îbn Cerir, Abdurrahman el-Cumhi oğlu Said'den rivayet eder ki, Peygamber (s.a.v.), Medine'de Beni Salim b. Amr b. Avf yurdunda kıldırdığı ilk cuma namazında şu hutbeyi irad etmiştir:
"Hamd, Allah'a mahsustur. O'na hamd eder, O'ndan yardım diler, O'ndan mağfiret talep eder, O'ndan hidayet dilerim. O'na iman ederim. O'nu inkar etmem. O'nu inkar edene düşmanlık ederim. Allah'tan başka tanrı bulunmadığına, bir olduğuna, ortaksız olduğuna, Muhâmmed'in de O'nun kulu ve elçisi olduğuna; Muhammedi hidayet, hak din, nur ve fetret döneminde Öğütle gönderdiğine tanıklık ederim. O ki, Muhammedi ilmin az olduğu, insanlığın sapıklıkta bulunduğu, kıyametin yakın olduğu, vadenin yaklaştığı bir zamanda elçi olarak göndermiştir. Allah'a ve Rasûlüne itaat eden, doğruyu bulmuştur. Onlara isyan eden sapmış, ifrata gitmiş, (haktan) uzak bir sapıklığa düşmüştür. Size, Allah'a karşı gelmekten sakınmanızı tavsiye ederim. Müslü-mamn Müslümana yapacağa en hayırlı tavsiye, onu ahire te teşvik etmesi, Allah'a karşı gelmekten sakınmayı ona emretmesidir.
Allah'ın sîzi kendi nefsinden korkuttuğu şekilde, siz O'ndan korkup sakının. Bundan daha faziletli bir öğüt, bundan daha üstün bir nasihat yoktur. Doğrusu bu, Allah'tan korkup sakınarak amel eden kimseler için bir sakınma aracı ve takvadır. Arzu ettiğiniz ahiret işleri için de gerçek bir dost ve yardımcıdır.Kendisiyle Allah arasındaki gizli ve aşikar işleri düzelten ve bununla sadece Allah rızasını amaçlayan kimseye gelince, bu yaptığı iş, onun dünyası için bir nasihat, ölüm sonrası için de bir azık olur. Çünkü o zaman insan, dünyada yaptığı güzel amellere muhtaç olur. Dünyada salih amel işlememiş kimselere gelince, onlar ahirette kendileri ile kötü amelleri arasına uzak bir mesafe konulmasını isterler. Allah, sizi kendi nefsinden sakındırıyor. Allah, kullarına karşı şefkatlidir. Allah ki, sözü doğrudur.
O, vadini yerine getirir. Bu hususta asla hilaf yoktur. Çünkü O, şöyle buyuruyor: «Benim katımda söz değişmez; Ben kullara asla zulmetmem.» (cl-Kaf, 29.)
Dünyada ve ahirette, gizli ve aşikar her hususta ve her zamanda Allah'tan korkun. Çünkü o buyuruyor ki: «Kim Allah'ın buyruğuna karşı . gelmekten sakınırsa O, onun kötülüklerini örter, ecrini büyültür. » (et- Talâk, 5.)
«Kim Allah'ın buyruğuna karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz büyük bir kurtuluşa ermiş olur.»
Allah'a karşı gelmekten sakınmak, insanı Allah'ın gazabına, azabına ve öfkesine karşı korur. Allah'a karşı gelmekten sakınmak, insanın yüzünü ağartır, Rabbi hoşnud kılar, kişinin derecesini de yüksel Ur.
