Sahih rivayetlere göre Hz. Peygamber, Sevde'den önce Aişe ile evlenmiştir.
Buharî, Hz. Aişe ile evlenme babında bizzat kendisinin şöyle dediğini rivayet eder: Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki:
«Ey Aişe, sen rüyamda bana iki kere gösterildin. Öyle sanıyorum ki, ben, bir ipekli kumaş parçasında senin suretini görmüştüm de (Cebrail tarafından): "Bu resmin sahibi, senin müstakbel zevcendir." denilmişti, -şimdi ben (yüzünden) anlıyorum ki, o suret, sen idin- Cebrail'in o sözü üzerine ben: "Eğer şu rüyam Allah tarafından gösterilmiş ise, Allah'ın takdiri infaz buyrulur." diyordum.»
Buharî'nin rivayetine göre İbn Abbas, Hz. Aişe'ye şöyle demiştir: "Peygamber (s.a.v.), senden başka bakire bir kadınla evlenmedi."
İsmail b. Abdullah, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Dedim ki: ırYa Raşûlallah! Ne dersin? Eğer sen bir vadiye insen, o vadide bir kısmı yenilmiş, bir ağaç ile hiçbir tarafına dokulmamış bir ağaç görsen, deveni bu iki ağaçtan hangisinde otlatırsın?"
Buyurdu ki: «Kendisinden hiç otlanmamış ağaçtan otlatırım.» Yani Peygamber (s.a.v.) bu sözü ile, Aişe'den başka bakire bir kadınla evlenmediğini ifade etmek istemiştir.
Ubeyd b. İsmail, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder: Rasûlullah (s.a.v.), bana dedi ki:
«Sen rüyada iken, bana gösterildin. Senin suretin, ipek bir parça üzerinde idi. Meleğin biri getirip bana gösterdi ve: "Bu senin müstakbel zevcendir." dedi. Suretin üzerindeki örtüyü kaldırdığımda, seni gördüm ve dedim ki: Eğer şu rüyam Allah tarafından gösterilmiş ise, Allah'ın takdiri infaz buyrulur.»
Başka bir rivayette de şöyle denmektedir: «Üç gece rüyada bana gösterildin.»
Tirmizî'deki bir rivayete göre Cebrail, yeşil bir ipek parçası üzerinde Hz. Aişe'nin suretim Hz. Peygamber'e göstermiş ve: "Bu, senin dünya ve ahiretteki eşindir." demiştir.
Büyüklerin küçüklerle evlenmesi babında Buharî,Urve'den rivayet ederek şöyle demiştir: "Rasûlullah (s.a.v.), Aişe'yi Ebu Bekir'den istedi. Ebu Bekir ona:
- Ben, ancak senin kardeşinim, dedi. Rasûlullah da şu karşılığı verdi:
- Sen, Allah'ın dini ve kitabında benim kardeşimsin Aişe, benim için helaldir."
Yunus b. Bükeyr, Urve'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir. "Rasûlullah (s.a.v.), Hatice'nin vefatından üç sene sonra altı yaşındaki Aişe ile evlendi. Dokuz yaşma vardığında Aişe ile gerdeğe girdi. Rasûlullah vefat ettiğinde Aişe,onsekiz yaşında idi."
Bu, garip bir rivayettir.
Buharı, Urve'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Hz. Peygam-ber'in Medine'ye hicretinden üç sene önce Hatice vefat etti. İki sene veya buna yakın bir zaman kadar bekledikten sonra altı yaşındaki Aişe ile evlendi. Aişe, dokuz yaşma girdiğinde Hz. Peygamber, onunla gerdeğe girdi.»
"Altı yaşında iken Aişe ile evlendi. Aişe, dokuz yaşma girdiğinde de onunla gerdeğe girdi." sözünde insanlar ihtilaf etmişlerdir. Bu husus, sahih hadis kitaplarında ve diğerlerinde sabittir.
