Cenâb-ı Allah buyurdu ki:
«Havariler demişlerdi ki: "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir soten, indaebilir mi? (İsa): "İnanıyorsanız Allah'tan korkun!" dedi, "İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz iyice yatışsın, senin bize doğru söylediğini bilelim ve bunu bizzat görenlerden olalım." dediler. Meryem oğlu İsa da: "Allah'ım, Rabbimiz, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için (o gün) bir bayram olsun ve (o olay), senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın!" dedi. Allah buyurdu ki: "Ben onu sizin üzerinize indireceğim, ama ondan sonra sizden kim inkar ederse, ben ona dünyalarda hiç kimseye yapmayacağım azabı yaparım!" (ei-Mâide, 112-115.)
îbn Kesir tefsirinde, sofranın gökten indirilişine dair İbn Abbas, Selman-ı Farisî, Ammar b. Yasir ile diğer seleften nakledilen rivayetleri açıklamışızdır. Bunların özeti şöyledir:
İsa (a.s.), otuz gün oruç tutmaları için Havarilere emir verdi. Onlar da bu orucu tamamladıklarında İsa (a.s.)'dan, yemek yesinler ve böylece oruçlarının Allah tarafından kabul edildiği hususunda gönülleri rahatlasın diye gökten bir sofra indirilmesini istediler. Cenâb-ı Allah bu isteklerini kabul etti. Bu da oruçlarını açtıkları bayram gününde oldu. Sofradaki nimetler baştan sona hepsine kafi geldi. Zenginlerini de,yok~ sullarını da doyurdu. İsa (a.s.), bu hususta onlara öğüt verdi. Sofranın şükrünü eda etmiyeceklerinden ve şartlarım hakkıyla yerine getiremeyeceklerinden korktu. Sofra indirilmesi isteğinden vazgeçmelerini teklif etti, ama onlar İsa'dan, sofranın indirilmesi hususunda Rabbinden dilekte bulunması için ısrarla talepte bulundular. Bu isteklerinden vazgeçmediklerini gören İsa peygamber, namazgahında ayağa kalkıp kıldan dokunmuş elbisesini giydi.
Ayaklarını yanyana getirerek doğru bir şekilde Rabbinin huzurunda divan durup başım eğdi. Gözlerinden yaşlar akıtarak isteğinin yerine getirilmesi için Rabbine tazarru edip yalvardı. Cenâb-ı Allah da Havarilerin gözleri önünde gökten sofrayı indirdi. Bu sofra iki bulutun arasından çıkıp yeryüzüne doğru yavaş yavaş inmekteydi. Yeryüzüne yaklaştıkça İsa (a.s.), Aziz ve Celil olan Rabbinden, bu gelen şeyin bela değil de rahmet olması için dilekte bulunuyordu Gelen şeyin bereket ve esenlik olmasını niyaz ediyordu. Sofra indikçe indi, nihayet gelip İsa (a.s.)'nm önünde durdu, üzerine bir mendil örtülmüştü. İsa mendili açarken: "Rızık verenlerin en iyisi olan Allah'ın adıyla," diyordu. Sofrada yedi balık ile yedi ekmek gördü. Başka bir rivayete göre ise sirke vardı. Üçüncü bir rivayete göre ise nar ve diğer meyveler vardı.
Sofradan gerçekten muazzam bir koku geliyordu. Allah, ona "ol" demiş, o da oluvermişti.
Sonra İsa (a.s.), Havarilerine sofradaki yemekleri yemelerini emretti. Onlar da: "Sen yemedikçe biz yemeyiz." dediler. İsa: "Sofrayı ilk önce isteyen sizler olmuştunuz!" dedi ama onlar, yine de sofradan ilk önce kendileri yememekte ısrar ettiler. Bunun üzerine İsa peygamber yoksullara, muhtaçlara, hastalara, kötürüm kimselere emir verdi; onlar da sofradan yemeye başladılar. Sayıları 1300 kişi kadardı. Sofradan yemek yiyip de kendisinde bir afet veya müzmin bir hastalık ya da herhangi bir kusur bulunan kimse şifa bulup iyileşiyordu. İnsanlar sofradan yemedikleri için pişman oldular. Çünkü yiyenlerin durumlarının düzeldiğini görmüşlerdi. Sonra denildiğine göre sofra, her gün bir defa yeryüzüne iner ve insanlar ondan yerlermiş. Sona kalan kimseler bile sanki sofradaki yiyeceklerin henüz yeni tabaklara doldurulmuş olduğunu görürlerdi. Bir rivayete göre o sofradan 7000 kişi kadar yemişti.
Sofra her gün yeryüzüne iniyor, insanlar ondan yedikten, sonra tek-. rar göğe kaldırılıyordu. Nitekim insanlar, Salih peygamberin devesinin de sütünü her gün içiyorlardı. Daha sonra Cenâb-ı Allah İsa peygambere, sofrayı, sadece yoksullara veya muhtaçlara tahsis etmesini emretmişti. Zenginleri, ondan yemekten menetmesini buyurmuştu. Bu husus, insanların çoğuna ağır geldi. Münafıklar bu hususta dedikodu yapmaya başladılar. Bunun üzerine sofra tamamiyle ortadan kaldırıldı. Bu hususta ileri geri konuşanlar domuzlara dönüştüler.
îbn Ebi Hatim, Ammar b. Yasir'den rivayet ederek Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu söylemiştir:
«Sofra gökten indirildi, içinde ekmek ve et vardı, (o) zamanın insanlarına) hıyanet etmemeleri (sofradaki yiyecekleri) saklayıp ertesi güne bırakmamaları için emir verildi, ama onlar hıyanet edip (sofradaki yiyecekleri) ayırıp ertesi güne bıraktılar. Bu nedenle de maymunlara ve domuzlara dönüştüler.»
Eğer bu hadis, merfu olarak sahih ise bu kıssa için kesin bir hüküm ifade eder. Çünkü âlimler, sofra hususunda ihtilaf ederek; bu sofra nazil olmuş mudur, olmamış mıdır? diye çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Cumhur-u ulemaya göre, bu rivayetlerin de delâlet ettiği gibi mezkur sofra gökten inmiştir. Nitekim bu, Kur'ân-ı Kerim'in ifadelerinden de anlaşılmaktadır. Özellikle bir ayet-i kerimede Cenâb-ı Allah şöyle buyurmuş: «Ben onu sizin üzerinize indireceğim.» (oi-Mâidc, ııs.) İbn Cerir de bu doğrultuda ifadeler kullanmıştır ki doğrusunu Allah bilir.
İbn Cerir, sahih bir senetle rivayette bulunarak Mücahid ile Hasan Basrî'nin şöyle dediklerini söylemiştir: Sofra, gökten indirilmiş değildir. «Ama ondan sonra sizden kim inkar ederse ben, ona dünyada hiç kimseye yapmayacağım azabı yaparım!" mealindeki ilahi buyruk geldikten sonra Havariler, sofranın indirilmesi isteğinden vazgeçmişlerdir. Bu sebeple denilir ki Hristiyanlar, sofra kıssasını bilmezler ve bu kıssa onların kitaplarında nakledilmiş değildir. Doğrusunu Allah bilir,
Biz bu hususta İbn Kesir tefsirinde geniş izahatlarda bulunmuşuz-' dur. Dileyen oraya müracaat edebilir. Övgü ve minnet Allah'adır.

