El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Fasıl

îbn îshak'm verdiği bu bilgilerin tamamı, Kureyşlilerin Haşimo-ğullarıyla Muttalib oğullarına karşı birleşmeleri, onlara karşı boykot kararı almaları, bu kararlarını o zalim belgeye kaydetmeleri, onları Si'bi Ebi …

îbn îshak'm verdiği bu bilgilerin tamamı, Kureyşlilerin Haşimo-ğullarıyla Muttalib oğullarına karşı birleşmeleri, onlara karşı boykot kararı almaları, bu kararlarını o zalim belgeye kaydetmeleri, onları Si'bi Ebi Talib'te muhasara altında tutmaları gününden başlayan ve o meş'um belgenin yırtılması anma kadar devam eden süre zarfında vuku bulmuş hadiselerin cereyan etmiş olmasına uygundur. Bu sebepledir ki İmam Şafii: «Meğazi ilmini öğrenmek isteyen kimse, îbn İshak'm çocuğu durumundadır.» demiştir.

İbn îshak dedi İd: Kureyşliler, Haşimoğullarıyla Muttalib oğulları aleyhinde düzenledikleri boykot belgesinde belirtilen mahallede onları abluka altına almışlardı. Sonra Kureyşlilerden bir grup, bu boykot belgesini bozmaya teşebbüs etti. Bu uğurda Hişam b. Amr b. Haris b. Habib b. Nasr b. Malik b. Hisl b.Amir b. Lüeyy kadar güzel ve başarılı bir sınav veren kimse görülmemişti. O, Nadle b. Hişam b. Abdumenaf m ana bir kardeşi idi. Hişam'm, Haşimoğullarıyla bağlantısı vardı. Kavmi içinde şerefli bir kimse idi. O, geceleyin azık yüklediği devesini Haşim oğullarıyla Muttalib oğullarının abluka altına alındıkları mahalleye getirir, mahallenin girişine gelince devenin başındaki yularını çıkarır, sonra böğrüne vurup, deveyi salarmış. Deve mahallenin içine girince oradakiler, üzerindeki azık yükünü alır, tekrar deveyi geri çevirirlermiş. O da yine deveyi götürüp ona buğday yükler ve yine aynı yere getirip aynı şekilde mahallenin içine salarmış.

Daha sonra o, Züheyr b. Ebi Ümeyye b. Muğire b. Abdullah b. Amr b. Mahzum'a gider ve ona şöyle dermiş: Ey Züheyr! Sen kendin yiyecekleri yiyip, elbiseleri giyip, kadınları nikahlayıp ta dayıların alış veriş yapamaz, kız alıp veremez halde iken nasıl rahat edersin. Bu duruma nasıl razı olursun? Allah'a yemin ederim M, Ebu Cehil'in dayılarının bu duruma düşmelerini isteseydin, o, senin bu isteğine muvafakat etmezdi!

Züheyr, ona şöyle dedi:

Yazıklar olsun sana ey Hişam, ben ne yapabilirim! Ben yalnız bir adamım. Allah'a yemin ederim ki, benimle birlikte başka bir adam bulunsaydı, o belgeyi bozmaya teşebbüs ederdim.

- Bir adam buldun işte.

- Kimdir o adam?

- Benim.

- O halde bize üçüncü bir adam daha bul! Hişam, Mut'im b. Adiyy'e giderek ona şöyle dedi:

- Ey Mut'im! Abdumenaf oğullarından iki kabilenin, gözlerin önünde yok olmalarına ve bu hususta Kureyşlilere muvafakat etmeye nasıl razı olursun? Allah'a yemin ederim ki, eğer onların yakınları bu durumda olsalardı, sizden çok onlar bu belgeyi bozmaya koşarlardı!

- Yazıklar olsun sana, ben ne -yapabilirim? Ben yalnız bir adamım.

- îşte ikinci bir adam buldun.

- Kimdir o?

- Benim.

- O halde bize üçüncü bir adam bul.

- Buldum.

- Kimdir o?

- Züheyr b. Ebi Ümeyye.

- O halde bize dördüncü bir adam bul.

Bunun üzerine Hişam, Ebu'l-Bahteri'ye gitti ve Mut'im b. Adiyy'e söylediklerini ona da söyledi. Ebu'l-Bahteri, ona şöyle dedi:

- Bu işte bana yardım edecek birini bulabilir misin?

- Evet.

- Kimdir o?

- Züheyr b. Ebi Ümeyye ile Mut'im b. Adiy. Ayrıca ben de seninle beraberim.

- O halde bize beşinci bir adam bul.

Bunun üzerine Hişam, Zem'a b. Esved b. Muttalib b. Esed'in yanına gidip onunla konuşur. Boykot altında bulunanların kendisinin yakınları olduğunu ve üzerinde hakları bulunduğunu ona anlatır. O da şöyle der:

- Beni davet ettiğin bu işte başka biri de var mı?

