Cenâb-ı Allah buyurdu ki:
«Meryem oğlu Mesih, bir elçiden başka birşey değildir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Annesi de dosdoğrudur.» (ol-Mâide, 75.)
İsa peygambere, yeryüzünde çok seyahat ettiği ve dinini zamanın fitnelerinden kurtardığı için Mesih adı verilmiştir. Ayrıca Yahudiler, kendisini şiddetle yalanlayıp ona ve anasına türlü iftiralar attıkları için de Mesih adını aldığı, gelen rivayetler arasındadır. Düz taban olduğu için1 Mesih adım aldığını söyleyenler de olmuştur.
Cenâb-ı Allah, buyurdu ki: «Sonra bunların peşinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Arkalarından Meryem oğlu İsa'yı da gönderdik. O'na İncil'i verdik.» (d-Hadîd, 27.)
Cenâb-ı Allah bir diğer ayet-i kerimede de şöyle buyuruyor:
-Meryem oğlu İsa'ya da açık deliller verdik ve onu Rûhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik.» (ciBakara, 87.)
Bu konuda varid olan ayet-i kerimeler gerçekten çoktur.
Önceki sayfalarda da naklettiğimiz gibi Buharî ile Müslim'in sahihlerinde şöyle bir hadis-i şerif yer almaktadır: "Doğan her çocuğa şeytan, böğründen bir darbe vurur. Doğmakta olan çocuk bu nedenle bağırarak ağlar, Ancak Meryem ile oğlu, şeytamn bu darbesinden mahfuz kalmışlardır. Şeytan ona vurmaya giderken perdeye vurmuştu."
Ubade (r.a.), Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu söylemiştir:
«Allah'dan başka tanrı bulunmadığına, O'nun bir ve ortaksız olduğuna, Muhammed'in de Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna, İsa'nın da Allah'ın kulu, elçisi ve Meryem'e bıraktığı bir kelimesi, aynı zamanda kendisinden bir ruh olduğuna, Cennet'in hak ve ateşin de hak olduğuna şe-hadet eden kimseyi - ameli ne olursa olsun - Allah, Cennet'e koyar.»
Buharî ve Müslim'in sahihlerinde yer alan bir başka hadis-i şerifte de Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: «Kişi, cariyesini terbiye edip terbiyesini güzelle ş tir irse; cariyesini eğitip eğitimini güzelleştirirse; sonra onu azad edip onunla evlenirse, kendisi için iki sevap vardır. Kişi, Meryem oğlu İsa'ya iman eder, sonra da bana iman ederse, kendisi için iki sevap vardır. Kişi, Rabbine karşı gelmekten sakınır ve efendilerine itaat ederse, kendisi için iki sevap vardır.»
Buharî, Ebu Hüreyre'den rivayet ederek Peygamber (s.a.v.)'in şöyle dediğini söylemiştir:
"Miraca çıkarıldığım gece Musa ile karşılaştım. Zannedersem uzun ile kısa arası bir boyu vardı. Saçları dümdüzdü. Şenue kabilesinin adamlarından biri gibi idi (Yani ayıpsız ve kusursuz bir yapısı vardı). İsa ile de karşılaştım. O, orta boylu ve sarışındı. Hamamdan çıkmış gibi kızarıktı. İbrahim'i de gördüm. Evladından ona en çok benzeyen benim."
Bu hadis, İbrahim ile Musa peygamberlerin kıssalarında da nakledilmişti.
Muhammed b. Kesir, îbn Ömer'den rivayet ederek Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu söylemiştir:
«İsa (a.s.)'yı, Musa'yı ve İbrahim'i gördüm. İsa kızarık renkli, kıvırcık saçlı ve geniş göğüslü idi. Musa (a.s.) da orta boylu bir adamdı. Hind-lilere benzeyen düzgün suretli bir kimse idi.»
İbrahim b. Münzir, Abdullah b. Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Peygamber (s.a.v.) bir gün insanların arasında iken Mesih Dec-_qp1 hakkında açıklamalarda bulunarak şöyle dedi:
«Şüphesiz Allah kör değildir. Ama bilesiniz ki Mesih Deccal'm sağ gözü kördür. Gözü sanki dışarıda kalmış bir üzüm tanesi gibidir. Ka*be'nin yanında uyumakta iken gece rüyada güzel suretli bir insan gördüm. Adamın saçları omuz aralarına kadar uzanmış idi ve dümdüzdü. Başından su damlıyordu. Ellerini iki adamın omuzlarına koymuş vaziyette Ka'be'yi tavaf ediyordu. Bu kimdir? diye sordum. "Meryem, oğlu Mesih'tir." dediler. Sonra arkasında kıvırcık saçlı, saçları birbirine girmiş bir adam gördüm. Sağ gözü kördü. Gördüğüm insanlar arasında İbn Katan'a en çok benzeyen oydu. Ellerini iki adamın omuzlarına koymuş vaziyette Ka'be'yi tavaf ediyordu. "Bu kimdir?" diye sordum. Dediler ki: "Mesih Deccal'dır."»
