Şeceresi şöyledir: Zeyd b. Amr b. Nüfeyl b. Abdü'1-Uzza b. Rebah (Ri-yah?) b. Abdullah b. Kurz b. Rezah İbn Adiyy b. Ka'b b. Lüeyy el-Kureyşî el-Adevî.
Hz. Ömer'in babası Hattab, Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'in amcası aynı zamanda ana bir kardeşiydi. Bu şöyle olmuştu. Zeyd'in babası Amr b. Nüfeyl, babası Nüfeyl'in ölümünden sonra üvey annesiyle evlenmişti. O zamana göre böyle bir evlilik normaldi. Bu kadın, Zeyd'in dedesi Nüfeyl ile evliyken Hattab'ı doğurmuştu. Bu rivayet, Zübeyr İbn Bekkar ile Muhammed b. İshak'a aittir.
Zeyd b. Amr, putlara ibadet etmeyi bırakmış ve putperestlikten ayrılmıştı. Besmelesiz kesilen hayvanların etini yemezdi.
Yunus b. Bükeyr, Hz. Ebu Bekir'in kızı Esmanın şöyle dediğini rivayet eder: Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'in -sırtını Ka'be'nin duvarına yaslanmış vaziyette- şöyle dediğini işittim: "Ey Kureyş topluluğu! Nefsimi elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, aranızda benden başka İbrahim'in dininde bulunan hiç kimse yoktur.
Allahım, en çok kimi sevdiğini bilseydim, onu vesile ederek sana ibadet ederdim. Ama böyle birini tanımıyorum." dedikten sonra bineği üzerinde secde ediyordu.
Ebu Usame de Hişam'dan böyle bir rivayette bulunmuş ve rivayetine şunları eklemiştir: Ka'be'ye doğru namaz kılar ve şöyle derdi, "Benim Rabb'im, İbrahim'in Rabbi'dir. Benim dinim, İbrahim'in dinidir."
Zeyd b. Amr b. Nüfeyl, diri diri toprağa gömülecek olan kızların gömülmelerine engel olup hayatta kalmalarına çabalardı. Bir kimse, kendi kızım toprağa diri diri gömüp öldürmek istediğinde ona şöyle derdi: "Bunu öldürme. Bana ver, ben kendisine bakarım, büyüdüğünde istersen geri alırsın, istersen bırakırsın."
Yunus b. Bükeyr, Muhammed b. îshak'tan şöyle bir rivayette bulunur: Şu bir kaç kişi Kureyşlilerden kaçıp gitmişlerdi: Zeyd b. Amr b. Nüfeyl, Varaka b. Nevfel b. Esed b. Abdi'l-Uzza,Osman b. Huveyris b. Esed b. Abdi'1-Uzza, Abdullah b. Cahş b. Riab b. Ya'mür b. Sabre b. Mürre b. Kebîr b. Ğunm b. Dudan b. Esed b. Huzeyme, annesi Ümeyye binti Abdulmuttalib, kızkardeşi Zennep binti Cahş -ki Rasûlullah, azatlısı Zeyd'in boşamasından sonra kendisiyle evlenmişti.- ...İşte bunlar, bayramlarda önünde kurban kesilen ve Kureyş'e ait olan bir putun yanında toplanan Kureyşli bir topluluğun yanına vardılar. Bunlar, cemaatten ayrılıp bir kenara çekilerek birbirlerine şöyle dediler: "Birbirinize muvafakat edin. Keşke birbirinize uysanız." Sözcüleri ortaya çıkıp onlara şöyle dedi: "Vallahi, kavminizin doğru yolda olmadığını biliyorsunuz, ibrahim'in dininden sapmış, ona muhalefet etmişlerdir. Fayda ve zarar veremeyen bir puta tapılmaz. Kendiniz için hakkı arayın."
