İmam Ahmedb. Hanbel, Abdullah b. Selamın şöyle dediğini rivayet eder: Rasûlullah (s.a.v.), Medine'ye geldiğinde insanlar süratle ona doğru gittiler. Ben de gidenler arasında idim. Yüzünü gördüğümde, o yüzün yalancı bir kimsenin yüzü olmadığını anladım. Ondan duyduğum ilk söz şu oldu:
"Selamı yaygmlaştırm. Yemek yedirin. İnsanlar uyumakta iken geceleyin namaz lalın ve selametle Cennet'e girin."
Bu hadisten anlaşıldığına göre Abdullah b. Selam, Peygamber'i ilk defa Küba'ya gelip, Beni Amr b. Avf yurduna konuk olduğu esnada görmüştür.
Abdülaziz b. Süheyl'in, Enes'ten yaptığı rivayette de geçtiği gibi Abdullah b. Selam, Hz. Peygamber'le ilk olarak Küba'da Neccar oğulları yurduna yerleştiğinde Ebu Eyyüb'ün evinde bir araya gelmiştir. Belki de ilk olarak onu Küba'da görmüş, sonra da Neccar oğulları yurduna gelerek onunla görüşmüştür. Doğrusunu Allah bilir.
Buharî'nin, Abdülaziz tariki ile Enes'ten yaptığı rivayete göre Hz. Peygamber, Medine'ye geldiğinde Abdullah b. Selam ona uğramış ve şöyle demişti: "Senin hak olduğuna şahadet ederim. Yahudiler, beni kendi efendileri, efendilerinin oğlu, en bilginleri ve en bilginlerinin oğlu olarak bilmişlerdir. Onları çağır da, beni onlara sor. Müslüman olduğumu öğrenmelerinden önce, beni onlara sor. Çünkü onlar, benim Müslüman olduğumu öğrenirlerse bende bulunmayan şeyleri bana is-nad ederler."
Peygamber (s.a.v.), Yahudilere haber gönderip yanına çağırttı. Onlar yanma gelince kendilerine dedi ki:
"Ey Yahudi topluluğu, yazıklar olsun size. Allah'tan sakının, kendisinden başka tanrı bulunmayan Allah'a yemin ederim ki siz, benim Allah'ın gerçek Peygamberi olduğumu ve size getirdiğim şeyin hak olduğunu bilmektesiniz. Şu halde Müslüman olun."
Yahudiler: "Bunun, böyle olduğunu bilmiyoruz." dediler.
Onlar, bunu peygamber Efendimiz'e üç kez söylediler. Hz. Peygamber de, bunu onlara üç kez söyledi. Sonra şöyle sordu:
- Abdullah b. Selam, içinizde nasıl bir adamdır?
- O bizim efendimizdir. Efendimizin oğludur. Bizim, en bilgili olanı-mızdır. En bilgili olanımızın oğludur.
- Eğer Müslüman olursa, ne dersiniz?
- Allah için bu olamaz. O, Müslüman olmaz.
- Ey İbn Selam, şunlarm yanma gel!
Hz. Peygamberin bu çağrısı üzerine Abdullah b. Selam, Yahudi topluluğunun karşısına çıkıp şöyle dedi:
"Ey Yahudi topluluğu, Allah'tan korkun. Kendisinden başka tanrı bulunmayan Allah'a yemin ederim İd siz, bunun Allah'ın Rasûlü olduğunu ve getirdiği şeyin hak olduğunu elbette bilmektesiniz!."
Yahudiler, onun bu sözlerine karşı: "Yalan söyledin." dediler. Bunun üzerine Rasûlullah da onları yanından kovdu."
Başka bir rivayet de şöyle denmektedir:
Abdullah b. Selam, Yahudi topluluğunun karşısına çıkınca hak şahadeti getirdi. Onlar da onun hakkında şöyle dediler:
"Abdullah, bizim en kötü adamımızdır. En kötü adamımızın oğludur." Böyle diyerek onu ayıpladılar ve hakkında kötü sözler söylediler. Abdullah da şöyle dedi:
"Ya Rasûîallah, İşte korktuğum şey, onların böyle iftira etmeleri idi."
