım. O da: "Hayatıma yemin olsun ki isterim." dedi. Rasûlullah(s.a.v.)'m bu sözünü, Hatice'nin kızkardeşine ulaştırdım.
"Yarın sabah bize gelin." dedi. Ertesi sabah evlerine gittiğimizde bir inek kesmişler, Hatice'nin babasına bir kaftan giydirmişler, sakalım sariya boyamışlardı. Ben, durumu Hatice'nin kardeşine anlattım. O da babasına anlattı, ama babası, o anda sarhoştu. Ona, Rasûlullah'm şahsiyeti ve sosyal mevkii anlatıldı. Onun kızına Talibli olduğu söylendi. O da bunun üzerine kızı Hatice'yi Rasûlullah'a verdi. Bu evliliği yaptılar. Yemeği yedik. Hatice'nin babası uyudu. Sonra bağırarak uyanıp; "Bu ne kaftan, bu ne sakal boyası, bu ne yemek?" diye yüksek sesle söylendi. Ammar b. Yasirle konuşmuş olan kızı da; "Bu, kızının nişanlısı Muham-med b. Abdullah'ın sana giydirdiği kaftandır. Kesilen bu inek ise, onun sana hediyesidir. Kızını, ona eş olarak vermen üzerine ineği kestik." dedi. Hatice'nin babası, kızı Hatice'yi eş olarak Muhammed'e vermeyi kabul etmeyip bağırarak evden çıktı.
Hatim'e geldi. Haşim oğulları, Rasûlullah'ı da yanlarına alarak Hatice'nin babasının yanma geldiler. Kendisiyle konuştular. Onlara: "Adamınız nerede?" diye sorması üzerine, Rasûlullah çıkıp onun yanma geldi. Rasûlullah'a bakınca şöyle dedi: "Eğer Hatice'yi sana eş olarak verdiysem vermişimdir. Vermediysem de şimdi veriyorum!"
Zührî, "Siyer" adlı eserinde der ki: "Hz. Hatice'nin babası sarhoşken kızını, Rasûlullah'la evlendirdi."
Müemmelî der ki: Üzerinde ittifak edilen görüşe göre Hatice'yi Rasûlullah'la evlendiren kişi, amcası Amr b. Esed'dir. Süheylî'nin de tercih ettiği görüş budur.
Bunu, Abbas ile Aişe'den nakletmiştir. Hz. Aişe demişki: Hatice'nin babası Hüveylid, Ficar savaşından, önce ölmüştür. Hacer-i Esvedi, Ka'be'den alıp Yemen'e götürmek isteyen Tübban ile mücadele eden odur. Bu iş için Hüveylid, yanına Kureyş'ten bir cemaati de alarak ayaklanmıştı. Öte yandan Tübban da uykuda korkulu bir rüya görmüştü. Bunun üzerine bu niyetinden vazgeçmiş ve hacer-i esvedi yerinde bırakmıştı. "Sire" adlı eserinin son kısmında İbn İshak der ki: Hz. Hatice'yi, Rasûlullah (s.a.v.) ile evlendiren, kardeşi Amr b. Hüveylid1 dir. Doğrusunu Allah bilir.