Zührî dedi ki: Yukarıdaki hadis-i şerifte geçen İbn Katan, Huzaa kabilesine mensup bir adam olup cahiliyet devrinde helak olmuştur.
Peygamber Efendimiz, her iki Mesih'in de evsafını vermiştir. Yani hem hidayet Mesih'inin hem de delâlet Mesih'inin niteliklerini belirlemiştir ki, hidayet Mesih'i indiğinde mü'minler onu tanısın ve ona iman etsinler, diğeri de indiğinde mü'minler onu tanısın ve ondan sakınsınlar.
Buharî, Ebu Hüreyre'den rivayet ederek Peygamber (s.a.v.) Efendi-miz'in şöyle buyurduğunu söylemiştir:
«Meryem oğlu İsa bir adamın hırsızlık yapmakta olduğunu gördü. Ona: "Çaldın mı?" diye sordu. O da: "Hayır,kendisinden başka tanrı olmayan (Allah'a) andolsun ki çalmadım." diye cevap verdi. Bunun üzerine İsa (a.s.) şöyle dedi: "Allah'a iman ettim ve gözlerimi yalanladım.» Bu hadis-i şerif, İsa peygamberin temiz bir karekter ve seciye sahibi olduğunu göstermektedir. Çünkü o, hırsızın yemin edişini, kendi kanaatine tercih etmişti. O hiç kimsenin yalan yere Allah'ın azameti üzerine yemin etmeyeceğine inanmıştı. Kendi gördüklerini nazarı itibara almamış, yemini esas kabul etmişti. Hırsızın mazeretini kabul etmiş, kendi nefsine dönerek şöyle demişti: «Allah'a iman ettim ve gözlerimi, senin yeminin için yalanladım.»
Buharı, İbn Abbas'dan rivayet ederek Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu söylemiştir: «"Çıplak, yalın ayak ve sünnetsiz olarak haş-rolunacaksınız." Böyle dedikten sonra şu ayet-i kerimeyi okudu: «İlk yaratmaya nasıl başladıksa onu, yine öyle çevirir (yok eder)iz. Üzerimize söz; biz bunu mutlaka yapacağız.» (el-Enbiyâ, 104.) Halk içinde ilk olarak İbrahim giydirilecektir.Sonra ashabımdan, sağcı ve solculardan bir grup insan sorguya çekilecek, ben de onların ashabım olduklarım söyleyeceğim. Bana denilecek ki: Sen aralarından ayrıldıktan sonra bunlar gerisin geri küfre döndüler! Bunun.üzerine ben salih kul Meryem oğlu İsa (a.s.)'nm dediği gibi diyeceğim: «Ben onların içinde olduğum sürece onları kolladım. Fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen (yalnız) sen oldun. Sen her şeyi görensin! Eğer onlara azap edersen, onlar senin kullarındır. (Dilediğini yaparsın;) Eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen daima üstünsün, hikmet sahibisin."» (el-Mâide,H7-H8.)
Buharî, îbn Abbas'ın, şöyle dediğini rivayet eder: Minber üzerinde Ömer'in şöyle dediğini işittim: Ben Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu duydum: Hristiy ani arın, Meryem oğlu İsa (a.s.)'yı aşırı derecede övdükleri gibi, siz de beni övmeyin. Ben sadece bir kulum. Şu halde (benim için) Allah'ın kulu ve elçisi deyin.