Bunun üzerine yola koyulup yeryüzünde dolaşmaya ve Hz. İbrahim'in dini olan Hanîf dinini aramaya başladılar. Bunlardan Varaka b. Nevfel, Hristiyanhğı seçti, o dinin sağlam bir mensubu oldu. Hristiyan-lardan, o dinle ilgili kitapları istedi. Ehl-i Kitaptan çok ilimler elde etti. Bunlardan Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'den daha müstakim ve daha sebatlı biri yoktu. Putlarla ilgisini kesti. Hristiyanlıktan, Yahudilikten ve diğer dinlerden uzaklaştı. Sadece Hz. İbrahim'in dini olan Hanîf dinine bağlandı. Allah'ın birliğine inandı. Diğer tanrılardan kopup sıyrıldı. Kendi kavminden insanların kestiği hayvanları yemiyordu. Onların içinde bulunduğu yaşantıdan uzaklaşarak kendilerini protesto ediyordu. Hattab, ona çok eziyet etmişti. Mekke'nin yukarı taraflarına götürüp Ku-reyş'in ayak takımı ve beyinsizlerine teslim ederek: «Sakın, bunun Mekke'ye girmesine müsaade etmeyin!» demişti. Zeyd, ancak onlardan gizli olarak Mekke'ye giriyor, farkedilince de dışarı çıkarılıyordu. Dinlerini bozmasından veya kendilerinden birinin ona uymasından korkulduğu için, ona çok eziyet ediyorlardı.
Musa b. Ukbe.dedi ki: Takdir ettiğim bir adam, Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'den bahsederken onun, Kureyşlilerin kurban kesişlerini beğenmediğini ve onlara şöyle dediğini anlatıyordu:
"Koyunu, Allah yarattı.. Gökten onun için su indirdi.. Yerden onun için ot bitirdi... Böyleyken onu keserken, ne diye üzerine Allah'tan başkasının adını anıyorsunuz?" İşin önemine dikkat çekmek ve bu yaptıklarından ötürü onları protesto etmek için böyle konuşmuştu.
Yunus b. Bükeyr, îbn îshak'm şöyle dediğini rivayet eder: Zeyd b. Amr b. Nüfeyl, Hz. İbrahim'm dini olan Hanîf dinini aramak maksadıyla yeryüzünde dolaşmaya niyetlenmiş ti. Karısı Safiye binti Hadremî, onun yola çıkmaya hazırlandığım her gördükçe, koşup durumu Hattab b. Nüfeyl'e haber veriyordu. Nihayet bir gün Zeyd, ilk kitap ehli birisinden olan İbrahim'in dinini arayıp sorarak Musul ve Cezire'ye geldi. Sonra Şam'a vardı. Orada dolaşırken Belka mıntıkasmdaki bir kilisede Hristiyanhkla ilgili bilgilerin kaynağı durumunda olan bir rahibin yanına gitti. Ona, Hz. İbrahim'in dini olan Hanif dinini sordu. Rahip ona dedi ki: "Öyle bir dini soruyorsun ki, bu gün seni ona ulaştıracak bir kimseyi bulamazsın. Onu bilenler çürümüş, onu tanıyanlar yok olup gitmiştir. Yalnız sana şunu derim ki, bir peygamber ortaya çıkmak üzeredir." Zeyd, Yahudiliğe ve Hristiyanlığa bakmış, ama onları beğenmemişti. Rahibin sözlerini tamamlamasından hemen sonra Mekke'ye doğru alelacele yola koyuldu. Lahm mıntıkasına vardığında üzerine saldırıp onu Öldürdüler .Varaka, onun ölümü üzerine şu mersiyeyi söylemişti:
"Ey İbn Amr, doğruyu buldun, güzel yaptın. Benzersiz Rabb'e inandığından ve dahi, Tağutlarm putlarını terkettiğinden dolayı, Kızgın ateşli tandırdan uzak durdun. İnsan, yerin altında yetmiş derede de olsa, Rabb'inin rahmeti kendisine ulaşabilir."
