El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Meşhur Şaîr Îmru'l-Kays

Hücr el-Kinciî'nin oğludur. Ka'be'ye asılan yedi meşhur şiirden birinin sahibidir. Onun şiiri, Ka'be'ye asılan diğer şiirlerden daha şöhretli ve Övgüye daha layıktır. Şiiri şu mısra ile başlar: "Dur da yarı ve yurdu anıp …

Hücr el-Kinciî'nin oğludur. Ka'be'ye asılan yedi meşhur şiirden birinin sahibidir. Onun şiiri, Ka'be'ye asılan diğer şiirlerden daha şöhretli ve Övgüye daha layıktır. Şiiri şu mısra ile başlar:

"Dur da yarı ve yurdu anıp ağlayalım."

imam Ahmed b. Hanbel, Ebu Hüreyre'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

«İmrü'1-Kays, Cehennem'e giden şairlerin bayraktarıdır."

Hafız îbn Asakir, Îmrul-Kays'm şeceresini şöyle verir: Umrüül-Kays b. Hücr b. Haris b. Amr b. Hücr Âirilü'i-Mürar b. Amr b. Muaviye b. Haris b. Ya'rüb b. Sevr b. Merta' b, Muaviye b. Kinde. Kinde'nin, Ebu Ye-zid veya Ebu Vehb yahut Ebu Haris el-Kindî künyesiyle çağrıldığı söylenir. Şam'a bağlı kazalardan (veya banliyölerden) birinde yaşanmıştır, Îmru'1-Kays, yaşadığı yerlerin bazısını şiirinde anlatır:

"Dur da sevgiliyi ve yurdu anıp ağlayalım. Sıktü'l-Liva'da, Dahul ile Havmel arasında dur. Tudİha ile Makra'yı... oranın izi silinmemiş. Kuzeyden ve güneyden gelen rüzgarlar orayı yıkamamış." Yukarıdaki şiirde geçen Sıktü'1-liva, Dahul, Havmel ve Makra kelimeleri, Huran bölgesinde bilinen bazı yerlerin adıdır. Muhammed b. Saib el-Kelbî'nin rivayetine göre Ferve b. Said b. Afif b. Madî Kerib, dedesinin şöyle dediğim nakleder: Bir ara bize, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanında oturmaktayken Yemen'den bir heyet geldi. "Ya Rasûlallah! Allah bizi, İmrul-Kays'm şiirindeki iki beyitle ihya etti," dediler. Resûlullah, "Bu, nasıl oldu?" diye sorunca şu cevabı verdiler:

"Sana gelmek üzere yola çıktık. Bir süre yol aldıktan sonra yolu şaşırdık. Bulunduğumuz yerde üç gün susuz bekledik. Suyumuz yoktu. Muz ve sakız ağaçlarının gölgeleri altına varıp, hiç değilse bir ağaç gölgesi altında ölelim, diye beklemeye başladık. Dermanımız kesilmiş idi. Derken orada deveye binmiş bir adam belirdi. Sanki yerden bitmişti. Bazı arkadaşlarımız onu gördüklerinde şu şiiri okuyordu:

"Hedefinin su kaynağı1 olduğunu görünce, Avcıların okundan korktu, eklemleri titredi. Gölgelikli ve üzerinde yosunlar olan, Daric pınarına yönelip gittiydi." (Çünkü Daric pınarında okçular yoktu.) Deve üzerindeki adam, yorgunluğumuzu ve bitkinliğimizi görünce, "Bu şiir kimindir?" diye sordu. Biz de: "İmru'1-Kays indir." dedik. "Vallahi o, yalan söylemiş değildir. İşte Daric pınarı! Yakınınızda duruyor. Gösterdiği tarafa baktığımızda, su ile aramızda elli zira kadar bir mesafe bulunduğunu gördük. Diz üstü o suya doğru sürünmeye başladık. Suyun yanma vardığımızda tıpkı Îmru'l-Kays'ın dediği gibi pınar suyunun üzerinde yosunların, ağaçların gölgesinde gölgelenmekte olduklarını gördük." Adamların bu cevabı üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"O (Îmru'1-Kays) dünyada anılan, ama ahirette unutulan bir adamdır. Dünyada şerefli, ahirette alçak biridir. Elinde şairlerin bayrağı vardır. Onları ateşe götürür."

Kelbî der M: Babası, Esed oğulları kabilesindeki bazı kimseler tarar fmdan öldürülünce İmru'1Kays, bayrağı eline alıp üzerlerine yürüdü. Tübale demlen yere vardı. Orada Zu'1-Haîase adlı bir put vardı. îmru'l-Kays da onun Önünde fal okları çekti. Şansına, Esed oğullarıyla savaşmasını yasaklayan ok çıktı. Çekimi, ikinci ve üçüncü kez tekrarladı. Hep aynı ok çıktı. Oku kırıp Zu'1Halase'nin suratına çarptı ve:" Eğer öldürülen senin baban olsaydı, beni savaşmaktan menetmezdin!" dedi. Sonra da Esed oğullarına hücum etti, kıyasıya savaştı, çoklarını Öldürdü.

