Yunus b. Bükeyr, İbn îshak vasıtasıyla Abdülmelik b. Ebi Süfyan es-Sekafî'nin şöyle dediğini rivayet eder: İraş beldesinden bir adam, devesini satmak için Mekke'ye getirmişti. Devesini Ebu Cehil b. Hişam'a satmış, ama Ebu Cehil onun parasını ödemekte ağır davranmıştı. Parayı alamayan İraşî, Kureyş meclisine geldi. Rasûlullah (s.a.v.)'da Mescid-i Haram'm bir tarafinda namaz kılmaktaydı. îraşî şöyle dedi: "Ey Kureyş topluluğu! Ebu'l Hakem b. Hişam'a karşı bana kim yardım eder? Ben yabancı ve yolcu bir kişiyim.Hakkımı vermiyor. Bana zorbalık ediyor!" Orada bulunanlar işi alaya alarak Rasûlullah (s.a.v.)'ı gösterip, şu adamı görüyor musun? dediler. İşte o, senin hakkını Ebu Cehil'den alır!
Zira biliyorlardı ki, Ebu Cehil ile Rasûlullah arasında düşmanlık vardır. Bu tavsiyeleri üzerine İraşi, Rasûlullah'm yanına gelip durumu ona anlattı. Rasûlullah da o adamla birlikte kalkıp gitti. Oradakiler, yanlarında bulunan bir adama: "Peşlerine takıl. Muhammed'in ne yaptığına bak." dediler.
Rasûlullah (s.a.v.), gidip Ebu Cehil'in kapısında durdu. Kapıyı çaldı. Ebu Cehil; "Kim o?" diye sordu. Rasûlullah da: "Muhammed.... Dışarı çık!" dedi. Ebu Cehil, dışarı çıktı. Rengi sararmıştı. Rasûlullah: "Bu adamın hakkını ver." deyince, Ebu Cehil: "Bekleyin, hakkını getirip vereceğim." dedi. İçeri girip adamın hakkını getirdi ve ödedi. Sonra Rasûlullah'da oradan ayrılıp îraşî'ye: "Haydi, işine git." dedi.îraşî'de tekrar Mescid-i Haram'a gelerek Kureyş topluluğunun yanma vardı ve: "Allah, o gösterdiğiniz adamın hayrını versin. Hakkımı alıp bana verdi." dedi.
Ote yandan, Rasûlullah'la îraşî'yi takip için peşlerine kattıkları adam dönüp geldi. Ona: "Yazıklar olsun sana, neler gördün bakalım?" diye sordular. O da: "Çok hayret verici şeyler gördüm: Vallahi Muhammed, kapıyı çalınca Ebu Cehil -kendisinde ruh kahnamışçasma- kapıya çıktı. Muhammed'de; "Bu adamın hakkım öde." dedi. Ebu Cehil: "Evet, az durun hakkım getirip vereceğim." dedi. İçeriye girip adamın hakkını getirdi ve ödedi, dedi."
Sonra çok geçmeden Ebu Cehil de Mescid-i Haram'da bulunan yanma geldiğinde ona: "Yazıklar olsun, neyin var?Vallahi böyle kirşey yaptığını şimdiye kadar görmemiştik, dediler."
Ebu Cehil dedi ki: "Yazıklar olsun size! Vallahi o benim kapımı çalıpta sesmi duyduğumda içim korkuyla doldu. Sonra kapıya çıktığımda
yanı başında damızlık bir deve gördüm. O deve gibi iri başlı, uzun boyunlu, iri dişli bir deve görmemiştim. Allah'a yemin ederim ki, eğer Iraşî'nin hakkını ödemeseydim deve beni yiyecekti."