Muhammed b. osman b. Ebi Şeybe'nin, İbn Ömer'den rivayet ettiğine göre, Zeyd b. Amr b. Nüfeyl, cahiliye döneminde de dindar bir Mmsey-miş. Allah'a bağlanmanın yollarını ararmış. Hatta bir defasında sefere çıktığında bir Yahudiye uğrayıp ona: "Beni de kendinle birlikte dinine sokmanı arzu ediyorum." demiş. Yahudi, ona şöyle demiş: "Allah'ın gazabından hisseni alıncaya kadar seni dinime sokmam!" Zeyd ise: "Ben zaten Allah'ın gazabından kaçıyorum." demiş ve tekrar yola koyularak bir Hristiyana uğramış, ona da: "Beni de kendinle birlikte dinine sokmanı arzu ediyorum." demiş. Hristiyan ise, ona şöyle demiş: "Sapıklıktan payım alıncaya kadar seni dinime sokmam." Zeyd ise: "Ben zaten sapıklıktan kaçıyorum." demiş. Hristiyan: "Sana öyle bir din göstereceğim ki, ona tabi olursan doğru yolu bulursun." deyince, Zeyd: "O hangi dindir?" diye sormuş. O da: "İbrahim'in dini..." diye cevap vermiş. Bu defa Zeyd şöyle şahadet getirmiş: "Allahım, şahid ol. Ben, İbrahim'in dinindeyim. O din üzerine yaşayacak ve o din üzerine öleceğim."
Zeyd b. Amr'ın bu durumu Hz. Peygambere anlatıldığında şöyle buyurmuş: "Kıyamet gününde o, tek bir ümmet olacaktır."
Muhammed b. Sa'd, Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Yahudilik ve Hristiyanlığı inceledim. İkisinden de aradığımı bulamadım. Bir zamanlar Şam ve yöresinde bulunuyordum. Orada bulunan bir manastıra uğrayıp rahiple görüştüm. Ona gurbette olduğumu, kavmimden uzaklaştığımı, putperestlikten, Yahudilik ve Hristiyanhktan hoşlanmadığımı anlattım. Bana şu cevabı verdi: "Ey Mekkelilerin kardeşi! Öyle sanıyorum ki, sen İbrahim'in dinini arıyorsun. Aslmda sen, bu güne kadar hiç kimsenin bağlanmadığı bir dini istiyorsun. O da baban İbrahim'in dinidir. O Hanif idi. Yahudi ya da Hristiyan değildi. Memleketindeki Ka'be'ye yönelerek namaz kılıp secde ederdi. Memleketine dön. Allah, memleketinde, kavminden birini peygamber olarak gönderecektir. O, İbrahim'in dinini getirecektir. O, Allah katında yaratıkların en hayırlısıdır."
Yunus, İbn îshak'm şöyle dediğini rivayet eder: Zeyd b. Amr b. Nüfeyl ailesinden bazdan bana şunu anlattılar: Zeyd, Ka'be'ye girdiğinde ayakta durarak şöyle demişti: "Seninbuyruğuna amadeyim Allah'ım. Sana ibadet eder, sana kul olurum. Sen, gerçek Rabsm. İbrahim'in sığındığına sığındım. Hani o şöyle demişti: Burnumu senin huzurunda yere sürüyorum. Beni ne kadar zora sürsen de katlanırım. Kibir değil, iyilik isterim. Çok sıcak zamanda yürüyen kişi, rahat rahat konuşan kimse gibi değildir."
Ebu Davud et-Tayalisî'nin anlattığına göre Zeyd b. Amr ile Varaka b. Nevfel, din aramak maksadıyla yola koyularak Musul'daki bir rahibe uğramışlar. Rahip, Zeyd b. Amr'a sormuş:
- Ey deve sahibi, nereden geliyorsun?
- İbrahim oğullarının (Mekkelilerin) yanından...
- Aradığın nedir?
- Din arıyorum.
- Geri dön. Çünkü aradığın din, yakında senin toprağında ortaya çıkacaktır!.. Varaka, Hristiyanhğa girdi. Ama ben, gerçek bir Hristiyan olmaya azmettim. Ne var ki o bana uymadı. Geri döndü. Dönerken de şöyle diyordu: "Senin buyruğuna amadeyim Allah'ım. Sana ibadet eder, sana kul olurum. Sen, gerçek Rab'sm. Kibir değil, iyilik isterim. Çok sıcak zamanda yürüyen, rahat rahat konuşan gibi değildir. İbrahim'in inandığına inandım. Hani o şöyle diyordu: Burnumu senin huzurunda yere sürüyorum. Beni, ne kadar zora sürsen de katlanırım." Sonra yere kapanıp secde ediyordu.
Zeyd'in on oğlundan biri olan Said, Hz. Peygamber'in yanına gelerek: "Ya Rasûlallah! Babam, sana anlatıldığı ve senin de bildiğin gibidir. O'nun için mağfiret dile." demiş, Hz. Peygamber de şu cevabı vermişti:
"Evet, kıyamet gününde o, bir tek ümmet olarak haşrolunacaktır."
