İbn Ebi Hatim, ibn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir; "Cenâb-ı Allah, isa'yı göğe yükseltmek istediği zaman, Isa, arkadaşlarının yanına gitmişti. Odada, arkadaşları olan Havarilerden oniki kişi vardı. Evdeki bir çeşmeden yıkanmış, başından sular damlarken yanlarına gitmiş ve şöyle demişti: Sizden bazıları, bana iman ettikten sonra on iki kez beni inkar edecektir. Hanginiz benim benzerim olacaksınız ki, benim yerime öldürülsün, sonra da benimle aynı dereceye yükselsin?"
Aralarından en genç olan birisi kalktı. İsa ona: "Otur." dedi. Sonra bu teklifini tekrarlayınca aynı genç yine ayağa kalkarak: "Senin benzerin olmak isterim." dedi. İsa da: "Öyle ise sen benim benzerim olacaksın." dedi ve Allah tarafindan İsa'ya benzetildi. İsa da o evin bacasından göğe yükseltildi.
Yahudilerin zaptiyesi gelerek İsa'nın benzeri kılman genci yakalayıp götürdü, öldürüp çarmıha gerdi. Bundan sonra kendisine iman edişinin ardı sıra bazı kimseler İsa'yı oniki kez inkar ettiler, sonra da üç gruba ayrıldılar. Bu gruplardan biri: «Allah dilediği müddetçe aramızda kaldı, sonra göğe yükseldi.» dedi ki bunlar Yakûbîlerdir.
Diğer bir grup: «Allah'ın oğlu dilediği müddetçe aramızda kaldı, sonra Allah onu kendi yanına yükseltti.» dediler ki, bunlar da Nasturî-lerdir.
Üçüncü grup ise şöyle dedi: «Allah'ın kulu ve elçisi, dilediği müddetçe aramızda kaldı, sonra Allah onu yanına yükseltti.» Böyle diyenler de Müslümanlardı. İki kafir grup, Müslümanlara üstün gelip onları öldürdüler. Muhammed .(s.a.v.)'i, Allah, peygamber olarak gönderinceye kadar İslamiyet, kafirlerin baskısı altında kaldı.
îbn Abbas: "Biz de inananları, düşmanlarına karşı destekledik, onlar üstün geldiler." (es-Saff, 14.) ayet-i kerimesi ile bunun kasdedüdiğini söylemiştik.
Bu husus, selef ulemasının birçoğu tarafından böylece nakledilmiştir. Bu konuda uzun uzadıya açıklamalarda bulunan biri de Muhammed b. îshak b. Yesar'dır ki şöyle demiştir: Risaleti tebliğ etsin, davetini tamamlasın ve Allah'ın dinine giren insanlar çoğalsınlar diye İsa peygamber, ömrünü uzatması için onur ve üstünlük sahibi olan Allah'a dua ediyordu. Rivayete göre yanında oniki Havarisi vardı. Bunların adları şöyledir: Batros, Yakub b. Zebda, Yakub'un kardeşi Yahnes, Endravus, Filibos, Abroselma, Matta, Tomas, Halkrya oğlu Yakub, Tedavüs, Feta-tiya, Yadis Keryayota. (Yahudilere, isa'nın yerini gösteren de budur.) Aralarında Serkis adında birisi de vardı ki Hristiyanlar, onun adını gizlemişlerdir. İsa'ya benzediği için onun yerine Öldürülüp çarmıha gerilen bu zattır. Bazı Hristiyanlarm iddiasına göre isa'nın benzeri olduğu için Öldürülüp çarmıha gerilen kişi, Keryayota oğlu YodasJtır. Doğrusunu Allah bilir.
Dahhakb. Abbas'm şöyle dediğim rivayet etmiştir: Isa peygamber, yerine halef olarak Şemon'u bırakmıştır. Yahudiler, onun benzeri olan Yodas'ı öldürmüşlerdir.
