El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hz. Peygamber'e Vahyin Gelmeye Başlaması

Hz. Peygamber kırk yaşında iken, kendisine ilk vahiy geldi, tbn Ce-rir'in, İbn Abbas ile Said b. Müseyyeb'den naklettiğine göre o esnada Hz. Peygamber kırküç yaşında idi. Buharı, Hz. Aişe'nin bu konuda şöyle dediğini …

Hz. Peygamber kırk yaşında iken, kendisine ilk vahiy geldi, tbn Ce-rir'in, İbn Abbas ile Said b. Müseyyeb'den naklettiğine göre o esnada Hz. Peygamber kırküç yaşında idi.

Buharı, Hz. Aişe'nin bu konuda şöyle dediğini rivayet eder: "Peygamber (s.a.v.)'e ilk olarak vahiy, uykuda, sadık rüya şeklinde geldi. Gördüğü rüyalar sabah aydınlığı gibi zuhur edip gerçekleşirdi." Daha sonra Hz. Peygamber, uzlete çekilmekten hoşlanır oldu. Hira mağarasına çekilip yalnız başına ibadet ederdi. Ailesinin yanına gelmeksizin geceler boyu orada kalırdı. Bunun için azığını önceden hazırlardı. Azığı tükenince Hatice'nin yanma döner, yine azığını alıp giderdi. Nihayet o, Hira mağarasında iken hak kendisine geldi. Melek, yanma gelerek, "Oku" dedi. O: "Ben okuma bilmem." dedi. Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: "Melek beni yakaladı, sıktı, gücüm tükenecek derecede sıktı, sonra bıraktı. Bana, "Oku" dedi. Ben: "Okuma bilmem." dedim. Tekrar beni ikinci kez yakalayıp sıktı. Gücüm tükenecek derecede sıktı. Sonra bıraktı. Bana, "Oku" dedi. Ben: "Ben okuma bilmem." dedim. Üçüncü kez beni yakalayıp sıktı. Gücüm tükenecek derecede sıktı. Sonra bıraktı ve bana dedi: "Yaratan, insanı pıhtılaşmış kandan yaratan Rabbinin adıyla oku! Oku! Kalemle Öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir." (ei-Alâk, 1-5.)

Bu hadise üzerine Peygamber (s.a.v.) —kalbi titreyerek— eve döndü, Hüveylid kızı Hatice'nin yanına geldi. "Beni örtün, beni örtün." dedi. Üzerini örttüler. Nihayet korkusu gidip sakinleşti. Hatice'ye, olup bitenleri anlattıktan sonra: "Başıma bir iş gelmesinden korktum." dedi. Hatice, ona: "Hayır, Allah'a yemin ederim ki O, seni asla rüsvay etmeyecektir. Çünkü sen akrabalık bağlarını gözetip kuvvetlendirir, akrabalarını ziyaret eder, misafiri ağırlar, muhtacın yükünü yüklenir, yoksulu kazandırır, hakkın katından gelen musibetlere karşı insanlara yardım edersin." dedikten sonra onu alıp amcası oğlu Varaka b. Nevfel'in yanına götürdü. Varaka, cahiliye döneminde Hıristiyanlaşmış bir kimse idi. Ibranîce yazardı. İncil'in -Allah'ın müsaade ettiği kadarıylaayetlerini ibranîce yazardı. Yaşlı bir adam olup gözleri görmezdi. Hatice ona: "Ey Amca oğlu! Kardeşin oğlunun sözlerine kulak ver." dedi. Varaka da Hz.Peygamber'e hitaben: "Kardeşim oğlu! Neler gördün?" diye sordu. Hz. Peygamber de gördüklerini ona anlattı. Varaka dedi ki: "Bu, Musa'ya inen namustur (Cebrail'dir). Keşke ben bu iş için genç olsaydım. Kavmin tarafından sürgün edileceğin zaman keşke hayatta olsam." Peygamber (s.a.v.): "Onlar, beni sürgün mü edecekler?" diye sorunca, Varaka: "Evet, senin getirdiğin dava gibisini getiren herkese mutlaka düşmanlık gösterilmiştir. Senin zamanına yetişebilir sem, mutlaka sana yardım ederim." dedi.

