El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Müşriklerin Bedîr'de Uğradıkları Musibet Haberinin Mekke'ye Ulaşması

İbn îshak dedi ki: Kureyş'in başına gelen musibeti, Mekke'ye ilk haber veren, Haysuman b. Abdullah el-Hüzaî oldu. Mekke'dekiler dediler ki: - Senin ardında neler oldu? - Utbe b. Rebia, Şeybe b. Rebia, Ebu'l-Hakem b. …

İbn îshak dedi ki: Kureyş'in başına gelen musibeti, Mekke'ye ilk haber veren, Haysuman b. Abdullah el-Hüzaî oldu. Mekke'dekiler dediler ki:

- Senin ardında neler oldu?

- Utbe b. Rebia, Şeybe b. Rebia, Ebu'l-Hakem b. Hişam, Ümeyye b. Halef, Zem'a b. Esved. fİaccın oğulları Nübeyh ile Münebbih ve Ebu'l-Bahteri b. Hişam öldürüldüler!

Kureyş'in eşrafını saymaya başlayınca SafVan b. Ümeyye -ki o, o esnada Hicir'de oturmaktaydışöyle dedi:

- Vallahi eğer bunun aklı varsa, benim durumumu kendisine sorun.

Onlar da Haysuman'a sordular:

- SafVan b. Ümeyye ne yapmaktadır?

- İşte o, burada Hicir'de oturmaktadır. Vallahi onun babasını ve kardeşini, öldürüldükleri sırada gördüm!

Musa b. Ukbe dedi ki:

Haber, Mekkelilere ulaştığında ve araştırıp haberin doğruluğunu anladıklarında kadınlar saçlarını kestiler. Birçok at ve deve boğazlandı.

Süheylî, Kasım b. Sabit'in, "Delail" adlı kitabında şöyle dediğini rivayet eder: Bedir vakası olduğunda Mekkeliler, görünmeyen bir cinin şöyle seslendiğini duydular:

"Hanifler (Müslümanlar), Bedir'in başına öyle bir iş getirdiler ki, o işten ötürü Kisra ile Kayser'in saraylarının duvarları çökecektir.

Bu iş, Lüey kabilesinden bazı adanılan helale etti. Hasretlerinden ve pişmanlıklarından ötürü bellerini vuran hurdaları ortaya çıkardı.

Muhammed'e düşman olarak akşamlayan kimseye yazıklar olsun. Doğru yoldan sapıp şaşkınlığa düşmüştür!"

İbn İshak, Hüseyn b. Abodullah kanalı ile Rasûlullah'm azadhaı Ebu Rafıi'n şöyle dediğim rivayet eder:

"Abbas b. Abdülmuttalib'in kölesi idim. Ailece Müslüman olduk. Abbas Müslüman oldu. Ümmü Fadl'da Müslüman oldu. Ben de Müslüman oldum. Abbas, kavminden korkar ve onlara muhalefet etmekten hoşlanmazdı. Müslümanlığını gizlerdi. Çok mal sahibi idi. Malı, kavminin elinde kalmıştı. Ebu Leheb, Bedir savaşına katılmamış, yerine As b. Hişam b. Muğire'yi göndermişti. Çünkü Kureyşliler, savaşa katılmadıklarında yerlerine adam tutup gönderirlerdi. Bedir savaşma katılan Kureyşli müşrilderin başına gelenleri Ebu Leheb haber aldığı zaman Allah, onu zelil ve hakir etti. Biz de içimizde kuvvet ve izzet bulduk. Ben, zayıf bir adamdım. Ok yapıyordum. Onları, Zemzem kuyusu yanındaki çadırımda yontuyordum. Bir ara orada oturmuş, oklarımı yontuyordum. Yanımda da Ümmü Fadl oturuyordu. Gelen haber, bizi sevindirmişti. O esnada uğursuz Ebu Leheb çıkageldi ve çadırın kenarında oturdu. Sırtı sırtıma bakıyordu. Bir ara oturmakta iken millet şöyle dedi:

- İşte Ebu Süfyan b. Haris b. Abdülmuttalib geldi. Ebu Leheb de ona şöyle sordu:

- Ey kardeşimin oğlu, anlat hele. Milletin durumu nasıl oldu?

- Vallahi biz, bir kavim ile karşılaştık. Onlara sırtlarımızı verdik ki bizimle nasıl dilerlerse öyle savaş etsinler. Ve bizi diledikleri gibi esir etsinler. Allah'a yemin ederim ki bununla beraber Kureyşlileri kınamadım. Gök ile yer arasında alaca atlar üzerinde beyaz adamlarla karşılaştık. Vallahi hiç birşey bırakmaz ve hiç birşey onlara karşı koyamaz.