Peygamber (s.a.v.), Medine'ye hicretinin ikinci senesinde Hz. Aişe ile gerdeğe girmiştir. Ama Hatice'nin vefatından üç sene sonra, onunla evlenmiş olması hususunda ihtilaf vardır. Çünkü Yakup b. Süfyan el-Hafiz, Urve'den rivayet ederek Hz. Aişe'nin şöyle dediğini nakletmiştir: "Karısı Hatice'nin vefatından sonra ve Mekke'den çıkışından önce Rasûlullah, ben yedi ya da altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye vardığımda kadınlar yanıma geldiler. O esnada ben, salıncakla oynamaktaydım, saçlarım gür olup omuzlarıma varmaktaydı. Beni hazırladılar, süslediler. Sonra da Rasûlullah'ın yanına getirdiler. O da benimle gerdeğe girdi. O sırada ben, dokuz yaşında bir kız idim."
Buharî, Urve'den rivayet ederek Hz. Aişe'nin şöyle dediğini nakletmiştir: "Ben altı yaşında bir kız iken, Rasûlullah benimle evlendi. Sonra Medine'ye hicret ettik. Beni Haris b. Hazreç yurduna indik. Orada sıtmaya yakalandım. Hastalıktan saçlarım döküldü. Şifaya kavuştuktan sonra saçlarım gür olarak çıktı. Annem Ümmü Ruman -arkadaşlarımla birlikte ben salıncakta oynamakta iken- beni alıp götürdü. Bende bana ne yapacağını bilemediğim için yüksek sesle bağırmaya başladım. Elimden tuttu. Beni evin kapısına getirip durdurdu. Ben, nefes nefese idim. Kaba bir şekilde soluk alıp veriyordum. Nihayet soluğum dindi. Ben de sakinleştim. Annem biraz su alıp yüzümü ve başımı yıkadı. Sonra beni içeri koydu. Orada Ensâr'dan bir kaç kadm vardı. Hayırlı, uğurlu bereketli olsun, dediler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar da beni süsleyip hazırladılar. Üstüme başıma çeki düzen verdiler. O esnada hiçbir
şevden ürkmemiştim. Yalnız kuşluk vakti Rasûlullah geldiğinde biraz ürktüm. Beni, ona teslim ettiler. O gün ben, dokuz yaşındaki bir kız
İmam Ahmed b. Hanbel, mü'minlerin annesi Aişe'nin "Müsned"inde Ebu Seleme ile Yahya'nın şöyle dediklerini rivayet etmiştir: Hatice vefat ettiğinde Havle binti Hakim (Osman b. Maz'un'un zevcesi) gelip şöyle
dedi:
- Ya Rasûlallah, evlenmez mısm?
- Kiminle?
- İstersen bakire bir kadınla, istersen dul bir kadınla...
- Bakire kimdir?
- Allah'ın yaratıkları içinde en çok sevdiğin Ebu Bekir kızı Aişe'dir.
- Dul kimdir?
- Şevde binti Zem'a. O sana iman etti ve sana tabi oldu.
- Öyleyse git. Onları iste. Bu hususu onlara söyle.
Havle kalkıp Ebu Bekir'in evine gitti ve zevcesine şöyle dedi:
- Ey Ümmü Ruman, biliyor musun? Allah sana ne kadar hayır ve bereket verdi?
- Nedir o hayır ve bereket?
- Rasûlullah (s.a.v.), Aişe'yi kendisine istemem için beni gönderdi.
- Bekle de, Ebu Bekir gelsin, bakalım, dedi.
- Ebu Bekir geldi. Havle ona şöyle dedi:
- Ey Ebu Bekir, biliyor musun? Allah sana ne kadar hayır ve bereket verdi.
- Nedir o hayır ve bereket?
- Rasûlullah, Aişe'yi kendisine istemem için beni gönderdi.
- Aişe ona olur mu hiç? Aişe, onun kardeşi kızıdır.
Dönüp Rasûlullah'ın yanma gittim ve Ebu Bekir'le aramızda geçen konuşmaları kendisine naklettim. O da buyurdu ki:
- Ben ve sen, İslâm kardeşiyiz. Kazı da zevce olarak benim için uygun olur.
Dönüp Ebu Bekir'in yanma gittim. Ona, Rasûlullah'ın bu sözünü naklettim. O da: «Biraz bekle» deyip yanımdan çıktı. Ümmü Ruman da bana şöyle dedi:
- Mut'im b. Adiy, Aişe'yi kendi oğlu için istedi. Allah'a yemin ederim ki, Ebu Bekir verdiği sözü mutlaka yerine getirir. Vaadine muhalefet etmez.
