Bedir gazvesine katılan Müslümanların toplam sayısı 314 kişidir. Başlarında Rasûlullah (s.a.v.) bulunuyordu. Nitekim Buharı, Amr b. Halid kanalı ile Bera' b. Azib'in şöyle dediğini rivayet eder: Muhammed (s.a.v.)'in Bedir gazvesine katılan ashabının bana anlattıklarına göre onların sayısı, Talut'la birlikte nehri geçen kimselerin sayısı kadar imiş, yani 310 küsur kişi imişler.
Bera' dedi ki: Hayır vallahi, onunla birlikte nehri ancak mü'min kimseler geçmişti.
İbn Cerir dedi ki: Selefin umumunun ifadesine göre Bedir savaşma katılan Müslümanların sayısı 310 kişidir.
Yine Buharî'nin rivayetine göre Bera' şöyle demiştir:
"Ben ve îbn Ömer, Bedir gazvesi yapılacağı zaman yaşımız küçük görüldü. Bedir gününde Muhacirler altmış küsur, Ensâr ise 340 küsur kişi idiler."
İbn Cerir, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder:
"Bedir gününde Muhacirler yetmiş kişi idiler. Ensâr ise 236 kişi idiler. Peygamber (s.a.v.)'in sancağı Ebu Talib oğlu Ali'de idi. Ensâr'm sancağı ise Sa'd b. Ubade'de idi." Bu da gösteriyor ki, Bedir gazvesine katılan Müslümanların toplam sayısı 306'dır.
İbn Cerir'in ifadesine göre Bedir gazvesine katılan Müslümanların toplam sayısının 307 kişi olduğu söylenmiştir.
Ben derim ki: Rasûlullah da sayıldığı takdirde 307 kişi, sayılmadığı takdirde 306 kişi olurlar. Doğrusunu Allah bilir. Önceki sayfalarda da geçtiği gibi İbn îshak'tan rivayet olunduğuna göre Muhacirler seksen üç kişi; Evsliler altmış bir kişi, Hazreçliler ise 170 kişi idiler. Ancak bu sayı, Buharî'nin verdiği ve İbn Abbas'm söylediği sayıya uymamaktadır. Doğrusunu Allah bilir.
Sahih hadiste Enes'ten rivayet olunduğuna göre ona:
- Bedir gazvesine katıldın mı? diye sorulmuş, O da:
- Ben o gazveye nasıl katılmam? diye cevap vermişti.
Ebu Davud'un Sünen'inde, Said b. Mansur kanalı ile Cabir b. Abdullah b. Amr b. Haram in şöyle dediği rivayet olunur: «Bedir gününde arkadaşlarıma su çekiyor idim.»
Buharî ile Ziya, Bedir mücahidleri arasında Enes ile Cabir'in adlarını zikr etmemişi erdir. Doğrusunu Allah bilir.
Ben derim ki: İbn îshak'm anlattığına göre Bedir ganimetinden pay alan ama mazereti yüzünden gazveye katılmayan kimselerin sayısı sekiz veya dokuzdur. Adlan şöyledir: Osman b. Affan. Bu zat, Rasûlul-lah'ın kızı Rukiyye'ye hasta bakıcılığı yaptığı için savaşa katılamamış, ancak ganimet payı verilmiştir.
Said b. Zeyd b. Atnr b. Nüfeyl. Bu zat, Şam'da idi. Ganimet payı verildi.
Talha b. Ubeydullah. Bu zat, Şam'da idi. Ganimet payı verildi.
Ebu Lübabe Beşir b. Abdu'l-Münzir. Rasûlullah (s.a.v.) Revha'da iken, kervanın Mekke'den çıkış haberini aldığı esnada onu vali olarak Medine'ye göndermiş ve ganimet payını vermiştir.
Haris b. Hatib b. Ubeyd b. Ümeyye. Rasûlullah, bunu da yoldan geri çevirmiş ve ganimet payını vermiştir.
Haris b. Simme. Revha'da kırılmış, Medine'ye geri dönmüş, ganimet payı kendisine verilmiştir. Vakidî'nin ifadesine göre kendisine ayrıca ücret de ödenmiştir.
