El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Ebva Gazvesi

Buna Veddan gazvesi de denir. Seriyyelerin ilkini teşkil eder. Me-ğazide de anlatılacağı gibi bu, Hamza b. Abdülmuttalib veya Ubeyde b. el-Haris 'in başkanlığındaki bir seriyyedir. Buhari, "Kitabü'l-Meğazi"sinde İbn …

Buna Veddan gazvesi de denir. Seriyyelerin ilkini teşkil eder. Me-ğazide de anlatılacağı gibi bu, Hamza b. Abdülmuttalib veya Ubeyde b. el-Haris 'in başkanlığındaki bir seriyyedir.

Buhari, "Kitabü'l-Meğazi"sinde İbn îshak'm şöyle dediğini nakleder: Rasûlullah (s.a.v.)'m gerçekleştirdiği ilk gazve, Ebva gazvesidir. Bundan sonra Buvat ve Uşeyre gazveleri gerçekleştirilmiştir.

Buharı, Zeyd b. Erkam'ın kendisine yöneltilen: "Rasûlullah (s.a.v.) kaç gazve yaptı?" sorusuna şu cevabı verdiğini rivayet eder: "Ondokuz gazve gerçekleştirdi. Bunların yedisine katıldı. İlki Usayre veya Uşeyre'dir.

Sahih-i Bulıarî'de belirtildiğine göre Büreyde, Allah elçisinin onaltı gazve yaptığını söylemiştir. Keza Müslim'de de Büreyde'nin Rasûlullah ile onaltı gazveye katıldığı anlatılır. Yine Büreyde, Rasûlullah in ondo-kuz gazve gerçekleştirdiğini ve bunlardan sekiz tanesinde fiilen savaştığım söyler.

Hüseyin b. Vakıd, Büreyde'nin oğlundan naklen babasının şöyle dediğini anlatır: Rasûlullah, onyedi gazve gerçekleştirdi. Bunların sekizinde fiilen savaştı. Bedir, Uhud, Hendek, Müreysî, Kudeyd, Hayber, Mekke'nin fethi ve Hüneyn gibi gazvelerde fiilen savaştı. Yirmidört tane de seriyye gönderdi.

Yakub b. Süfyan, Muhammed b. Osman ed-Dımaşkî et-Tennuhî kanah ile Hz. Peygamberin onsekiz gazve yaptığını, bunların sekizinde fiilen savaştığını söyler. Bunların ilki ise Bedir'dir. Daha sonra Uhud, Hendek, Kurayze, Bir-i Maune , Beni Mustalık, Hayber,Mekke'nin fethi, Hüneyn ve Taif gazveleridir.

Bir-i Maune gazvesinin, Kurayza gazvesinden sonra yapıldığına dair geçen ifade, ihtilaf götüren bir ifadedir. Sahih kavle göre Bir-i Maune, Uhud gazvesinden sonra gerçekleşmiştir. Nitekim bununla ilgili açıklama ileride gelecektir.

Yakub, Seleme b. Şebib vasıtasıyla Said b. Müseyyeb'in şöyle dediğini rivayet eder: Rasûlullah, onsekiz gazve gerçekleştirdi. Başka bir defa; "Rasûlullah, yirmidört gazve gerçekleştirdi." diye söylediği bu söz bir vehimmiydi, yoksa söylediklerinin bir kısmını mı duymuştum, bilemiyorum.

Taberanî, Zührî'nin şöyle dediğini nakleder: "Rasûlullah, yirmidört gazve gerçekleştirdi."

Abdurrahman b. Hümeyd, "Müsned" adlı eserinde Cabir'in şöyle dediğim rivayet etmiştir; «Rasûlullah (s.a.v.), yirmibir gazve gerçekleştirmiştir.»

Hakim, Hişam tariki ile Katade'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir; «Rasûlullah (s.a.v.)'m gazve ve seriyyeleri toplam olarak kırküç idi.»

Sonra Halâm demişti ki: «Belki de Katade, bu sayı ile gazveleri değilde sadece seriyyeleri kasdetmiştir. Çünkü "İklil" adlı eserde sırasıyla anlatıldığına göre Rasûlullah (s.a.v.)'ın seriyyeleri yüzden fazladır.»

