El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hz. Peygamber'in Ebu Eyyüb'un Evinde İkameti Esnasında Mescid-İ Nebevinin İnşası

Hz. Peygamber'in, bu evde ne kadar kaldığı görüş ayrılıklarına sebep olmuştur. Vakidî, bunun yedi ay olduğunu söyler. Diğerleri ise, yedi aydan daha az bir zaman olduğunu söylerler. Doğrusunu Allah bilir. Buharî, Enes b. …

Hz. Peygamber'in, bu evde ne kadar kaldığı görüş ayrılıklarına sebep olmuştur. Vakidî, bunun yedi ay olduğunu söyler. Diğerleri ise, yedi aydan daha az bir zaman olduğunu söylerler. Doğrusunu Allah bilir. Buharî, Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet eder: Rasûlullah (s.a.v.), Medine'ye vardığında Medine'nin üst taraflarına konakladı. Oraya Beni Amr b. Avf yurdu deniyordu. Bu kabile arasında ondört gece kaldı. Sonra Neccar oğullarının ileri gelenlerine haber gönderdi. Bunlar kılıçlarını kuşanmış olarak Rasûlullah'ı karşılamaya geldiler. Ben, Rasûlullah'a bakıyordum. Bineği üzerinde idi. Ebu Bekir de arkasında idi. Neccar oğulları ise, çevresini kuşatmışlardı. Nihayet Ebu Eyyüb'ün evinin avlusuna geldi. Vakit geldiğinde namazını kılıyordu. Koyunların kaldıkları yerde namaz kılıyordu. Sonra mescid yapılmasını emretti. Neccar oğullarının ileri gelenlerine haber gönderdi. Yanına geldiklerinde onlara şöyle dedi:

- Şu bahçenizi bana satın.

- Hayır vallahi o bahçenin bedelini istemiyoruz. Yüce Allah'a bağışlıyoruz.

Ravi diyor ki: Size söyleyeceklerim şu şeyler, o bahçe içinde bulunuyordu: Bahçede müşriklerin mezarları, bataklık ve hurma ağaçları vardı. Rasûlullah, müşriklerin mezarlarının açılarak içindeki kemiklerin başka yere. nakledilmesini, bataklığın kurutulup düzeltilmesini, hurma ağaçlarının da kesilip çıkarılmasını emretti. Sahabeler, hurma ağaçlarını mescidin kıble duvarına dizdiler. İki yanma da taşlar koydular. O kaya parçalarım taşırken recez bahrinden şiirler okuyorlardı. Rasûlullah (s.a.v.) da onlarla birlikte şöyle diyordu:

«Allah'ım, ahiret hayrından başka hayır yoktur. Ensâr ile Muhacirlere yardım et.»

Sahih-i Buharî'de Urve'nin şöyle dediği rivayet edilir: Mescid-i Nebevi'nin yeri, hurma kurutma arsası olup Es'ad b. Zürare'nin vesaye-tindeki Sehl ve Süheyl adındaki iki öksüz çocuğun mülkiyetinde idi.

Rasûlullah (s.a.v.), bu arsayı satın almak için Sehl ve Süheyl ile pazarlık etti. Onlar, şu cevabı verdiler:

- Biz bu arsayı satmayız. Ey Allah'ın Rasûlü, ancak sana hibe ederiz.

Rasûlullah, hibe olarak arsayı almayı kabul etmedi. Bedeli ile satın alarak orayı mescid arsası yaptı ve mescidi de oraya kurdurdu. Mescid inşaatı esnasında Rasûlullah ashabı ile birlike toprak taşıyor ve şöyle diyordu:

"Bu yük, Hayber yükü gibi değildir. Ey Rabbimiz, bu daha iyi ve daha temizdir."

«Allahım ecir, ahire t ecridir.

Ensâr ile Muhacirlere merhamet et.»

Musa b, Ukbe'nin anlattığına göre Es'ad b. Zürare, o öksüz çocuklara Beyada mmtıkasındaki bir hurmalığını bedel olarak verdi ve arsalarını mescid için bağışladı.

Bir rivayete göre ise Rasûlullah (s.a.v.), mescid arsasını o iki öksüz çocuktan satın almıştır.

Ben derim ki: Muhammed b. İshak'm anlattığına göre o hurma kurutma yeri, Muaz b. Afra'mn vesayetindeki Amr oğullan olan Sehl ve Süheyl adındaki iki öksüz çocuğa aitti. Doğrusunu Allah bilir. Beyhakî, Hasan in şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), mescidi inşa ederken ashabı da kendisine yardımcı oldu. O, onlarla birlikte kerpiç taşıyordu. Öyleki göğsü tozlanıyordu. Sahabelerine: "Musa'nın binasının tavanı gibi bir tavan yapın." demişti. Ben de Hasan'a: "Musa'nın tavanı nasıldı?" diye sormuştum. Hasan: "Ellerini kaldırdığında tavana değiyordu." diye cevap vermişti."

