Bu gazve, hicretin ikinci senesinin zilhicce ayında yapılmıştır ki, buna Karkaratü'1-Kedr gazvesi denir.
Süheylî dedi ki: "Karkara", düz araziye denir. Kedr ise, renginde bulanıklık bulunan bir kuşun adıdır.
îbn İshak dedi ki: Muhammed b. Cafer b. Zübeyr ile Yezid b. Ruman ve kendilerini yalancılıkla itham edemiyeceğim bazı kimseler, Ensâr'm en bilgilisi olan Abdullah b. Ka'b b. Malik'in şöyle dediğini bana naklettiler: Ebu Süfyan, Mekke'ye döndüğü ve hezimete uğrayan Kureyş kavmi de Bedir'den döndüğü zaman, cünüplükten ötürü başına su deydirme-meye yemin etti. Muhammed'le savaşmcaya kadar yıkanmamaya and içti.
Bunun üzerine 200 Kureyşli süvari ile birlikte -yeminini yerine getirmek için- yola çıktı ve yüksek yerlerden yola devam etti. Medine'den bir berid yada buna yakın bir mesafe ötede Seyb denilen bir dağa doğru kazılmış bir çukurun başına gelip durdu.Orada mola verdi. Sonra geceleyin yola çıktı ve gece karanlığı içinde Beni Nadir'e geldi. Hüyey b. Ah-tab'a uğradı. Kapısını çaldı. O ise, kapısını açmaya yanaşmadı ve korktu. Bunun üzerine oradan ayrılarak Sellam b. Mişkem'e doğru gitti. Bu Sellam, o zaman Beni Nadir'in lideri ve ihtiyaç anında kullanılmak üzere topladıkları mallarının bakıcısı idi. Ondan izin istedi. O da izin verdi. Ona yedirip içirdikten sonra halkın haberlerine dair gizledikleri sırları ona bildirdi. Sonra gecenin sonlarına doğru çıkıp arkadaşlarına gitti. Kureyş'ten bir takım adamları Medine'ye gönderdi. Onlar da oraya yakın bir yere geldiler. Ve bir hurmalıktaki bazı hurma ağaçlarım yaktılar. Orada Ensâr'dan bir adamı ve onun bir müttefikini kendilerine mahsus ekili bir tarlada bulunca Öldürdüler. Sonra dönüp oradan ayrıldılar. Medine halkı durumlarını etrafa bildirdiler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), onları aramaya çıktı. Medine'de İbn Hişam'ui ifadesine göre- yerine vali olarak Ebu Lü^abe Beşir b. Abdi'l-Münzir'i bıraktı.
'İbn İshak dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Karkaratü'1-Kedre ulaştı. Sonra geri döndü. Ebu Süfyan ve adamları kaçıp kurtulmuşlardı. Rasûlullah (s.a.v.)'m ashabı orada birçok azık buldular. Müşrikler yüklerini hafifletip kaçabilmek için oraya bırakmışlardı. Bıraktıkları azığın çoğunluğunu kavrulmuş un oluşturuyordu. Bu sebeple o gazveye, kavrulmuş un gazvesi manasına gelen Gazvetü'1-Sevik adı verildi.
Müslümanlar:
- Ya Rasûlallah, bunun bizim için bir gazve olmasını arzulamıyor musun? diye sordular. O da:
- Evet, diye cevap verdi.
İbn îshak dedi ki: Ebu Süfyan, bu iş için Sellam b. Mişkem adındaki Yahudiyi övüp şöyle demişti: "Ben Medine'den bir kimseyi müttefiklik için seçtim ve pişmanda olmadım. Kınanacak bir duruma da düşmedim.
Sellam b. Mişkem bana, hemen bir konuk sofrası olarak Kümeyt ve Mudame denilen şarabı kana kana içirdi.
Ordu geri döndüğünde tabii ona sıkıntı verecek değilim ya!
Dedim ki: İzzet ve ganimetle sana müjde olsun!
Düşün, çünkü kavim halistir ve onlar Lüeyy'in süzülmüşleridirler.
Cürhüm'ün karışıkları değillerdir.
Gecenin bir yansında binekli kişi, ihtiyaç ve yokluk izhar etmeksizin koşarak geldi."

