Buharı, bu babla ilgili olarak şöyle demiştir: Abdullah b. Muham-med, Muaviye b. Amr kanalı ile Hümeyd'in şöyle dediğini rivayet eder: Enes'in şöyle dediğini işittim:
"Bedir gününde Harise vuruldu. Annesi, Rasûlullah'm yanına gelip şöyle dedi:
- Ey Allah'ın Rasûlü, Harise'nin benim nazarımda ne kadar kıymetli olduğunu bilirsin. Eğer Cennet'te ise sabreder, mükafatını Allah'tan beklerim. Eğer başka bir yerde ise söyle ne yapayım? Bunun üzerine Resûlullah:
- Yazıklar olsun sana, delirdin mi sen? Sadece bir Cennet mi var? Birçok cennetler vardır ve o, Firdevs Cennet indedir." dedi.
Sabit ile Katade'nin Enes'ten yaptıkları ri-vayette de Harise'nin, Bedir gününde gözcülük yaptığı ifade edilmiş ve Rasûlullah'm, annesine hitaben şöyle dediği nakledilmiştir:
«Senin oğlun Firdevs-i A'la'yı ele geçirdi.»
Bu ifadelerde, Bedir gazvesine katılan kimselerin faziletli kimseler olduğuna dair büyük bir işaret vardır.
Savaş meydanında ve kavganın kızgınlığı içinde bulunmayan, aksine uzakta bulunup gözcülük yapan, havuzdan su içerken aldığı bir ok darbesi ile şehid olan bir kimse, en yüksek Cennetlere nail olduğuna ve Cennetlerin ortasına yerleştiğine göre, sayı ve teçhizat bakımından kendilerinin üç misli olan düşmanla boğaz boğaza çarpışan kimselerin durumunun ne olacağını var sen tahmin et! O Cennetler ki içinden ırmaklar fışkırır, yüce Allah, o cennetleri Rasûlünün ümmetine vadet-miştir. Bu ümmet, birşey dileyeceği zaman Rabbinden bu cennetleri dilemekle emrolunmuştur.
Sonra Buharı ile Müslim, Ebu Talib oğlu Ali (r.a.)'den şöyle bir rivayette bulunmuşlardır: Hatib b. Ebi Beltaa, fetih senesinde Mekkelilere bir mektup göndermiş, bunun üzerine Hz. Ömer, Allah ve Rasûlü ile mü'minlere hıyanette bulunmuş olduğunu gerekçe göstererek Hatib'in boynunu vurmak için Rasûlullah'tan izin istemişti. Rasûlullah ise, onun bu isteğine karşı şu cevabı vermiştir:
«O, Bedir savaşına katılmıştır. Ne bilirsin, muhtemeldir ki, Cenâb-ı
Allah, Bedir ehlinin gizliliklerine vakıf olmuş ve: "Dilediğinizi yapın. Doğrusu ben sizi bağışlamışını." demiştir.» . Buharî'nin bu rivayette kullandığı kelimeler şöyledir:
"O, Bedir ehlinden değil midir? Belki de Cenab-ı Allah, Bedir ehlinin gizliliklerine vakıf olmuş ve onlara şöyle demiştir: «Dilediğinizi yapın. Ben size Cennet'i vacip kıldım -yada- muhakkak sizi bağışladım» demiştir.»
Rasûlullah'm bu ifadeleri üzerine Hz.Ömer'in gözleri yaşarmış ve: "Allah ve Rasûlü daha iyi bilirler." demiştir.
Müslim, Cabir'den rivayet etti M; Hatib'in bir kölesi, Rasûlullah'a gelip Hatib'i şikayet ederek şöyle dedi:
"- Ya Rasûlallah, Hatib mutlaka ateşe girecektir.
-Yalan söyledin. O ateşe girmez. Çünkü o, Bedir ve Hudeybiye'de hazır bulunmuştur."
İmam Ahmed b. Hanbel, Süleyman b. Davud kanalı ile Cabir'den rivayet etti ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
«Bedir ya da Hudeybiye'de hazır bulunan bir adam, ateşe asla girmeyecektir.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Yezid kanalı ile Ebu Hüreyre'den rivayet etti ki, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
«Doğrusu yüce Allah, Bedir ehline muttali olmuş ve onlara şöyle demiştir: «Dilediğinizi yapınız. Şüphesiz ben sizi bağışlamışım dır.»
"Müsned" adlı eserinde Bezzar, Muhammed b. Merzuk kanalı ile Ebu Hüreyre'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
«Bedir'e katılan kimsenin, inşaallah ateşe girmeyeceğini ümid ederim.»
Meleklerin Bedir savaşında hazır bulunduklarıyla ilgili babta Buharı, Bedir savaşma katılmış olan Rufaa b. Rafi ez-Zurkî'nin şöyle dediğini rivayet eder: «Cebrail, Peygamber (s.a.v.)'e gelip şöyle bir soru yöneltti:
- Bedir ehlini aranızda nasıl sayarsınız?
- Müslümanların en faziletlilerinden sayarız. Cebrail de şöyle dedi:
- Bedir savaşında hazır bulunan melekler de böyledirler.

