İbn îshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Uşeyre gazvesinden döndüğünde Medine'de fazla durmadı. On geceden az bir zaman kaldı. Kürz b. Cabir el-Fihri, Medine'de otlatılmaya bn-akılan deve ve davarlar üzerine saldırdı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), onu yakalamak için yola çıktı ve Bedir tarafındaki Safvan vadisine vardı. Bu, ilk Bedir gazvesi-dir. Rasûlullah (s.a.v.), Kürz'ü daha önceden kaçıp gittiğinden yakalayamadı.
Vakidî der ki: Bu gazvede Rasûlullah (s.a.v.)'m bayrağı, Ebu Talib oğlu Ali'de idi.
İbn Hişam ile Vakidî dediler ki: Rasûlullah (s.a.v.), bu gazveye giderken Medine'ye Zeyd b. Harise'yi vali tayin etti.
İbn îshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), bu gazveden döndüğünde Medine'de cemaziyelahir, receb ve şaban aylarım geçirdi. Bundan önce sekiz Muhacirin başında seriyye kumandanı olarak da Sa'd'ı yola çıkarmıştı. Yola çıkan Sa'd ve adamları, Hicaz toprağında Harrar mıntıkasına ulaşmışlardı.
îbn Hişam dedi ki: İlim erbabından bazılarının anlattıklarına göre Sa'd, Hz. Hamza'nın seriyyesinden sonra yola çıkmış, herhangi bir komplo ile karşılaşmadan geri dönmüştü.
îbn îshak, bu seriyyeleri kısaca anlatır. Vakidî'nin bu üç seriyye hakkındaki açıklamaları daha önce geçmişti. Bu üç seriyyeden maksat, ramazan ayında yola çıkan Hz. Hamza seriyyesi, şevval ayında yola çıkan Ubeyde seriyyesi ve zilkade ayında yola çıkan Sa'd seriyyesidir ki, bunların üçü de hicri birinci senede olmuştu.
İmam Ahmed b. Hanbel, Abdu'l-Muteal b. Abdil-Vahhab kanalıyla Sa'db. Ebi Vakkas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), Medine'ye geldiğinde Cüheyneliler yanma gelip: «Aramıza kondun. Bize teminat ver ki, kavmimizle birlikte sana gelelim.» dediler. Rasûlullah (s.a.v.), onlara teminat verdi. Onlar da gelip Müslüman oldular.
Sa'd b. Vakkas sözüne devamla şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v.), receb ayında bizi yola çıkardı. 100 kişiden az idik. Cüheyne kabilesinin yanında Kinane oğullarından bir kabileye baskın yapmamızı bize emretti. Onlara baskın yaptık. Sayıları çoktu. Cüheynelüere sığındık. Bizi korudular ve: "Haram ayda niçin savaşıyorsunuz?" diye sordular. Biz de birbirimize: "Ne diyorsunuz, fikriniz nedir?" diye sorduk.. Biri; "Allah'ın peygamberine gidip durumu ona bildirelim." dedi. Topluluk ise; "Hayır burda kalacağız." dediler. Ben de yanımdaki adamlarla beraber Kureyş kervanım karşılayıp yolunu keseceğimizi söyledim. O vakit ganimet hükümlerine gory bir kimse, birşeyi düşmandan ele geçirirse o şey kendisinin ganimeti olurdu. Kureyş kervanına doğru gittik. Ama arkadaşlarımız, Hz. Peygamberin yanma giderek durumu ona anlattılar. Hz. Peygamber de öfkelenip yüzü kızararak şöyle demişti:
"Benim yanımdan hep birlikte toplu olarak gittiniz ama bölünüp parçalanarak geri geldiniz! Sizden Öncekileri helak eden şey, bölünüp parçalanmadır. Size, hayırlınız olmayan ama açlığa ve susuzluğa karşı sizden daha dayanıklı ve sabırlı olan bir adamı göndereceğim." Böyle dedikten sonra üzerimize komutan olarak Abdullah b. Cahş el-Esedî'yi gönderdi. O, İslam tarihindeki ilk komutandır.»
"Delail" adlı eserde Beyhakî, Yahya b. Ebi Zaide kanalıyla Müca-led'den buna benzer bir rivayette bulunmuş ve şu ilaveyi yapmıştır:
- Niçin haram ayda savaşıyorsunuz?
- Bizi haram beldeden (Mekke'den) çıkaran kimselere karşı haram ayda savaşıyoruz!.
Bu hadisten anlaşıldığına göre seriyyelerin ilki, Abdullah b. Cahş el-Esedî'nin komutasındaki seriyyedir. İlk bayrağın, Ubeyde b. Haris b. Muttalib'e verildiğini söyleyen İbn İshak'm ve ilk bayrağın Abdülmut-talib oğlu Hamza'ya verildiğini söyleyen Vakidî'nin rivayetine, bu rivayet aykırı düşmektedir. Bunlardan hangisinin doğru olduğunu yüce Allah daha iyi bilir.