Hakim dedi ki: Buharî'nin, Ebu Abdullah Muhammed b. Nasr'm kitabında şu ibareyi okumuş olduğunu bana bildirdiler: « Savaşlardan ayrı olarak Rasûlullah m seriyye ve heyetleri yetmiş küsur kadardır.»

Hakim'in bu anlattığı gerçekten gariptir. Katade'nin sözlerini de kendi düşüncesini te'3dd etmek için ileri sürmüş olması da ihtilâf mahallidir.

Ahmed b. Hanbel, Ezher b. Kasım er-Rasıbî kanalı ile Katade'nin

şöyle dediğini rivayet eder: Rasûlullah'm gazve ve seriyyeleri nin tamamı kırküçtür. Bunların yirmidördü seriyye, ondokuzu da gazve idi. Kendisi bunların sekizinde bizzat hazır bulunmuştu. Bunlar: Bedir, Uhud, Hendek, Müreysi, Hayber, Mekke'nin fethi, Hüneyn ve Taif idi. Musa b. Ukbe, Zührî kanah ile Rasûlullah'm savaşlarını şöyle anlatır:

Bedir Gazvesi: Bu gazve, hicretin ikinci senesi ramazan ayında yapıldı.

Uhud Gazvesi: Hicri üçüncü sene şevval ayında yapıldı.

Hendek Savaşı: Buna, Ahzap ve Beni Kurayza savaşı da denir. Hicri dördüncü sene şevval ayında yapıldı.

Mustalik oğullarıyla Lahyan oğullarına karşı verdiği savaş: Bu savaşlar, hicri beşinci sene şaban ayında yapılmıştır.

Hayber Savaşı: Bu savaş, hicri altıncı senede yapıldı.

Mekke Fethi: Bu fetih, hicri sekizinci sene ramazan ayında yapıldı.

Hüneyn Gazvesi: Hicri sekizinci sene şevval aymda yapılan bu savaşta, Taifliler kuşatma altına alındı. Sonra Ebu Bekir, hicri dokuzuncu senede haccetti. Hicri onuncu senede de Rasûlullah (s.a.v.), veda haccını yaptı. Ayrıca içinde savaş vuku bulmayan on iki gazve de yaptı. Bu gazvelerin ilki de Ebva gazvesi idi.

Hanbel b. Hilal, îshak b. A'la vasıtasıyla Zührî'nin şöyle dediğini rivayet eder: Savaş hakkında nazil olan ilk ayet şudur:

«Haksızlığa uğratılarak kendilerine savaş açılan kimselerin karşı koyup savaşmasına izin verilmiştir.» (ci-Hacc, 39.) Bu ayetten sonra, Rasûlullah'ın katıldığı ilk savaş, Bedir savaşı idi. Bu savaş, hicri ikinci senenin onyedi ramazanında (cuma günü) başlamıştı.

Rasûlullah (s.a.v.), Bedir savaşından sonra hicretin üçüncü senesinde Nadir oğullarıyla savaştı. Daha sonra şevval ayında Uhud savaşına katıldı. Hicretin dördüncü senesi şevval ayında Hendek gazvesine katıldı. Hicretin beşinci senesi şaban aymda Beni Lahyan kabilesiyle savaştı. Hicretin sekizinci senesi şaban ayında Mekke'yi fethetti. Aynı senenin ramazan ayında Hüneyn gazvesine katıldı.

Rasûlullah (s.a.v.), bizzat kendisinin savaşmadığı onbir gazve gerçekleştirdi. Gerçekleştirdiği gazvelerin ilki Ebva, sonra Uşeyre, Gata-fan, Beni Süleym, Hudeybiye, Safra ve son olarak da Tebük gazvesidir. Ravi, bundan sonra onun göndermiş olduğu seriyyelerden bahseder.

Hafız İbn Asakir'in tarihinden yaptığım iktibas budur ki, bu cidden gariptir. Doğrusu, ileride bizim düzenli ve sistemli bir şekilde anlatatacaklarımızdır.

Megâzi konusunda eser yazmak, itina isteyen, hazırlıklı olmayı gerektiren ve dikkatli olmayı icap ettiren bir iştir. Nitekim Muhammed b. Ömer el-Vakidî, Ali b. Hüseyin'in şöyle dediğini rivayet eder:

«Kur'ân sûresini öğrendiğimiz gibi, Peygamber (s.a.v.)'in gazvelerine dair malumatı da öğrenirdik.» Vakidî dedi ki: Muhammed b. Abdullah'ın şöyle dediğini duydum: Amcam Zührî diyordu ki; Megâzi ilminde, dünya ve ahiretin bilgisi vardır.