Çok geçmeden Varaka vefat etti. Vahiy de bir süre kesintiye uğradı. Öyleki Peygamber (s.a.v.) bize ulaşan rivayetlere göre- çok üzülmüş, defalarca dağların tepesine çakarak kendini uçurumdan yuvarlamak istemişti. Dağın tepesine her çıktığında kendini atmak isteyince Cebrail ona görünerek: "Ya Muhammed! Şüphesiz sen, Allah'ın gerçek peygamberisin." der, ıstırabını dindirir, gönlünü sükuna kavuşturur, peygamber de evine dönermiş. Vahyin kesintisi uzaymca tekrar aynı şeyleri yapar, kendini uçurumdan yuvralamak üzere dağın tepesine çıkar, Cebrail, ona yine görünür ve aynı şeyleri söyleyerek ıstırabını dindirirmiş.

îbn Şihap -vahyin kesilmesinden bahseden Cabir. b. Abdullah el-Ensârîden- rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Yürümekte olduğum bir sırada semadan bir ses duydum. Gözlerimi semaya (göğe) diktim. Bir de baktım ki Hira'da bana gelen melek göklerle yer arasındaki bir kürsü üzerinde oturmuş. Ondan korktum, dönüp evdekilere: "Beni örtün, beni örtün." dedim. Bunun üzerine yüce Allah, şu ayetleri inzal buyurdu:

"Ey örtüye bürünen Muhammed! Kalk da uyar. Rabbini de yücelt. Giydiklerini temiz tut. Kötü şeyleri terke devam et." (el-Müddessir,ı-5.)Bun-dan sonra sürekli vahiy geldi."

Bu hadisi, İmam Buharı, kitabının birkaç yerinde nakletmiştir. Buharî şerhinin evvelinde Kitabü BediVVahy'de bu hadisten sened ve metniyle birlikte uzun uzadıya söz ettik. Hamd ve minnet Allah'adır.

Mü'minlerin annesi Hz. Aişe'nin;" Hz. Peygamber'e ilk olarak vahiy, sadık rüya şeklinde gelmeye başlamıştı. Gördüğü rüyalar, sabah aydınlığı gibi zuhur ederdi." sözüne gelince, bunu Muhammed b. İshak b. Yesar'm, Ubeyd b. Umery el-Leysf den yaptığı rivayet te takviye etmektedir. Rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Üzerinde yazı bulunan ipek bir yaygı üzerinde uyumakta iken Cebrail bana geldi ve oku, dedi. Ben de, ne okuyayım? dedim. Beni sıktı, öyle ki öleceğimi zannettim. Sonra beni bıraktı."

Sözün burasından itibaren Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. Aişe'nin ri-vayetindeki gibi sözünü sürdürmüştür.

Başlangıçta Cebrail'in uyku halinde gelişi, daha sonra uyanıklık halindeyken kendisine gelmesi için bir nevi zemin hazırlamaktı. Musa b. Ukbe'nin, Zührî'den naklettiği el-Meğazi'sinde bu husus, açıkça anlatılmaktadır. Orada şöyle denmektedir: Peygamber (s.a.v.), Cebrail'i ilk olarak rüyada gördü.Sonra uyanıldık halinde de Cebrail, ona geldi.

Hafız Ebu Nuyam el-İsbahanî, "Delailü'n-Nübüvve" adlı kitabında, Alkame b. Kaysın şöyle dediğini rivayet eder: "Peygamberlere ilk olarak vahiy- kalbleri sükûnete ersin diye- rüya halinde gelir. Sonra da vahiy onlara nazil olur."

Bu, bizzat Alkame b. Kaysın sözleridir ki, güzel bir sözdür. Bundan önce anlatılanlar ve bundan sonra anlatılacak olanlar bunu teyid etmektedir.