Havvat b. Cübeyr. Bedir gazvesine katılmamış, ücreti verilmiştir.
Ebu's-Siyah b. Sabit. Rasûlullah'la birlikte yola çıkmış, ayağına taş isabet etmiş, yaralanmış, bu yüzden Medine'ye geri dönmüştür. Pay ve ücreti ödenmiştir.
Vakidî dedi ki: Sa'd Ebu Malik de sefere çıkmak için hazırlığını yaptı. Ama yola çıkmadan vefat etti. Revha'da iken öldüğü de söylenir. Pay ve ücreti ayrılarak varislerine verilmiştir.
Bedir gazvesinde Müslümanlardan ondört kişi şehid düşmüştür. Bunların altısı Muhacirlerdendir ve isimleri de şöyledir:
Ubeyde b. Haris b. Muttalib. Ayağı kesildi. Safra mıntıkasında vefat etti. Allah ona rahmet etsin.
Ümeyr b. Ebi Vakkas. Bu zat, Sa'd b. Ebi Vakkas ez-Zührî'nin kardeşidir. As b. Said tarafından öldürülmüştür. Onaltı yaşında iken şehid olmuştur. Denildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.), yaşının küçüklüğü yüzünden Bedir savaşma katılmaması ve geri dönmesini emretmiştir. Ağlaması üzerine Rasûlullah, cihada gelmesine izin vermiş, ancak o cephede şehid düşmüştür. Allah ondan razı olsun. Muhacirlerin müttefiki Zu'ş-Şimaleyn b. Abdi Amr el-Huzaî, Saf-van b. Beyda, Akil b. Bükeyr elLeysî (Beni Adiy kabilesinin müttefikidir.), Ömer b. Hattab'm azadlısı Mihca (Bedir'de Müslümanlardan öldürülen ilk şahıstır.)
Bedir'de Ensâr'dan sekiz kişi şehid düşmüştü. Adları şöyledir.
Harise b. Süraka. Habban b. Arke (Buna bir ok atmış, ok onun boğazına isabet etmiş ve düşüp şehid olmuştur.), Muavviz ve Avf (Bunlar Af-ra'nın oğullarıdır.), Yezid b. Haris (Buna İbn Fushum denir.), Umeyr b. Hammam, Rafi b. Muallab. Levzan b. Sa'd b. Hayseme, Mübeşşir b. Ab-di'1Münzir, Allah tamamından razı olsun.
Bedir gazvesinde Müslümanların yanında yetmiş deve vardı.
ibn İshak dedi ki: Müslümanların yanında iki at vardı.Birinin üzerinde Mikdad b. Esved vardı. Atının adı Ba'zece idi. Sebha olduğu da söylenir. Diğer atın üzerinde ise Zübeyr b. Avvam vardı. Atının adı
Ya'sub idi.
Müslümanların bir bayrağı vardı. Bayraktarlığı Mus'ab b. Umeyr yapıyordu. İki de sancak vardı. Biri Muhacirlerin olup Hz. Ali tarafin-dan taşınıyordu. Diğeri ise Ensâr'm olup Sa'd b. Ubade tarafından taşınıyordu.
Muhacirlerin meşveret lideri Ebu Bekir es-Sıddık idi. Ensâr'm meşveret lideri de Sa'd b. Muaz idi. Müşrik topluluğuna gelince, onlar hakkında söylenecek en güzel söz şudur: Onlar 900 ile 1000 kişi arasında idiler. Urve ile Katade, onların 930 kişi olduklarını söylemişlerdir. Vakidî de onların 930 kişi olduklarını söylemiştir. Ancak sayıyı bu şekilde tahdit edebilmek için delile ihtiyaç vardır. Bazı hadislerde geçtiği gibi onlar 1000'den fazla imişler. Muhtemeldir ki hadislerde, onlara tabi olan kimseler de kendilerinden sayılmıştır. Doğrusunu Allah bilir. Buharî'nin sahihinde de geçen bir hadiste Bera'nm ifadesine göre müşriklerden yetmiş kişi öldürülmüş, yetmiş kişi de esir alınmıştır. Bu, cumhurun kavlidir. Bu sebepledir ki Ka'b b. Malik, bir kasidesinde şöyle demiştir:
"Tuz ve şab sürülmüş deve yatağına, onlardan yetmiş kişi gelip durdu. Utbe ile Esved'de onlardandır."