"el-Meğazi" adlı eserde Muhammed b. İshak, Önceki sayfalarda adlarını verdiğimiz Yahudi ve münafıklardan küfrün başları olan kimseleri (Allah onların tamamına lanet etsin ve hepsini esfel-i safüinde bir araya getirsin) sıraladıktan sonra şöyle demiştir:

Rasûlullah (s.a.v.), daha sonra savaşa hazırlandı ve Allah'ın kendisine emrettiği gibi düşmanla cihad etmek üzere teşebbüse geçti. Kendisini takip eden müşriklerle savaşmak için hazırlığa başladı. .

Rasûlullah (s.a.v.), öğle sıcağı şiddetlendiğinde rebiyülevvel ayının on ikinci gününde Medine'ye geldi. O sıralarda kendisi elliüç yaşında idi. Yani Allah'ın kendisine risalet görevini vermesinden onüç sene sonra Medine'ye gelmişti. Rebiyülevvel ayının kalan kısmını, rebiyülahir, cemaziyelevvel, cemaziyelahir, receb, şaban, ramazan, şevval, zilkade, zilhicce ve muharrem aylarını Medine'de geçirdi. Medine'ye gelişinin on ikinci ayında, safer ayında gaza için Medine dışına çıktı. îbn Hişam'a . göre Medine'de vali olarak Sa'd b. Ubade'yi bıraktı.

İbn îshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) Veddan'a vardı. Orası Ebva gazvesinin yapıldığı yerdir. îbn Cerir'in anlattığına göre orada yaptığı gazveye, Veddan gazvesi de denir. Rasûlullah (s.a.v.), Kureyşlilerle Beni Damre b. Bekir b. Abdumenaf b. Kinane ile savaşmak niyetiyle oraya gelmişti. Böylece Beni Damre, Peygamber (s.a.v.) ile orada barış yaptı. Onlardan barış antlaşmasını akdeden kişi, Beni Damre kabilesinin reisi olan Mahşi b. Amr ed-Damrî idi. Bu barış akdi yapıldıktan sonra Rasûlullah (s.a.v.), herhangi bir tuzak ve komployla karşılaşmadan Medine'ye döndü. Safer ayının kalan kısmı ile rebiyülevvel ayının ilk günlerinde Medine'de kaldı.

İbn Hişam, bunun Rasûlullah (s.a.v.)'m yaptığı ilk gazve olduğunu söyler. .

Vakidî dedi ki: Bu gazvede Rasûlullah (s.a.v.)'m sancağı beyaz renkli olup amcası Hamza'nın elinde idi.

İbn İshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Medine'deki bu ikameti esnasında Ubeyde b. Haris b. Muttalib b. Abdumenaf b. Kusay'yı, Muhacirlerden altmış ya da seksen süvarinin başında, aralarında Ensâr'dan hiçbir kimse bulunmadığı halde gönderdi. Nihayet Hicaz'daki bir suya vardı. Burası Seniyyetü'l-Mürre'nin alt tarafında idi. Burada Ku-reyş'ten büyük bir toplulukla karşılaştı. Aralarında bir savaş olmadı. Yalnız Sa'd b. Ebi Vakkas, o gün bir ok attı. İslâm tarihinde Allah yolunda atılan ilk ok bu idi'.

Sonra halk, kavimden ayrılıp uzaklaştı. Müslümanları himaye etmeye başladılar. Mikdad b. Amr elBehranî, Müslümanlara doğru kaçtı. Bu, Beni Zühre'nin müttefiki idi. Utbe b. Gazvan b. Cabîr elMazinî de kaçtı. Bu ikisi, Müslüman idiler. Ama kafirlere kavuşmak için oradan çıkıp gittiler.

İbn İshak dedi ki: O gün müşriklerin başında İkrime b. Ebu Cehil vardı.

İbn Hişam in, Ebu Amr el-Medenî'den rivayet ettiğine göre o gün müşriklerin başında Mikrez b. Hafs vardı.