Hammad b. Seleme, Ubade'nin şöyle dediğini rivayet eder: Ensâr, kendi aralannda bir miktar mal toplayıp, Rasûluüah'a getirip şöyle dediler: "Ya Rasûlallah, şu mescidi inşa edip süsle. Ne zamana kadar hurma ağacının sapları ile Örülmüş şu yerde namaz kılacağız.?"

Rasûlullah buyurdu İd: "Kardeşim Musa'nın yaptığından dönecek değilim. Onunki gibi bir tavan yeter."

Ebu Davud, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder; "Rasûlullah (s.a.v.)'ın mescidinin direkleri üzerinde hurma dallan vardı. Direklerin üzeri hurma dallarıyla örtülmüştü. Tavan, hurma lifleriyle örülmüştü. Sonra bu mescid, Ebu Bekir'in halifeliği döneminde harap oldu. Tekrar hurma lifleri ve dallanyla onu inşa ettiler. Hz. Osman'ın zamanında da bu mescid harap olunca orayı kireçle bina ettiler. Ve o mescid, şu ana kadar yerinde sabittir."

Bu, garip bir rivayettir.

Yine Ebu Davud, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder: "Mescid-i Nebevi, Rasûlullah (s.a.v.) zamanında kireçle inşa edilmişti. Tavanının üzerinde hurma dalları vardı. Sütunları da hurma kütüklerinden ibaretti. Ebu Bekir, o mescidin binasına birşey ilave etmedi. Hz. Ömer ilaveler yaptı. Rasûlullah zamanındaki gibi kerpiç ve hurma dallanyla inşa etti. Yalnız sütunlarını ağaçtan yaptı. Hz. Osman, bu binayı değiştirerek bir çok ilaveler yaptı. Duvarlarım nakışlı taşlar ve kireçle inşa edip süsledi. Sütunlarını da nakışlı taşlardan yaptırdı. Tavanını saç ağacıyla ördü."

Ben derim İd: Hz. Osman b. AfFan, Peygamber Efendimiz'in şu kavlini tevil ederek Mescid-i Nebevi'ye ilaveler yaptı:

"Bağırtlak kuşunun yuvası kadar da olsa, her kim Allah için bir mescid inşa ederse, Allah da Cennet'te onun için bir ev inşa eder."

Orada bulunan ashab, Hz. Osman'ın bu girişimine muvafakat etti ve daha sonra mescidin bu yapısını değiştirmediler. Alimlerin tercihe şayan olan görüşüne göre bu girişim, mescide yapılan ilavelerin de mescidin hükmüne tabi olacağına delalet etmektedir. Yani yapılan ilave kısımlarda kılman namaz, diğer mescidlerde kılman namazdan daha fazla sevaba vesile olacaktır. Rasûlullah'ın mescidine başka yerlerden gelip ziyarette bulnmamn sevap olduğu nasıl kesin ise, o ilave kısımlara gelmek ve oraları ziyaret etmek de aynı hükme tabidir.

Dımaşk (Şam) camiinin banisi Velid b. Abdülmelik'in döneminde de Mescid-i Nebevi'ye bazı ilaveler yapılmıştır. Velid'in Medine'deki valisi Ömer b. Abdülaziz, Velid'in emri üzerine Mescid-i Nebevi'deki ilaveleri yapmış ve Peygamber hücresini de mescidin içine almıştır. Daha sonra bir çok ilaveler daha yapılmıştır. Kıble cihetine ilaveler yapılmış, ravza ile minber iç kısımlara alınmıştır ki, bugün de bu durum aynı şekilde görülebilir.

İbn İshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), mescid ve meskenlerini inşa edinceye kadar Ebu Eyyüb'ün evine konuk oldu. O inşaatta, Müslümanlan çalışmaya teşvik etmek için Rasûlullah'ın kendisi de çalıştı. Muhacirler ile Ensâr gayret sarfettiler. Çalışıp çabaladılar, yoruldular. Müslümanlardan bir sözcü şöyle dedi:

"Andolsun ki, peygamber çalıştığı halde eğer biz oturursak, Bizden olan ancak sapık bir çalışmadır." Müslümanlar recez bahrinden, şiir söyleyerek mescidi inşa ederlerken şöyle diyorlardı:

"Ahiret yaşamından başka bir yaşam yoktur. Allah'ım, Ensâr ve Muhacirlere sen merhamet et."