- Evet.

Böyle dedikten sonra kendileriyle konuşmuş olduğu adamların adlarını sıraladı. Sonra bunlar, Hatm~i Hacun denen Mekke'nin üst tarafındaki bir yerde geceleyin buluşmak üzere sözleştiler. Geceleyin oraya gidip toplandılar. Boykot belgesini yırtıp atmak üzere söz birliği yaptılar. Nihayet o belgeyi yırttılar. Karar safhasmdayken Züheyr:

- Bu işe ilk olarak ben başlayacağım. Bu hususta ben ilk olarak konuşacağım, dedi.

Sabahleyin Ka'be'nin yanındaki toplantı yerine gittiler. Bir kaftan giyinmiş olan Züheyr b. Ebi Ümeyye gelip Ka'be'yi yedi kez tavaf etti. Sonra insanlara dönüp şöyle dedi:

" Ey Mekkeliler! Biz yemek yiyor, elbiseler giyiyoruz. Ama Öte yandan Haşimoğulları yok olmakla yüzyüze gelmişler. Kimse ile alış veriş yapamıyorlar. Allah'a yemin ederim ki, şu haksızlıkla dolu boykot belgesi yırtılınaymcaya kadar yerime oturmayacağım!"

Mescid-i Haram'm bir köşesinde durmakta olan Ebu Cehil:

- Vallahi o belge yırtılmayacaktır, dedi. Zem'a b. Esved ise:

- Allah'a yemin ederim ki, sen çok yalancısın. Onu sen yazarken yazılmasına biz rıza göstermemiştik, dedi.

Ebu'l-Bahteri de:

- Zem'a doğru söyledi. Bu belge yazılırken içinde yazılan şeylere rıza göstermemiş ve kabullenmemiştik, dedi.

Mut'im b. Adiyy:

- İkiniz doğru söylediniz. Bu sözden başkasını sarfeden yalan söyledi Biz, bu belgeden Allah'a sığınırız. İçinde yazılı bulunan hükümlerden de uzağız, dedi.

Hişam b. Amr da buna benzer şeyler söyledi.

Ebu Cehil:

- Bu, geceleyin kararlaştırılmış ve buradan başka bir mekanda hakkında müşavere yapılmış bir iştir, dedi.

Bu konuşmalar yapılırken Ebu Talib de Mescid-i Haram'in bir köşesinde bulunmaktaydı. Mut'im b. Adiy kalkıp boykot belgesini yırtmak üzere Ka'be'nin içine girdi. Bir güvenin o belgeyi kemirdiğini gördü. Sadece «Allah'ım senin adınla» diye yazılı olan kısım kemirilm emişti. O belgeyi yazan kişi, Mansur b. îkrime idi. Anlatıldığına göre elleri felç olmuştu.

İbn Hişam dedi ki:

Bazı ilim ehlinin anlattıklarına göre Rasûlullah (s.a.v.), Ebu Talib'e şöyle demiş: «Ey Amca! Cenâbı Allah bir güveyi Kureyşlilerin sahifesi-ne musallat kıldı. O sahifede yazılı bulunan Allah adını yerinde bıraktı. Ama zulüm, boykot ve iftiraya dair olan yazıları ise yok etti.» Ebu Talib ona sordu: - Bunu Rabbin mi sana haber verdi? -Evet.

- Allah'a yemin ederim ki, artık kimse senin yanına girmesin. Böyle dedikten sonra kalkıp Kureyşlilerin yanına gitti ve onlara

şöyle dedi:

- Ey Kureyş topluluğu! Kardeşim oğlu Muhammed, bana şunu ve şunu bildirdi. Gelin, boykot belgenize bakın... Eğer onun dediği gibi ise, bize uygulamakta olduğunuz şu boykot kararından artık vazgeçin ve bize dokunmayın. Ama Muhammed'in söyledikleri yalan ise, ben onu size teslim ederim!

Kureyşliler, senin söylediğine razıyız, diyerek Ebu Talib'le akidleş-tiler. Sonra gidip belgeye baktılar. Bir de baktılar ki o, Rasûlullah (s.a.v.)'m anlattığı duruma gelmiş. Bu da onların şer ve kötülüklerini fazlal aştırdı.

İşte o esnada Kureyşlilerden bir topluluk, o belgeyi parçalamak için ellerinden geleni yaptılar ve nihayet belgeyi parçaladılar.

İbn İshak, Ebu Talib'in, belge parçalanıp içindeki hükümler yürürlükten kaldırıldıktan sonra onu parçalamak için gayret sarfeden topluluk hakkında şu övücü şiiri okuduğunu kaydeder:

" Bak, denizcilerimize (denizden geçerek Habeşistan'a giden Muhacirlerimize), uzaklaşmalarına rağmen,

Allah'ın lütfü ulaşmadı mı? Allah insanlara merhametlidir.