Zeyd b. Amr, Hz. Peygamber'in -peygamberliğinden önce- yanma gelmişti. O esnada Zeyd b. Harise de Allah elçisinin yanında bulunmaktaydı. İkisi, önlerindeki sofradan yemekteydiler. Ona da buyur ettilerse de Zeyd b. Amr şöyle cevap verdi:
"Ey kardeşim oğlu! Ben, putlar adına kesilen hayvanların etinden yemem" .
Muhammed b. Sa'd, Hacr b. îhab'm şöyle dediğini rivayet eder: Şam'dan dönüşünden sonra Zeyd b. Amr'i, Büvane putunun yanında iken gördüm. Güneşi araştırıyordu. Zeval vakti olunca, Ka'be'ye yönelip iki secdeli bir rekat namaz kıldı. Sonra şöyle dedi: "Bu, İbrahim ile İsmail'in kıblesidir. Taşa ibadet edip namaz kılmam. Putlar adına kesilen hayvanların etlerini yemem. Fal oklarıyla kısmet aramam. Ölünceye kadar ancak bu Beyt'e yönelerek namaz kılarım." Zeyd b. Amr b. Nüfeyl, hac eder, arefede vakfe yapar, telbiye getirir ve şöyle derdi:
"Buyur Allahım buyur. Senin ortağın ve dongin yoktur." Böyle dedikten sonra yaya olarak Arafat dağından inip Müzdelife'ye gider. Giderken şöyle derdi:
Buyur Allah'ım buyur. Sana kul, sana köle olur ve sana ibadet ederim."
Vakidî, Amir b. Rebia'nın şöyle dediğini rivayet eder: Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'in şöyle dediğini işittim: "İsmail neslinden, Abdülmuttalib evladından bir peygamberin gelmesini bekliyorum. Ama onun zamanına ulaşabileceğimi sanmıyorum. Ona inanıyor, onu tasdik ediyor ve onun peygamber olduğuna tanıklık ediyorum. Eğer ömrün vefa eder de onu görürsen, benden ona selam söyle. Onun özelliklerini sana anlatacağını ki, onu görünce tanımakta güçlük çekmeyesin." Ben de, "Öyleyse anlat".dedim. Anlatmaya başladı ve dedi ki: "O öyle bir adamdır M, boyu ne uzun, ne de kısadır. Saçı ne çoktur, ne de azdır. Gözünde hep kızarıklık vardır. İki omuzu arasında peygamberlik mührü bulunur. Adı Ahmed'dir. Şehirde doğacak ve yine bu şehirde peygamber olacaktır. Sonra kavmi, getirdiği dinden hoşlanmayıp onu buradan çıkaracaktır. Nihayet o da Medine'ye hicret edecek ve dini orada zuhur edecektir. Sakın ona karşı aldatılmayasm. Çünkü ben, İbrahim'in dinini aramak amacıyla birçok beldeleri dolaştım.Kendilerine bu konuda soru sorduğum Yahudi, Hristiyan, Mecusi herkes, bana: "Aradığın bu din, ileride gelecektir." dediler. Bu dinin peygamberiyle ilgili olarak sana anlattığım vasıfları, ayniyle bana anlatarak: "Ondan başka gelecek bir peygamber yoktur." dediler.
Amir b. Rebia dedi ki: "Ben Müslüman olunca, Zeyd b. Amr'm sözlerini ve selamını Rasûlullah'a naklettim. Rasûlullah, onun selamını aldı, ona şefkat etti ve: "Onu Cennet'te eteklerini sürüyerek dolaşırken gördüm." dedi. Sahih-i Buharî'de Abdullah b. Ömer'den rivayet edildiğine göre kendisine risalet gelmeden önce Hz. Peygamber, Mekke'nin batı yakasındaki Beldah vadisinin aşağı taraflarında Zeyd b. Amr b. Nüfeyl ile karşılaşmış. O esnada Hz. Peygamber'e yemek getirilmiş, Zeyd'e de buyur denilmiş, ama o, bu yemeği yemeyip şöyle demiş: "Putlarınız adına kestiğiniz hayvanların etlerini yemem. Üzerine Allah adı anılmadan kesilen hayvanların etlerini yemem!"
