El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Nadr B. Haris İle Ukbe B. Ebî Muayttn Öldürülmeleri

İbn İshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Safra'ya geldiğinde Nadr b.Haris öldürüldü. Onu Ebu Talib oğlu Ali öldürdü. Mekkelüerden ilim erbabı biri bana böyle haber verdi. Rasülullah, daha sonra yoluna devam etti. Irk-ı …

İbn İshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Safra'ya geldiğinde Nadr b.Haris öldürüldü. Onu Ebu Talib oğlu Ali öldürdü. Mekkelüerden ilim erbabı biri bana böyle haber verdi.

Rasülullah, daha sonra yoluna devam etti. Irk-ı Zabye'ye geldiğinde Ukbe b. Kbi Muayt öldürüldü. Rasülullah, onun öldürülmesini emrettiğinde Ukbe şöyle dedi:

- Ey Muhammedi Çocuklara kim bakacak?

- Ateş!

Onu, Asım b. Sabit b. Ebu'l-Akleh öldürdü. Bu zat, Beni Amr b. Avfin kardeşidir. Nitekim Ebu Ubeyde b. Muhammed b. Ammar b. Ya-sir de bana böyle anlatmıştır. Musa b. Ukbe, "Meğazi" adlı eserinde böyle demiş ve Rasülullah (s.a.v)'m ondan başka herhangi bir esiri öldürt-mediğini ifade etmiştir. Asım b. Sabit öldürmek için üzerine vardığında Ukbe şöyle demişti:

- Ey Kureyş topluluğu! Şu kadar adam arasında ben niye öldürülüyorum?

- Allah ve Rasûlüne düşmanlığından ötürü öldürülüyorsun!

Hammad b. Seleme, Ata b. Saib kanah ile Şabi'nin şöyle dediğini rivayet eder: «Peygamber (s.a.v.), Ukbe'nin öldürülmesini emrettiğinde o: 'ya Muhammed! Kureyş arasında sadece beni mi öldürüyorsun?" diye sordu. Peygamber (s.a.v.) de şöyle cevap verdi:

- Evet.. Bunun bana ne yaptığım biliyor musunuz? Ben, Makam-ı İbrahim'in arka tarafında secde halinde iken yanıma geldi. Ayağını boynuma bastı. Ayağını boynuma öyle bastırdı ki, kaldırmadı. Nihayet gözlerimin yuvalarından fırlayacaklarım zannettim. Bir başka defa koyun işkembesi getirip secde halinde iken basmam üzerine bıraktı. Fatıma gelip onu başımdan aldı ve başımı yıkadı.

İbn Hişam dedi ki: Ukbe'yi Ebu Talib oğlu Ali öldürdü. Zührî ve diğer ilim erbabı böyle anlatırlar. Ben derim ki: Bu iki adam (Nadr b. Haris ile Ukbe b. Ebi Muayt), Allah'ın en şerli, en kafir, en inatçı, en taşkın, en hasetçi, en hicivkar kullarıydılar. Bunlar, gerek Müslümanlara gerekse İslâm'a karşı çok hicivde bulunurlardı. Allah ikisine de lanet etsin. Nitekim lanet etti de.

İbn Hişam dedi ki: Nadr b. Harisin bacısı Kuteyle binti Haris, kardeşinin ölümü üzerine şu şiiri söyledi:

"Ey süvari! Esil, beşinci seferin sabahında başarı için bir yerdir.. Orada bir ölüye bildir ki selamet olsun.Orada iki nitelikli, hızlı giden develer eksik olmaz.

Benden akmayla çoğalan, başka bir zaman boğaz tıkayan, yere dökülmüş kanlı göz yaşı akar.

Eğer kendisine seslenirsem, acaba Nadr beni işitir mi?

Konuşamayan bir ölü nasıl işitir?

Ey Muhammed! Kavmi içinde asil, şereflilerin hayırlısı ve şerefli olan bir adamı, şayet lütfunla salıverseydin sana zarar vermezdi. Çok kere genç kişi, aşırı bir öfke içinde olduğu halde lütfeder, öldürmez, bırakır.

Ya da fîdye kabul etmez miydin ki, vereceği fidyenin en kıymetlisiy-le infak edip verseydi.

Eğer azad olunacak bir azad etme varsa Nadr, yakınlık yönünden ailedekilere en yakın ve onların haldi olanıdır.

Kardeşlerinin kılıçları onu ele aldılar. Allah için, orada kesilen çok akrabalık bağları vardır.

Eli kolu bağlı olarak yorgun haldedir. Bağlı bir esir olarak ağır bir yürüyüşle ölüme çekilir bir halde sokuldu."

İbn Hişam dedi ki: Anlatıldığına göre bu şiir, Rasülullah (s.a.v.)'a ulaştığında şöyle demiştir: "Eğer bu, onun öldürülmesinden önce elime geçseydi, elbette onu korurdum!"

