El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hz. Peygamberin Bedir'den Medine'ye Dönüşü

Daha önce anlatıldığı gibi Bedir savaşı, hicri ikinci senenin ramazan ayının onyedinci gününde (cuma günü) yapılmıştır. Buharî ve Müslim'in sahihlerinde açıkça belirtildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.), müşrikleri mağlup …

Daha önce anlatıldığı gibi Bedir savaşı, hicri ikinci senenin ramazan ayının onyedinci gününde (cuma günü) yapılmıştır.

Buharî ve Müslim'in sahihlerinde açıkça belirtildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.), müşrikleri mağlup ettiğinde Bedir arazisinde üç gün ikâmet etti. Pazartesi günü devesine binip kuyuya atılan müşrik ölülerine seslendi. Sonra yanında bir çok esir ve ganimetler olduğu halde yola çıktı. Fetih ve ilahi nusret zaferini Medinelilere bildirmeleri için iki müjdeciyi önden gönderdi. Bunlar Cenâb-ı Allah'ın, müşriklere ve inkarcılara karşı Müslümanlara yardım edip zafer ihsan ettiğini müjdelemekle görevlendirilmişlerdi. Müjdecilerden biri Abdullah b. Revaha idi ki, Medine'nin üst taraflarına müjdeyi ulaştıracaktı. Diğeri ise Zeyd b. Harise idi ki, müjdeyi Medine'nin aşağı taraflarına ulaştıracaktı.

Üsame b. Zeyd dedi ki: Rasûluîlah'm kızı Rukiyye'nm defin işini tamarnladıktan sonra bize haber geldi. Rukiyye'nin kocası Osman b. Affan'dı. Eşinin yanında alıkonmuştu. Rasûluîlah'm emri üzerine ona hastabakıcıhk yapıyordu. Rasûlullah, Bedir'de onun için pay ve ücret tayin etti,

Üsame dedi ki: "Babanı Zeyd b. Harise geldiğinde yamna vardım. O musallada duruyordu. İnsanlar etrafını çevrelemişlerdi. Şöyle diyordu: «Utbe b. Rebia, Ebu Cehil b. Hişam, Zem'a b. Esved, Ebu'lBahteri el~As b. Hişam, Ümeyye b. Halef, Haccac'm oğulları Nebih ile Münebbih öldürüldüler."

Dedim ki:

- Babacığım, bu söylediklerin gerçek mi?

- Evet, vallahi ey oğlum, gerçektir.

Beyhakî, Hammad b. Seleme vasıtasıyla Üsame b. Zeyd'in şöyle dediğini rivayet eder:

"Peygamber (s.a.v.), Osman ile Üsame b. Zeyd'i, kızının yanında bıraktı. Zeyd b. Harise, Rasûluîlah'm devesine binmiş olarak müjdeyi getirdi. Sesi duyduğumda dışarı çıktım. Baktım ki Zeyd müjde getirmiş. Allah'a yemin ederim ki, esirleri görünceye kadar onu tasdik etmedim. Rasûlullah, Osman'ın payını belirlemişti."

Vakidî dedi ki: "Rasûlullah (s.a.v.), Bedir'den dönüşünde Esil mıntıkasında ikindi namazını kıldı. Bir rek'at kıldığında tebessüm buyurdu. Niçin tebessüm buyurduğu sorulduğunda şöyle dedi:

- Mikail göründü. Kanadında toz vardı. Bana tebessüm ederek: "Müşrikleri takip etmekteyim." dedi. Bedir'deki müşriklerle savaşma işini tamamladığında Cebrail, bir at üzerinde Rasûluîlah'm yanma geldi. At dişi idi. Perçemi düğümlenmişti. Yelesinin iki tarafı tuzlanmıştı. Rasûlullah'a şöyle dedi: - Ya Muhammed, Rabbim beni sana gönderdi. Ve sen razı oluncaya kadar yanından ayrılmamamı bana emretti. Razı oldun mu?

- Evet.

Vakidî dedi ki: "Anlatıldığına göre Rasûlullah (s.a.v.), Zeyd b. Harise ile Abdullah İbn Revaha'yı Esil'den gönderdi. Onlar, kuşluk vakti güneş yükseldiğinde pazar günü geldiler. Abdullah b. Revaha, Akik mıntıkasında;, Zeyd b. Harise'den ayrıldı. Ve bineği üzerinde iken şöyle seslendi:

- Ey Ensâr topluluğu! Size müjdeler olsun. Rasûlullah selamettedir. Müşrikleri öldürdü. Bir kısmım esir aldı. Rebia'mn oğullarıyla Haccac'ın oğulları, Ebu Cehil, Zem'a b. Esved, Ümeyye b. Halef öldürüldü. Süheyl b. Amr esir alındı!"

Asım b. Adiy dedi ki: «Abdullah b. Revaha'ya doğru gittim. Onu biraz uzaklaştırıp kendisine şöyle dedim:

- Ey İbn Revaha, doğru mu söylüyorsun?

- Evet, vallahi... Yarın Rasûlullah esirleri getirecektir. Esirler birbirlerine bağlı halde geleceklerdir. Böyle- dedikten sonra Medine'nin üst taraflarında dolaşmaya ve Ensâr'ın evlerine birer birer uğrayıp onları müjdelemeye başladı. Çocuklar da onunla birlikte şiirler okuyup şöyle diyorlardı: "Kafir Ebu Cehil öldürüldü!"