Ahmed b. Mervan, Ferra'nın, «Tuzak kurdular, Allah onların tuzaklarına karşılık verdi. Allah tuzak kuranların en iyisidir.» ayet-i kerime-siyle ilgili olarak açıklamalarda bulunurken, şöyle demiştir: «İsa (a.s.), bir zaman teyzesinin gözü önünden kaybolup gitti sonra yanına geldi. Yahudilerden Re'sül Calot, Allah tarafından İsa (a.s.)'mn benzeri bir şekle büründürüldü. Bunlar Isa (a.s.)'mn kapısına gelip yığıldılar, kapıyı kırdılar; Re'sül Calot, Isa (a.s.)'yı yakalayıp getirmek için içeriye girdi. Allah, İsa (a.s.)'yı ona göstermedi. Sonra arkadaşlarının yanma çıkarak: Isa (a.s.)'yı görmedim, dedi. Elinde kınından çekilmiş bir kılmç vardı. Arkadaşları - İsa (a.s.)'nın benzeri kılındığı için, ona - İsa sensin diyerek onu yakalayıp Öldürdüler ve çarmıha gerdiler. Şanı yüce Allah buyurdu ki: «Oysa onu öldürmediler ve asmadılar fakat (İsa) onlara benzer
gösterildi.»
ibn Cerir, Vehb b. Münebbih'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Beraberindeki onyedi Havari ile İsa peygamber bir eve gelip girdi. Yahudiler evi kuşatma altına aldılar. Eve girdiklerinde Havarilerin hepsi İsa (a.s.) suretine girerek onun gibi göründüler. Yahudiler onlara: "Bize büyü yaptınız. Ya İsa (a.s.)'yı bize gösterirsiniz ya da hepinizi öldürürüz!" dediler. İsa (a.s.), arkadaşlarına: "Cennet karşılığında bu gün hanginiz kendi nefsini satar (feda eder)?" diye sorunca Havarilerden biri: "Ben satarım." deyip Yahudilerin Önüne çıktı ve ben İsa (a.s.)'yım, dedi. Allah, onu, İsa (a.s.)'nm şekline büründürmüştü. Onu, yakalayıp öldürdüler ve çarmıha gerdiler. İşte bu nedenle o insan, kendilerine İsa (a.s.)'nm benzeri kılındı ve onlar da İsa (a.s.)'yı öldürmüş olduklarını zannettiler. Hristiyaıılar da aynı şekilde İsa (a.s.)'nm öldürülmüş olduğunu zannettiler. Halbuki Cenâb-ı Allah, o gün içinde İsa (a.s.)'yı göğe yükseltmişti.»
îbn Cerir, Vehb b. Münebbih'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Cenâb-ı Allah, Meryem oğlu İsa (a.s.)'ya, artık dünyadan çıkıp gideceğini bildirdiğinde Ölüm ona zor gelmişti. Havarileri çağırarak onlara bir ziyafet verip şöyle dedi: Bu gece yanımda bulunun. Çünkü size ihtiyacım vardır.
Gece olunca Havariler yanma geldiler, kalkıp onlara çeşitli hizmet ve ikramlarda bulundu. Yemekten sonra ellerini yıkayıp kendi eliyle onlara abdest aldırdı. Havluyla ellerini silip kuruladı. Havariler bundan sıkılıp utandılar. İsa (a.s.): "Bu gece benim yaptıklarıma karşı çıkan kimse, benden değildir. Ben de ondan değilim." dedi. Böyle deyince artık onun bütün yaptıklarına tasvip nazarıyla baktılar. Nihayet bütün hiz-met ve ikramlara tamamladıktan sonra şöyle bir açıklamada bulundu: "Bu gece ziyafette size yaptığım hizmetler ve ellerinizi yıkayışım, benden size bir örnek olsun. Beni, en hayırlınız olarak görmektesiniz. Şu halde birbirinize yaptığınız ikramlar ağırınıza gitmesin. Birbiriniz için kendinizi feda edin. Nitekim ben de kendi nefsimi size feda etmişimdir. Size olan ihtiyacım, benim için Allah'a dua edip ecelimi ertelemesini is-temenizdir."
