Allah Teâlâ buyurdu ki:
«(Süleyman'ın) Ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Kurdun yemesiyle değnek çürüyüp de ona dayalı duran Süleyman) yıkılınca (onun Öldüğü anlaşıldı ve) anlaşıldı ki eğer cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azab içinde kalmazlardı.» (SeW, 14.)
îbn Cerir ile İbn Ebi Hatîm, İbn Abbas'dan rivayet ederek Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'in şöyle buyurduğunu söylemişlerdir: Allah'ın peygamberi Süleyman, namaz kılarken önünde bir ağacın bittiğini gördü. Ona, senin adın nedir? diye sordu. Ağaç da kendisine bir şeyler söyleyerek cevap verdi. Süleyman, sen ne içinsin? diye sordu. Ağaç, eğer sadece dikilmek için ekilmişse onu bildirirdi. Eğer bir ilaç olmak için ekil-misse onu da bildirirdi. Günün birinde yine namaz kılarken önünde bir ağaç gördü. Ağaca, senin adın nedir? diye sordu. Ağaç da benim adım Harub'dur, diye cevap verdi. Süleyman, sen ne içinsin? diye sordu. Ağaç, bu beyti yıkmak içinim dedi. Süleyman şöyle dedi: Allahım, cinlerin gaybı bilmediklerini insanlar Öğrensinler, diye benim Ölümümü cinlerden gizle. Sonra Süleyman peygamber, o ağacı bir değnek haline getirdi, bir yıl müddetle ona dayandı. Cinler de onun emrinde çalışmaktaydılar. O esnada değneğe dayalı vaziyette iken Süleyman peygamber vefat etti. Öte yandan bir kurtçuk ta gelip değneği kemirmeye başladı. Nihayet değnek aşınınca Süleyman peygamberin cesedi yere düştü. İnsanlar da bildiler ki; eğer cinler gaybı bilselerdi, Süleyman'ın ölümünü anlayacak ve bu can yakıcı azap içinde bir yıl müddetle beklemiyeceklerdi. Süleyman'ın Ölümü üzerine cinler, değneğin ucunu kemiren kurtçuğa teşekkür ettiler ve ona daha önceleri de su getirirlerdi.»
Süddî, İbn Abbas ile bir grup sahabeden naklederek şöyle der: Süleyman peygamber, bir iki sene,bir iki ay, ya da bundan daha az veya daha çok müddetle Beyt-i Makdis'de itikafa çekilirdi. Yiyeceği ve içeceği, yanına götürülürdü. Vefat edeceği zaman son olarak oraya girdi. Orada ibadetle meşgul iken her gün mutlaka sabahleyin bir ağaç biterdi. Süleyman peygamber, ağacın yanma giderek ona adını sorar, ağaç da adının ne olduğunu ona bildirirdi. Eğer sırf ekilmek için ekilmişse, onu bildirirdi. Ya da ilaç maksadıyla ekilmişse, onu da açıklardı. Ben, şu maksatla ekildim, derdi. Nihayet günün birinde bir ağaç bitmişti ki ona, Harub adı verilmişti. Süleyman peygamber ona, senin adın nedir, diye sorunca ağaç, benim adım Harub'dur, dedi. Süleyman peygamber, sen ne için bittin? diye sorunca ağaç, "Şu mescidi yıkmak için bittim." dedi. Süleyman da şöyle dedi: Ben hayatta iken Cenâb-ı Allah bu mescidi yıkmayacaktır. Benim ölümüm ve bu mescidin harap olması senin yüzünden olacaktır.
Böyle diyerek ağacı söküp kendine ait bir bahçeye dikti. Sonra mihraba girerek değneğine dayalı vaziyette namaz kıldı ve vefat etti. Vefat ettiğini şeytan bilmedi. Bu vaziyette iken cinler onun için çalışıyorlar
ve
durmadan
mesailerini
sürdürüyorlardı.
Süleyman'ın
çıkıp
kendilerini cezalandıracağından korktukları için işlerini devam ettiriyorlardı. Şeytanlar ve cinler, mihrabın etrafında toplanıyorlardı. Süleyman'ın ibadet etmekte olduğu mabedin önünde ve arkasında ışık pencereleri vardı. Oradan çıkmak isteyen şeytan şöyle diyordu: Eğer burdan girip diğer pencereden çıkarsam dövülmez miyim?
Böyle diyerek diğer taraftaki pencereden çıkmak üzere bu taraftaki pencereden içeri girdi. İçeri giren şeytan, karşı taraftaki pencerenin önüne gitmekte iken mihrapta bulunan Süleyman'a bakamadı. Baktığı takdirde yanacağını biliyordu. Ama Süleyman'ın sesini de işitmedi. Geri döndü, yine Sülayman'm sesini işitmedi. Tekrar geri döndüğünde mescidin içine düştü, kendisi de yanmadı. Süleyman'a baktığında, cesedinin ölü olarak yere düşmüş olduğunu gördü. Dışarı çıkıp insanlara, Süleyman'ın öldüğünü haber verdi. Onlar da kapıyı açıp içeri girdiler ve Süleyman'ın cesedini dışarı çıkardılar. Dayalı olduğu değneğin kurtçuk tarafından kemirilmiş olduğunu gördüler. Süleyman'ın ne zaman vefat ettiğini bilemediler. Değneğini yere koyup kurtçuğu, ucuna getirdiler. Kurtçuk bir gün bir gece süreyle onu kemirdi. Sonra da değneğin aslından ne kadar kemirildiğini, o bir gün ve bir gecelik kemirilme miktarına kıyaslayarak Süleyman'ın bir yıl Önceden vefat ettiğini hesapladılar. Süleyman'ın ölümünden sonra bir yıl müddetle onun için çalışmışlardı. Böyle olunca da insanlar iyice anladılar ki, cinler yalan söylüyorlar. Eğer gaybı bilselerdi, Süleyman'ın ölümünü de bilirler ve bir yıl müddetle onun işinde çalışmazlardı. Zahmet çekip yorulmazlardı. Şu ayeti kerime bunu açıklıkla ortaya koymaktadır.