Ben derim M: Vakidî, bu konuda iki görüş ileri sürmüştür: Bu görüşlerden birine göre müşriklerin başında o gün Mikrez vardı. İkinci görüşe göre Ebu Süfyan Sahr b. Harb vardı. Doğrusunu Allah bilir.

İbn İshak, daha sonra bu seriyye ile ilgili olarak Ebu Bekir Es-Sıd-dık'a nisbet edilen şu kasideyi nakleder:

"Selman'm hayalinden mi yumuşak kumlarla dolu büyük derelerde ve aşiret içinde meydana gelen bir işten dolayı mı kan akıttın?

Lühey'den bir fırkayı görsün ki, onu küfürden, ne bir hatırlatma, ne de bir gönderilmiş peygamberin uyarısı alıkoymaz.

Bir elçidir ki size gelmiştir. Doğru sözlüdür, siz ise ona karşı yalanlamada bulundunuz. Ve dediler ki: Bizim içimizde sen kalamazsın.

Onları hakka davet ettiğimiz zaman yüz çevirdiler ve susuzluktan ağızları kuruyan hapsedilmiş köpeklerin yerlerinden fırlaması gibi fırladılar."

îbn îshak, bu kasideye karşı Abdullah b. ez-Zibara'nm şöyle dediğini de nakleder:

"Kum yığınlanyla ot bitirmeyen yurdun resminden mi, yaşı dinmeyen bir gözle ağlarsın?

Günlerin ve zamanın hepsinin acayipliğindendir ki, onun için geçmişlerden ve şimdi meydana gelen şeylerden tuhaflıklar vardır.

Çokluk ve şiddet sahibi bir ordu için bize geldi. Onu Ubeyde yönetiyordu. Savaşta İbn Haris diye çağrılıyordu.

Varis için, intikal eden kıymetli miraslar alarak Mekke'de duran putları terketmemiz için."

Bu kasideyi tamamiyle burada nakletmemizi engelleyen husus şudur: İmam Abdülmelik b. Hişam, Arap dilinde bilgin ve otorite bir kimse idi. Onun anlattığına göre ilim erbabının çoğu, bu iki kasidenin uygunluğunu kabul etmemişlerdir.

İbn İshak dedi ki: Sa'd b. Ebi Vakkas, mezkur okunu atarken şöyle demişti:

"Oklarımın ucuyla arkadaşlarımı koruduğumun haberi, Rasûlullah (s.a.v.)'a ulaşmadı mı?

Orada onların evvellerini, her sert ve yumuşak topraklı yerde bir kovmakla defederim.

Ya Rasûlallah! Benden önce hiç kimse, düşmana ok atmış sayılmaz.

Bu da şundan dolayıdır ki, senin dinin doğruluk dinidir ve hakür ki sen onunla ve adaletle geldin.

Müminler onunla kurtuluşa ererler. Kafirlerse kendilerine süre tanındıkça ceza görürler.

Yavaş ol bakalım, sen mahvolmuşsun, beni de diri diri mahvolmaya ve helake hazırlama. Yazıklar olsun sana ey İbn Cehl!"

îbn Hişam dedi ki: İlim ehlinin çoğu, bu şiirin Sa'd b. Ebi Vakkas'a ait olduğunu kabul etmezler.

îbn îshak dedi ki: Bana gelen haberlere göre Rasûlullah (s.a.v.)'m İslâm tarihinde Müslümanlardan birine verdiği ilk sancak, Ubeyde'ye vermiş olduğu sancaktır.

Zührî ile Musa b. Ukbe ve Vakidî bu görüşü kabul etmezler. Onlara göre Hamza'nın seriyyesi, Ubeyde b. Haris'in seriyyesinden önce göreve çıkmıştır. Doğrusunu Allah bilir. Sa'd b. Ebi Vakkas'm hadisinde de geleceği gibi ilk seriyye kumandanı Abdullah b. Cahş el-Esedî'dir.

îbn İshak dedi ki: Bazı âlimlerin iddiasına göre Rasûlullah (s.a.v.), Abdullah b. Cahş el-Esedî'yi, Ebva gazvesinden döndüğünde Medine'ye henüz varmadan önce seriyye kumandanı olarak seriyyesiyle göndermiştir. Musa b. Ukbe, Zührî'den böyle bir rivayette bulunmuştur.