Havarileri kendilerini duaya verince daha da fazla dua etmek istediklerinde uyku bastırdı, artık dua edemez hale geldiler. İsa onları uyarmaya ve uykularını dağıtmaya çalışıyor ve: "Sübhanallah! Bana yardımcı olmak için bir gece dahi sabredemiyor ve dayanamıyorsunuz, öyle mi?" diyordu. Onlar da şu karşılığı veriyorlardı: "Vallahi bize ne olduğunu anlayamadık, halbuki önceki gecelerde çok uykusuz kalır ve sohbet ederdik. Ama bu gece uykusuz kalmaya dayanamıyoruz. Bizimle dua arasına bir engel girmiştir." Böyle demeleri üzerine İsa (a.s.) şu karşılığı vermişti: "Evet.. Çoban gidecek, koyun sürüsü dağılacaktır." Böyle diyerek ölümünün yaklaştığını onlara haber veriyordu. Daha sonra da sözünü şöyle sürdürdü: "Doğrusu horoz üç defa ötmeden önce sizden biri, beni inkar edecektir. Ve yine biriniz az bir para karşılığında beni satacaktır. Bu sebeple elde ettiği parayı da yiyecektir." Böyle dedikten sonra arkadaşları evden çıkıp dağıldılar. Yahudiler de İsa peygamberi arıyorlardı. Havarilerden biri olan Şemon'u yakaladılar ve: "İşte bu da İsa'nın arkadaşlanndandır!" dediler ama o İsa'nın arkadaşı olduğunu inkar ederek: "Ben onun arkadaşı değilim!" dedi. Böylece onu bıraktılar. Bu defa diğer bir grup Şemonu yakaladı. Yine İsa (a.s.)'nın arkadaşı olmadığını söyledi. Sonra da bir horozun ötmekte olduğunu işitti, ağlayıp üzüldü.
Havarilerden biri, Yahudilere gidip şöyle dedi: "İsa (a.s.)'mn yerini size gösterirsem bana ne verirsiniz?" Onlar da kendisine otuz dirhem verdiler. Dirhemleri alıp onları peşine taktı ve İsa (a.s.)'nın bulunduğu yere götürdü. Ama bundan önce kendisi İsa (a.s.)'nın suretine büründü. Yahudiler, onun İsa olduğunu zannederek yakaladılar; elini, ayağım bağlayarak götürdüler. Kendisine şöyle dediler: "Sen misin ölüleri diriltip şeytanları kovan ve delileri şifaya kavuşturan? Hadi bakalım, kendini şu iplerden kurtarsana?!" Böyle deyip yüzüne tükürüyor, üzerine diken atıyorlardı. Nihayet onu darağacmm yanma getirdiler. Cenâb-ı Allah o esnada İsa (a.s.)'yı göğe yükseltip aldı ve İsa (a.s.)'nm benzeri olan Havariyi astılar. Astıkları Havari, daı*ağacmda yedi gün müddetle kaldı. Sonra anası ile anasının tedavi ederek delilikten kurtarıp şifaya kavuşturduğu kadın, darağacmm yanma gelerek ağlamaya başladılar.
İsa peygamber yanlarına gelerek: "Niçin ağlıyorsunuz?" diye sorunca, onlar da senin için ağlıyoruz, diye karşılık verdiler. İsa (a.s.) onları teskin ederek şöyle dedi: "Allah beni yanma yükseltti ve bana iyilikten başka bir şey isabet etmedi. Şu darağacmdaki adam benim şeklime bürün-dülerek onlara benzer kılındı. Siz Havarilere deyin ki, falan yere gelip benimle buluşsunlar." Kadınlar gidip Havarilere bu haberi ulaştırdılar. Havariler de belirtilen yere onbir kişi olarak gittiler. İsa (a.s.)'mn yerini Yahudilere gösteren ve onu satan Havari, ortalarda yoktu. İsa (a.s.), onu arkadaşlarına sordu. Onlar da: Yaptığı ihanetten dolayı pişman oldu. Kendini boğarak öldürdü, dediler.
İsa: "Eğer tevbe etseydi Allah tevbesini kabul buyururdu." dedi. Sonra kendileriyle beraber gezip dolaşan Yahya adındaki genci onlara sordu ve dedi ki: "O sizinle beraberdir. Artık buradan gidin. Her insan kendi kavminin dili ile konuşmalıdır. Onları uyarıp desteklemelidir."