Buharî, Ebu Hüreyre'den rivayet ederek Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: «Beşikte sadece üç kişi konuşmuştur»
İsa (a.s.) zamanında, îsrailoğullarında kendisine Cüreyc denilen bir adam vardı. Namaz kılıyordu. Anası yanana gelip onu çağırdı. O: "Ben anama cevap mı vereyim yoksa namazıma devam mı edeyim?" diye kendi kendine sordu. (Ve neticede anasına cevap vermedi, namazını kılmaya devam etti). Anası da (kızdığı için) şöyle dedi: "Allah'ım, ona fahişelerin yüzünü göstermedikçe onu öldürme." Günün birinde Cüreyc manastırında ibadet halinde iken karşısına bir kadın gelip durdu. Onunla konuştu ama o, kadına iltifat etmedi. Kadın gidip bir çobanla buluştu. Kendini çobana verdi. Çobanla yaptığı cinsel temas sonucunda bir çocuk doğurdu. Kendisine: "Bu çocuk kimden?" diye soranlara: "Cü-reyc'den." diye cevap verdi. Bunun üzerine halk galeyana gelerek manastıra geldiler ve Cüreyc'in manastırım yıktılar. Onu dışarı çıkarıp türlü küfürlerle sövüp tahkir ettiler. Bunun üzerine Cüreyc de kalkıp abdest aldı, namaz kıldı, dua etti. Sonra çocuğun yanına giderek: "Ey çocuk söyle bakalım, baban kimdir?" diye sordu. Çocuk da: "Babam, falan çobandır!" diye karşılık verdi. Bunun üzerine ahali, Cüreyc'e: "Manastırını altından yaptıralım" dediler. Cüreyc kabul etmedi, sadece kerpiçten yapmalarını kabul etti.
İsrailoğuUarı arasında yaşamakta olan bir kadın, kendi çocuğunu emzirmekte idi. Gösterişli bir süvari, kadının yanından geçti, kadın: "Allah'ım, benim oğlumu da bu süvari gibi yap." diye temennide bulundu. Bunun üzerine çocuğu, emmekte olduğu memeyi bırakarak süvariye taraf baktı ve : "Allah'ım, beni bunun gibi yapma." dedi. Sonra tekrar anasının memesini ağzına alıp emmeye başladı.
Ebu Hüreyre dedi ki: Ben Rasûlullah (s.a.v.)'m kendi parmağını emmekte olduğunu görür gibi oluyordum.
Sonra o kadın, bir cariyeye uğradı ve : "Allah'ım, çocuğumu bunun gibi yapma." dedi. Çocuk tekrar anasının memesini bırakarak: "Allah'ım, beni bu cariye gibi yap." dedi. Anası ise: "Niçin böyle diyorsun?!" diye sorunca, çocuk şu cevabı verdi: "O süvari zorbalardan bir zorbaydı. Bu cariyeye gelince halk, bunun hakkında: "Hırsızlık ve zina yaptı." diyor. Oysa böyle birşey yapmış değildir." Buharı, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu işittim:
«İnsanlar içinde Meryem'in oğluna en yakın olan benim. Peygamberler, kumaların çocuklarıdırlar. Benimle Meryem'in oğlu arasında peygamber gelmiş değildir.»
Ahmed b, Hanbel, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: «İnsanlar içinde İsa (a.s.)'ya en yakın olan benim. Peygamberler kardeştirler ve kuma çocuklardırlar. Benimle İsa (a.s.) arasında bir peygamber gelmiş değildir.»
Ahmed b. Hanbel, Ebu Hüreyre'den rivayet ederek Peygamber Efendimizin şöyle buyurduğunu söylemiştir:
«Peygamberler, kumalardan doğan kardeşlerdir. Dinleri birdir. Anaları farklıdır. İnsanlar içinde Meryem oğlu İsa'ya en yakın olan benim. Çünkü benimle onun arasında bir peygamber gelmiş değildir. O yeryüzüne inecektir. Onu gördüğünüzde onu tanıyın (ve kabul edin), o orta boylu bir adam olup, rengi kırmızıyla beyaz arasıdır. Saçları dümdüzdür. Üzerine ıslaklık isabet etmemiş olsa dahi yine de başından sular damlar (yani tertemizdir) Elinde değneği vardır. Haçı kıracak, domuzu öldürecek ve cizye tarhedecektir. Milletleri yok edecektir. Öyleki zamanında İslâm'dan başka birşey kalmayacaktır. Cenâb-ı Allah onun zamanında, yalancı Mesih Deccal'ı helak edecektir. Yeryüzüne güvenlik gelecektir. Öyleki arslanla deve, sığırla kaplan, koyunla kurt bir arada yayılacaktır. Küçücük çocuklar, yılanlarla oynayacaktır. Kimse kimseye zarar vermeyecektir. İsa (a.s.) bu halde Cenâb-ı Allah'ın dilediği bir müddetle yeryüzünde kalacak, sonra vefat edecektir. Müslümanlar namazını kılıp defnedeceklerdir.»
Ahmed b. Hanbel'in, Ebu Hüreyre'den yaptığı bir rivayette de aynı ifadeler kullanılmış ve şöyle bir ekleme yapılmıştır: «İsa peygamber halk arasında kırk yıl kalacak, sonra vefat edecek ve Müslümanlar namazını kılacaklardır.»