Zeyd b. Amr, Kureyşlilerin putlar adına hayvan kesmelerini kınayarak şöyle derdi: "Koyunu yaratan Allah'tır. Onun için gökten su indirip, yerden ot bitiren de Allah'tır. Sonra kalkıp bu nimetleri inkar ediyor, hayvanları Allah'tan başkası adına kesip günaha giriyorsunuz!»
Musa b. Ukbe, îbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmiş: Zeyd b. Amr b. Nüfeyl» dini sorup araştırmak için Şam'a gitmiş. Bir Yahudi bilginine uğrayıp ona Yahudilik dinini sorarak şöyle demiş: 'Ben sizin dininize girmeye karar verdim ve1 girmeye de hazırım." Bilgin: "Allah'ın gazabından payını almadıkça dinimize giremezsin!" deyince Zeyd şu karşılığı vermiş: "Zaten ben de Allah'ın gazabından kaçıyorum. O'nun gazabını yüklenmem, buna gücüm de yetmez. Bana, başka bir yol gösteremez misin?" deyince bilgin: "Bilemiyorum. Sen, ancak Hanif dinine girebilirsin." der. Bunun üzerine Zeyd: "Haniflik nedir?" diye sormuş, o da şu cevabı vermiş: "Haniflik, İbrahim peygamberin dinidir. İbrahim, ne Yahudi, ne de Hristiyandı. Sadece Allah'a ibadet ederdi."
Zeyd, Yahudi bilginin yanından ayrılıp yola devam etti. Hristiyan-lardan bir âlimle karşılaştı. Ona da aynı şeyleri anlattı. Bilgin: "Allah'ın lanetinden payını almadıkça dinimize giremezsin!" deyince Zeyd şöyle dedi: "Zaten ben, Allah'ın lanetinden kaçıyorum. O'nun lanet ve gazabından asla birşey yükîenemem. Buna gücüm de yetmez. Sen, bana başka bir alternatif gösterebilir misin?" Alim: "Bilemiyorum. Sen, ancak Hanîf olabilirsin." deyince, Zeyd: "Haniflik nedir?" diye sordu. Âlim, şu cevabı verdi: "Haniflik, İbrahim'in dinidir. O, ne Yahudi, ne de Hristiyandı. Sadece Allah'a ibadet ederdi." Zeyd, bilginlerin İbrahim peygamber hakkındaki görüş ve düşüncelerini alınca dışarı çıkıp ellerini göğe kaldırdı ve: "Allahım, sen şahid ol ki ben, İbrahim'in dininde-
yim."
"Hişam b. Urve, Hz. Ebu Bekir'in kızı Esma'mn şöyle dediğini rivayet etmiş: "Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'in sırtım Ka'be duvarına dayayarak şöyle dediğini gördüm: "Ey Kureyş topluluğu! Allah'a andolsun ki, aranızda benden başka İbrahim'in dininde kimse yoktur."
Zeyd b. Amr b. Nüfeyl, kızların diri diri toprağa gömülmelerine engel olurdu. Bir kimsenin, kendi kızını diri diri toprağa gömmek üzere olduğunu gördüğünde ona: "Kızını öldürme. Onun geçimini ben temin ederim." der ve kız çocuğunu onun elinden alırdı. Çocuk gelişip büyüyünce babasına: "İstersen kızını alabilirsin. Yoksa ben, onun geçimini sağlarım." derdi .
Abdurrahman b. Ebi'z-Zinad, Hz.Ebu Bekir'in kızı Esma'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Zeyd b. Amr'ı, sırtını Ka'be'ye yaslayarak şöyle derken gördüm: "Ey Kureyş topluluğu! Zinadan sakının. Çünkü o, yoksulluğun meydana gelmesine sebeb olur." îbn Asakir, Rasûlullah (s.a.v.)'ın, Zeyd b. Amr hakkında şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Kıyamet gününde o, tek başına bir ümmet olarak diriltilecek (ve hasredilecek) tir."
Muhammed b. Osman b. Ebi Şeybe, Cabir (r.a.)'in.şöyle dediğini rivayet eder: "Cahüiye döneminde sırtım Ka'be'ye dayayarak "ilahım, İbrahim'in ilahıdır. Dinim, İbrahim'in dinidir." diyen ve secde eden Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'in durumu kendisine sorulduğunda Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Benimle Meryem oğlu İsa arasında o, tek başına bir ümmet olarak haşrolunacaktır."