Ibn Kelbî dedi ki: İslamiyet gelinceye kadar artık Zul-Halase putunun önünde fal oku çekilmedi.

Bazılarının anlattıklarına göre Îmru'1-Kays, Bizans hükümdarı Kayser'e övgüler dizerek bazı savaşlarda ondan yardım dilemiş, ama imparatordan umduğunu bulamayınca yüzüne karşı ona hicivde bulunmuş, öfkelenen imparator da ona zehir içirtip ölümüne yol açmıştı. Can çekişmekteyken Asib dağının yanında bulunan bir kadının mezarının yanma yarmış, orada şu şiiri yazmıştı:

"Ey komşu, mezar yakındır, Asib durdukça ben de buradayım. Ey komşu, ikimiz burada garibiz. Garipler, birbirlerine akrabadır."

Anlatıldığına göre yedi askı (Muallakat-ı seb'a) şiirleri, Ka'be'nin duvarlarına asılıymış. Araplardan biri bir şiir yazınca, onu Kureyşlilere sunarmış. Kureyşliler, onu beğenirse sahibini taltif etmek ve mükafatlandırmak için Ka'be'nin duvanna asarlarmış. Böylece yedi askı şiiri meydana gelmiş.

Önce de söylediğimiz gibi bu şiirlerin ilki, Îmru'1-Kays b. Hücr el-Kindî'ye aitmiş. İlk mısraları şunlardır:

"Dur da sevgiliyi ve yurdu anıp ağlayalım, Sıktü'l-Liva'da, Dahul ile Havmel arasında dur."

Şiirlerin ikincisi Nabiğa ez-Zübyanî'ye aittir. Onun asıl adı Ziyad b. Muaviye'dir. Şeceresi şöyledir: Ziyad b. Amr b. Muaviye b. Dabab b. Cabir b. Yerbu b. Gayz b. Mürre b. Avf b. Sa'd b. Zübyan b. Bağîd. Şiirinin ilk mısraları şöyledir:

"Ey Meyye*nin yüksek tepedeki evi!

Üstünden uzun zamanlar geçti, yine de sağlamsın."

Şiirlerin üçüncüsü Züheyr b. Ebi Sülma Rebia b. Riyah el-Müzenf ye aittir. Baş kısmı şöyledir:

"Evfa'nın annesinden kızgınlık mı? Hayır, Havmanetü'd-Derrac ile Mütesellim hakkında konuşma." Şiirlerin dördüncüsü, Tarafe b. Abd b. Süfyan b. Sa'd b. Malik b. Du-bey'a b. Kays b. Salebe b. ÜKa'be b. Sa*b b. AH b. Bekr b. Vail'e aittir. Baş kısmı şöyledir:

"Havle'nin Sehmed'de yüksek ve taşlıklı yerleri var. Elin üstündeki dövme kalıntısı gibi parıldar."

Şiirlerin beşincisi, Antere b. Şeddad b. Muaviye b. Kurad b. Mah-zum b. Rebia b. Malik b. Galib b. Kutay'a b. Abs el-Abesî'ye aittir. Baş kısmı şöyledir:

"Şairler, eski düşmanlıkları bıraktılar mı? Kuruntulardan sonra yurdu tanıdılar mı?"

Şiirlerin altıncısı, Alkame b. Abde b. Numan b. Kays'a aittir. Te-mimlidir. Şiirinin baş kısmı şöyledir:

"Coşkulu bir gönül, seni parlak ve güzel eyledi, Saçların ağardığı zamandan gençlik uzaklaştı."

Şiirlerin yedincisine gelince, Esmaî ile diğerlerinin dediklerine göre, bu Ka'be'ye asılan yedi askı şiirlerinden değildir. Bu şiir, Lebîd b. Rebia b. Malik b. Cafer b. Kilab b. Rebia b. Amir b. Sa'saa b. Muaviye b. Bekr b. Hevazin b. Mansur b. Ikrime b. Hasfe b. Kays b. Aylan b. Mu-dar'a aittir. Baş kısmı şöyledir:

"Konup kalması yurdu harab etti, kuyu çıktığının, Bağlandığı direğe kadar yıkıldı herşey, Mina'da, îkamet etmesi ebedî helake neden oldu."

Ebu Ubeyde, Esmaî, Müberred ve diğerlerinin anlattıklarına göre sahibi bilinmeyen ve Ka'be'ye asılmış olan bir başka şiir de vardı ve baş kısmı şöyleydi:

"Nimeti isteyeni geri çevirmek olur mu? Söylediği şeyde onun sorumluluğu olur mu?"

Fazlaca uzun olan bu şiirde çok güzel manalı sözler vardır.