Hişam b. Urve, Ebu Hüreyre'den rivayet ederek Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu söylemiştir: "(İsa) yeryüzünde kırk yıl bekleyecektir."
İsa peygamberin ahirzamanda yeryüzüne ineceğini, "Melahim" adlı eserde açıkladık. Nitekim bu konuyu Nisa sûresinin şu ayet-i kerimesini İbn Kesir Tefsiri'nde açıklarken de uzun uzadıya izah etmiştik: «An-dolsun, kitap ehlinden hiç kimse yoktur ki, Ölümünden önce ona inanacak olmasın. Kıyamet günü de o (İsa), onların aleyhine şahit olacaktır.» (en-Nisâ, 159.)
Bir başka ayet-i kerimede de şöyle buyuruluyor: «O, kıyametin kopacağını gösterir bir ilimdir.» (ezZuhmf, el) Ayrıca İbn Kesir Tefsîri'nde, "Melahim" adlı eserde de açıkladığımız gibi İsa (a.s.), Şam'daki minarenin üzerine inecektir. O esnada sabah namazı kılınmak üzere olacaktır. Müslümanların imamı ona: "Ey Allah'ın Ruhu, beri gel de bize namaz kıldır." diyecektir. O da şu cevabı verecektir: "Hayır, ben kıldıramam. Sizler birbirinize emir kılınmışsınız. Bu da Allah'ın bu ümmete bir ikramıdır."
Bir diğer rivayete göre ise İsa peygamber, Müslümanların imamına şöyle diyecektir: "Namaz kıldırmak sana aittir. Ben senin arkanda namaz kılacağım." Böyle dedikten, sonra İsa peygamberle Müslümanlar, Mesih Deccal'ı aramaya koyulacak ve Lüd kapısının yanında onu yakalayacaklardır. İsa peygamber mübarek eliyle onu öldürecektir.
Önce de anlattığımız gibi o, Şam'daki Emevi camisinin beyaz taştan yapılma minaresini inşa ederken çok kuvvetli ümit sahibi bir kimseydi. Yakılıp yıkıldığı zaman o minareyi Hristiyanların mallarıyla inşa etmiş, çevresini imar etmişti. İşte İsa peygamber oraya inecek, domuzu öldürecek, haçı kıracak ve. insanlardan sadece Müslüman olmalarını isteyecek, diğer dinleri kabul etmeyecektir. Ravha yolundan çıkıp gelecek, hac ya da umre ibadetini veya her iki ibadeti eda edecek, insanlar arasında kırk sene müddetle kalacak, sonra vefat edecektir. Rivayete göre Peygamber Efendimiz'in hücresine, ya da arkadaşları Ebu Bekir'le Ömer'in bulundukları yere defnedilecektir.
İbn Asakir'in, Aişe (r.a.)'den nıerfu olarak kendi kitabında İsa peygamberin hayat hikayesini anlatırken son kısımda şöyle demiştir: Isa peygamber, Rasûlullah (s.a.v.) ile Ebu Bekir ve Ömer'in medfun oldukları peygamber hücresine defnedilecektir."
Ancak bu hadisin senedi sahih değildir.
Ebu İsa et-Tirmizî, Muhammed b. Yusuf b. Abdullah b. Selam'dan rivayet ederek dedi ki: Tevrat'da şöyle yazılıdır: Muhammed (s.a.v.) ile İsa (a.s.) bir araya defnedilecektir.
Ebu Mevdud dedi ki; Rasûlullah (s.a.v.)'m kabr-i şerifinin yanında bir mezar yeri daha vardır.
Buharî, bu hadisin sahih olmadığını ve böyle bir hadise uyamıyaca-ğını söylemiştir.
Buharî, Selman'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: İsa peygamberle Muhanr.:: sd (s.a.v.) arasında 600 senelik bir fetret devri geçmiştir. Ka-tade'ye göre fetret devri 560 senedir. 540 sene olduğunu söyleyenler de vardır. Dahhak'a göre 430 küsur senedir. Meşhur kavle göre 600 senedir. 620 kameri sene olduğunu söyleyenler de olmuştur ki bu, 600 şemsî seneye tekabül eder. Doğrusunu Allah bilir, "Sahih" adlı eserinde İbn Hibban, Ebu Derda'dan rivayet ederek Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu söylemiştir:
«Cenâb-ı Allah, Davud'u vefat ettirip ashabı arasından aldı. Da-vud'dan sonra ashabı ne fitneye düştü, ne de dinlerini değiştirdiler. Mesih'in ashabı da (kendisinden) 200 sene sonra dahi yolunda ve hidayetinde kaldılar.»