Bu tuhaf ve garip bir isnattır. Ama - Allah'ın laneti üzerlerine olsun - Hristiyanların anlattıkları şu hikayeden daha sahihtir. Güya Meryem bir ağacın yanında oturup ağlamakta iken İsa peygamber onun yanına gelmiş, vücudundaki çivi yerlerini ona göstermiş, cesedi her ne kadar asılıp çarmıha gerilmişse de ruhunun Allah katma yükseltildiğini ona haber vermiş!
Bu, yalan, iftira, uydurma, tahrif, tebdil ve asılsız sözlerdir. Hiçbir mesnede dayanmadan İncil'e yapılan hilaf-ı hakikat eklemelerdir. Delilin icaplarına uymamaktadır.
Hafiz b. Asakir, Yahya b. Habib kanalıyla yaptığı bir rivayette şöyle demektedir: Darağacmdaki adam yedi gün müddetle asılı kaldıktan sonra Meryem, hükümdarın evine giderek darağacmdaki ölünün indirilmesini istedi. Asılanın kendi oğlu olduğunu zannediyordu.Hükümdar, onun bu isteğini kabul edip cesedi darağacmdan indirtti ve oraya defnettirdi. Meryem, Yahya'nın anasına: "Mesih'in mezarını ziyaret etmek için benimle gelmez misin?" diye sordu. İkisi beraberce mezarın başına gittiler. Mezara yaklaştıklarında Meryem, Yahya'nın anasına: "Örtünmez misin?" diye sorunca Yahya'nın anası: "Kime karşı örtüneceğim?" diyerek karşılık verdi. Meryem de: "Şu mezarın yanı başında duran adama karşı örtün." dedi. Yahya'nın anası ise: "Ben herhangi bir kimse görmüyorum." dedi. Meryem, kabrin yanı başında duran şahsın Cebrail olacağını düşündü. Onunla görüşeli aradan epey zaman geçmişti. Yahya'nın anası yerinde durdu. Meryem mezara yaklaştı. Yaklaştığında Cebrail ona şöyle demişti: "Ey Meryem, nereye gidiyorsun?"
Meryem de, "Mesih'in mezarını ziyaret edeceğim. Selam verip onunla konuşacağım." diye karşılık verdi. Cebrail ona şu cevabı verdi: "Ey Meryem, bu Mesih değildir. Allah, Mesih'i kafirlerden temizleyerek kendi katına yükseltti. Burada yatan, ona benzer kılman ve yerine öldürülüp asılan gençtir. Bunun işareti de şudur: Bu gencin ailesi kendisini kaybetmişlerdir. Nerede olduğunu bilememektedirler. Dolasıyla üzerine ağlamaktadırlar. Eğer inanmıyorsan falan gün falan ormanlığa gel, orada Mesih'le karşılaşırsın!"
Meryem, kız kardeşinin yanına dönüp gitti. Cebrail de tekrar göğe çıktı. Meryem, kız kardeşine Cebrail'den ve kendisine söylediği sözlerden, gideceği ormanlıktan bahsetti. Cebrail'le kararlaştırmış oldukları günde ormanlığa gitti ve İsa (a.s.)'yı orada buldu. Onu görünce koşarak yanma vardı ve kucaklayıp başını öptü. Daha önce yaptığı gibi İsa da ona dua ederek şöyle dedi: "Anacığım şu kavim beni öldürmedi. Ancak Allah, beni kendi yanma alıp götürdü. Bu gün seninle buluşmama izin verdi. Yakında sen de öleceksin. Buna sabret ve Allah'ı çokça zikret." Böyle dedikten sonra İsa tekrar göğe çıktı ve anası Meryem, ölünceye kadar artık İsa (a.s.) ile bir daha buluşmadı.
Bana ulaşan habere göre Meryem, İsa'nın göğe yükseltilmesinden sonra beş sene daha yaşamış ve elliüç yaşmdayken vefat etmiştir. Allah ondan razı olsun ve onu hoşnut kılsın.
