El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Fasıl

İbn îshak dedi ki: Bu ikametinde Rasûlullah (s.a.v.), Hamza b. Ab-dülmuttalib b. Haşimî, İs nahiyesinde Sif el-Bahr'e doğru otuz kişilik bir süvari birliği ile gönderdi. Aralarında Ensâr'dan hiç kimse yoktu Hz. Hamza, …

İbn îshak dedi ki: Bu ikametinde Rasûlullah (s.a.v.), Hamza b. Ab-dülmuttalib b. Haşimî, İs

nahiyesinde Sif el-Bahr'e doğru otuz kişilik bir süvari birliği ile gönderdi. Aralarında Ensâr'dan hiç

kimse yoktu Hz. Hamza, Ebu Cehil b. Hişam ile bu sahilde karşılaştı. O, Mekkeli 300 süvarinin

komutanı idi. Aralarına Mecdî b. Amr el-Cühenî girdi. Bu iki fırkanın arasında barış akdini yapan o

idi. Böylelikle millet birbirinden ayrılıp uzaklaştı ve aralarında bir çarpışma olmadı.

İbn îshak'm naklettiğine göre adamın biri şöyle diyor: Hamza'mn bayrağı, Rasûlullah (s.a.v.)'ın

Müslümanlardan biri için hazırladığı ilk bayrak idi. Çünkü onun ve Ubeyde'nin gönderilmesi, aynı

anda olmuştu. Dolayısıyle bu konuda bayrağın hangisine verildiği şüphe konusu oldu.

Ben derim İd: Musa b. Ukbe'nin, Zührî'den naklettiğine göre Hz. Hamza'mn seriyyesi, Ubeyde b.

Haris'in seriyyesinden önce yola çıkarılmıştı. Zührî'nin kesin ifadesine göre Hz. Hamza'mn

seriyyesi, Ebva gazvesinden önce yola çıkarılmıştı. Rasûlullah (s.a.v.), Ebva gazvesinden

döndüğünde Ubeyde b. Haris'i, altmış kişilik bir Muhacir seriyyesinin başında yola çıkarmıştır.

Daha önce de ifade edildiği üzere Vakidî şöyle demişti: Hz. Ham-za'nm seriyyesi, hicri birinci

senenin ramazan ayında yola çıkarıldı. Ondan sonra şevval ayında Ubeyde'nin seriyyesi yola

çıkarıldı. Doğrusunu Allah bilir.

îbn îshak'm, Hz. Hamza'dan nakletmiş olduğu bir şiir, onun bayrağının İslâm tarihinde hazırlanarak

kendisine verilen ilk bayrak olduğuna delalet etmektedir. Ancak İbn îshak der ki: Eğer Hamza, bu

şiiri söylemişse, inşaallah doğru söylemiştir ve ancak hak olarak söylemiş-, tir. O halde bunun

hangisinin doğru olduğunu ilim erbabından dinlediğimize göre Ubeyde b. Haris, kendisi için bayrak

akdedilenlerin ilkidir ye rivayete göre Hz. Hamza'mn söylediği kaside de şudur:

"Haberiniz olsun ki ey millet, ağır başlı görünmeye özenmekten, cahillikten ve adamların

görüşlerindeki eksiklikten, diyetten ve zulüm irtikap eden kimselerden Ötürü, onlar için olan

mer'aya gönderilen develeri ve halkın mahrem şeylerini çiğnemeyiz.

Güya biz onlara saldırdık. Oysa ki bizim dinimizde onlar için iffetli olmak, adalet ve îslâm ile

emretmekten başka bir saldırı yoktur.

Onlarsa, bunu kabul etmiyorlar ve onlardan bazıları bunu saçma görüyorlar.

Yerlerinden ayrılmadılar. Nihayet onlara saldırı için çağrıda bulundum. Fazlın rahatını istediğim

halde yerleştiler.

Rasûlullah (s.a.v.)'m emri ile üzerinde sancağın dalgalandığı ilk kimse olarak, Öyle ki sancak benden önce kimsede görülmemişti.

Bu sancak ki; onun katından keramet sahibi aziz ilahtan yardım vardır. Onun fiili, fiillerin en

faziletüsidir.

Akşam toplandıkları halde yürüdüler. Hepimizin tencereleri karşı taraftakilerin kızmazından kaynıyor.

Birbirimizi gördüğümüz zaman onlar, bineklerini çöktürdüler ve onları bağladılar.

Biz de bir ok atımı mesafedeki yakın bir yerde bineklerimizi bağladık.

Onlara dedik ki: Allah'ın ipi, bizim yardımcımızdır. Sizin içinse bir ip yoktur, ancak sapıklık vardır. Bunun üzerine Ebu Cehil, öfkelenerek yerinden kalktı ve kayba uğradı. Allah, Ebu Cehü'in hilesini boşa çıkardı.

Biz sadece otuz süvariyiz. Onlarsa 200 kişiydiler. Ey Lüey! Azgınlarınıza uymayınız ve kolay olan yola, İslâm'a dönünüz.

Çünkü üzerinize azabın dökülmesinden dolayı pişmanlık, kayıp ve hüzünle vaveyla etmenizden korkarım."

Mel'un Ebu Cehil b. Hişam, bu kasideye şu cevabı verdi;

"Gazabın ve cehaletin sebebleri için, muhalefet ve batıl ile şerre tahrik ediciler için ve hasep ve neseblerle büyük efendiliklere sahip olan dedelerimizi üzerinde bulunduğumuz şeyleri terk edenler için hayret ettim."

İbn Hişam dedi ki: İlim erbabının çoğu, bu kasidelerin Hz. Haraza ile mel'un Ebu Cehil'e aidiyetini kabul etmemektedirler.