îbn Hişam dedi ki: Bir süre sonra Vehriz ölünce, kisra yerine oğlu Merzüban'ı Yemen'e vali olarak atadı. Merzüban'm ölümünden sonra kisra, onun yerine oğlu Teynücan'ı atadı. O da ölünce, yerine onun oğlunu atandı. Daha sonra kisra, onu görevden alıp yerine Bazan'ı getirdi, îşte bu Bazan döneminde Hz, Peygamber risaletle görevlendirildi.
Zührî'nin rivayetine göre kisra, Yemen valisi Bazan'a gönderdiği mektubunda şöyle demişti: "Bana gelen haberlere göre Mekke'den bir adam çıkmış, peygamber olduğunu iddia ediyormuş. Ona git de tevbe etmesini iste. Eğer tevbe ederse ne âlâ. Yok eğer etmezse, kellesini bana gönder!" Bazan da, kisramn bu mektubunu Hz. Peygamber'e göndermiş, o da Bazan'a şu cevabî mektubu göndermişti: "Kisra'nm falan ayın falan gününde Öldürüleceğim Allah bana vadetti."
Bu mektubu alıp okuyan Bazan, sonucu beklemeye başlamış ve; "Bu adam, eğer peygamberse, söyledikleri gerçekleşecektir." demişti. Hz. Peygamber'in belirttiği günde kisra Öldürülmüştü. İbn Hişam'm ifadesine göre onu, oğlu Şireveyh öldürmüştür.
Bazılarından duyduğum habere göre oğulları, birleşerek onu öldürmüşlerdir. Sözünü ettiğimiz bu Acem kisrasmın adı, Perviz b. Hürmü-zan b. Enuşirvan b. Kubaz'dır. Rumları yenen de budur. Rumları yendiği savaştan Kur'ân-ı Kerim'de şöyle bahsedilir:
"Elif, lâm, mîm. Rumlar yenildiler. Yakın bir yerde. Ama onlar, bu yenilgilerinden sonra galib geleceklerdir." (er-Rûm, 1-3.)
Kisra'nm bu galibiyetiyle ilgili açıklama ileride verilecektir. Süheylî'nin ifadesine göre kisra, hicri dokuzuncu senenin on cema-ziyelevvelinde çarşamba gecesi öldürülmüştür. Doğrusunu Allah bilir. Kisra, Rasûlullah (s.a.v.)'m İslâm'a davet için kendisine gönderdiği mektubu öfkelenip yırtmış ve Yemen'deki valisine, önceki sayfada sözü edilen emirnameyi göndermişti. Bazı rivayetlerde anlatıldığına göre Rasûlullah (s.a.v.), Bazan'm elçisine: "Rabbim, bu gece senin efendini öldürdü!" demiş ve dediği gibi de o gece öldürülmüştü. Daha önceleri adil iken zalimliğe başladığından dolayı oğulları, onu hal ettikten sonra öldürmüş, yerine de oğlu Şireveyh'i geçirmişlerdi. Tahta oturan Şireveyh, babasını öldürdükten sonra altı ay veya daha az bir süre yaşayabilmiş-tir. Bu olaydan bahseden Halid b, Hıkk eş-Şeybanî şöyle der:
"Oğulları, ellerindeki kılıçlarla kisrayı, Etleri diler gibi dilip kıydılar. Kisranın ölüm adlı yavrusu, o gün doğdu. Her yavrunun, bir doğum vakti vardır."
Zührî dedi ki: "Kisranın ölüm haberini alan Bazan, hem kendisinin hem beraberindeki Farslann Müslüman olduklarım, bir elçi vasıtasıyla Hz. Peygamber'e bildirdi. Gelen elçiler, Hz. Peygambere: "Biz kime mensubuz, Ya Rasûlallah?" diye sordular. O da "Bizden ve bizim ailemizden sayılırsınız." diye cevap verdi. Bu sebepledir ki başka bir münasebetle Hz. Peygamber, Selman-ı Farisî için: "Selman bizdendir, bizim ailemizdendir." demiştir.
Bu anlatılanlardan açıkça anlaşıldığına göre bu hadise, Hz. Peygamberin Medine'ye hicretinden sonra vuku bulmuştur. Bu sebeple de insanlara dini öğretsinler ve onları yüce Allah'a inanmaya davet etsinler, diye Yemene emir ve davetçiler göndermişti. Önce Halid b. Velid ile Ebu Talib oğlu Ali'yi, bunlardan sonra da Ebu Musa el-Eş'arî ile Muaz b. Cebel'i göndermişti. Bunların daveti netecisinde Yemen halkı, İslâm'a girmiş ve İslâm'a tâbi olmuşlardı.
Bazan'm ölümünden sonra oğlu Şehr, Yemen'e vali oldu. Peygamberlik iddiasında bulunan Esved el-Ansî, onu öldürmüş sonra da karısını almıştı. İleride de açıklayacağımız gibi Esved, Hz. Peygamberin Yemen'deki naiblerini sürmüştü. Esved'in öldürülmesinden sonra Ye-men'de hakimiyet, yeniden Müslümanların eline geçmişti.
İbn Hişam der ki: "Zeki bir peygamberdir. Yüce Zat katından kendisine vahiy gelir." sözü ile Satih'in kasdettiği de budur.
Habeşlilerin,"Yemen'deki hakimiyeti, Allah katından gönderilecek, hak ve adaleti getirecek, dindar