Nihayet Beni Ümeyye'nin evine vardılar. Zeyd b. Harise ise, Rasûlullah'm dişi devesi Kasva üzerinde dolaşarak Medinelileri müjdeliyordu. Namazgaha geldiğinde bineği üzerinde şöyle seslendi:

- Rebia'nm oğulları Utbe ile Şeybe, Haccac'm oğulları, Ümeyye b. Halef, Ebu Cehil, Ebu'l-Bahteri, Zem'a b. Esved öldürüldüler, iri dişli Süheyl b. Amr ile birçok müşrik esir alındılar!

Bazı kimseler, Zeyd'in sözlerim doğrulamıyor ve: «Zeyd b. Harise hezimetten başka birşey getirmedi. Kendisi de yenik düştü.» diyorlar ve Müslümanları öfkelendirip korkutuyorlardı.

Biz, Bakf mezarlığında Rasûlullah'm kızı Rukiyye'yi defnedip mezarını örttüğümüz zaman Zeyd gelip bu duyuruyu yaptı. Münafıklardan biri, Üsame'ye:

- Adamınız (Muhammed) ve beraberindekiler öldürüldüler, dedi. Bir başkası da Ebu Lübabe'ye:

- Arkadaşlarınız dağıldılar. Artık bir araya gelmezler. Muham-med'in ashabı da kendisi de Öldürüldü. İşte Zeyd'in getirdiği bu deve onundur. Bunu tanıyoruz. Zeyd de korkudan ne dediğim bilmiyor. Hezimetten başka birşey getirmemiş, dedi.

Ebu Lübabe ise ona:

- Allah, senin sözlerini yalan çıkaracaktır! dedi. Yahudiler:

- Zeyd, hezimete uğramış olarak geldi, dediler. Üsame dedi ki: Babamın yanma geldim. Onunla başbaşa konuştum. Ona şöyle dedim:

- Söylediklerin doğru mudur?

- Evet, valllahi ey oğlum, söylediğim şeyler gerçektir.

Ben kendimi güçlü buldum. Ve o münafıkm yanma gidip şöyle dedim:

- Sen, Rasûlullah'm ve Müslümanların aleyhinde kötü sözlere daldın. Rasûlullah geldiğinde seni ona götürecek ve boynunu vuracağız. Bunun üzerine o:

- Ben, insanları, bu sözleri söylediklerini duydum. Kendim söylemedim.

Esirler getirildiler. Başlarında da Rasûlullah'm azadlısı Şakran vardı. Şakran, Bedir'de Müslümanlarla birlikte savaşmıştı. Esirler kırk dokuz kişi idiler."

Vakidî dedi ki: Aslında üzerinde ittifak edilen görüşe göre esirler yetmiş kişi idiler. Bunda şüphe yoktur.

Rasûlullah (s.a.v.), Revha'da halkın liderleriyle karşılaştı. Allah'ın

kendisine nasib ettiği fetihten ötürü onu tebrik ettiler. Üseyid b. Hu-dayr şöyle dedi:

- Ya Rasûlallah! Seni zafere kavuşturan ve gözlerini aydın kılan Allah'a hamd olsun. Allah'a yemin ederim ki ya Rasûlullah, ben düşmanla karşılaşacağını zannedip de Bedir savaşma katılmamazlık etmiş değilim. Yalnız kervanla karşılacağım zannettiğim için gelmedim. Eğer düşmanla karşılacağım bilseydim asla bu savaştan geri durmazdım.

Rasûlullah; «Doğru söyledin.» dedi.

İbn îshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), esirlerle birlikte Medine'ye yöneldi. Esirler arasında Ukbe b. Ebi Muayt ile Nadr b. Haris de vardı. Rasûlullah, ganimetlerin üzerine bekçi olarak Abdullah b. Ka'b b. Amr b. Avf b. Mebzul b. Amr b. Ganm b. Mazin b. Neccar'ı görevlendirmişti.

îbn Hişam'm ifadesine göre Adiy b. Ebu'z-Zeğba adındaki bir Müslüman, recez bahrinden şu şiiri okudu:

"Ey Besbes, onlar için onların göğüslerini yukarı kaldır ki, Zu't-Talh'da onlar için dinlenecekleri yer yoktur.

Gumeyr sahasında da alıkonacak yer yoktur.

Çünkü kavmin binek hayvanları ahkonmazlar.

O halde onları yol üzerinde götürmek daha akıllıcadır.

Allah yardım etmiştir. Burnunun ucu sivri ve ortası çökük kimse ise kaçmıştır."

Rasûlullah (s.a.v.), daha sonra Medine'ye doğru yürüdü. Nihayet Safra boğazından çıktığında boğaz île Naziye arasındaki kum tepesinin üzerine indi. Oraya Seyer denilir. Oradaki bir otlağa oturdu ve burada Allah'ın müşriklerden Müslümanlara kazandırdığı ganimeti eşit şekilde taksim etti. Rasûlullah, daha sonra yola çıktı ve Revha'ya vardığında Müslümanlar, Allah'ın ona müyesser kıldığı fetih sebebiyle kendisi ve beraberindeki Müslümanları kutlayarak karşıladılar. Seleme b. Sela-me b. Vakş, Asım b. Amr ile Yezid b. Ruman'ın da bana anlattıkları gibi-dedi ki:

- Niçin bizi kutluyorsunuz? Allah'a yemin ederim ki biz, ancak bağlanmış bir takım develer gibi başlarının saçları dökülmüş acizlerle karşılaştık ve onları boğazladık.

Bunun üzerine Rasûlullah, tebessüm buyurup şöyle dedi:

- Ey kardeşimin oğlu! Onlar eşraf ve reislerdir.