Ebu Bekir, Mut'im b. Adiy'in yanına gitti. Mut'im'in yanında zevcesi Ümmü Sabi vardı. Ümmü Sabi şöyle dedi: Ey Ebu Bekir, kızınla evlendiği takdirde her halde oğlumu kendi dinine sokacaksın. Öyle mi?
Ebu Bekir şöyle sordu: Ey Mut'im, sen de bu kadın gibi mi söylüyorsun ve düşünüyorsun?
Mut'im, kendisi böyle söylüyor, diye karşılık verdi. Bunun üzerine Ebu Bekir yanlarından ayrılıp gitti. Ama onlara kızını vereceğine dair vermiş olduğu sözü Cenâb-ı Allah, onun kalbinden çıkarıp attı. Eve döndü. Havle'ye:
- Rasûlullah ı bana çağır, dedi. O da gidip çağırdı. Rasûlullah geldi. Ebu Bekir, kızı Aişe'yi ona nikahladı. O gün Hz. Aişe, altı yaşında bir kız
idi.
Oradan çıkan Havle, gidip Şevde binti Zem'a'nın yanına vardı. Ona şöyle dedi:
~ Biliyor musun? Allah sana ne kadar hayır ve bereket verdi.
- Nedir o hayır ve bereket?
- Rasûlullah, beni, seni kendisine istemem için gönderdi.
- Bundan hoşlandım. Babam Bekir'in yanma git ve meseleyi ona anlat,
Bekir, yaşlı bir adamdı. Hac'dan geri kalmıştı. Yanına vardım. Ca-hiliye selamı ile kendisini selamladım.
- Bu kimdir? diye sordu. Ben de şu cevabı verdim:
- Havle binti Hakim..
- Ne istiyorsun?
- Muhammed b. Abdullah, Sevde'yi kendisine eş olarak istemem için beni, sana gönderdi.
- Şerefli bir denktir. Ama arkadaşın Şevde ne diyor?
- O da bunu istiyor
- Onu, bana çağır.
Ben de gidip Bevde'yi çağırdım. Babasının yanma geldi. Babası, ona şöyle dedi:
- Ey kızcağızım, Abdülmuttalib oğlu Abdullah'ın oğlu Muhammed, seni kendisine eş olarak istemek üzere bu kadını elçi olarak göndermiş. Muhammed, değerli ve şerefli denk bir kocadır. Seni, onunla evlendirmemi ister misin?
- Evet.
- Öyleyse, Muhammed'i bana çağırın.
Rasûlullah (s.a.v.), Bekir'in yanma gitti. Bekir de kızı Sevde'yi onunla evlendirdi.
Sonra Sevde'nin kardeşi Abd b. Zem'a, haçtan geldi. Başına toprak saçtı. Bu evliliğe razı olmadı. Fakat bilahare Müslüman olduktan sonra şöyle demişti: Ömrüme yemin olsun ki, Rasûlullah'm Şevde binti Zem'a ile evlendiği gün başıma toprak saçtığımda, ben çok beyinsiz bir kimse idim.
Hz. Aişe dedi ki: "Medine'ye geldik. Beni Haris b. Hazreç yurdunda Sunh denen yerde konakladık. Rasûlullah gelip evimize girdi. En-sâr'dan bazı erkeklerle kadınlarda etrafında toplandılar. Annem, beni getirdi. Ben o esnada iki dal arasında kurulan bir salıncakla salınmakta idim- Annem, beni salıncaktan indirdi. Saçlarımı başımda topuz etmiştim. Onları açıp düzelttim. Azıcık su ile yüzümü yıkadım. Sonra annem beni kapıya getirdi. Heyecandan soluk soluğa idim. Sonra beni içeriye koydu. Rasûlullah'm evimizde bir kanepe üzerine oturur vaziyette olduğunu gördüm: Yanında Ensâr'dan bazı erkeklerle kadınlar vardı. Annem beni kucağına oturttu. Ve: "Artık senin ailen bunlardır, Allah sana bunlar içinde hayır ve bereketler versin. Sende de bunlar için hayır ve bereketler ihsan etsin." dedi. O esnada orada hazır bulunan misafir kadınlarla erkekler kalkıp gittiler, Rasûlullah'da evimizde benimle gerdeğe girdi. Benim için, deve ve koyun kesmedi. Ancak sonra Sa'd b. Ubade, bize bir kap yemek gönderdi. Rasûlullah, kendi kadınlarına uğradığı zamanlarda Sa'd, ona o tabakla yemek gönderirdi. Ben de o gün dokuz yaşındaki bir kız idim."