Beyhakî, Eııes'in şöyle dediğini rivayet eder: Abdullah b. Selam, kendi arazisinde iken Peygamber (s.a.v.)'in gelişini duydu. Hz. Peygam-ber'in yanma gelip şöyle dedi:
"Sana üç şey soracağım, bunları peygamberden başkası bilemez. Kıyametin ilk alameti nedir? Cennetliklerin yiyeceği ilk yemek nedir? Doğan çocuğun, erkek veya kız olması neye bağlıdır?"
Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki:
- Bunları, az önce Cebrail bana haber verdi.
- Cebrail mi?! -Evet.
- Melekler arasında Yahudilerin düşmanı olan Cebrail. Hz. Peygamber:
«De ki: Cebrail'e düşman olan kimse, Allah'a düşmandır. Çünkü o, Kur'ân'ı, Allah'ın izniyle kendinden öncekini tasdik ederek, yol gösterici ve inananlara müjdeci olarak senin kalbine indirmiştir.» ayetini okuduktan sonra şöyle cevap verdi:
- Kıyametin ilk alameti, doğudan insanlara çıkacak olan bir ateştir ki, onları batıya sevkeder.
Cennetliklerin yiyeceği ilk yemek, balığın ciğeridir (havyardır).
Çocuğun erkek veya kız olmasına gelince, erkeğin döl suyu, kadı-nınkinden önce gelirse doğacak çocuk erkek olur. Ama kadının döl suyu, erkeğinkinden Önce gelirse, doğacak çocuk kız olur."
Bunun üzerine Abdullah b. Selam şöyle dedi:
- Allah'tan başka ilah olmadığına, senin de Allah Rasûlü olduğuna şahadet ederim. Ya Rasûlallah! Yahudiler iftiracı bir kavimdirler. Onlar beni kendilerine sormanda'n önce Müslüman olduğumu öğrenirlerse bana iftira ederler. '
Yahudiler geldiler. Rasûlullah, onlara sordu:
- Abdullah, aranızda nasıl bir adamdır?
- En hayırlmıızdır. En hayırlımızın oğludur. Efendimizdir. Efendimizin oğludur.
- Eğer o Müslüman olursa, ne dersiniz?
- Allah, onu bundan korusun. Abdullah karşılarına çıkıp şöyle dedi:
- Allah'tan başka ilah olmadığına şahadet ederim ve yine şahadet ederim ki, Muhammed Allah'ın elçisidir.
Onun böyle şahadet getirmesi üzerine Yahudiler dediler ki:
- O, bizim en kötümüzdür. En kötümüzün oğludur.
Böyle diyerek onu ayıpladılar ve hakkında kötü sözler söylediler. Abdullah da dedi ki: "Ya Rasûlallah, işte korktuğum şey bu idi." Muhammed b. İshak, Abdullah b. Selam ailesinden bir adamın şöyle dediğini Yahya b. Abdullah'tan rivayet etti: "Büyük bir âlim olan Abdullah b. Selam, Müslüman olduğu zaman şöyle demişti: Rasûlullah (s.a.v.)'m adını duyup isim, evsaf ve şemailini Öğrendiğim zaman onun gelmesini bekliyorduk. Ben Küba'da sesimi çıkarmaksızm bu meseleyi gizli tutuyordum. Nihayet Rasûlullah (s.a.v.), Medine'ye geldi. Küba'da Beni Amr b. Avf yurduna misafir olduğunda kendime ait hurmalıktaki bir ağacın üzerinde çalışmakta iken adamın biri gelerek Rasûlullah'm teşrif haberini verdi. O esnada halam Halide binti Haris ağacın altında oturmakta idi. Rasûlullah'm geliş haberini işittiğimde tekbir getirdim. Halam tekbirimi işittiğinde: "İmran oğlu Musa peygamberin geliş haberini duysaydm bundan daha fazla sevinmezdin." dedi. Ben de ona şöyle cevap verdim:
- Ey halacığım, Allah'a yemin ederim ki bu gelen zat, Imran oğlu Musa peygamberin kardeşidir. Ve onun dini üzerindedir. Bu, onun getirdiği dini getirmiştir. Bunun üzerine halam:
- Ey yeğenim, kıyametle birlikte peygamber olarak geleceğim haber aldığımız zat bu gelen kişi midir? diye sordu.