«Onun (Süleymanm) Öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Kurdun yemesiyle değnek çürüyüp de ona dayalı duran Süleyman) yıkılınca (onun öldüğü anlaşıldı ve) anlaşıldı ki eğer cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.» (Sebe1,14.)
Süddî der ki: Böylece cinlerin durumu insanlar tarafından anlaşıldı ki onlar yalan söylüyorlar. Ayrıca şeytanlar da Süleyman'ın değneğini kemiren kurtçuğa şöyle demişlerdi: Eğer sen yiyecek yiyorsan, sana yiyeceklerin en güzelini ve en lezzetlisini getiririz. Eğer içecek içiyorsan, sana içeceklerin en nefisini getiririz. Fakat sana su ve çamur taşırız.
Ravi der ki: «Şeytanlar kurtçuğa her nerede olursa olsun su ve çamuru taşıyorlardı. Görmezmisiniz ki ağacın içindeki çamuru şeytanlar ona teşekkür için taşımaktadırlar.» Bu, ne doğrulanan, ne de yalanlanan israiliyattandır.
Ebu Davud, "Kitabü'l Kader"de şöyle bir rivayette bulunur: Davudoğlu Süleyman peygamber, ölüm meleğine şöyle dedi: Ruhumu teslim alacağın zaman bana önceden bildir de bileyim.
Ölüm meleği dedi İd: Ben senin canım ne zaman alacağımı bilemem. Sen ne kadar biliyorsan ben de o kadarını biliyorum. Ancak bazan bana bir mektup verilir. O mektubun içinde kimin canım alacaksam adları
yazılıdır.
Asbağ b. Ferec ile Abdullah b. Vehb, Abdurrahman b. Zeyd b. Es-lem'in şöyle dediğini rivayet ederler: Süleyman peygamber, ölüm meleğine şöyle dedi: Canımı almakla emrolunduğun zaman bana haber ver. Günün birinde ölüm meleği Süleyman'a gelerek şöyle dedi: Ey Süleyman, senin canını almakla emrohmdum. Kısa bir anın kaldı.
Bunun üzerine Süleyman peygamber, şeytanlarla cinleri çağırdı. Kendisi için billurdan bir köşk yapmalarını emretti. Onlar da kapısı olmayan, billurdan bir köşk inşa ettiler. Süleyman kalkıp namaza durdu ve değneğine dayandı. Fakat buna rağmen ölüm meleği kapısı olmayan o billur köşkün içine girerek, değneğine dayalı vaziyette duran Süleyman'ın ruhunu teslim aldı. Süleyman ölüm meleğinden kaçmak için o köşkü inşa ettirmiş değildi.
Cinler onun sağ olduğunu zannederek huzurunda çalışmaktaydılar. Cenâb-ı Allah'ın gönderdiği bir kurtçuk değneğinin ucunu kemirmeye başladı. Değneğin içi boşalınca, Süleyman yere düştü. Cinler bunu görünce dağılıp gittiler. Onların gayptan haberleri olmadığını, şu ayet-i kerime ifade etmektedir: «Onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Kurdun yemesiyle değnek çürüyüp de ona dayalı duran Süleyman) yıkılınca (onun öldüğü anlaşıldı ve) anlaşıldı ki eğer cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.» (Sbbe',14.) Asbağ dedi ki: Başkalarından aldığım habere, göre Süleyman peygamber, değneğine dayalı olarak ölü vaziyette bir yıl süreyle bekledi. Kurtçuk, onun değneğinin içini kemirmekte idi. Nihayet yere düştü.
Selef ulemasıyla diğerlerinden de buna benzer sözler nakledilmiştir. Doğrusunu Allah bilir.
Ishak b. Bişr, Zührî ile diğerlerinden naklederek şöyle der: Süleyman (a.s.), elli iki sene yaşadı. Hükümdarlığı kırk sene sürdü. İbn Ab-bas'dan nakledildiğine göre onun hükümdarlığı yirmi sene sürmüştür. Doğrusunu Allah bilir. İbn Cerir'in dediğine göre Süleyman b. Davud'un ömrü, elli küsur sene olmuştur.
Süleyman peygamber, hükümdarlığının dördüncü senesinde Mes-cid-i Aksa'nın inşasına başlamıştır. Bundan sonra da onyedi sene süreyle hüküm sürmüştür. Kendisinin vefatından sonra îsrailoğullarının hakimiyetleri sarsılmış ve memleketleri dağılmıştır.