Ebu Rafi. dedi ki:

- Bunun üzerine çadırımın kenarım elimle kaldırdım. Sonra dedim ki:

- İşte vallahi onlar meleklerdir!

Bunun üzerine Ebu Leheb, elini kaldırdı ve yüzüme sert bir tokat indirdi. Ben de karşılık vermek üzere ona yöneldim. O beni kucakladı ve yere vurdu, Sonra üzerime çöktü ki beni vursun. Ben zayıf bir adamdım. Bununla beraber Ümmü Fadl, çadırın direklerinden bir direğe doğru koştu. Onu aldı, onunla Ebu Leheb'e bir darbe vurdu. Başında ağır bir yarık meydana getirdi ve dedi ki:

- Efendisi burada olmayan bir köleyi zayıf mı buldun? Böylece o, geçisin geri alçalmış olarak kalkıp gitti. Vallahi o, ancak

yedi gece yaşadı ki, Allah ona Adese -denilen öldürücü bir yara verdi. Onu mahvetti, yara onu öldürdü."

Yunus, İbn îshak'tan ayrı olarak yukarıdaki rivayete şunları ekledi:

"Oğulları onu, ölümünden üç gün sonrasına kadar defnetmediler. Nihayet kokuştu. Kureyşliler vebadan kaçınır gibi Adese yarasından kaçınırlardı. Öyle ki Kureyşlilerden bir adam şöyle demişti: - Yazıklar olsun size, utanmıyor musunuz, babanız Ölmüş, evinde kokuşmuş olduğu halde onu defnetmiyorsunuz?

- Bu yaranın bize de sıçramasından korkuyoruz?

- Haydin bakalım, bu işte size yardımcı olacağım!

Vallahi cenazesine yaklaşmaksızm, uzaktan su dökerek Ebu Le-heb'i yıkadılar. Sonra onu Mekke'nin yukarı taraflarına götürüp bir duvara dayadılar. Üzerim taşlarla örttüler."

Yunus, Yahya b. Abbad b.Abdullah b. Zübeyr'den, o da babasından rivayet etti M, mü'minlerin annesi Hz. Aişe, Ebu Leheb'in cesedinin bulunduğu yerden geçerken elbisesine bürünür ve oradan geçinceye kadar yüzünü açmazdı.

İbn îshak, Yahya b. Abbad'm şöyle dediğini rivayet eder:

Kureyşliler, ölüleri üzerine ağladılar, sonra dediler ki:

"Ağlamayınız. Çünkü Muhammed ve ashabı bunu duyarlarsa size gülerler. Esirleriniz için de ona adam göndermeyin. Böylece Muhammed ve- ashabı, fidye istemekte şiddet göstermesinler."

Ben derim ki: Allah, böylece Kureyşli müşriklerin hayatta kalanlarını tam bir şekilde azaplandırmış oldu. Çünkü ölüleri üzerine ağlaya-maz hale gelmişlerdi. Oysa ölüler üzerine ağlamak, kederli kimsenin gönlünü ferahlatır ve serinletir.

İbn İshak dedi ki: Esved b. Muttalib'in oğullarından üçü öldürülmüştü: Zem'a, Akil ve Haris. O, oğullarının üzerine ağlamak istiyordu. Bu durumda iken bir ara geceleyin ağıtçı bir kadının sesini işitti. Gözleri görmez olduğu için kölesine dedi ki: «Bak bakalım, ölüler üzerine ağlamaya müsaade edildi mi? Kureyşliler ölüleri için mi ağlıyorlar? Böyle ise belki ben de Ebu Hakime'nin (yani oğlum Zem'a'nm) ölümüne ağlarım. Çünkü içim yanıyor!»

Köle geri döndüğünde şöyle dedi:

- Ağlayan bir kadındır. Yitirmiş olduğu devesi için ağlıyor!

Bu olay esnasında Esved, şöyle demişti:

"Bir devesini yitirdiği için mi ağlar ve onu uyanıklık mı uykudan men'eder.

Genç deveye ağlama, fakat Bedir'e ağla ki, şanslar ona kavuşmadılar.

Bedir'e ki, Beni Husays, Manzum ve Ebû'1-Velid'in kavminin liderleri üzerine ağla.

Ey kadın, eğer ağlarsan Akil'in üzerine ağla ve arslanlar arslanı Haris'e ağla.

Onlara ağla ve hepsine de melul, mahzun olma. Ebu Hakime'nin ise bir eşi ve benzeri yoktur.

Haberin olsun ki, onlardan sonra bir takım adamlar liderliğe erdiler ki, eğer Bedir günü olmasaydı onlar bu liderlik ve efendiliğe eremezlerdi."