Her ne kadar İbn Hibban sahih olduğunu söylemişse de bu gerçekten garip bir hadistir.
îbn Cerir'in, Muhammed b. îshak'tan naklettiğine göre İsa peygamber, göğe yükseltilmeden önce Havarilerine; insanları bir ve ortaksız olan Allah'a kulluk etmeye çağırmalarım vasiyyet etmişti. Onlardan her birini bir ülkeye, Şam'a, doğu ve batı beldelerine tayin etmişti. Anlatıldığına göre Havarilerinden her biri, İsa peygamber tarafından tayin edildiği ülkenin insanlarının dili ile konuşmaya başlamıştır.
Nakledildiğine göre İncil'i, İsa peygamberden Luka, Matta, Markos ve Yuhanna adındaki dört zat aktarmıştır. Bu kişilerin aktardığı dört İncil arasında çok farklılıklar, fazlalıklar ya da noksanlıklar vardır. Bu dört zattan Matta ile Yuhanna vefatından sonra İsa peygambere tâbi olmuşlardır. Markos ile Luka ise, İsa peygamberin ashabındandırlar.
"Er-Reddu âla'n-Nasara'ı" adlı kitabında şeyh Şihabüddin el-Karafî; İsa peygamberin çarmıha gerildiğini kabul eden ve Yahudilerin bu konudaki iddialarına teslim olan Hristiyanlarm görüşlerini reddetmek için şöyle bir şiir inşat etmiştir. Çünkü Hristiyanlar, İsa peygamberin Allah'ın oğlu olduğunu iddia etmişlerdir. Halbuki Cenâb-ı Allah onların bu iddialarından münezzeh ve yücedir:
"Hayret ediyorum, Hristiyanlar arasında İsa peygambere, Allah'ın oğlu olduğunu söylediler. Onu, Yahudilere teslim ettiler ve sonra da, Onu astıktan sonra çarmıha gerdiler, dediler, Eğer dedikleri sahih ve doğru ise, Hani nerede onun babası? Oğlunu düşmanlara rehin bıraktığında, Asmalarına razı mı oldu, yoksa kızdı mı? Eğer eziyetlerine razı olduysa, Haklıdırlar. Çünkü Allah'ın emrine uydular. Eğer eziyetlerine kızmış ise, . Allah'ı bırakın da onu asanlara tapın. Çünkü onlar Allah'ı mağlup ettiler!"
Mesih İsa peygambere Şam ahalisinden Dayna adındaki bir adam iman etmiş ve onu tasdik etmişti. O, Yahudi Pols'un korkusundan dolayı Şam'ın doğu kapısına yakın "Haçlı Kilise" civarındaki bir mağarada gizleniyordu. Dayna korkuyordu, çünkü Pols, zalim ve gaddar bir kimse olup İsa peygambere ve onun dinine karşı kızgınlığı vardı. İsa'ya iman ettiği zaman kardeşi oğlunun başını ustura ile tıraş ettirip şehirde dolaştırarak teşhir etmişti. Sonra da onu taşlayarak öldürmüştü. Allah, onun kardeşi oğluna rahmet etsin.
İsa peygamberin Şam'a gelmekte olduğunu duyunca Pols, katırlarını hazırlayıp İsa'yı Öldürmek üzere yola çıktı. Kevkeba denen yerde onunla karşılaştı. İsa ve arkadaşlarının üzerine hücum edeceği esnada bir melek gelip kanadıyla yüzüne vurdu ve gözünü kör etti. Bu halle karşılaşınca İsa'yı tasdik etmek ve ona iman getirmek istedi. İsa (a.s.)'nın huzuruna çıkıp, yaptıklarından ötürü özür diledi ve ona iman etti. İsa da imanım kabul etti. Gözünün eski haline gelmesi ve yeniden dünyayı görmesi için İsa peygamberden gözüne el sürmesini diledi. İsa da ona şöyle dedi: Senin memleketin olan Şam'a git, doğu tarafındaki uzun bir sokağın ucunda yaşayan Dayna adındaki zatın yanına var, o sana dua edecektir.
Tekrar Şam'a dönüp Dayna'nın yanına gitti. Dayna ona dua etti, gözü eski haline geldi. Pols'un, İsa peygambere olan imanı daha da sağ-lamlaştı. İsa'nın, Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna inandı. Onun için bir
kilise yaptırdı. Bu, Şam'daki meşhur Pols Kilisesi'dir. Sahabeler tarafından Şam'ın fethedilişi zamanına kadar bu İçilişe mamur vaziyette idi.

