İbn îshak, Kureyşlilerin daha sonra kendi aralarında, Rasûlullah'm ashabına ve onunla birlikte Müslüman olan kimselere karşı birbirlerini kışkırtmaya başladıklarım söyler. Her kabile, kendi içindeki Müslümanlara saldırdı, onlara eziyet etti. Onları ^dinlerinden çevirmek için olanca gayreti gösterdi. Cenâb-ı Allah da rasûlünü, amcası Ebu Talib vasıtasıyla onların eziyetlerine karşı korudu. Kureyşlilerin, Haşim oğullarıyla Abdülmuttalib oğulları arasındaki mü'minlere yaptıkları işkenceleri gördüğünde Ebu Talib harekete geçerek Haşimoğullarıyla Abdülmuttalib oğullarını, Rasûlullah'ı korumaya ve saldırıları ondan uzaklaştırmaya davet etti. Bunlar da toplanıp bu davete icabet ettiler. Ancak Allah düşmanı Ebu Leheb, bu davete icabet etmedi.
Ebu Talib, bu çağrısına icabet ettikleri ve görüşüne muvafakat ettikleri, Rasûlullah'm çevresinde toplanıp onu korumaya azmettikleri için Haşim oğullarıyla Abdülmuttalib oğullarını övmeye ve bu gayreti devam ettirmeye teşvik ederek şöyle bir şiir okudu:
"Kureyşliler, övünülecek bir iş için bir toplanırlarsa, Abdumenaf, onun sırdaşı ve samimi dostudur. Abdumenafın eşrafı ortaya çıkarsa,
Haşimoğullarında da, onlardan daha şerefli ve daha kıdemliler vardır.
Bunlar bir gün övünürlerse bilin ki Muhammed, Onların seçkini, sırdaşı ve kıymetlisidir. Kureyşlilerin zayıf ve güçlü her adamı,
Bize karşı işbirliği yaptı ama galip gelemedi,,düş kırıldığına uğradı. Biz, öteden beri zulmü kabul edemeyiz. Eğilen boyunları doğrulturuz.
Hoşlanılmayan işleri her gün engeller ve zayıfı koruruz; Ona taş atanların taşlarını geri çeviririz.
Kuruyan dallar bizimle canlanır, ancak bizim omuz vermemizle sulanıp gelişmeye başlar."

