Beyhakî, Ebu Abdullah el-Hafiz kanalı ile Rafı b. Malik'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Bedir günü olduğunda insanlar, Ubey b. Halefin üzerine toplandılar. Ben de zırhının bir parçasına baktım ki koltuk altındaki kısmı parçalanmış. Kılıcımla orasından kendisine darbemi vurdum. Bedir gününde bana bir ok isabet etti. Gözüm çıktı. Rasûlullah (s.a.v.), gözüme tükürüp benim için dua etti. Artık o darbeden bir eziyet duymadım. "Bu olay bu açıdan gariptir.
İbn Hişam dedi ki: Ebu Bekir es-Sıddık, oğlu Abdurrahman'ı yanına çağırdı. Abdurrahman, o zaman müşriklerle beraberdi. Ona dedi ki:
- Ey Habis! Malım nerede? Abdurrahman da dedi ki:
"Çok koşan at ve beyaz saçlı dalalettekileri öldüren keskin kılıçtan başka birşey kalmadı." Yani sadece savaş teçhizata ile atlar kaldıM, o atlar üzerinde sapıklıktaki ihtiyarlar savaşırlar.
Abdurrahman küfür halinde iken böyle diyordu. el-Ümevî'nin,
"Meğazi" adlı eserinde anlatıldığına göre Rasûlullah (s.a.v.), Bedir gününde Ebu Bekir es-Sıddık ile birlikte müşriklerin Ölüleri arasında dolaşırken şöyle demiş: «Başlan yararız.» Ebu Bekir esSıddık'ta şöyle demiş:
"Bize karşı güçlü olan adamların başlarını yararız. Onlar çok zalim ve çok asi idiler!"

