Meşhur kavle göre Bedir savaşında müşriklerden yetmiş kişi esir alınmış, yetmiş kişi de öldürülmüştü. Nitekim bu husus, birden fazla hadiste beyan edilmiştir. Bu hadisler önceki sayfalarda geçtiği gibi, in-şaallah ileriki sayfalarda da gelecektir. Bera b. Azib'in Sahih-i Buharı1 de nakledilen hadisinde de belirtildiği gibi Bedir savaşında müşriklerden yetmiş kişi öldürülmüş, yetmiş kişi de esir alınmıştı.
Musa b. Ukbe dedi ki: "Bedir savaşında Kureyşli Müslümanlardan altı kişi, Ensâr Müslümanlarından da sekiz kişi şehid olmuştu. Müşriklerden ise, kırk dokuz kişi öldürülmüş, otuz dokuz kişi esir alınmıştı." Beyhakî de Musa b. Ukbe'den bu şekilde rivayette bulunmuştur.
Beyhakî, el-Hakim Muhammed b. İshak'm şöyle dediğini rivayet eder: "Bedir savaşında Müslümanlardan onbir kişi şehid oldu. Bunların dördü Kureyş'ten, yedisi de Ensâr'dan idi. Müşriklerden ise yirmi küsur kişi öldürülmüştü."
Başka bir yerde de Muhammed b. İshak şöyle demiştir: "Rasûlullah (s.a.v.)'m beraberinde kırk esir vardı. Bir bu kadarı da müşriklerden öldürülmüştü."
Beyhakî, Ebu Salih tariki ile Zührî'nin şöyle dediğini rivayet eder: "Müslümanlardan şehid düşen ilk şahıs, Mihca idi. Bu zat, Hz. Ömer'in azadlısı idi. Ayrıca ilk şehid düşenlerden biri de, Ensâr'dan bir adamdı. O gün müşriklerden yetmişten fazla kişi öldürülmüş, bir o kadarıda esir alınmıştı."
Beyhakî'nin rivayetine göre Bera b. Azib şöyle demiştir: "Uhud savaşında Rasûlullah (s.a.v.), okçuların başına Abdullah b. Cübeyrİ komutan olarak atadı. Onlar, bizden yetmiş kişiyi öldürdüler. Peygamber (s.a.v.) ile ashabı Bedir gününde müşriklerden 140 kişiyi ele geçirdiler. Bunların yetmişi ölü, yetmişi de esir idi."
Ben derim ki: Doğrusu, müşriklerin tamamı 900 ile 1000 arasında idi. Katade, onların 950 kişi olduklarım açıkça beyan etmiştir. Belkide, o bu görüşünü bizim anlattıklarımızdan almıştır. Doğrusunu Allah bilir.
Hz. Ömer'in, daha önceki sayfalarda geçen hadisine göre müşriklerin sayısı 1000'den fazla idi. Sahih olan, ilk görüştür. Zira Peygamber (s.a.v.), onlar hakkında şöyle buyurmuştur: «O kavim, 900 ile 1000 arasındadır.»
Sahabelere gelince, o gün onlar 310 küsur idiler. Nitekim ileride bu husus, kesin olarak açıklanacaktır. Ayrıca bunların isimleri de verilecektir.
Hakem'in, Maksem tarikiyle İbn Abbas'tan naklettiğine göre Bedir savaşı, ramazan ayının on yedinci gününde (cuma günü) yapılmıştır. Urve b. Zübeyr, Katade, İsmail, Süddî el-Kebir ve Ebu Cafer el-Bakır da böyle demişlerdir.
Beyhakî, kadir gecesi hakkında Abdullah b. Mesud'un şöyle dediğini rivayet eder: "O geceyi, ramazanın son on gününün birinde araştırın. Çünkü onun sabahında Bedir savaşı yapılmıştı,"
Beyhakî, Kuteybe kanalı ile Zeyd b. Erkam'dan kadir gecesinin ne zaman olduğu sorulduğunda, şu cevabı verdiğini rivayet eder: «Kadir gecesi, ramazanın on dokuzuncu gecesidir. Bunda şüphe yoktur. O günde hak ile bâtıl birbirinden ayrılmış ve iki topluluk (Müslümanlarla müşrikler) karşı karşıya gelmişlerdir.»
Beyhakî dedi ki: Meğazi âlimlerinden nakledilen meşhur görüşe göre Bedir savaşı, ramazan ayından onyedi gece geçtikten sonra yapılmıştır.
Beyhakî, Ebu'l-Hüseyn b. Buşran tariki ile Amr b. Osman'ın şöyle dediğini rivayet eder: "Musa b. Talha'nın şöyle dediğini işittim: Ebu Ey-yüb el-Ensârî'ye Bedir savaşının ne zaman yapıldığı sorulduğunda şöyle cevap verdi: Ya ramazandan onyedi gün geçtikten veya onüç gün geçtikten sonra yapılmıştır. Yahud ramazanın kalan son on gününden birinde ya da kalan onyedi gününden birinde yapılmıştır."
Bu, gerçekten garip bir rivayettir.
Kubaş b. Eşyem el-Leysî'nin tercüme-i halinden bahsederken, Ha-fiz îbn Asakir şöyle demiştir: Kubaş, müşriklerle birlikte Bedir savaşma katılmıştı. Rasûlullah'ın ashabının sayıca az olmasına rağmen müşriklerin hezimete uğrayışlarını anlatıp şöyle demiştir: Kendi kendime şöyle dedim: "Bunun gibi birşeyle karşılaşmadım. Bundan herkes kaçtı. Sadece kadınlar kaçmadı. Allah'a yemin ederim ki, Kureyş kadınları müvata cinsi yaylarıyla bu savaşa gelselerdi bile Muhammed ve ashabını geri püskürtürlerdi." Hendek savaşından sonra da şöyle dedim: "Medine'ye gideyim de Muhammed'in söylediklerine bir bakayım." O esnada kalbime îslâm'a girme düşüncesi yerleşmişti. Medine'ye gittim. Muhammed (s.a.v.)'in nerede olduğunu sordum. «İşte o, ashabıyla birlikte mescidin gölgesinde duruyor.» dediler. Yanma gittim. Ashabının arasında onu tanıyamadım. Selam verdim. Bana: «Ey Kubaş b. Eşyem! Bedir gününde: «Bu iş gibisini görmedim. Bundan herkes kaçtı, sadece kadınlar kaçmadı.» diyen sen misin? dedi. Ben de şöyle dedim:
"Şahadet ederim ki sen Allah'ın Rasûlü'sün. Çünkü ben bunu hiç kimseye anlatmamıştım. Sadece kendi içimden söylemiştim. Eğer sen Peygamber olmasaydm, bundan haberin olmazdı. Gel de İslâm'a girmek üzere sana bey'at edeyim.» Böyle dedikten sonra Müslüman oldum."