Hasan Basrî dedi ki: İsa peygamber, otuzdört yaşındayken göğe yükseltildi.
Hadisde şöyle haber verilmektedir:
«Cennetlikler, Cennet'e tüysüz ve parlak delikanlılar suretinde gireceklerdir. Gözleri sürmeli olup hepsi otuzüçer yaşında olacaklardır.»
Bir başka hadisde de cennetliklerin Cennet'e girerken İsa (a.s.)'nın göğe yükseltildiği gündeki suretinde ve Yusuf un güzelliğinde olacakları haber verilmektedir. Hammad b. Seleme, Said b. Müseyyeb'in şöyle dediğini söylemiştir: İsa, otuzüç yaşındayken göğe yükseltildi.
Hakim'in, "Müstedrek" adlı eserinde Fatıma bintü Hüseyn'den yaptığı rivayete göre Hz. Aişe şöyle demiştir: «Fatıma'nm bana anlattığına göre Rasûlullah kendisine şöyle demiştir: Peygamberlerden her biri, kendisinden önceki peygamberin yarı ömrü kadar yaşamıştır. İsa da 120 sene yaşadı. Ben de altmış yaşındayken vefat edeceğim.»
Bu garip bir hadistir.
Hafız İbn Asakir demiş ki: Doğrusujsa peygamber bu kadar yaşamış değildir. Ancak bununla, onun kendi ümmeti içinde kalış müddetim kasdetmiştir.
Süfyan b. Uyeyne, Yahya b. Ca'de'den rivayet ederek Fatıma (r.a.)'mn şöyle dediğini söylemiştir: Rasûlullah (s.a.v.) bana dedi ki:
«Doğrusu Meryem oğlu İsa (a.s.), İsrailoğulları arasında kırk yıl kaldı.»
Emirü'l-Mü'minîn Ali (r.a.)'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: İsa(a.s.) ramazanın yirmi ikinci gecesinde göğe yükseltildi.Hz. Ali de vuruluşundan beş gün sonra, Ramazan'm yirmi ikinci gecesinde vefat etmiştir.
Dahhak, îbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:İsa peygamber göğe yükseltileceği zaman bir bulut gelip yanma yaklaştı. Bulutun üzerine oturdu. Öte yandan anası Meryem gelerek onunla vedalaşıp ağladı. Sonra anasının gözleri önünde İsa (a.s.) göğe yükseltildi. Sarığı Şe-mon'un üzerine düştü. Anası, eliyle veda işaretleri yaparak gözden kay-boluncaya kadar onunla işaretleşti. Onu çok iviyordu. Çünkü Meryem, hem analık hem de babalık şefkatini oğluna göstermekteydi. Zira Isa (a.s.)'nm babası yoktu. Ne seferde, ne hazarda onu yalnız bırakmaz ve ondan ayrılmazdı. Nitekim şairin biri şöyle demiş: "Bir saatlik ayrılığı, ölüm gibi görüyorum.
Buluşması haşre dek uzanan ayrılığa nasıl tahammül ederim?!" İshak b. Bişr, Mücahid b. Cübeyr'den rivayet ederek dedi ki: Yahudiler, İsa (a.s.)'nın benzeri kılman adamı, İsa (a.s.) zannederek öldürdüler ve çarmıha gerdiler. Onlar, öldürdükleri adamı, İsa (a.s.) zannediyorlardı. Hristiyanların çoğu da cahilliklerinden dolayı onların bu zan-larına uydular. Katiller, İsa (a.s.)'mn arkadaşlarına da musallat oldular. Kimini öldürdüler, kimini dövdüler, kimini hapsettiler. Nihayet durumları zamanın Rumlara bağlı Şam valisine iletildi. Ona denildi ki: Yahudiler, kendilerine Allah'ın elçisi olduğunu söyleyen bir adamın arkadaşlarına musallat olmuşlar. O adam, ölüleri diriltip anadan doğma körlerle alacalılarım iyileştirip şifaya kavuşturuyor ve mucizeler gösteriyordu. Ona hücum edip öldürdüler; arkadaşlarım da çeşitli eziyetlere uğratıp tahkir ettiler. Onları hapse attılar.
