Daha önce de anlattığımız gibi Rasûlullah (s.a.v.), bu süre içinde mü'minlerin annesi Hz. Aişe ile evlenmiştir. Yine daha önce belirttiğimiz gibi bu süre zarfında bazı meşhur gazveler yapılmıştır. Mü'minler-den ve müşriklerden bazı meşhur şahıslarda, bu süre içinde ölmüşlerdir. Bu süre içinde Ölen Müslümanlar Bedir şehidleri idi ki, bunlar on-dört kişi idiler. Muhacir ve Ensâr'dan ondört kişi, Bedir savaşında şehid olmuştu ki, adlarım önceki sayfalarda naklettik. Yine Bedir savaşında müşriklerden yetmiş kişi öldürülmüştü. Bedir vak'asından kısa bir süre sonra Ebu Leheb Abdu'1Uzza b. Abdülmuttalib'de ölmüştü. Allah ona lanet etsin.
Zeyd b. Harise ile Abdullah b. Revaha, Medinelilere Cenâb-ı Allah'ın müşriklerin başına indirdiği hezimeti ve mü'minlere müyesser kıldığı fethi müjdelediklerinde gördüler ki, Rasûlullah'm kızı Rukiyye vefat etmiştir. Artık onu defnedip üzerini toprakla örttüler. Kocası Osman b. Afîan, onun hasta bakıcılığını yapmak için Rasûlullah'm emri ile yanında kalmıştı. Bu sebeple Bedir ganimetindeki payı kendisine verilmişti. Sevabı da kıyamet gününde Allah katında olacaktır. Sonra Rasûlullah (s.a.v.), diğer kızı Ümmü Külsüm'ü Osman'a eş olarak verdi. Bu yüzden Osman b. Aifan'a iki nur sahibi anlamına gelen "Zinnureyn" denilmiştir. Ve yine denilmişki: Bir peygamberin iki kızına peşpeşe ondan başka sahip olan bir kimse olmamıştır. Allah ondan razı olsun ve onu hoşnud kılsın.
Hicretin ikinci senesinde kıble, Kudüs'ten Kaleye çevrilmiş ve ikamet halindeki namaz rekatlarının sayısı artırılmıştır. Oruç.farz kılınmış, nisaba sahip olan kimselerin zekat vermeleri emrolunmuştur. Yine bu süre zarfında sadaka-i fitır meşru kılınmıştır.
Bu dönemde Medineli müşriklerle Kaynuka oğulları, Nadir oğulları, Kurayza oğulları ve Harise oğullarından oluşan Yahudiler Müslümanlara boyun eğmişlerdir. Müşriklerle Yahudilerin bir çoğu kalben münafık oldukları halde Müslüman olduklarım izhar etmişlerdir. Bunlardan kimi esli dinlerinde kalmış, kimi de tümden çözüntüye uğrayarak ortada mütereddid halde kalmışlardır. Ne kafirlere dönmüşler, ne Müslümanlara gelmişlerdi. Nitekim Cenâb-ı Allah, Kur'ân-ı Kerim'de onları böyle vasıflandırmışlar.
İbn Cerir dedi ki: Bu dönemde Rasûlullah (s.a.v.i Kureyşlilerle Ensâr'm kendi aralarında diyet ödeme hususunda yardımlaşmalarım hükme bağladı.
Denildiğine göre Hz. Ali'nin oğlu Hasan da bu dönemde doğmuştur. Vakidî demiş ki: Hicretin ikinci senesinin zilhicce ayında Hz. Ali ile Fatuna gerdeğe girmişlerdir. Eğer bu rivayet sahih ise, birinci kavil asılsızdır.