Rasûlullah'ın kendisi de şöyle diyordu:

"Ahiret hayatından başka hayat yoktur, Allah'ım, Muhacirlerle Ensâr'a rahmet et."

Ammar b. Yasir, Rasûlullah m yanma geldi. Sırtına taş yüklemişlerdi. «Ya Rasûlallah, beni öldürdüler. Yüklenmedikleri şeyleri bana yüklediler.» dedi.

. Rasûlullah'ın hanımı Ümmü Seleme dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)'m Ammar'm saçlarını eliyle temizlediğini gördüm. O kıvırcık saçlı biri idi. Sonra Rasûlullah şöyle buyurdu:

'Yazık ey Sümeyye oğlu! Bunlar seni öldürecek değiller. Seni ancak azgınlar ve asiler öldüreceklerdir."

Yine Ümmü Seleme'nin şöyle dediği rivayet edilir: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Ammar'ı, asi ve azgın bir grup öldürecektir."

Başka bir rivayete göre de Ümmü Seleme, Rasûlullah (s.a.v.)'m, taş taşımakta olan Ammar'a şöyle dediğini nakletmiş tir: "Yazık sana ey îbn Sümeyye! Seni asi ve azgın bir grup öldürecektir."

Abdürrezzak, Ümmü Seleme'nin şöyle dediğini rivayet eder: Rasûlullah (s.a.v.) ile ashabı, mescidi inşa ederlerken sahabelerin her biri birer kerpiç taşıyordu. Ammar ise biri kendi yerine, diğeri de Rasûlullah'ın yerine olmak üzere ikişer kerçip taşıyordu. Rasûlullah (s.a.v.), Ammar'm sırtına elini sürüp şöyle dedi:

"Ey Sümeyye'nin oğlu! Herkesin bir, senin ise iki sevabın vardır. Senin en son azığın, bir içimlik süt olacaktır. Seni azgın, asi bir topluluk öldürecektir."

Beyhakî, Ebu Said el-Hudrî'nin şöyle dediğini rivayet eder: "Mescid inşaatında bizler, kerpiçleri birer birer taşıyorduk. Ammar ise, ikişer ikişer taşıyordu. Rasûlullah onu gördü. Üzerindeki toprağı silkeleyip şöyle dedi:

'Yazık Ammar'a! Onu, asi ve azgın bir topluluk öldürecektir. O, onları Cennet'e davet edecek, onlarsa onu Cehennem'e davet edeceklerdir."

Ammar ise, şöyle diyordu: "Fitnelerden Allah'a sığınırım."

Beyhakî, Ebu Said el-Hudrî'nin şöyle dediğini rivayet eder: Benden daha hayırlı olan birinin bana verdiği habere göre Rasûlullah (s.a.v.), hendeği kazarken Ammar'm başını okşayıp ona şöyle dedi: "îbn Sümeyye'ye yazık! Onu, asi ve azgın bir topluluk öldürecektir."

Ebu Davud et-Tayalisî, Ebu Said'in şöyle dediğini rivayet eder: Rasûlullah (s.a.v.), hendeği kazarken insanlar kerpiçleri birer birer taşıyorlardı. Ammar, bir hastalıktan henüz yeni kalkmış, nekahet döneminde olduğu halde kerpiçleri ikişer ikişer taşıyordu. Bazı arkadaşlarımın bana anlattıklarına göre Rasûlullah (s.a.v.), Ammar'm başındaki tozları silkeleyip şöyle demişti: 'Yazık sana ey İbn Sümeyye! Seni, asi ve azgın bir topluluk öldürecektir."

Hendek kazımmda kerpiç taşımanın bir anlamı yoktur. Öyle anlaşılıyor ki, ravi bunu birbirine karıştırmıştır. Belki de bu hadise, Mescid-i Nebevi'nin inşası esnasında cereyan etmiştir. Doğrusunu Allah bilir. Bu hadis, peygamberliği ispatlayıcı delillerdendir. Çünkü Hz. Peygamber, .Ammar'm, asi ve azgın bir topluluk tarafından öldürüleceğini önceden haber vermiştir. Gerçekten Şamlılar, Sıffîn savaşında onu öldürmüşlerdir. O esnada Ammar, Hz. Ali ile beraberdi. Hz. Ali, halifelik hususunda Muaviye'den daha çok hak sahibi idi. Ancak Muaviye'nin arkadaşlarım, asi ve azgın olarak adlandırmak, onların kafirliklerini gerekli kılmaz. Yalnız Şia'nın bazı sapık fırkaları ile diğerleri, böyle bir sonuca varmak için çaba sarfetmektedirler. Muaviye'nin arkadaşları her ne kadar asi idiyselerde hakikatte savaş hükmünü vermede müctehid idiler. Her müctehid, isabetli karar vermeyebilir. Yalnız isabetli karar veren müctehid için iki sevab, hatalı karar veren müctehid için ise bir sevap vardır. "Seni, asi ve azgın bir topluluk öldürecektir." mealindeki hadise; "Böylelerine kıyamet gününde Allah şefaatimi ulaştırmasın." mealinde bir ilaveyi yapan kimse, Rasûlullah (s.a.v.)'a iftirada bulunmuş olur. Çünkü Rasûlullah (s.a.v.), böyle birşey söylememiştir. Ve söylediği de, kabul edilir bir kanaldan nakledilmiş değildir. Doğrusunu Allah bilir.

