Muhammed b. İshak, Rasûlullah'm Taif dönüşünde Nahle mevkiinde gecelerken ashabına sabah namazını kıldırdığı esnada, cinlerden bir grubun, onun Kur'ân okuyuşunu dinlediğini anlatır. Bunu anlatırken şu ifadeleri kullanır:
«Onu dinlemeye gelen cinler, yedi Mşi idiler. Yüce Allah, onlarla ilgüi olarak şu ayeti inzal buyurdu:
«Ey Muhammedi Kur'ân'ı dinleyecek cinlerden bir takımını sana yöneltmiştik.» (ei-Ahkâf, 29.) .
Bu konuda, tefsirimizde geniş açıklamalarda bulunduk. Buna dair bir bölüm önceki sayfalarda geçmiştir. Doğrusunu Allah bilir.
Rasûlullah (s.a.v.), Taif dönüşünde, Mut'im b. Adiyy'in himayesi altında Mekke'ye girdi. Milleti ona karşı daha öfkeli, daha cüretkar, daha kindar, daha inatkar oldu. Onu, daha fazla yalanladı. Ama yardımına müracaat edilecek ve kendisine güvenilip dayanılacak olan Allah'tır.
"Meğazi" adlı eserinde el-Ümevf nin anlattığına göre, Rasûlullah (s.a.v.), Kureykit'i, Ahnes b. Şerika göndermiş, ondan kendisini Mekke'de himaye etmesini talep etmiş, ancak o şöyle demişti:
- Kureyş'in müttefiki, Kureyşlilerin içinden bir adamı himaye edemez.
Sonra Hz. Peygamber, kendisini himaye etmesi için Süheyl b. Amr'e haber göndermiş, o da şöyle demişti:
- Amir b. Lüeyy oğulları, Ka'b b. Lüey oğullarım himaye etmez. Hz. Peygamber, kendisini himaye etmesi için Mut'im b. Adiyy'e haber göndermiş, o şu cevabı vermişti:
- Olur. Ona gelmesini söylevin.
Rasûlullah (s.a.v.), Mut'imin yanma gitti. O geceyi, onun evinde geçirdi. Sabahleyin o ve altı (ya da yedi) oğlu, kılıçlarını kuşanmış olarak Rasûlullah'la birlikte evden çıktılar. Mescid-i Haram'a gittiler. Mut'im, Rasûlullah'a: "Tavaf et." dedi. O ve oğulları, tavaf alanını kılıçlarının kabzasını tutarak kuşattılar. Ebu Süfyan, Mut'im'e gelip şöyle sordu?
- Onu himaye mi ediyorsun, yoksa ona tabi mi oldun?
- Hayır, sadece himaye ediyorum.
- Öyleyse sen, himaye edilmezsin. .
Rasûlullah (s.a.v.), tavafını tamamlayıncaya kadar Mut'im onun yanında oturdu. Tavafını tamamladıktan sonra Mescid-i Haram'dan ayrıldı. Onlar da onunla birlikte Mescid-i Haram'dan ayrıldılar. Ebu Süfyan da kendi yerine döndü. Aradan bir kaç gün geçtikten sonra Rasûlullah'a hicret izni verildi. Medine'ye hicretinden kısa bir süre sonrada Mut'im b. Adiyy vefat etti. Hasan b. Sabit: - Vallahi onun için bir mersiye okuyacağım, dedi. Mersiyesinde şunları söyledi:
"Eğer şeref, insanlardan bir kimseyi ebedi olarak yaşatmışsa, onun şerefi bugün Mut'im İ hayatta bırakmış sayılır.
Çünkü o, Rasûlullah'ı müşriklerden korudu.
Telbiye ile sesini yükseltip ihrama girenler, telbiye getirdikleri sürece,
Onlar senin kulların oldular.
Eğer tek başına Maad kabilesine ve Kahtan'a veya Cürhüm'den geriye kalanlara,
Ondan sorulsa elbette derler ki: O, ahdine aldığı kimsenin ahd ve emanım ifa edendir.
Zimmet ve ahdine, yardımına aldığı zaman zimmetini yerine getirendir.
Aydınlatan güneş, onların üstüne, daha güçlü veya.büyük olarak, onun gibisi üzerine doğmadı.
Razı olmadığı zaman imtina eder, çekinir, yumuşak huyludur.
Gece karanlık olunca emanma aldığı kimseyi, en iyi uyutup rahat ettirendir."
Ben derim ki: Bu sebepledir ki Peygamber (s.a.v.), Bedir savaşındaki esirler hakkında şöyle demiştir: «Eğer Mut'im hayatta olsaydı da bu kokuşmuş kimseleri bağışlamamı isteseydi, bunları ona bağışlardım.»