Payınızı alın. Allah'ın hukuku hususunda ifrata gitmeyin. Allah, size kitabını öğretmiş, yolunu göstermiştir ki, sadıklarla yalancıları bilsin. Allah, size nasıl ihsanda bulunduysa, siz de ihsanda bulunun ve iyilik yapın. Onun, düşmanlarına karşı düşmanlık edin. Allah yolunda hakkıyla cihad edin. O, sizleri seçti. Ve sizleri, Müslümanlar olarak adlandırdı ki helak olanlar bir beyyineye dayalı olarak helak olsun, yaşayanlar da bir beyyineye (delile) dayalı olarak yaşasınlar. Güç ve kuvvet, Allah indir. Allah'ı, çokça zikredin. Ölüm sonrası için çalışın. Kendisiyle Allah'ın arasım düzelten kimsenin, insanlarla kendisi arasındaki ilişkiler kendiliğinden düzelir. Çünkü Allah, insanlara hükmeder. İnsanlar, ona hükmedemezler. O, insanlara maliktir. İnsanlar, O'na malik olamazlar. Allah, herşeyden daha büyüktür. Güç ve kuvvet, yücelik ve ululuk Allah'a aittir."
Beyhakî, Hz. Peygamberin Medine'ye geldiğinde irad ettiği ilk hutbeden bahsederken, Ebu Seleme b. Abdurrahman b. Avfın şöyle dediğini rivayet eder: Rasûlullah (s.a.v.), Medine'de ilk olarak şu hutbeyi irad etti: Cemaat huzurunda ayağa kalkıp Allah'a layıkıyla hamd-ü senada bulunduktan sonra şöyle buyurdu:
«Ey insanlar, kendiniz için birşeyler hazırlayın. Allah'a yemin ederim ki, ayılacaksınız. Sonra sürünüzü çobansız olarak bırakacaksınız. Sonra Rabbiniz tercümansız ve perdesiz diyecek ki:
"Rasûlüm, size tebliğ etmedi mi? Size mal vermedim mi, ihsanda bulunmadım mı? Kendinize ne hazırladınız?"
Fakat insan sağına ve soluna bakar, birşey göremez. Sonra önüne bakar, Cehennem'den başka birşey göremez. Madem böyle olacak, kendisini ateşten korumaya gücü olan, bir hurmanın yansıyla da olsa bunu yapsın. Bunu bulamayan kimse, güzel bir söz söyleyerek bunu yapsın. Çünkü onun sebebiyle iyilikler, on mislinden 700 misline kadar mükafatlandırılır. Selam ve Allah'ın rahmetiyle bereketi, Rasûlullah'm üzerine olsun.»
Rasûlullah (s.a.v.), bir başka defasında da şu hutbeyi irad etmişti: «Hamd, Allah'a mahsustur. O'na, hamdederim. Ve O'ndan yardım dilerim. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah, kime doğru yolu gösterirse, onu sapıklıkta bırakacak kimse yoktur. Kimi de sapıklıkta bırakırsa, onu doğru yola iletecek yoktur. Şahadet ederim ki, Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Yalnız O vardır. O'nun ortağı yoktur. Sözlerin en güzeli, yüce Allah'ın kitabıdır. Allah'ın, kalbinde o kelamı güzel gösterdiği ve küfürden sonra İslâm'a getirdiği ve o kelamı, insanların sözlerine tercih eden kişi kurtulmuştur. O, sözün en güzeli ve en beliğidir. Allah'ın sevdiğini seviniz. Allah'ı, bütün kalbinizle seviniz. Allah'ın kelamından ve zikrinden bıkmayınız. Kalbleriniz, O'na karşı katı kalmasın. Çünkü Allah, yaratıklarından ve insanlardan seçer. Allah, seçtiği amelleri, seçtiği kulları, sözün iyisini ve insanlara kıldığı her haram ile helali zikretmiş ,ismi-ni belirlemiştir. O halde Allah'a ibadet edin. O'na, hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ve O'ndan hakkıyla sakınıp takvalı olun. Ağızlarınızla söylediğiniz şeylerin iyisi ile Allah'a doğru söz söyleyin. Ve ilahi bir ruhla birbirinizi sevin. Allah, ahdinin bozulmasına gazaplamr. Allah'ın selamı, rahmet ve bereketleri üzerinize olsun.»