Hükümdar, onlara haber salarak huzuruna getirtti. Aralarında Ze-keriyya oğlu Yahya, Şemon ve bir grup daha vardı. Hükümdar, onlara İsa (a.s.)'mn haberini sordu, onlar da gerekli açıklamalarda bulundular. Dinlerini kabul edip onlara biat etti; ülkülerim yüceltti. Böylece hak, Yahudilere galip geldi. Hristiyanlamı sözü geçerli oldu. Daha sonra hükümdar, Isa (a.s.)'nm çarmıha gerilmiş olduğu ağacı getirtti. O ağaca tazimde bulundu. Bu nedenle Hristiyanlar haça saygı göstermeye başladılar. Böylece Hristiyanlık dini, Rumlar arasına girdi. Bu anlatılanlarda bazı yönlerden yanlışlıklar vardır. Şöyle ki:
1- Zekeriyya oğlu Yahya peygamber, çarmıha gerilen şahsın İsa (a.s.) olduğunu kabul etmez. Hz. Yahya masumdur. Hak olarak vuku bulan gerçeklerden başka birşeyi kabul etmez.
2- Rumlar o zaman değil de, o zamandan 300 sene sonra yani Kral Kostantin'in devrinde Hıristiyanlığa girdiler. Kral Kostantin, Kostan-oğlu olup kendisine nisbet edilen Kostantin şehrinin kurucusudur.
3- Yahudiler, İsa (a.s.)'ya benzeyen adamı öldürüp çarmıha gerdikten sonra o çarmıhı bir çöplüğe attılar orada süprüntüler, pislikler ve leşler vardı. O çarmıh, Kral Kostantin'in zamanına kadar o pisliklerin altında kaldı. Nihayet kralın anası Heylane el-Harraniye el-Fendeka-niye, çarmıhın oradan çıkarılmasına vesile oldu. Çarmıhın üzerine gerilen şahsın İsa olduğuna inanıyordu. Onun isteği üzerine yetkililer gidip çarmıhı o mezbeleden çıkardılar. Anlatıldığına göre hastalıklı bir kimse o çarmıha dokununca şifa buluyormuş. Bunun olup olmadığım Allah bilir. Bu doğru da olabilir. Çünkü İsa (a.s.)'nm yerine kendini feda ederek çarmıha gerilen insan, gerçekten salih bir insanmış. Bu olay, o günkü Hristiyanlar için büyük bir bela ve imtihan olmuştu. İsa (a.s.)'nın, üzerine gerilmiş olduğu haç şeklindeki tahta, çöplükten çıkarıldıktan sonra Hristiyanlar ona saygı gösterdiler. Onu, altın ve incilerle kaplayıp süs-lediler. İşte bu nedenle Hristiyanlar haç edinip onu teberrük vesilesi kıldılar. Haçın çıkarıldığı çöplüğün temizlenmesi için Kral Kostantin'in anası emir verdi. O çöplük temizlendi ve yerine çeşitli zinetlerle süslenmiş muazzam bir kilise inşa edildi. İşte o kilise, bu gün Kudüs'de Kama-me kilisesi diye bilinen meşhur kilisedir. Çöplük yanında inşa edildiği için bu adı almıştır. Bazıları bu kiliseye Kıyame kilisesi de demektedirler. İnançlarına göre İsa peygamberin cesedi orada ayağa kalkıp dikilmiştir.
Bilahare Kral Kostantin'in anası Heylane, şehrin çöp ve pisliklerinin, Yahudilerin kıblesi olan kayalığın üzerine dökülmesini emretmiştir. Bu hal, Hz. Ömer'in Kudüs'ü fethetmesine kadar devam etmiştir. Kudüs'e girdiğinde Ömer (r.a.), o kayalığın üzerindeki süprüntüleri kendi abasıyla silip orayı pisliklerden ve necasetten armdırmıştır. Mescidi kayalığın gerisine değil de, miraç gecesinde Peygamber Efendimi-z'in namaz kılmış olduğu ön tarafına inşa etmiştir ki, orası da Mescid-i Aks a1 dır.