"Ammar, onları Cennet'e davet edecek, onlarsa onu Cehennem'e davet edeceklerdir." sözüne gelince, Ammar ve arkadaşları, Şamlıları birleşmeye ve dostluğa davet etmişler; Şamlılar ise halifeliği Hz. Ali'ye nisbetle daha az hakk eden birine vermeyi istiyorlardı. Müslümanların bölünüp ayrı ve müstakil imamların yönetiminde kalmalarını arzulu-yorlardı ki, bu da düşüncelerin ayrılmasına ve ümmetin parçalanmasına sebebiyet verecekti. Bu, onların mezheplerinin bir gereği ve tuttukları yolun bir sonucu idi. Her ne kadar onlar böyle birşeyi amaçlamamış-larsa da netice bu olacaktı. Doğrusunu Allah bilir.

Aslında bizim burada anlatmak istediğimiz, Mescid-i Nebevi'nin inşasının hikayesidir. Onu inşa edene salat-ü selamların en üstünü olsun.

"Delail" adlı eserde Hafız el-Beyhakî, Peygamber'in azadlısı Sefı-ne'nin şöyle dediğim rivayet eder: Ebu Bekir, bir taş getirip yerine koydu. Sonra Ömer, bir taş getirip yerine koydu. Sonra Osman, bir taş getirip yerine koydu. Rasûlullah şöyle buyurdu: "işte bunlar, benden sonra yöneticilerdir."

Yine Sefme şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), mescidi inşa ederken bir taş koydu. Sonra şöyle buyurdu: "Ebu Bekir de bir taş getirip benim koyduğum taşın yanma koysun. Sonra Ömer, Ebu Bekir'in taşının yanına bir taş koysun. Sonra Osman, Ömer'in taşının yanma bir taş koysun." Bunlar bu şekilde taşlarını koyduktan sonra Rasûlullah (s.a.v.): "İşte

bunlar, benden sonraki halifelerdir." dedi.

Bu ifadelerle, bu hadis gerçekten galiptir. Bilinen hadis, İmam Ah-med b. Hanbel'in rivayet ettiği hadistir ki buna göre Sefine, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu duydum:

"Halifelik otuz yıldır. Ondan sonra hükümdarlık olacaktır."

Ebu Bekir'in halifeliği iki, Ömer'inki on, Osman'mki oniki, Ali'nin-ki altı yıl oldu.

Ebu Davud ile Tirmizî ve Neseî'nin rivayetine göre Rasûlullah şöyle buyurmuştur:

"Halifelik, benden sonra otuz yıldır. Ondan sonra ısına bir hükümdarlık olacaktır."

Ben derim ki: İlk inşa edildiği zaman Rasûlullah'm mescidinde, üzerine çıkılıpda insanlara hutbe okunacak bir minber yoktu. O zaman Rasûlullah (s.a.v.), kıble duvarının yanında, namaz kılmakta olduğu yerdeki bir hurma dalma dayanarak hutbe irad ederlerdi. Yeri gelince açıklanacağı gibi Rasûlullah (s.a.v.)'a bir minber yapılıp ta o, hutbe okumak için minbere yöneldiğinde hurma dalının önünden geçerken hurma dalı böğürdü ve doğurması yakın dişi deve gibi inlemeye başladı. Çünkü artık Rasûlullah (s.a.v.)'m kendi yanında hutbe irad etmeyeceğini ve sesini duyamayacağını anlamıştı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), hurma dalının yanına döndü. Onu kucakladı. Artık o çocuk gibi sakinleşip sustu.

Bu hadisi rivayet ettikten sonra Hasan-ı Basrî, ne güzel bir söz söylemiştir:

"Ey Müslümanlar! Ona olan aşkından ve iştiyakından ötürü bir ağaç parçası, Rasûlullah için inliyor. Ona kavuşmayı ümid eden kimselerin, ona daha çok arzu ve iştiyak duymaları gerekmez mi?"