El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hz. Peygamber'e Vahyin Geliş Şeklî

Cebrail'in, bir ve ikinci kez Hz, Peygamber'e ne şekilde geldiği, daha Önce anlatılmıştı. Malik, Hişam b. Urve vasıtasıyla Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder: "Haris b. Hişam, Rasûlullah (s.a.v.)'a sordu: - Ya …

Cebrail'in, bir ve ikinci kez Hz, Peygamber'e ne şekilde geldiği, daha

Önce anlatılmıştı.

Malik, Hişam b. Urve vasıtasıyla Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder: "Haris b. Hişam, Rasûlullah (s.a.v.)'a sordu:

- Ya Rasûlallah! Sana vahiy ne şekilde gelir?

- Bazen çan sesini andıracak şekilde gelir. Bana en zor gelen de budur. Bu hal benden zail olunca, bana vahyedilen şeyleri ve söylenenleri anlarını. Bazen de melek, bir adam şekline bürünerek yanıma gelir, benimle konuşur, ben de onun söylediklerini anlarım."

Hz. Aişe dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)'a çok soğuk günde vahyin indiğini, kendisinden vahiy haleti kaldırılıncaya kadar alnından ter damlacıklarının belirdiğini gördüm."

Buharı ile Müslim, bunu Malikin hadisinden nakletmişlerdir.

İfk hadisinde Hz. Aişe şöyle demiştir: "Allah'a andolsun ki Rasûlullah (s.a.v.), evden ne ayrıldı, ne de dışarı çıktı. Nihayet kendisine vahiy nazil oldu. Vahyin şiddet ve ağırlığından, soğuk kış gününde bile kendisinden inci gibi ter taneleri dökülürdü."

İmam Ahmed b. Hanbel, Abdürrezzak vasıtasıyla Hz. Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder:" Rasûlullah (s.a.v.)'a vahiy nazil olduğunda yüzünün etraânda arı vızıltısı gibi bir ses duyulurdu."

Sahih-i Müslim ve diğer hadis kitaplarında da Ubade b. Samit'in şöyle dediği rivayet edilir:" Rasûlullah (s.a.v.)'a vahiy nazil olduğunda sıkıntıya düşer, yüzü asılırdı. (Başka bir rivayette ise, gözlerini yumardı, denmektedir.) Ona vahiy geldiğini, bu durumdan anlardık."

Buharî ve Müslim'in sahihlerinde Zeyd b. Sabit'in rivayet ettiği bir hadiste de şöyle denmektedir: "Mü'minlerden oturanlar ile Allah yolunda malları ve canları ile cihad edenler bir değildir." (enNisâ,95.) ayeti nazil olurken ibn Ümmü Mektum, gözlerinin görmezliğinden şikayetçi oldu. Bunun üzerine: "Özür sahiplerinden başka" cümlesi nazil oldu. Benimle Rasûlullah (s.a.v.)'m baldırı yanyana idî. Ben de bu durumda vahiy ka-tibliği yapıyordum. Nazil olan vahyi yazıyordum. Vahiy kendisine nazil olduğunda baldın baldırıma çarpmaya başladı."

Sahih-i Müslim'de Ya'lâ b. Ümeyye'nin şöyle dediği rivayet edilir: Ömer bana dedi ki; "Kendisine vahiy nazil olurken Rasûlullah'a bakmak istermisin?" Ci'rane mevkiinde Hz. Peygamber'e vahiy nazil olmakta iken Hz. Ömer, onun yüzündeki örtüyü kaldırdı. Baktım ki yüzü kızarmış vaziyette. Genç devenin çıkardığı ses gibi bir ses çıkarmakta,'1Buharî ve Müslim'in sahihlerinde Hz. Aişe'den rivayet edilen bir hadiste ise şöyle denmektedir: Örtünme ayeti nazil olduğunda (Hz. Pey-gamber'in zevcesi) Şevde, geceleyin tuvalete gitmek üzere evden dışarı çıkmıştı. Hz. Ömer de: Ey Şevde, seni tanıdık, demişti. Şevde, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma dönüp bu meseleyi kendisine sormuştu. Rasûlullah da oturmuş, akşam yemeğini yiyor, elinde de bir kemik parçası vardı. Allah ona vahiy indirdi. Elindeki kemik parçası da hala duruyordu. Sonra başını kaldırıp şöyle dedi:

"Def-i hacette bulunmak için dışarı çıkmanıza izin verilmiştir."

Bu da gösteriyor ki inen vahiy, Hz. Peygamber'in hislerini tamamen kaybettirmiyordu. Çünkü o, kendisine vahiy nazil olurken oturmakta ve elindeki kemik parçası da yere düşmemekte idi.

Ebu Davud et-Teyalisî,İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah'a vahiy nazil olduğunda yüzü ve bedeni asılır, ashabı ile alakasını keser, onlardan hiçbiri kendisiyle konuşamazdı."

Ahmed b. Hanbel'in "Müsned"inde, Abdullah b. Amr'ın şöyle dediği rivayet edilir: Dedim ki: "Ya Rasûlallah! Sen vahyi hisseder misin?

Buyurdu ki:

"Evet, çan seslerini duyarım. (Böyle dedikten sonra birazcık durakladı. Sonra sözüne devam etti:) Vahyin bana her inişinde ruhumun kab-zedildiğini (alındığını) zannederim."

Ebu Ya'lâ el-Mavsilî, İbrahim b. el-Haccac tarikiyle îlyan b. Asım'm şöyle dediğini rivayet eder: Biz, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanında iken kendisine vahiy nazil olurdu. Vahiy nazil olurken de, Aziz ve Celil olan Allah katından kendisine gelen hükümleri görmesi için gözleri ve basireti açık kalmakta devam ederdi. Bu hükümleri işitmek için de kalbi ve kulakları dinlemeye hazır halde bulunurdu.

Ebu Nuaym, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğim rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.)'a vahiy nazil olduğunda başı ağrırai. Bu yüzden başına kına sürerdi." Gerçekten bu, garip ve tuhaf bir hadistir.

İmam Ahmed b. Hanbel, Esma binti Yezid'in şöyle dediğini rivayet eder: "Kendisine el-Mâide sûresinin tamamı nazil olduğu zaman ben Rasûlullah (s.a.v.)'m devesi Adba'nm yularını tutmakta idim. Vahiy sebebiyle devenin üzerindeki yük o kadar ağırlaşmıştı ki, neredeyse ayakları kırılacaktı."

İmam Ahmed b. Hanbel, Hasan tarikiyle Abdullah b. Amr'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "elMâide süresi kendisine naz.il olduğu zaman Rasûlullah (s.a.v.) devesine binmiş vaziyette idi. Deve onu taşıya-rmyacak duruma geldi. Bu yüzden Rasûlullah (s.a.v.), deveden indi."

îbn Merdeveyh, Sabah b. Sehl vasıtasıyla Ümmü Amr'ın şöyle bir rivayette bulunduğunu nakletmiştir: Amcam, Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte bir yolculukta idi. Yolculuk esnasında el-Mâide sûresi nazil oldu.

Rasûlullah deve üzerinde bulunduğu için, bu yükün ağırlığından devenin boynu kırıldı."

Bu hadiste bu yönü ile gariptir.

Buharî ve Müslim'in hadislerinde sabittir ki, Hudeybiye dönüşünde binek üzerinde iken Rasûlullah (s.a.v.)'a el-Fetih sûresi nazil olmuştur. Vahiy, duruma göre değişik şekil ve durumda gelirdi. Doğrusunu Allah bilir.