Vakidî, Said b. Müseyyeb'in, Zeyd b. Amr b. Nüfeyl hakkında şöyle dediğini rivayet eder: "Vahyin Rasûlullah (s.a.v.)'a gelmeye başlamasından beş sene önce Rureyşliler Ka'be'yi yemden inşa ederlerken Zeyd vefat etti. O, kendisinin Hz.İbrahim'in dinine bağlı olduğunu söylüyordu. Oğlu Said, Müslüman olup Rasûlullah (s.a.v.)'a tabi olmuştu. Said ve Hz. Ömer, birlikte Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma gelerek Zeyd'in durumunu ondan sormuşlardı.O da şöyle buyurmuştu: "Allah, onu bağışlasın ve ona rahmet etsin. O, İbrahim'in dini üzere ölmüştür."
Vakidî der ki: O günden sonra Müslümanlar, onu hep rahmetle anmış ve kendisi için istiğfarda bulunmuşlardır. Sonra Said b. Müseyyeb de şöyle demiştir: Allah onu bağışlasın ve ona rahmet etsin.
Muhammed b. Sa'd'm, Vakidî'den naklen anlattığına göre Zeyd b. Amr b. Nüfeyl, Mekke'de vefat etmiş ve Hira dağının eteklerinde bir yere defnedilmiştir. Daha önce anlatıldığına göre, Zeyd b. Amr, Şam'a bağlı Belka mıntıkasında, Meyfaa denen yerde Lalım oğullarının saldırısı neticesinde ölmüştür. Doğrusunu Allah bilir.
Bağendî, Hz. Aişe'den Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu nakleder:
"Cennet'e girdim. Orada Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'e ait uzun dallı, İM büyük ağaç gördüm."
Zeyd b. Amr b. Nüfeyl, kendi şiirlerinin birinde şöyle demiş:
"Dünya durdukça övgü ve sitayişlerimi, Beğenilen sözlerimi, kendisinden daha üst, Bir İlah ve daha yüksek bir hükümdar, Ve kendisine denk bir Rab bulunmayan, Allah'a hediye ve ithaf ediyorum."
Bu şiirin, Ümeyye b. Ebi's-Salt'a ait olduğunu söyleyenler de olmuştur. Doğrusunu Allah bilir. Muhammed b. İshak, Zübeyr b. Bekkar ve diğerlerinin rivayetlerine göre Zeyd b. Amr, tevhide dair bir şiirinde de şöyle demiştir:
"Ağır kayalar yüklenen yerin teslim olduğu Allah'a, Yöneldim, o yer ki, dümdüz oldu, düzelince de onu, Tespit etmek için üzerine dağlar yerleştirdi. Tatlı ve berrak suları taşıyan bulutların yöneldiği, Allah'a yöneldim, o bulutlar ki, her nereye sevk, Edilirlerse, emre itaat ederler, gönderildikleri, Beldelere sağanak sağanak yağmur yağdırırlar. Rüzgarların kendisine yöneldiği Allah'a yöneldim. O rüzgarlar ki, halden hale dönüp giderler."
Muhammed b. İshak, Hişam b. Urve'nin şöyle dediğini rivayet eder: Babam rivayet etti ki, Zeyd b. Amr, bir şiirinde şöyle demiştir:
"îşler taksim edilirken bin Rabbe mi yoksa bir Rabbe mi tapacağım? Lat ile Uzza'yı tamamen bıraktım. Dayanıklı ve sabırlı kimse,işte böyle yapar. Ne Uzza'ya, ne de iki kızma tapmam. Amr oğullarının putlarını da ziyaret etmem. Daha Önce uzun zaman tanrımız olan Ganem'e de tapmam. Çünkü o zaman aklım az idi. Hayret ettim. Gecelerde ve gündüzlerde hayret edilecek haller vardır. Basiret sahibi kimseler bunu görür ve bilirler ki, Cenâb-ı Allah, günahkar bir çok kimseyi yok etmiştir. Kavmin iyiliği sebebiyle diğerlerine ilişmemiştir. Onlardan küçük çocuklar çoğalır. Bir ara adam tökezleyip kayar ve bir gün döner. Parlak ve yeşil dalın gelişip büyümesi gibi. Ama ben, bağışlayıcı Rabbimin günahımı bağışlaması için, Rabbim olan Rahman'a ibadet ediyorum. Habbinize karşı takvalı olun. Takvayı muhafaza edin, Muhafaza ettiğiniz sürece helak olmazsınız. İyi kimselerin diyarlarımı- Cennet olduğunu görürsün. Kafirler için çılgın alevli kızgın bir ateş vardır. Dünyada rüsvay olacak, Ölünce de kalpleri sıkıştıran zorluklarla karşılaşacaktır."