Beyhakî, Ahmed b. Abdi'l-Cebbar tarikiyle Yahya b. Abdurrahman b. Hatib'in şöyle dediğini rivayet eder: Hz. Aişe dedi ki: Hatice vefat ettiğinde Havle binti Hakim, gelip Peygamber (s.a.v.)'e şöyle sordu:
-Ya Resûlallah! Evlenmez-misin?
- Kiminle?
- İstersen bakire, istersen dul bir kadınla....
- Bakire kimdir, dul kimdir?
- Bakire, Allah'ın yaratıkları içinde en çok sevdiğin kimsenin kızıdır. Dul ise, Şevde binti Zem'a'dır. O sana iman etmiş ve sana tabi olmuştur.
- Öyleyse git kendilerine talip olduğumu onlara söyle.
Bu rivayet, Hz. Aişe'nin nikahının Şevde binti Zem'a'nın nikahından önce akdediİdiğini gerekli kılıyor. Ama Mekke'de iken Hz. Peygamber, Şevde ile gerdeğe girmiştir. Hz. Aişe ile gerdeğe girişi ise, Medine'ye hicretinin ikinci senesine ertelenmiştir. Nitekim bu husus, önceki sayfalarda anlatıldığı gibi ileride de anlatılacaktır.
Ahmed b. Hanbel, Esved kanalıyla Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder: Şevde yaşlandığında, Rasûlullah'la geceleme sırasını bana bağışladı. Rasûlullah da diğer kadınlarla birlikte sıralama yaparken Sevde'nin gece sırasını da benim sırama eklerdi. Benden sonra ilk olarak Rasûlullah, Şevde ile evlendi.
İmam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Abbas'm şöyle dediğini rivayet eder: "Rasûlullah (s.a.v.), kendi kavminden Şevde adında çok çocuklu bir kadınla evlenmeye talip oldu. O kadının, ölen eski kocasından beş ya da altı çocuğu vardı. (Her halde Rasûlullah'la evlenmek istememiş olacak ki,) Rasûlullah ona sordu:
- Benimle evlenmene engel olan nedir?
- Ey Allah'ın Peygamberi, Allah'a yemin ederim ki, seninle evlenmeme engel olan husus, yaratıklar içinde en çok sevdiğim kimse olamaman değildir. Ama şu çocuklarımın, sabah akşam yarnbaşmda (gürültü yaparak) rahatsız olmana sebeb olmaları ihtimali, seninle evlenmeme engel teşkil ediyor. Ben, seni rahatsız etmek istemiyorum. Bilakis sana ikramda bulunmak istiyorum.
- Benimle evlenmene bundan başka bir engel var mıdır?
- Hayır, vallahi yoktur.
- Allah sana merhamet etsin. Kadınların en hayırlısı, meşakkatlere tahammül edenlerdir. Kureyş kadınlarının en iyisi de, küçüklüğünde çocuğuna karşı çok şefkatli olan ve kocasının kendisine bıraktığı emanetlere de çok riayet edendir."
Ben derim ki: Hz. Peygamberle evlenmesinden önce Sevde'nin kocası Sekran b. Amr idi. Bu zat, Süheyl b. Amr'ın kardeşidir. O, Müslüman olup Habeşistan'a hicret eden sahabelerdendi. Sonra Mekke'ye dönmüş, orada hicretten önce vefat etmişti. Allah ondan razı oh sun.
Bütün bu rivayetler gösteriyor ki, Hz, Aişe'nin nikahı, Sevde'nin nikahından önce olmuştur. Bu, Abdullah b. Muhammed b. Ukayl'm kavlidir. Bunu Zührî'den Yunus rivayet etmiştir. İbn Abdi'lBerr'in tercihine göre Sevde'nin nikahı, Hz. Aişe'nin nikahından önce akdedilmiştir. O, bunu Katade ile Ebu Ubeyd'den nakletmiştir. Ukayl'm bunu, Zührî'den rivayet ettiğini de söyler.