Vakidî, bu sayı üzerinde icma bulunduğunu nakîetmiştir. Ancak onun bu sözü üzerinde ihtilaf vardır. Çünkü Musa b. Ukbe ile Urve b. Zübeyr, buna muhalif şeyler söylemişlerdir ki onlar da bu konuların otoriteleridirler. Bunların katılmadığı bir konuda ittifak bulunduğunu söylemeye imkan yoktur. Her ne kadar bunların sözleri sahih hadis kadar değilse de bu böyledir. Doğrusunu Allah bilir.
İbn îshak ile diğerleri, Bedir'de öldürülen müşriklerle esir edilen müşriklerin adlarını sıralamışlardır. Hafız Ziya da, "Ahkam" adlı eserinde bunu güzelce açıklamıştır.
Bu kıssa ile ilgili açıklamalar meyanmda da belirtildiği gibi müşriklerden ilk öldürülen kişi, Esved b. Abdü'1-Esed el-Mahzumî'dir. Onlardan ilk firar eden kişi, Halid b. Alem el-Huzaî veya Ukaylî'dir. Bu, Beni Mahzum kabilesinin müttefikidir. Bu kişi esir alınmıştır. Bir şiirinde şöyle demiştir:
"Yaralarımızdan kan aktığı halde gerilerde kalmadık, Ama kan ayaklarımızın üzerine damlar oldu." Onun bu sözleri doğru değildir.
Müşriklerden ilk esir alınanlar ise, Ukbe b. Ebi Muayt ile Nadr b. Haris'tir. Rasülullah'ın önündeki esirler arasından alınarak öldürüldüler. Bunlardan hangisinin' daha önce öldürüldüğü hususunda ihtilaf vardır.
Ayrıca Rasûlullah (s.a.v.)'m esirlerden bir grubu fîdyesiz olarak serbest bıraktığı da yukarıdaki kıssa meyanında zikredilmiştir.Karşılıksız serbest bırakılan eserlerden bazılarının adları şöyledir:
Ebu'l-Asb.er-Rebi el-Ümevî, Muttalib b. Hunteb b. Haris el-Mahzumî, Sayfî b. Ebi Rifaa, Ebü'1Azze (şairdir),. Vehb b. Ümeyr b. Vehb el-Cemahl
Rasûlullah, öbür esirleri fidye karşılığında serbest bıraktı. Hatta amcası Abbas'tan da fidye almıştı. Diğer esirlere nisbetle ondan aldığı fidyenin miktarı daha çoktur. Amcası olduğundan iltimas yapmamak için ondan daha fazla fidye almıştı. Onu esir alan Ensâr, fidyesiz olarak serbest bırakılmasını istedikleri halde Rasûlullah, fîyde almadan onu serbest bırakmayı kabul etmemiş ve: «Fidyesinin bir dirheminden bile vazgeçmeyin.» demişti.
Esirlerden alman fidye miktarları farklıydı. En az fidye 400 dirhemdi. Bazılarından ise, kırk okye altın alınmıştı. Musa b. Ukbe'nin ifa-
desine göre Hz. Abbas'tan kırk okye altın fidye alınmıştı. Kimisi de fidyesinin miktarı karşılığında çalışmak üzere kiralanmış ve böylece serbest bırakılmıştı. Nitekim İmam Ahmed b. Hanbel, îbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder:
"Bedir gününde ele geçirilen bazı esirlerin verecek fidyeleri yoktu. Rasûlullah (s.a.v.), bunların fidyeleri karşılığında Ensâr'm çocuklarına yazı Öğretmelerini emretti. Günün birinde bir jçocuk ağlayarak annesine geldi. Annesi:
- Neyin var? diye sordu. Çocuk:
- Öğretmenim beni dövdü, dedi. Annesi:
- Habis adam! Demek Bedir gününün intikamını almak istiyor. Vallahi artık onun yanma gitmeyeceksin, dedi."