- Evet.
- Madem öyle, bu beklenen peygamberdir.
Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanma gidip Müslüman oldum. Sonra aileme dönüp onların da Müslüman olmalarını emrettim. Onlar da Müslüman oldular. Ben, İslâm'a girişimi Yahudilerden gizleyip Rasûlullah'a şöyle dedim:
"Ya Rasûlallah, Yahudiler iftiracı bir kavimdirler. Beni, evlerinden birine koyup onlardan gizlemeni, sonra beni onlara sormanı ve onlarında kendi aralarında benim nasıl bir insan olduğumu İslâm'a girişimi öğrenmelerinden önce- sana bildirmelerini istiyorum. Çünkü onlar benim İslâm'a girdiğimi öğrenirlerse bana iftira eder ve bana kusurlar is-nad ederler."
Nihayet ben Müslümanlığımı açıkladım. Ailemin de İslâm'a girdiğini söyledim. Halam Halide binti Haris te Müslüman oldu."
Yunus b. Bükeyr, Safiye binti Huyey'in şöyle dediğini rivayet eder: Kardeşlerimle amcam oğullarının beni sevdikleri kadar başka bir kimseyi sevdikleri vaki değildir. Babam ve amcama rastlayıp da çocuklarına saldırdığım zaman mutlaka beni tutup yanlarına alırlardı. Rasûlullah (s.a.v.), Küba'ya, Benî Amr b. Avf in yurduna geldiğinde babamla amcam Ebu Yasir b. Ahta, sabahın alaca karanlığında yanma gittiler. Allah'a yemin ederimki, ancak gün^batarken yorgun ve bitkin olarak döndüler. Sallanarak yürüyorlardı. Adeta dökülüyorlardı. Daha önceleri yaptığım gibi, yine kendilerine doğru koşup gittim. Allah'a yemin ederim ki ne babam, ne de amcam bana bakmadılar. Amcam Ebu Ya-sir'in, babama şöyle dediğini duydum:
- Bu, omudur?
- Evet, vallahi odur.
- Sen, onu şekil ve evsafıyla tanıyor musun?
- Evet, vallahi tanıyorum.
- Ona karşı duyguların nasıldır?
- Vallahi hayatta olduğum müddetçe ona düşman kalacağım!
Musa b. Ukbe, Zührîden rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), Medine'ye geldiğinde Ebu Yasir b. Ahtap ona gitmiş, konuşmalarını dinlemiş, o da kendisine bazı şeyler söyledikten sonra kavmine dönüp şöyle demiş:
- Ey kavmim, bana itaat edin. Şüphesiz Allah, beklemekte olduğunuz adamı size getirdi. Siz, bu adama uyun. Sakın muhalefet etmeyin!
Bunun üzerine Ebu Yasir'in kardeşi Huyey b. Ahtap — O zaman o, Yahudilerin lideri idi. Bu iki kardeş Nadir oğullarmdandırlar— Rasûlullah'ın yanma gidip oturdu. Konuşmalarını dinledi. Sonra kavmine döndü. Kavmi tarafından itaat edilen bu adam, kavmine şöyle dedi:
- Öyle bir adamın yanından geliyorum ki, vallahi ben, ona ebediy-yen düşman olacağım!
Bunun üzerine kardeşi Ebu Yasir, ona şöyle dedi:
- Ey anamın oğlu! Bu hususta bana itaat et. Başka hususlarda bana isyan edebilirsin. Eğer bu hususta bana itaat edersen, helak olmazsın. Bunun üzerine o:
- Hayır, vallahi bu hususta sana asla itaat etmeyeceğim, dedi.
Şeytan, ona galip geldi. Kavmi onun bu görüşüne uydu.
Ben derim ki: Ebu Yasir'in akibetinin nasıl olduğunu bilemiyorum Ama Safiyye nin babası Huyey b. Ahtap, Hz. Peygamber'e azılı bir düşman oldu. Bu düşmanlığını, Kurayza oğulları savaşında Rasûlullah in önüne bir küme gibi yığılıp öldürülüşüne kadar devam ettirdi. Allah ona lanet etsin. Bununla ilgili açıklama inşaallah ileride de gelecektir.

