Daha önce, Hz. Peygamber'in amcası Ebu Talib'in vefatından bahsetmiştik. Ayrıca onun, Hz. Peygamber'e yardımcı olduğunu, safları arasında yer aldığını, olanca gücüyle can, mal, söz ve fiille onu müdafaa ettiğini anlatmıştık.
Vefat edişinden sonra Kureyş akılsızları, Rasûlullah'a karşı cürettendiler. Daha önce Ebu Talib hayatta iken yapamadıklarını yapmaya ve ona eziyet etmeye başladılar. Nitekim Beyhakî, Abdullah b. Cafer'in şöyle dediğini rivayet eder:
Ebu Talib vefat ettiğinde Kureyş akılsızlarından biri, Rasûlul-lah'm önünü kesmiş, üzerine toprak atmıştı. Rasûluİlah da bu halde evine dönmüş, kızlarından biri gelip yüzündeki toprağı silmiş, silerkende ağlamıştı. Bunun üzerine Rasûlullah şöyle buyurmuştu:
"Ey kızcağızım, ağlama; şüphesiz Allah, senin babanı koruyacaktır."
O esnada şöyle diyordu: "Ebu Talib ölünceye kadar Kureyşliler bana hoşlanmadığım birşeyi yapmadılar. Ama onun ölümünden sonra böyle yapmaya başladılar." Yine Beyhakî, Urve'nin şöyle dediğini rivayet eder: Rasûlullah
(s.a.v.) buyurduki:
"Ebu Talib ölünceye kadar Kureyşliler, korkak halde idiler." Hafız Ebu'l-Fereç, İbn el-Cevzî senedi ile Salebe b. Sükayr ve Hakim b. Hüzzamın şöyle dediklerini rivayet etmiştir: Ebu Talib ve Hatice beş gün ara ile vefat edince, Rasûlullah (s.a.v.)'m başına iki musibet birden gelmiş oldu. Artık evine kapandı. Çok seyrek çıkıyordu. Kureyşliler, daha önce ona yapmaya cesaret edemediklerini yapmaya başladılar. Bu durumdan Ebu Leheb haberdar oldu. Yanma gelip şöyle dedi:
- Ya Muhammed, Ebu Talib hayatta iken yaptıklarını ve yapmak istediklerim yapmaya devam etsen. Hayır, Lafa yemin ederim ki, ben ölünceye kadar kimse sana ilişemez.
O sıralarda İbnü'l-Gaytala, Rasûlullah (s.a.v.)'a küfretmişti. Bunu duyan Ebu Leheb, ona gidip hakaret etmişti. Tokatlayınca İbnü'l-Ğaytala bağırarak kaçmaya başlamış ve:
- Ey Kureyş topluluğu, Ebu Leheb dinden çıktı, demişti. Bunun üzerine Kureyşliler, gelip Ebu Leheb'in yanında durdular
ve ona çıkıştılar. Ebu Leheb de şöyle dedi:
- Abdülmuttalib'in dininden ayrılmış değilim. Ancak ben, yapmak istediği işi yaparken kardeşim oğluna haksızlık edilmesine razı değilim. Bu sebeple onu koruyacağım.
Kureyşliler:
- İyi yaptm. Güzel yaptın. Akrabalık bağlarına riayet ettin, dediler.
Resûlullah (s.a.v.), bir kaç gün bu halde devam etti. Gidip geliyordu. Kureyşlilerden kimse ona sataşmıyordu. Ebu Leheb'den korkmuşlardı. Nihayet Ukbe b. Ebi Muayt ile Ebu Cehil, Ebu Leheb'in yanına gelip ona şöyle dediler:
- Kardeşin oğlu Muhammed'e: "Babam şu anda nerdedir?" diye sor. Ebu Leheb, Hz. Peygamber'e sordu:
- Ya Muhammed, Şimdi Abdülmuttalib nerededir?
- Kavmi ile beraberdir.
Ebu Leheb, Hz. Peygamberin bu. cevabını aldıktan sonra gidip Ukbe b. Ebi Muayt ile Ebu Cehil'e dedi ki:
- Muhammed'e sordum. Bana, Abdülmuttalib'in kendi kavmi ile beraber olduğunu söyledi.
Ukbe ile Ebu Cehil:
- Muhammed, Abdülmuttalib'in ateşte olduğunu iddia ediyor, dediler. Bunun üzerine Ebu Leheb, gidip Hz. Peygamber'e sordu:
- Ya Muhammed, Abdülmuttalib ateşe girer mi?
- Abdülmuttalib ne halde öldü ise, o halde ölen herkes ateşe girşr. Lanetli Ebu Leheb dedi ki: Allah'a yemin ederim ki, artık ebediyyen
senin düşmanın olarak kalacağım. Çünkü sen, Abdülmuttalib'in ateşte olduğunu iddia ediyorsun.
Bunun üzerine Ebu Leheb ile diğer Kureyşüler, Allah elçisine karşı şiddetli tavırlar takınmaya başladılar.
İbn îshak dedi ki: Peygamber (s.a.v.)'e eziyet veren müşrikler şunlardı: Ebu Leheb, Hakem b. Ebu'lAs b. Ümeyye, Ukbe b. Ebi Muayt, Adiy b. Harara ve Îbnü'1-Asda' el-Hüzelî.
Bunlar, Rasûlullah'm komşularıydılar. Bunlardan Hakem b. Ebu'l-As dışında hiçbiri Müslüman olmadı. Bana gelen rivayetlere göre bunlardan biri, namaz kılmakta olan Hz. Peygamberin üzerine koyun rahmi atmıştı. Bir diğeri de ocağa tencereyi koyduğu zaman Rasûlullah'm tenceresinin içine pislik atmıştı. Nihayet Rasûlullah, namaz kılarken kendini onlara karşı korumak için yanına bir taş almıştı. Onlar, ocaktaki kazanma pislik attıkları zaman bir değneğin ucu ile pisliği o kazandan çıkarıp kapıya götürür ve: "Ey Abdumenaf oğulları! Bu nasıl komşuluktur?" der, sonra da pisliği yola atardı.
Ben derim ki: Önceki sayfalarda geçen ve eziyetlerle ilgili olan riva-yetlerdeki hadiseler, Ebu Talib'in vefatından sonra olmuştur. Doğrusunu Allah bilir. Ama burada bunların anlatılması, daha uygun ve münasip olur. Bu rivayetlerde anlatıldığına göre Hz. Peygamber, namaz kılmakta iken üzerine deve işkembesi atılmıştır. İbn Mesud'un buna dair bir rivayeti vardır. Yine anlatıldığına göre Hz. Fatıma gelmiş, bu pisliği üzerinden alıp atmış, dönüp Kureyşlilere küfretmişti. Rasûlullah da onlardan yedi kişiye beddua etmişti. Yine Abdullah b. Arar b. As'ın anlattığına göre Hz. Peygamber'in boğazını şiddetlice sıkmışlar, nihayet Ebu Bekir es-Sıddık gelip onlara engel olmuş ve: "Bir adamı, «Rabbim Allah'tır» dediği için mi öldüreceksiniz?" demişti. Lanetli Ebu Cehil de namaz kılmakta iken Hz. Peygamber'in boynuna basmaya and içmişti. Ama Allah, bu maksadını gerçekleştirmesine engel olmuştu.