Hişam b. Urve, Hz.Ebu Bekir'in kızı Esma'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Zeyd b. Amr b. Nüfeyl, bir şiirinde şöyle demişti:
"Cinni ve cinleri bıraktım. Dayanıklı ve sabırlı kimse, işte böyle yapar. Ne Uzza'ya taparım. Ne de iki kızma. Tasem oğullarının da putunun etrafında dolaşmam. Ganem'e de tapmam. Daha önce uzun zaman o bizim tanrımızdı. Ama o zaman aklımız az idi. İşler taksim edildiği zaman bin Rabbe mi, yoksa bir Rabbe mi tapacağım? Bilmez misin ki Allah, günahkar adamları yok etmiş ve diğerlerine de kavmin iyiliği sebebiyle ilişmemiştir. Onlardan küçük çocuklar çoğalır. Bir ara adam tökezleyip düşer, birgün de dönüp gelir. Parlak ve yeşil dalın gelişip büyümesi gibi."
Hz. Ebu Bekir'in kızı Esma, Varaka b. Nevfel'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Ey îbn Amr, doğruyu buldun, iyi ettin,
Kızgın ateşli tandırdan uzaklaştm.
Çünkü sen, benzersiz Rabbe taptın,
Dağların cinlerini de olduğu gibi bıraktın.
Korkulu bir yere indiğimde derim ki:
Bana acı, acı, çünkü, cinlerin umudu sensin.
Tanrım ve umudum sensin! ey Rabbimiz.
Kişi, yetmiş dere yerin altında olsa bile,
Rabbinin rahmeti yine ulaşır.
Dualara icabet edene taparım, hiç işitmeyene tapmam.
Her mabette namaz kılarken ben derim ki:
Mübareksin, senin adını anıp dua edenleri çoğalttım."
Daha önce de belirtildiği gibi Zeyd b. Amr b. Nüfeyl, Varaka b. Nev-fel, Osman b. Huveyris ve Ubeydullah b. Cahş birlikte Şam'a gitmişlerdi. Zeyd hariç> diğerleri Hristiyanhğa girmişler. Zeyd, hiç bir dine gir-meyip fitrat üzere kalmakta devam etmiş. Bir ve ortaksız olan Allah'a ibadet etmiş, önce de anlattığımız gibi Hz. İbrahim dinine elden geldiğince uymaya çalışmıştı.
Varaka b. Nevfel'e gelince, onunla ilgili bilgileri, bi'set konusunun baş kısmında nakledeceğiz. Osman b. Huveyris, kayserin yanında ölünceye dek Şam'da ikamet etmişti. Ümevfnin onunla ilgili olarak anlattığı tuhaf bir haber vardır. Özet olarak şöyledir: Osman b. Huveyris, kayserin yanma geldiğinde kendi kavminden gördüğü eziyetleri anlatıp şikayette bulundu.
Bunun üzerine kayser, Şam Araplannın meliki İbn Cefne'ye mektup yazarak, Kureyşlilerle savaşmak üzere Osman'ı takviye için bir ordu göndermesini emretti.
Araplar, Mekke'nin önemli ve azametli bir yer olduğunu, Cenâb-ı Allah'ın fil sahiplerine neler yaptığını bildiklerinden dolayı, bu işten vazgeçmesi için İbn Cefne'ye mektup yazdılar. Bunun üzerine îbn Cef-ne, boyalı ve zehirli bir gömleği Osman'a giydirip öldürdü. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl de Osman için bir mersiye söyledi. Vefatı, bi'setten otuz yıl kadar öncedir. Doğruyu, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.