İbn İshak dedi ki: O mevkide Rasülullah (s.a.v.), Ferve b. Amr el-Beyadî'nin azadhsı Ebu Hind ile karşılaştı. Ebu Hind ,onun hacamatçısı idi. Yanında ild keşk dolu bir tuluk vardı. Bunu, Rasûlullah'a hediye olarak takdim etti. Rasülullah, onun hediyesini kabul etti ve Ensâr'a ona iyi davranmalarını tavsiye etti.

Sonra Rasülullah, yola çıkıp esirlerden bir gün önce Medine'ye vardı.

İbn İshak dedi ki: Beni Abdü'd-Dar'm kardeşi Vehb oğlu Nebih, bana dedi ki: Rasülullah (s.a.v.), esirlerle birlikte geldiğinde onları ashabına dağıttı ve onlara iyi davranmalarını tavsiye etti.

Ebu Aziz b. Umeyr b. Haşim, Mus'ab b. Ümeyr'in Öz kardeşi olup esirler arasında idi. Ebu Aziz şöyle demişti:

«Kardeşim Mus'ab b. Ümeyr yanıma geldiğinde Ensâr'dan bir adam beni esir almıştı. Adama şöyle dedi:

- İyi tut. Elinden kaçırma. Çünkü bunun annesinde çok eşya vardır. Umulur ki, bunu kurtarmak için sana fidye verir.

Beni, Bedir'den getirdikleri zaman Ensâr'dan bir topluluk içindeydim. Sabah ve akşam yemeklerini getirdikleri zaman ekmeği özellikle bana verirler, kendileri hurma yerlerdi. Çünkü Rasülullah, bizim için onlara tavsiyede bulunmuştu. Onlardan bir adamın eline bir ekmek kırığı düşmezdi ki onu bana vermesin. Ben de utanıyor, onlardan birine o ekmeği veriyordum. O da bunu ihtiyacı olan kimseye veriyordu.»

İbn Hişam dedi ki: Ebu Aziz, Bedir'de Nadr b. Haris'ten sonra müşriklerin sancaktarı idi. Kardeşi Mus'ab b. Ümeyr, Ebu Yusr'e (ki bu onu esir alan kimse idi) birşey söylediği zaman Ebu Aziz ona şöyle dedi:

- Senin ev sahibin bu mudur?

Mus'ab'da ona, şöyle dedi:

- Benim kardeşim odur, sen değilsin.

Bunun üzerine annesi, Kureyş esirleri için verilen fidyenin en fazla ne kadar olacağını sordu. Ona: - En fazla fidye 4000 dirhemdir, denildi.

Bunun üzerine 4000 dirhemi, gönderdi ve böylece oğlunun fidyesini ödemiş oldu.

Ben derim ki: Yukarıda adı geçen Ebu Aziz'in asıl adı Zürare idi. îbn Esîr,"Üsdü'l-Gabe" adlı eserinde böyle demiştir. Halife b. Hayyat, ashabın adlarını sayarken onu zikretmiştir. Ebu Aziz, Mus'ab b. Ümeyr'in baba bir kardeşiydi. Bunların başka bir kardeşleri de vardı. O da, baba tarafından kardeşleri idi. Adı Ebü'r-Rum b. Ümeyr idi. Uhud gününde kafir olarak öldürüldüğünü söyleyen kimse yanılmıştır. Uhud gününde kafir olarak öldürülen, Ebu Azze idi. Nitekim bu, yeri geldiğinde de açıklanacaktır. Doğrusunu Allah bilir.

İbn İshak, Abdullah b. Ebu Bekr kanalı ile-Yahya b. Abdullah b. Ab-durrahman b. Sa'd b. Zürare nin şöyle dediğini rivayet eder: «Esirler getirildikleri zaman Rasûlullah'm hanımı Şevde binti Zem'a, Afra ailesinin yanında, Afra'nın iki oğlu Avf ve Muavviz'nin konaklarında bulunuyordu. Bu, hanımların üzerine örtünme emri nazil olmasından önce idi. Şevde şöyle diyordu:

- Vallahi ben, onların yanında idim. Bize bir takım adamlar getirildi. Denildi ki:

- işte bunlar esirlerdir, getirilmişler,

Ben de odama dönüp baktım. Rasûlullah oradaydı. Bir de baktım ki, Ebu Yezid Süheyl b. Amr odanın bir köşesinde elleri bir ip ile boynuna bağlanmış. Vallahi Ebu Yezid'i böyle görünce kendimi tutamayıp şöyle dedim;

- Ey Ebu Yezid! Kendiliğinizden teslim oldunuz. Şerefle ölseydiniz daha iyi olmaz mıydı?

Vallahi odada beni, ancak Rasûlullah'm şu sözü uyandırdı:

- Ey Şevde! İnsanları Allah'a ve Rasûlüne karşı mı kışkırtıyorsun?

- Ya Rasûlallah, seni hak peygamber olarak gönderene yemin ederim ki; Ebu Yezid'i, elleri boynuna bağlanmış halde gördüğümde kendimi tutamadım. Bu yüzden deminki sözleri söyledim.»