Onlara haber verilsin ki, boykot belgesi parçalandı.

Allah'ın razı olmadığı her şey iptal edilir.

O belgenin bir kısmı iftira, bir kısmı büyüdür,

Ama zamanın sonuna kadar semaya yükselen,

Bir büyü görülmemiştir.

Zelil olmayan kimse, başkalarını ona çağırdı.

Onun uğursuzluğu başında dönmektedir.

O, yeteri kadar günah sebebi olan bir vakıadır.

O sebeble, kollar ve boyunlar kesilecektir.

Öyleki, korkudan Mekke ahalisinin eklemleri titreyecektir.

Şerrin ürküntüsünden göçüp gidecektir, çalışan kimse ise kendi haline terkedilecektir.

İşiyle uğraşacak,

Bazan Tihame'ye bazan da Necid'e gidecektir.

Mekke mukimlerinden kimin onur ve gücü doğarsa, . Bizim Mekke içindeki onurumuz kat kat fazladır.

Orada doğduk, insanlar orada az iken,

Oradan ayrılmadık, hep hayır işledik ve övüldük.

Kumar oklarını çekenlerin elleri titrediği zaman,

İnsanlar faziletlerini bırakmcaya kadar biz yemek yedirirdik.

Hacun mevkiinde toplanan gruba, Allah hayırlar versin.

Onlar ki akıllıca, doğruca bir işe yöneldiler.

Hatnıe'l-Hacun mevkiinde oturdular, hükümdarlar gibi.

Onlar daha da şerefli, daha da onurlu idiler.

Şahin gibi her mert kişi, yardım etti onlara,

Zırhın katları içinde ağır ağır yürürken insanlar,

Büyük işlere karşı cesaretlidirler.

O işler ki eline alan kimsenin avucunu yakan kor gibidirler.

Düşük işlerle yükümlü kılındığında,

Memnuniyetsizliğinden yüzü moraran şerefli,

Lüey b. Galip oğullarındandırlar.

Kılıcının bağı uzundur, bacağının yarısı dışarda olandır.

Onun yüzü suyu hürmetine bulutlardan yağmur yağması istenilir ve mutluluğa erişir.

Cömerttir, kerem sahibidir, efendioğlu efendidir. Misafir ağırlamaya başkalarım da teşvik eder.

Misafir toplar, külü çoktur.

Aşiret çocukları için iyi şeyler yapar.

Biz beldelerde dolaşıp geldiğimizde,

Bu sulhu ısrarla ister, her iyi kimse,

Şanı yüce, bayrağı yüksek, sonrada Övülen kimseler,

Geceleyin kararlaştırdıklarını kararlaştırdılar,

Sonra sabahladılar,

Yavaşça insanlar uykuda iken gelip işi yaptılar.

Sonra onlar hoşnutluk içinde Sehl b. Beyda'ya döndüler.

Ebu Bekir'le Muhammed'de buna sevindiler.

Kavimler, işimizin halline iştirak ettikleri zaman,

Daha Önce biz de bunu çok arzuluyorduk.

Öteden beri biz, haksızlığı benimsemeyiz.

Dilediğimize varır, ama zorlamayız.

Ey Kusay ailesi, gönlünüzde bir burukluk var mıdır?

Yarın olacak şeylerden haberiniz var mıdır?

Ben ve sizler, tıpkı birinin dediği gibi,

"Ey Esved dağı, eğer konuşsaydm,

Muhakkak ki senin yanında bazı açıklamalar vardı?"

Süheylî dedi ki: Bu şiirin sonunda sözü edilen Esved dağında bir adam öldürülmüş, ama katili bilinmiyor muş. Öldürülen adamın akrabaları gelip dağın yanında durmuş ve ona şöyle seslenmişlerdi: "Ey Esved dağı, eğer sen konuşsaydm mutlaka sende bazı açıklamalar var-dı.Ey Esved dağı, eğer sen konuşsaydm, katilin kim olduğunu bize açıklardın,"

Vakidî dedi ki: Muhammed b. Salih ile Abdurrahman b. Abdülaziz'e, Haşimoğullarının Şi'bi Ebi Talib'ten ne zaman çıktıklarını sorduğumda bana cevaben dediler ki: Bisetin onuncu yılında, yani hicretten üç yıl önce çıktılar.

Ben de derim ki: O senede Şi'bi Ebi Talib'ten çıkmalarından sonra Rasûlullah'uı amcası Ebu Talib ile eşi Hüveylid kızı Hatice vefat etti. Nitekim bununla ilgili açıklama ileride gelecektir.